Gönderen Konu: HACZEDİLEN TAŞINIR MALLAR HAKKINDA ALINACAK MUHAFAZA TEDBİRLERİ  (Okunma sayısı 130 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Deniz034

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 581
  • Tşk.Sayısı: 10
  • Cinsiyet: Bay
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

 

HACZEDİLEN TAŞINIR MALLAR HAKKINDA ALINACAK MUHAFAZA TEDBİRLERİ

(İİK. mad. 88)

 

İİK. mad. 88’de; haczedilen taşınır mallar hakkında alınacak olan muhafaza tedbirleri düzenlenmiştir.

 

I- A- Haczedilen şey; a) Para, b) Banknot, c) Hâmiline ait senet, d) Poliçe, e) Cirosu mümkün diğer bir senet, f) Altın, gümüş ve diğer kıymetli şeylerden ise, bunlar doğrudan doğruya icra dairesi tarafından saklanır (muhafaza altına alınır) (İİK. mad. 88/I). Yani bunlar İİK. mad. 9’da öngörülen bankalardan birinin kasasına konur (Yön. mad. 92, 93).

 

Maddede sayılanlardan «banknot» belirli bir altın karşılığını içerir ve istendiği zaman altına çevrilmesi mümkündür. Bugün memleketimizde banknot kullanılmamaktadır.

 

Maddede belirtilen «kıymetli şeyler» doğrudan doğruya icra dairesi tarafından el konulmadıkça, haczedilmiş sayılmazlar. Başka bir deyişle, bunlara icra dairesi tarafından el konulması, haczin geçerlik koşuludur.(1)

 

«Para»nın haczedilmiş olması halinde, icra dairesi, bunu «ödeme» olarak kabul edip, hacizden kaçınamaz. Çünkü, icra memuru, diğer alacaklıların hacze katılmalarını sağlayabilmek için parayı haczetmeli ve İİK’nun 100 ve 101. maddelerindeki sürelerin yani «hacze katılma süreleri»nin geçmesinden sonra, alacaklının paraya çevirme istemini beklemeksizin, haczettiği parayı alacaklıya ödemelidir.(2)

 

Açıklanan bu hükmüyle, İcra ve İflâs Kanunumuz, borçluya ait «kıymetli evraka bağlanmış» hak ve malların haczini, diğer mallarından farklı olarak özel kurallara bağlı tutmuş ve bu senetlerin ancak «el koymak» suretiyle hacizlerinin mümkün olabileceğini belirtmiştir.

 

Başka bir deyişle, senetsiz ya da âdi senetlere bağlı mal ve hakların haczi, bunlardan a) Borçlunun elinde bulunanlar, icra memurunun görmesi ve haciz iradesini açıklamasıyla, b) Borç, emanet, vedia, âriyet veya vekâlet gibi hukuki sebeplerle üçüncü kişilerin elinde bulunanlar ise fiilen görülmesine gerek kalmaksızın, icra memurunun haciz beyanı ve durumun tedbir olarak üçüncü kişilere bildirilmesi ile mümkün iken, kıymetli senetlere bağlı mal, alacak ve hakların haczi, ancak ve ancak a) Borçlu elinde bulunan senetlere İİK. mad. 88/I gereğince el konulması(3) b) üçüncü kişilerde bulunan -örneğin, bankaya tahsile verilmiş- senetler için de, icra memurunun irade açıklamasıyla mümkün olabilmektedir. Üçüncü kişilerde bulunan senetlerin haczi, ayni zamanda üçüncü kişilere bildirilirse de (İİK. mad. 89/I), bu bildirme haciz işleminin bir geçerlik koşulu olmayıp, tedbir niteliğini taşır. İİK. 89’a dayanan ihbar, üçüncü kişilere bildirilmemiş olsa bile haciz, icra memurunun bahis konusu mal ve hakları temsil eden belgeleri belirterek haciz kararı vermesiyle tamamlanmıştır. 89. maddeye dayanan ihbarın yapılmamış olması sadece, bunları borçluya ya da havale ettiği bir kimseye teslim eden iyiniyetli zilyet üçüncü kişileri sorumluluktan kurtarır. Haczedilen bu mal ve hakları üçüncü kişilerden alan ya da aldıran borçlunun İİK. mad. 86 çerçevesinde hukuki ve cezai sorumluluğu, İİK. mad. 89’a göre ihbar yapılmamış olması halinde de vardır.(4)

