Gönderen Konu: Müvekkilin Ölümü Halinde Vekalet Ücreti •  (Okunma sayısı 3352 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Deniz034

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 976
  • Tşk.Sayısı: 17
  • Cinsiyet: Bay
Müvekkilin Ölümü Halinde Vekalet Ücreti •
« : 26 Mart 2017, 21:59:09 »
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas





Müvekkilin Ölümü Halinde Vekalet Ücreti •
mahkeme kararı ile lehime vekalet ücretine hükmedildi.ancak müvekkilin ölmesi nedeni ile vekalet ücretini icraya kendi adıma koydum.borçlu vekili de takibin iptalini istedi.İlamdaki vekalet ücretinin avukat tarafından kendi adına icraya konulabileceğine dair bir karar var

4. Hukuk Dairesi 1971/12378 E, 1971/1776 K.

MÜVEKKİLİN ÖLÜMÜ
AVUKATIN ÜCRETİ

"Özet"

MÜVEKKİLİN ÖLÜMÜ İLE VEKÂLETİN SONA ERMESİ HALİNDE AVUKAT YETKİSİNİN SONA ERDİĞİ GÜNE KADAR HARCADIĞI EMEĞE GÖRE ÜCRETE HAK KAZANIR.

"İçtihat Metni"

Davacıların miras bırakanı, davalıya ait bir davanın kovuşturulmasını avukat olarak üzerine alınış ve açtığı dava karara bağlanmıştır. Ancak karar tebliğe verilmeden ve hüküm kesinleşmeden davacıların miras bırakanı ölmüştür. Borçlar Yasasının 397. maddesi uyarınca vekilin ölümü ile vekâlet sona erer, davacıların miras bırakanın vekil sıfatıyla açtığı davanın karara bağlanması yeterli olmayıp, ücretin tamamına hak kazanabilmek için verilen kararın kesinleşmesi gerekir. Vekil kesin hüküm elde edinceye kadar yapılması gereken işlemleri yerine getirmekle yükümlüdür. O halde miras bırakanı ücretin tamamına hak kazanmadığı bir dönemde öldüğüne ve ölümle vekâlet sona erdiğine göre mahkemenin avukatın ölüm gününe kadar sarf ettiği emek ve hüküm kesinleşinceye kadar normal olarak sarfetmesi gereken emeği gözeterek ölünceye kadar sarf edilen emeğin kesinleşme gününe kadar sarf edilmesi gereken emeğin yüzde kaçı olduğunun bilirkişiye tespit ettirilmesi ve tespit edilecek bu yüzde tutarına hükmetmesi gerektir (Y. 4. HD. 21.12.1971 T.6979 E. - 10771 K.).

2- Davacı, davalıların miras bırakanına ait davaları koğuşturmak üzere miras bırakanla ücret sözleşmesi yapmış ve onun verdiği vekâlet uyarınca bu davaları koğuşturmakta iken miras bırakanı ölmüştür. Mirasçılar davacıya vekâlet vermemişlerdir. Davacı bu nedenle sözleşme ile tespit edilen beş bin lira avukatlık parasının ödetilmesini istemiş ve mahkemece bu isteğe hükmedilmiştir. Vekâlet sözleşmesi karşılıklı yükümlülükleri kapsayan bir sözleşme olup vekil bu sözleşme ile üzerine aldığı işi yerine getirmek, müvekkil de buna karşılık belli bir ücret ödeme borçlarını yükümlenmişlerdir. Vekile ayrı bir vekâletname verilmesi ve ücret ayrı bir belge düzenlenmesi için bu niteliğini değiştirmez. Borçlar Yasasının 397. maddesi hükmü uyarınca hilafı sözleşmede kararlaştırılmadıkça ve işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekâlet gerek vekilin ve gerek müvekkilin işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekâlet gerek vekilin ve gerek müvekkilin ölümüyle son bulur. Olay gününde yürürlükte bulunan 3499 sayılı Avukatlık Yasasının 30. maddesinin son fıkrası gereğince, müvekkilin ölümü halinde, avukat durumu mirasçılara veya onların yerine geçenlere bildirmeye ve alacağı yeni talimata kadar mirasçıların haklarını temsil ve savunmaya zorunludur. Bu hükümlerin birlikte incelenmesinde müvekkilin ölümünden sonra mirasçılarını vekile yeniden vekâletname vermek zorunluğunda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı mirasçılar bu esasa uygun olarak davacıya vekâlet vermemişlerdir. Bu durumda miras bırakanla davacı arasında yapılan sözleşmenin miras bırakanın ölüm gününe kadar davacı avukatın katlandığı emeğin tespiti gerekir. O halde mahkemece davacının sözleşmede yazılı beş bin liralık işin ne kadarını yerine getirdiği bilirkişi aracılığı ile tespit olunarak 5.000 liradan yapıldığı tespit olunacak iş tutarına hükmedilmesi gerekir.

