Gönderen Konu: Takibin Açılmamış Sayılmasına Yetkisiz İcra Dairesinin Bağlı Bulunduğu Mahkemece Karar Verilir  (Okunma sayısı 738 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 1748
  • Tşk.Sayısı: 108
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
    • Haykır
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

12. Hukuk Dairesi         2017/5484 E.  ,  2017/11240 K.



"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlu vekili icra mahkemesine yaptığı başvuruda, .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/800 Esas 2012/766 Karar sayılı dosyasında, icra dairesinin yetkisine ilişkin yapmış oldukları itirazın mahkemece kabul edildiğini, bu kararın kesinleşmesine rağmen, alacaklı tarafından, icra dosyasının yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesi talebinin süresinde yapılmadığını dolayısıyla icra takibinin açılmamış sayılması gerektiğinden bahisle ihtiyati haciz kararının, müvekkil yönünden geçerli olmadığından ihtiyati haciz nedeniyle dosyaya yatırılan teminatın iadesi talebinin reddine dair icra müdürlüğü işlemi ile alacaklı tarafından süresinde olmamasına rağmen dosyanın yetkili Pazarcık İcra Müdürlüğü’ne gönderilmesine dair işlemin iptalini talep etmiştir.

Mahkeme, icra müdürlüğünce verilen kararın yasal ve yerinde olduğunu, ileri sürülen şikayetlerin yetkili icra müdürlüğünün bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılabileceğinden bahisle şikayetlerin reddine karar vermiştir.

Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.

Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.

Diğer taraftan İİK'nun 4. maddesi; “İcra ve iflas dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikayetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hakimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hakim tarafından yapılır” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda borçlunun icra mahkemesine başvurusu, ... İcra Müdürlüğü’nün 2012/13121 Esas sayılı dosyasında, icra müdürlüğünce alınan kararlara ilişkin olup, şikayeti incelemeye yetkili ve görevli icra mahkemesi ise, İİK'nun 4. maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı yer icra dairesinin bağlı olduğu yer icra mahkemesidir. Bu yetki kanunu düzenine ilişkin olup kesindir. Öte yandan HMK'nun 20. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisizliğine ilişkin icra mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde alacaklının yetkisiz icra dairesine başvurarak icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi halde HMK'nun 20/1 fıkrasının son cümlesi uyarınca takibin açılmamış sayılmasına yetkisiz icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesince karar verilir. Dolayısıyla mahkemenin “borçlu tarafından ileri sürülen şikayetlerin yetkili icra müdürlüğünün bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılabileceği” gerekçesi ile istemin reddine hükmetmesi yerinde olmadığı gibi mahkemece, borçlunun şikayeti hakkında icra müdürlüğü kararının neden yasal ve yerinde olduğu hususunun tartışılıp gerekçelendirilmemesi de doğru değildir.

O halde mahkemece, borçlunun şikayetlerinin esastan incelenerek, istem hakkında verilecek hükmün dayanakları ile birlikte kararda tartılışılıp gerekçelendirilmek suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun... www.haykir.net

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33