 

Borçlunun elinde (yanında) bulunan ve haczedilen «para», «hâmiline yazılı senetler», «poliçe ve diğer cirosu mümkün senetler»in haczinin tamamlanmış sayılması için, bunlara doğrudan doğruya icra dairesince el konulmuş olması gereklidir.

 

İİK. mad. 88/I’de sadece «hâmiline ve emre muharrer senetler» belirtildiğinden «nama yazılı senetler»in bu tedbir ve haciz şeklinden hariç tutulduğu izlenimini uyandırmakta ise de, kıymetli evrakı «hakkın senede bağlı olduğu ve senetsiz devir, dermeyan ve tasarrufun mümkün olmadığı senetler» şeklinde tanımlayan TK. 557, 558, 559, 568 inci maddeleri karşısında, aynı tanıma giren «nama yazılı senetler»in haczinin de, hâmiline ve emre yazılı senetler gibi yapılması lâzımdır. Esasen, nama yazılı senetlerin en önemlilerinden biri olan «nama yazılmış hisse senetleri» ciro yoluyla devredilebildiğinden (TK. mad. 416), nama yazılı bu hisselerin de İİK. mad. 88/I ve 89/I rejimine tâbi tutulması mümkündür. Başka bir deyişle nama yazılı kıymetli evrakta da hak, senede kesin olarak bağlı ve kural olarak senetle birlikte olmaksızın hakta, haciz de dahil, tasarruf imkansız olduğundan, nama yazılı senetlere bağlı hakların da haczi; ya, borçlu yanındaki (elindeki) senetlerin fiilen görülerek el konması (İİK. mad. 88/I) ya da mülkiyeti borçluya ait senetleri vedia, rehin, âriyet (hatır senedi) olarak veya vekaleten yahut intifa hakkı sahibi sıfatıyla elinde bulunduran üçüncü kişilerin gıyabında haciz kararı almak ve ayrıca, tedbir niteliğinde bu haczin üçüncü kişiye bildirilmesi suretiyle mümkündür.(5)

 

Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız haciz şekli uygulanan ve kıymetli evraka dahil senetlerin başlıcaları şunlardır:(6)

 

1- Çek, poliçe ve bono’dan ibaret olan kambiyo senetleri(7) (TK. mad. 582, 735),

2- Emre muharrer havaleler (TK. mad. 738, 741) (MK. mad. 930-938)

3- Emre yazılı ödeme vaadi senetleri (TK. 742),

4- Tahviller (TK. mad. 420-433 ve diğer özel kanunla çıkarılanlar)

5- Her türlü faiz ve kâr kuponları (TK. mad. 572, 573 - MK. mad. 915-917)

6- Tasarruf bonoları,

7- Deniz ödüncü senedi (TK. mad. 1163-1169),

8- Sigorta poliçeleri, (TK. mad. 1306, 1314, 1324),

9- İpotekli borç senedi ile irad senedi (MK. mad. 898-929)

10- Rehinli bir alacağı ihdas ve ifade eden varant (TK. mad. 747-760),

11- Taşıma senetleri (TK. mad. 747-760),

12- Konşimento (TK. mad. 1097-1118),

13- Makbuz senedi (TK. mad. 746-760),

14- Hisseli Komandit Şirketlerle, Anonim Şirketlere dair olan hisse senetleri(8) (TK. mad. 411, 412, 419) (TK. mad. 402, 403, 298).