13. Hukuk Dairesi 1995/10080 E, 1994/10770 K.

VEKİLİN YAPTIĞI TAHSİLAT
MÜVEKKİLİN ÖLÜMÜ
MİRASÇILARDAN BİRİNE ÖDEME
BORÇLAR KANUNU M. 148/3

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı. davalı avukatın İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 1991/6742 esas sayılı dosyasında yaptığı tahsilattan hissesine düşen 28.085.000 liranın davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı ise davacının babasının vekili olarak bir çok takip dosyasına baktığını, bunlar için bir ücret ve masraf almadığını sonunda tahsil ettiği paradan kendi alacağını çıktıktan sonra bakiye 75.000.000 TL.nı müteveffanın oğlu ve davacının kardeşi Ö.B ödediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulü ile 28.035.000 liranın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz olunmuştur.

Davalı davacının murisi ve babası Abdüssamet Bal’ın vekilidir. Aynı zamanda 17.11.1992 günlü vekaletname ile davacı tarafından da vekil tayin edilmiştir. Davalı savunmasında takip ettiği icra dosyalarını belirtip bunlar için masraf ve vekalet ücreti almadığını dava konusu dosyada tahsil ettiği 112.143.000 TL.ndan masraf ve kendi vekalet ücretini mahsup ettikten sonra bakiye 75.000.000 TL.nı bu işi kendisine getiren mirasçı ve aynı zamanda davacının kardeşi Ömer Bal’a ödeyip makbuz aldığını savunmuştur. Müteveffanın ölüm tarihi mevcut veraset ilamına göre 3.8.1992 icra dosyasından paranın tahsili ise 11.5.1993’dür. Yani tahsilat Abdüssamet Bal’ın ölümünden sonra yapılmıştır. Bu durumda davacı da dahil 4 mirasçı müteselsil alacaklıdırlar. BK. 148. maddesinin 3. fıkrasında "müteselsil alacaklılardan birine vaki tediye ile borçlu bütün alacaklılara karşı beri olur" hükmü mevcuttur. Sözü edilen bu hüküm karşısında davalının bu konuya ait delil ve davacının karşı delilleri araştırılıp sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken mahkemece bu hususun gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Diğer taraftan davalı avukat, murise vekaletinden dolayı ücret alacağı varsa bunu borcundan mahsup etme hakkına sahiptir. Bu yön araştırılıp ücret alacağı yani vekil ile müvekkil arasındaki ücret alacağı araştırılıp, icra dosyasında karşı tarafa yükletilen vekalet ücreti de ayrıca gözönünde tutulmak suretiyle bu husustaki davalı alacağı mahsup edildikten sonra bakiyesinden davacı payına isabet eden miktar kalır ise ona hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de bozma nedenidir. Karar bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olup bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.12.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HD 12 <> E: 2003/12425 <> K: 2003/15098 <> T: 24.06.2003

