Gönderen Konu: Amme Alacaklarının Korunmasında Rüçhan Hakkı  (Okunma sayısı 3439 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 1770
  • Tşk.Sayısı: 115
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Amme Alacaklarının Korunmasında Rüçhan Hakkı
« : 19 Eylül 2014, 12:19:54 »
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

AMME ALACAKLARININ KORUNMASINDA RÜÇHAN HAKKI
 

I. GİRİŞ

Amme alacaklarının korunmasında rüçhan hakkı, “diğer korunma hükümleri” kapsamında değerlendirilmiş ve düzenlenmiştir. Rüçhan hakkı uygulaması, kamu alacaklarının diğer alacaklara olan rüçhaniyetini göstermektedir. Amme alacağının, kamu hizmetlerinin masraf karşılığı olması bu rüçhanlığın başlıca dayanağıdır. (1)

Bu yazıda amme alacaklarının korunması bakımından rüçhan hakkı uygulaması, irdelenmeye ve açıklanmaya çalışılacaktır.
 
II. TANIM ve ÖNEMİ

Amme alacaklarında rüçhan hakkı, 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 21.maddesinde düzenlenmiştir.

Rüçhan; kelime anlamı olarak öncelik, üstünlük, imtiyaz gibi anlamlara gelmektedir. 6183 sayıllı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) bakımından rüçhaniyet, kamu alacakları dışındaki 3. şahıslara ait alacakların söz konusu olması durumunda amme alacaklarını korumak amacıyla düzenlenmiştir. Bu suretle amme alacakları için paraya çevrilmesinden önce fiilen haciz konulmak şartıyla bir üstün hak tanınmış olmaktadır.

Buna göre amme alacaklarında rüçhan hakkı, üçüncü şahıslara ait alacakların söz konusu olması halinde amme alacağını üstün kılan bir koruma müessesesidir. (2)

III. AMME ALACAKLARINDA RÜÇHAN HAKKININ KONUSU

Rüçhan hakkının kullanılabildiği amme alacaklarında; ihtiyati tahakkukta olduğu gibi belirli nitelikte olan alacakların tayin edilmesi yoluna gidilmemiştir. Bu sebeple rüçhan hakkının kullanımı genel mahiyette olup tüm amme alacakları için geçerli olduğu kabul edilecektir.

III.1. Rüçhan Hakkının Geçerli Olduğu Haller

Rüçhan hakkı, İcra ve İflas Kanunu hükümlerinden bağımsız olarak üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce amme alacağının iştirak edebilmesine imkân sağlamaktadır.

6183 sayılı Kanunun 21.maddesine göre üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve satış bedeli, aralarında garameten paylaştırılır. Garameten taksim satış bedelinin amme alacağı dahil hacze iştirak etmiş tüm alacaklara yetmemesi durumunda söz konusu olabilecektir.

Buna çerçevede satış bedelinin alacakların toplam miktarına yetmemesi halinde satış bedelinin, her bir alacağın toplam alacak içindeki payı ile orantılı (garameten) olarak her bir alacaktan mahsup edilmesi gerekir.

Tahsil dairelerince hacze daha sonra iştirak etmiş olsa dahi amme alacağının diğer alacaklarla aynı ölçüde önemli kabul edilmesi ve hacizden elde edilen hasılatın amme alacağı ve diğer alacaklar arasında bunların toplam içindeki payları dikkate alınarak paylaştırılması amme alacaklarında rüçhan hakkı uygulamasının esasını oluşturmaktadır. (3)

Ancak hacizli malın satış bedelinin tüm alacakları karşılaması halinde; taksimat, garameten (alacağın toplam alacaklar içindeki payı oranında) değil iştirak sırasına göre yapılacaktır.

AATUHK’nun 21.maddesine göre rüçhan hakkı uygulaması, tahsil dairesinin daha önce açılmış bir hacze iştirak etmiş olması durumunda söz konusu olabilecektir. Diğer bir ifade ile haczin tahsil dairesince açıldığı durumlarda sair amme alacaklıları dahil diğer tüm alacaklıların, satılan mal(lar)ın bedelinden amme alacağının haczi yapan amme idaresinin tamamının tahsil etmesinden önce bir pay almaları mümkün değildir. (4)

6183 sayılı Kanunun 21.maddesinde düzenlenen hüküm aşağıdaki gibidir:

“Amme alacaklarında rüçhan hakkı:

Madde 21 – Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur.