 

Kıymetli evrakın -yukarıda belirtildiği şekilde- 88. madde yerine 89. maddeye göre (yani; fiilen el konularak değil de, senet borçlusu üçüncü kişiye «haciz ihbarnamesi» gönderilerek) haczedilmesi halinde, yapılan bu yasaya aykırı işleme karşı şikayet süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir.(9)

 

II- B- Kıymetli şeyler dışındaki diğer taşınır mallara konulan haczin geçerliliği için, icra memurunun bu mallara fiilen el koymuş olması mutlaka zorunlu değildir. Bunlar, masrafı alacaklıdan peşin alınarak, uygun bir yerde saklanabileceği gibi alacaklı izin verdiği taktirde(10), istendiği zaman verilmek koşulu ile geçici olarak borçlu ya da üçüncü kişinin yanında bırakılabilir (mad. 88/II)(11). Bir görüşe göre(12) «üçüncü kişinin haciz koyduran alacaklı da olabileceği» kabul edilmek gerekir. Yani, «haciz isteminde bulunmuş olan alacaklıya da haczedilen şeyler yediemin olarak bırakılabilir» ise de, uygulamada genellikle bu görüş benimsenmemekte ve haczedilen şeyler ya tarafların dışındaki bir kişiye ya da mümkün olmazsa borçluya teslim edilmektedir.

 

Adalet Bakanlığı, haciz uygulandığı yerde, hacizli malların korunması (saklanması) için «depo» veya «garaj» açmışsa, -veya bu «depo» veya «garaj» Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tarafından açılmış ya da çalıştırılıyor ise (mad. 88/IV)- hacizli mallar burada saklanır (İİK. mad. 88/IV). Bu tür yerlerin çalışma ilkelerini gösteren yönetmelik «Mahcuz Malların Muhafaza Edileceği adalet Bakanlığı Depo ve Garajların Çalışmasına Dair Yönetmelik» ismi ile -13.7.1987 tarihinde- yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.(13)

 

Adalet Bakanlığına ait depo ve garaj bulunmayan yerlerde, alacaklının haczedilen malın borçluda bırakılmasını kabul etmemesi halinde, gideri peşin olarak kendisinden alınarak (İİK. mad. 95) haczedilen mal, üçüncü bir kişiye yediemin olarak teslim edilir.

 

Üçüncü kişinin elinde bulunan taşınır malın haciz edilmesi halinde, Komisyon tarafından hazırlanan metinde yer alan «üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır malların, bu şahıstan alınmayıp, kabulü halinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılacağına» dair olan hüküm, maddenin TBMM’de görüşülmesi sırasında, Adalet Komisyonu’nda «...alacaklının muvafakatı ve...» sözcükleri maddeye eklenerek değiştirilmiş ve bu değişik şekliyle -maalesef- kanunlaşmıştır. Daha sonra, 12.2.2004 tarihli ve 5092 sayılı Kanunla bu madde yeniden Komisyon’un düzenlediği şekle dönüştürülmek istendiyse de, Adalet Komisyonu’nda da benimsenen bu değişiklik, TBMM’de verilen bir önerge ile geri alınmıştır... «Bir taşınır malı elinde bulunduranın, onun maliki sayılacağını» öngören İİK. 97a hükmü ile «taşınır mallarda zilyetliğin mülkiyete karine teşkil ettiğini» öngören MK. 985/I hükmüne ve hayatın olağan akışına aykırı olan bu hükmün en kısa zamanda değiştirilmesi isabetli olacaktır.(13a)

 

III- Yüksek mahkeme, 88. maddenin uygulama alanı ile ilgili olarak;

 

√ «Anonim şirketlerde hisse senedi çıkarılması zorunluluğunu bulunmadığını, hisse senedi çıkarılmış ise bu hisse senetlerin İİK’nun taşınır mallarla ilgili haciz ve muhafaza hükümlerini düzenleyen 88. maddesi uyarınca icra müdürlüğünce haczedilip muhafaza altına alınacağını, hisse senedi çıkarılmamış ise, borçlunun üçüncü kişi nezdinde bulunan ve henüz kıymetli evraka bağlanmamış hisse haklarının İİK’nun 94. maddesi gereğince icra müdürlüğü tarafından mahalline bizzat gidilerek ve pay defterine işlenmek suretiyle haciz işleminin yapılabileceğini»(14)

 