* VEKALET ÜCRETİ
* ŞİKAYET
* İCRA İNKAR TAZMİNATI
* İLAMLI İCRA TAKİBİ

Takip yapan alacaklı avukatın söz konusu ilamlarda hükmedilen vekalet ücretleri yönünden takip yapmasına Avukatlık Kanunun 164. maddesi imkan vermemektedir. Bu hak ilamın alacaklılarına aittir. Açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilip, takibin iptali gerekir iken, reddi yolunda hüküm tesis edilmesi yanlış olduğu gibi, kabule göre de İİK.nun 33. maddesinde itirazın reddi halinde icra inkar tazminatına mahkum edileceği konusunda bir ibare de bulunmadığından, borçlu bakanlığın inkar tazminatına mahkum edilmesi de doğru görülmemiştir.

(2004 s. İİK. m. 16, 33) (1136 s. AK. m. 164)

YARGITAY İLAMI

Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

İlgili ilamlarda mahkemece hükmedilen avukatlık ücretlerinin davalı idareden alınıp, davacılara verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Takip yapan alacaklı avukatın söz konusu ilamlarda hükmedilen vekalet ücretleri yönünden takip yapmasına Avukatlık Kanunun 164. maddesi imkan vermemektedir. Bu hak ilamın alacaklılarına aittir. Açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilip, takibin iptali gerekir iken, reddi yolunda hüküm tesis edilmesi yanlış olduğu gibi, kabule göre de İİK.nun 33. maddesinde itirazın reddi halinde icra inkar tazminatına mahkum edileceği konusunda bir ibare de bulunmadığından, borçlu bakanlığın inkar tazminatına mahkum edilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24.6.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/33266
K. 2011/14524
T. 4.7.2011
• AVUKATLIK ÜCRETİ ( Yargılama Gideri Olarak Hükmolunan Avukatlık Ücretinin Taraflar Arasında Geçerli Olduğu Ödenmeyen Avuktalık Ücretinin Tahsilinin Asil Adına Takibe Konulması Gereği - Vekil Vasıtasıyla Tahsili İçin Yapılan İcra Takibinde Vekalet Ücreti Ödenmesini Engelleyen Bir Düzenleme Bulunmadığı )
• AVUKATLIK ÜCRETİNİN İCRA TAKİBİYLE TAHSİLİ ( Vekil Vasıtasıyla Tahsili İçin Yapılan İcra Takibinde Vekalet Ücreti Ödenmesi Gereği - Ödenmeyen Avuktalık Ücretinin Tahsilinin Asil Adına Takibe Konulması Gereği )
• YARGILAMA GİDERİ OLARAK VEKALET ÜCRETİ ( Yargılamanın Tarafları Arasında Geçerli Olduğu - Avukatlık Ücretinin Avukata Ait Olduğu Düzenlemesinin Vekil ile Müvekkil Arasında Çıkacak ve İç İlişkiden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar Hakkında Geçerli Olduğu )
1086/m. 423/6, 424
2004/m. 138
1136/m. 164
ÖZET : Yargılama gideri olarak hükmolunan avukatlık ücreti, ancak yargılamanın tarafları arasında geçerlidir. Ayrıca,Avukatlık Yasası'nda yer alan "... dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." hükmü vekil ile müvekkil arasında çıkacak ve iç ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenleme amacına yöneliktir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İ.İ.K.nun 138/3. maddesi gereğince ( vekil vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın icra müdürü tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir ).

H.U.M.K.nun 423/6. maddesinde avukatlık ücreti, yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Aynı yasanın 424. maddesinde de yargılama gideri olarak hükmolunan avukatlık ücretinin, ancak yargılamanın tarafları arasında geçerli olacağı belirtilmiştir. Ayrıca, 1136 Sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde: "... dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm vekil ile müvekkil arasında çıkacak ve iç ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenlemek amacıyla öngörülmüştür. ( HGK.nun 7.4.2004 tarih ve 2004/12-213 Esas, 2004/215 Karar sayılı kararı )