(5479 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen cümle. Yürürlük;08.04.2006) Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmü uygulanmaz.

Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Ancak, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.

(5479 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen fıkra. Yürürlük;08.04.2006)Borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulur.”

Yukarıda yağılan açıklamalara göre rüçhan hakkının söz konusu olabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmiş olması gerekir:

a. Haciz üçüncü bir şahıs tarafından açılmış olması,

b. Tahsil dairesince hacze iştirakin üçüncü şahıstan sonra yapılmış olması,

c. Tahsil dairesinin tahsilini sağlamak için hacze iştirak ettiği alacak 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında olması.
 

ÖRNEK

(A) şahsı, 56.000 lira alacağı için (B) şahsının malları üzerinde haciz yaptırmıştır. (A) tahsil dairesi de 6183 sayılı Kanun kapsamındaki 154.000 lira amme alacağı için (B) şahsının malları üzerindeki hacze sonradan iştirak etmiştir. Haczedilen mallar, 90.000 liraya satılmıştır.
 
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde haczedilen malların paraya çevrilmesinden amme alacağına düşen pay şu şekilde hesaplanacaktır:

Tahsil Edilecek Amme Alacağı

= (Toplam Amme Alacağı/Hacze İştirak Eden Topl.Borç) * Topl.Satış Bedeli

= (154.000/(56.000+154.000))*90.000

= (154.000/210.000)*90.000

= 65.999,99 lira

Eğer toplam satış bedeli 220.000 lira olsaydı; garameten taksim yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktı.

III.2. Genel Bütçeye Gelir Kaydedilen Amme Alacaklarında Durum

5479 sayılı yasa (5) ile AATUHK’nun 21.maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen hükme göre "Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmü uygulanmaz."

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268.maddesine göre;

“261.maddeye göre ihtiyaten haczedilen mallar haciz yolu ile takip hükümlerine göre icrai hacze inkılap etmezden evvel bir diğer alacaklı tarafından haczedilirse, ihtiyati haciz sahibi bu hacze kendiliğinden ve muvakkaten iştirak eder. Rehinden önce ihtiyati veya icrai haciz bulunması halinde amme alacağı dahil hiçbir haciz rehinden önceki hacze iştirak edemez.

İhtiyati haciz masrafları satış tutarından alınır.

İhtiyati haciz diğer rüçhan hakkını vermez.”

Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca haczedilen mal üzerine rehin konulmuş olsa bile söz konusu amme alacakları hacze iştirak ederse satış bedeli de rehinli alacaklarla birlikte garameten taksim olunacağı, bu düzenleme ile genel bütçeye giren ve madde metninde sayılan alacakların, rehinli alacaklar ile eşit duruma getirildiği ifade edilmiştir.

Yukarıda belirtilen madde hükümlerine göre genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları, bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde; ihtiyati haciz sahibi amme alackalıları bu hacze kendiliğinden ve muvakkaten iştirak etme söz konusu olmayacak; bu amme alacakları, rehinli alacaklar ile eşit kabul edilecektir. Dolayısıyla hacizli mal(lar)ın satış bedeli rehinli alacaklarla beraber garamaten (payları oranında) dağıtılacaktır

III.3. Rehinli Alacaklarda Rüçhan Hakkı

Rüçhaniyet uygulaması ile amme alacaklarına bir imtiyazlık ve öncelik statüsü kazandırılmış olmaktadır. Ancak 6183 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkra hükmü ile bu hususta bir istisna düzenlenmiştir.

Anılan fıkra hükmüne göre rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Yani rehinli alacakların mevcut bulunması halinde amme alacağı, rehinli alacak mahsup edildikten sonra tahsil edilebilir. Diğer bir ifade ile garameten taksim rehinli alacak mahsubundan sonra bakiye satış bedeli bulunması durumunda yapılacaktır.

Ancak üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar üzerinde rehin olsa dahi gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan önce gelir. (AATUHK madde 21/2.f) Ancak önceki bölümde de açıklandığı üzere mahiyeti ne olursa olsun genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca haczedilen mal üzerine rehin konulmuş olsa bile söz konusu amme alacaklarının hacze iştirak etmesi durumunda satış bedeli rehinli alacaklarla birlikte garameten taksim olunacaktır.