√ «Borçlunun üçüncü kişi bankadaki mevduatının ‘taşınır hükmünde’ olduğunu, bu nedenle bankadaki mevduatın İİK’nun 89. maddesine göre bankaya ‘haciz ihbarnamesi’ gönderilerek veya bankaya ‘haciz müzekkeresi’ yazılarak haczedilebileceğini»(15)

 

√ «Hamiline yazılı senetlerin haczi mümkün olduğundan, borçlunun hamil olarak takibe koyduğu çekler üzerine alacaklı tarafından haciz uygulanabileceğini ve alacaklıya bu senetlerin takibi konusunda icra müdürlüğünce yetki verilebileceğini»(16)

 

√ «İİK’nun 88. maddesine göre yapılan hacze, üçüncü kişinin şikayet hakkının bulunmadığını»(17)

 

√ «Alacaklının muvafakatı olmaması halinde hacizli malın borçlunun elinde bırakılamayacağını»(18)

 

√ «Taşınır malların haczedilmiş sayılabilmesi için, icra dairesinin istediği zaman bu mallara el koyabilmek imkanına sahip olması gerektiğini, ‘fiilen el koyma’ koşulunun para, kıymetli evrak ve altın... vs. gibi malların dışında kalan taşınırlar için gerekli olmadığını, haczi yapan memurun bu mallara hukuken el koymasının yani haczettiği malları alacaklının muvafakatı ile bizzat borçluda bırakması veya bir yediemine teslim etmesini yeterli olduğunu»(19)

 

√ «Haczin ‘belirli bir para alacağının tahsilini sağlamak için borçluya ait mal ve haklara icra memurunun beyanı ile hukuken el konulması’ olduğu; icra memurunun alacaklının onayı bulunmaksızın, paraya çevirme imkanını zorlaştıracak nitelikte bir işlem yapmasının mümkün olmadığının bu nedenle ‘hacizli sicile kayıtlı olduğu ve fiili haciz uygulaması ile alacağın garanti altına alındığı’ gerekçesi ile seferden men kararını kaldıramayacağını»(20)

 

√ «Talimat icra dairesinin görevinin haciz talimatında belirtilen muhafaza işlemini yerine getirmekten ibaret olduğunu, hacizli malların muhafaza altına alınıp alınmayacağı takdirinin asıl icra dairesine ait olduğunu, bunun talimat icra dairesince tartışma konusu yapılamayacağını»(21)

 

√ «Şirketlerce, hisse senedi yerine geçmek üzere çıkarılan ilmühaberlerin -kıymetli evrak sayıldıklarından- İİK’nun 88. maddesine göre -fiilen el konularak- haczedilebileceğini»(22)

 

√ «Yarış atları ile ilgili soy kütüğündeki kayıtlar mülkiyeti belirtmediğinden yarış atları için konulan kaydi hacizlerin geçerli olmadığını, haczin geçerli olabilmesi için yarış atların fiilen haczi gerektiği»(23)

 

√ «Alacaklının muvafakatı olmadıkça hacizli malların teminat karşılığında borçluya teslim edilemeyeceğini»(24)

 

√ «Hacizli taşınır malların muhafaza şekli ile ilgili kararların kesin nitelikte olduğunu»(25)

 

√ «Anonim şirket hisse senetlerinin ‘haciz ihbarnamesi gönderilerek’ İİK. 89’a göre değil ‘fiilen haczi edilip muhafaza altına alınarak İİK. 88’e göre haciz edilebileceğini»(26)

belirtmiştir.

 

IV- 4949 sayılı Kanun ile -maddenin 3. fıkrasına eklenen hükümle- «ticari işletme rehni kapsamındaki taşınırların haciz ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde icra dairesince satılmalarına karar verilmesinden önce muhafaza altına alınmaları önlenerek» işletmenin bütünlüğü korunmak istenmiştir...