Somut olayda ilamın davacısı lehine hükmedilen ücreti vekaletin avukata ait olduğu tartışmasız ise de, yukarda açıklanan gerekçelerle ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsili, ancak asil adına takibe konabilir, icra takibi de vekil vasıtasıyla yapıldığına göre alacaklı yararına İ.İ.K.nun 138. maddesi uyarınca avukatlık ücreti hesaplanacağından, icra takibinde, icra vekalet ücreti istenmesinde yasaya aykırılık yoktur. Öte yandan, vekalet ücretinin vekil vasıtasıyla tahsili için yapılan icra takibinde icra vekalet ücreti verilmeyeceğine ilişkin yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Yapılan bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler karşısında, mahkemece icra vekalet ücreti talebine yönelik şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir. Öte yandan Mahkemece icra emrinde asıl alacağın işlemiş faizine faiz ( faize faiz ) talep edilmediği için bu yöne ilişkin şikayetin de reddine karar verilmeli, ancak faiz dışındaki alacaklar için takip tarihinden sonra %9 orandan az olmamak üzere istenen yasal faizin 3095 Sayılı Kanunun 1. maddesi hükmüne göre %9 ve değişen oranlarda yasal faiz oranlarının uygulanması gerektiğine işaret edilerek icra emrinin düzeltilmesi ile yetinilmelidir. O halde mahkemece, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ). 4.7.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/21102
K. 2010/2813
T. 11.2.2010
• VEKALET ÜCRETİNE TEKRAR İCRA VEKALET ÜCRETİ TALEP EDİLMESİ ( İlamlı İcrada Hükmedilen Vekalet Ücretinin İcraya Konduğu/İcraya Konulan Vekalet Ücretine Tekrar İcra Vekalet Ücreti Talep Edilmesinin Hukuki Dayanaktan Yoksun Olacağı )
• TARAF SIFATININ BULUNMAMASI ( İcra Emrinde Borçlu Olarak Vekilin de Yer Aldığı/Vekile de Davetiye Çıkartıldığı - Şikayet Davasının Tarafı Vekil Olmadığı İçin Taraf Yokluğu Sebebiyle Karar Verilemeyeceği )
• ŞİKAYET DAVASI ( İlamdaki Alacağın Tahsili İçin İcra Takibi Yapıldığı/İcra Emrinde Vekalet Ücretine Tekrar İcra Vekalet Ücreti Yürütülemeyeceği - İcra Vekaleti Ücretinin ve Vekalet Ücreti Talebi Yönünden İcra Emrinin İptal Edileceği )
• İCRA EMRİNDE BORÇLU TARAF OLARAK VEKİLİN YAZILMASI ( Borçlu Kısmında İlamdaki Vekilin 2. Sırada Yer Aldığı - Şikayet Davasında Vekil Taraf Olmadığı İçin Taraf Sıfatı Yokluğundan Talebin Reddedileceği )
2004/m. 16
1136/m. 164
ÖZET : Davacı vekili, taraflarına tebliğ edilen icra emrinde esas alacağın icra masrafları faiz, icra vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiğini, vekalet ücretine tekrar icra vekalet ücreti talep edilmesinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, bu bahisle icra emrine itirazının kabulünü talep etmiştir. İlamdaki vekalet ücreti icraya konulduğu için vekalet ücretine tekrar vekalet ücreti talep edilemeyeceğinden vekalet ücretinin, vekalet ücreti talebi yönünden icra emrinin iptaline karar verilmiştir. İcra emrinde borçlu kısmında 2. numarada ilamdaki vekilin isminin yazıldığı ve adına ayrı davetiye çıkarıldığı da şikayet konusu olsa da dava Sağlık Bakanlığı adına açıldığı için Sağlık Bakanlığı’nın avukat adına dava açmakta taraf sıfatı bulunmadığı için talebi reddedilmelidir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Temyiz edenin sıfatına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre,

SONUÇ : Yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, harç alınmasına yer olmadığına, 11.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

 
''Adalet suçu suçluyu değil, sonuna kadar masumiyeti aramaktır''

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32