Medeni Kanunun taşınır rehninin anlatıldığı üçüncü bölümünün Rehnin hükümleri kısmının “Alacaklının hakkı” başlıklı 946.maddesine göre “Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir. Rehin hakkı, alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini sağlar.”

Buna göre rehin hakkının kapsamına asıl alacak ile birlikte sözleşme faizleri, takip giderleri ve gecikme faizi de girmektedir. Dolayısıyla bu alacaklar da rehin kapsamında değerlendirilecek ve bu alacaklar da düşüldükten sonra amme alacağının rüçhaniyeti söz konusu olabilecektir. (6)

III.4. Borçlunun İflası, Mirasın Reddi Ve Terekenin Resmi Tasfiyeye Tabi Tutulması Hallerinde Rüçhaniyet (7)

AATUHK’nun 21.maddesinin son fıkrasında düzenlenen hükme göre borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206.maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulur.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206.maddesine göre alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan (taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler) alınması lazım gelen resim ve vergi o akar veya eşya bedelinden istifa olunduktan sonra rüçhan hakları vardır.

İcra ve İflas Kanununun aynı maddesindeki “Teminatlı olup da rehinle kapatılmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur.” hükmü ile altı (6) sıra düzenlenmiştir.

Söz konusu düzenlemenin ilk üç sırası aşağıdaki şekilde hükme bağlanmıştır:
 
Birinci sıra:

A. İflasın açılmasından evvelki bir yıl için hizmetçi ücretleri;

B. İflasın açılmasından evvelki bir yıl için yazıhanenin memur, katip ve müstahdemleri ile müessesede daimi çalışan memur ve müstahdemlerin ücretleri;

C. İflasın açılmasından evvelki bir yıl için gündelik veya parça üzerine çalışan fabrika işçileri ile sair işçilerin kanun ve sözleşmelerden doğan ücret ve para ile ölçülebilen hak ve menfaatleri;

D. Cenaze masrafları;

E. İlama müstenid ve paylaştırmaya kadar işleyecek karı, koca ve çocuk nafakaları;

F. İşçi ihbar ve kıdem tazminatları.


İkinci sıra:

A. Vesayet ve velayet hasebiyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu yüzden alacakları;

Ancak bu alacaklar iflas, vesayet veya velayeti devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden sene içinde açılırsa imtiyazlı olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam eylediği müddet hesaba katılmaz. Borçlunun vesayet dairesi azası sıfatıyla mesuliyetinden doğan alacaklar vesayetten doğan alacaklar gibidir. Yalnız yukarıda zikrolunan müddetle tahdit, burada cari değildir.

B. Patronların, müstahdem ve işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve hükmi şahsiyet kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları.


Üçüncü sıra:

İflasın açılmasından bir evvelki yıl için hükümet tarafından ruhsatnameli doktor, eczacı ve ebelerin alacakları ve borçlu ile ailesi efradının tedavi ve bakım masrafları, acentaların iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde acentalık mukavelesinden doğmuş olan alacakları.
 
Buna göre amme borçlusunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206.maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulacaktır.


DİP NOTLAR
(1) 6183 sayılı AATUHK 21.madde gerekçesi
(2) Ahmet GÜZEL, Muharrem ÖZDEMİR, Amme Alacakları Tahsil Usul ve Esasları, Nobel Kitabevi, 2007, s. 41
(3) İNAM Burak, Vergi Alacağının İdarece Cebren Tahsili İle İlgili Diğer Korunma Hükümleri : Rüçhan Hakkının Kullanılması, İptal Davası Açılması Vb, www.vergidegundem.com
(4) Ahmet GÜZEL, Muharrem ÖZDEMİR, Amme Alacakları Tahsil Usul ve Esasları, Nobel Kitabevi, 2007, s. 41
(5) 08.04.2006 tarih ve 26133 sayılı RG’de yayımlanmıştır.
(6) Ahmet GÜZEL, Muharrem ÖZDEMİR, Amme Alacakları Tahsil Usul ve Esasları, Nobel Kitabevi, 2007, s. 43
(7) “İflaı, Mirasın Reddi Ve Terekenin Resmi Tasfiyeye Tabi Tutulması” kavramlarıyla ilgili daha fazla bilgi için bknz: Ahmet GÜZEL, Muharrem ÖZDEMİR, Amme Alacakları Tahsil Usul ve Esasları, Nobel Kitabevi, 2007, sayfa. 43,44
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33