 

V- Borçlunun bankada «kiralık bir kasası» varsa, bu kasanın içindekiler nasıl haczedilir? Alacaklı, borçlunun bankadaki kasasını mühürletmemek hakkına sahiptir. Borçluya yapılan bildiriye rağmen, kasanın anahtarını getirmemesi halinde icra memuru, bir çilingir vasıtasıyla kasayı açtırıp, içinden çıkacak şeylere fiilen haciz koyabilir. Yoksa, bankaya İİK. mad. 89’a göre «haciz ihbarnamesi» göndermek suretiyle kasanın içindekileri haczettiremez. Çünkü, banka burada, İİK. anlamında «bir malı ya da müşterinin alacağını elinde bulunduran üçüncü kişi» durumunda değildir.(27) (28)

 

VI- İcra dairesi gerek depo ve garajlarda ve gerekse yediemin olarak kendisine hacizli malın bırakılmış olduğu üçüncü kişilerde saklanıp (muhafaza altına alınıp) da hukuken artık muhafazasına gerek kalmayan taşınır malı, vereceği uygun süre içinde geri almasını ilgililere re’sen bildirir. Verilen süre içinde eşyanın geri alınmaması halinde, icra müdürü, icra mahkemesinden karar alarak -«taşınır mal satışlarına» ilişkin hükümler uyarınca- bunları satar.

 

Satış bedelinden öncelikle «muhafaza ve satış giderleri» ödenir. Artan miktar, İİK. mad. 9 uyarınca saklanır...

 

VII- Taşınır bir mal haczedilip üçüncü bir kişiye «yediemin» olarak bırakılmışsa, bu kişi malı her zaman icra dairesinin emrine hazır durumda bulundurmakla yükümlüdür.

Yediemin, kendisine teslim edilen malları istendiği zaman icra dairesine geri vermek zorundadır.(29) Hacizli malı «kendi kusuru olmaksızın elinden çıkarmış olduğunu» kanıtlayamayan yediemin(30), hacizli malın kıymetini «hükme gerek kalmadan»(31) icra dairesine ödemek zorunda kalır (İİK. mad. 358). Yedieminin ücret istememiş ve kendisine bu nedenle ücret takdir edilmemiş olması, yedieminin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.(32)

 

Hacizli malı istenildiği zaman icra dairesine teslim etmeyen yedieminin bu eylemi aynı zamanda «yedieminlik görevini kötüye kullanma suçu»nu oluşturur (TCK. mad. 289).

 

Yüksek mahkeme, yedieminlik konusu ile ilgili olarak ayrıca;

 

√ «Yediemin ücretinin takdir yetkisinin -İİK. 89 ve 90 uyarınca- icra memuruna ait olduğunu, ücret takdirindeki usulsüzlükler hakkında yedieminin icra mahkemesine başvurarak şikayette bulunabileceğini»(33)

 

√ «Yedieminin haczin kaldırılmasını isteme hakkının bulunmadığını»(34)

 

√ «Gümrükte bulunan malların ardiye ücretinden alacaklının sorumlu olduğunu»(35)

 

√ «Yedieminin, kendisine teslim edilen malları iade edememesi üzerine açılan tazminat davasında, eşyaların yediemine, yediemin olarak teslim edildikleri gün bulundukları durum itibariyle değerleri bilirkişiye tespit ettirilip o değer üzerinden ödetme kararı verilmesi gerekeceği»(36)

 

√ «Haczedilen eşyanın, alacaklının istemi üzerine başka yere götürülürken düşüp kırılmasından alacaklının sorumlu olamayacağını»(37)

 

√ «Haczedilip üçüncü şahsa teslim edilmiş malların kaybolmasından borçlunun sorumlu olmadığını»(38)

 

√ «Yediemin olarak borçluya tevdi edilen hacizli malı borçlunun çalıştıramayacağını»(39)

belirtmiştir...


(1) POSTACIOĞLU, İ. İcra Hukuku Esasları, 1982, s: 305

(2) ÜSTÜNDAĞ, S. İcra Hukukunun Esasları, 2004, s: 154

(3) Bknz: 12. HD. 18.3.2003 T. 2563/5668 - 10.7.1985 T. 13946/7878; 14.4.1970 T. 3381/3404 - İİD. 29.3.1966 T. 3448/3361

(4) DOMANİÇ, H. Kıymetli Evraka Bağlanması Mümkün Hakların Haciz Kabiliyeti (BATİDER, 1970, C: V, S: 4, s: 756) - DOMANİÇ, H. Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, 1990, s: 1033 vd.

(5) DOMANİÇ, H. a.g.m. s: 757 - DOMANİÇ, H. a.g.e. s: 1038 vd.

(6) DOMANİÇ, H. a.g.m. s: 751

(7) Bknz: Yuk. dipn. 3

(8) Bknz: 12. HD. 8.3.2005 T. 351/4722; 1.11.2004 T. 18478/22744 - HGK. 9.12.1967 T. İc. İf. - 515/611

(9) Bknz: İİD. 21.4.1967 T. 3796/3854

(10) Bknz: 12. HD. 26.4.1989 T. 11004/6344

(11) Bknz: 12. HD. 29.11.2002 T. 23718/25610; 22.5.2001 T. 8281/9066 - 19.2.2003 T. 25688/3271

(12) ANSAY, S. Ş. Hukuk, İcra ve İflâs Usulleri, 1960, s: 76

(13) Bknz: RG. 13.7.1987 T. S: 19516 - 26.12.1992 T. S: 21447

(13a) Aynı görüşte: PEKCANITEZ, H./ATALAY, O./ÖZKAN, M.S./ÖZEKES, M. İcra ve İflâs Hukuku, 2. Bası, 2004, s: 159

(14) Bknz: 12. HD. 8.3.2005 T. 351/4722; 1.11.2004 T. 18478/22744; 11.3.2004 T. 606/5526

(15) Bknz: 12. HD. 29.4.2004 T. 6537/10591; 16.2.2001 T. 1313/2890; 27.3.1999 T. 6418/6980

(16) Bknz: 12. HD. 26.2.2004 T. 27164/4066

(17) Bknz: 12. HD. 24.2.2003 T. 708/3322

(18) Bknz: 12. HD. 19.2.2003 T. 25688/3271

(19) Bknz: 12. HD. 29.11.2002 T. 23718/25610; 22.5.2001 T. 8281/9066

(20) Bknz: 12. HD. 5.7.2001 T. 11616/12228

(21) Bknz: 12. HD. 5.6.2000 T. 8766/9262

(22) Bknz: 12. HD. 16.12.1998 T. 13631/14544; 11.4.1995 T. 5747/5411; 17.12.1994 1325/2211

(23) Bknz: 19. HD. 6.2.1997 T. 8698/954

(24) Bknz: 12. HD. 26.4.1989 T. 11004/6344

(25) Bknz: 12. HD. 15.9.1981 T. 5250/6713

(26) Bknz: HGK. 9.12.1967 T. İc. İf. 515/611; İİD. 12.11.1966 T. 8867/11304

(27) YÜKSEL, A. S. Bankacılık Hukuku ve İşletmesi, 1986, s: 180

(28) Karş: KURU, B. İcra ve İflâs Hukuku, 1988, C: 1, s: 771, dipn. 277

(29) Bknz: 12. HD. 7.10.1986 T. 15194/10130; 14.6.1986 T. 451/10458; 20.4.1981 T. 2633/3958

(30) Bknz: 12. HD. 29.9.1986 T. 15251/9663; 5.3.1980 T. 68/2027

(31) Bknz: 12. HD. 18.2.1985 T. 11762/1325; 8.7.1980 T. 4155/5992 - 25.11.1988 T. 11969/14303

(32) Bknz: 12. HD. 16.3.1981 T. 1106/2576

(33) Bknz: 12. HD. 27.10.2003 T. 17419/20907

(34) Bknz: 12. HD. 1.7.2003 T. 11908/15730

(35) Bknz: 12. HD. 27.9.1994 T. 10724/11246

(36) Bknz: 4. HD. 23.12.1986 T. 7713/8511

(37) Bknz: 4. HD. 4.11.1986 T. 6935/7553

(38) Bknz: İİD. 18.12.1969 T. 10527/12190

(39) Bknz: İİD. 2.12.1965 T.

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33