Gönderen Konu: Haricen Tahsil Durumunda Harcın Alacaklıdan Tahsil Edilebileceği  (Okunma sayısı 205 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2483
  • Tşk.Sayısı: 140
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas



T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
                                                                           

ESAS NO   : 2019/4667
KARAR NO   : 2020/2171   


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 

Alacaklı icra mahkemesine başvurusunda; borcun itiraz edilmeyen kısmının haricen ödenmesi nedeniyle, borçlu tarafından kabul edilen kısmın ferilerinin hesaplanması yönündeki taleplerinin icra müdürlüğünce reddedilerek, tahsil harcının alacaklı tarafça ödemesine ve 15 gün içinde ödenmediği takdirde  vergi dairesine alacaklı adına harç tahsil müzekkeresi yazılmasına dair icra müdürlüğünün 08/12/2017 tarihli  işlemin iptalini talep etmiş, mahkemece, şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararın alacaklı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile, şikayetin kabulüne, 08/12/2017 tarihli  müdürlük kararının  iptaline karar verildiği görülmüştür.           

Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta  haksız çıkan tarafa  yükletilir. Harç yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da  bu amaca yönelik  olduğundan alacaklıya ödeme sırasında  alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra kalan miktar üzerinden alacaklıdan tahsil olunur. 492 sayılı Harçlar Kanununda harcın ödeme zamanı matrahı  miktarı belirlenmiştir. Nitekim Harçlar Kanununun 28/b maddesinde icra takiplerinde tahsil harcı alacağın ödenmesi  sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden  itibaren 15 gün  içinde  ödeneceği  hüküm altına  alınmıştır. Keza Harçlar Kanunun 32. maddesinde ise harcın mükellefi alacaklı olmasa dahi müteakip işlemleri yaptırmak için ilgilisi tarafından ödenmeyen harç diğer taraf ödeyerek bilahere sorumlusundan tahsili etmek koşulu ile işleme devam olunacağı açıklanmıştır. Keza  Harçlar Kanununun 128. maddesi gereğince gerekli harçların tamamı alınmadan işlem yapan memurlar harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumlu olurlar. Ne varki anılan yasanın 130. maddesi ise bu kanunda ödemeleri için belli  bir süre  belirlenmiş harçlar süresi  içinde ödenmemiş ise ilgilileri tarafından sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde müzekkere ile o yerin ilgili vergi dairesine  bildirileceği belirtilmiştir. İİK.nun 15. maddesi ise harcın kim tarafından ödeneceğini açıklayarak  “İcra ve İflas Harçlarını kanun tayin eder. Kanunla  hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup  neticede  ayrıca  hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur” demekle tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğunu açıklamıştır. Dairemizce süre gelen  içtihatlarında da  bu kural uygulanmış ise de Hukuk  Genel Kurulunun önüne gelen Dairemizle ilgili  uyuşmazlıkta  HGK'nun 22.9.2004 tarih ve  2004/12-491 Esas sayılı kararı ile paranın tahsili anında devletin harçla  ilgili kaybını önlemek Harçlar Kanununun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere tahsil anında tahsil harcının  alacaklıdan  tahsili gerekeceğine karar verilmiştir.  Dairemizce açıklanan nedenle yeniden oluşturulan içtihatlarında HGK kararına uygun olarak tahsil harcının alacaklıdan tahsil edilebileceği görüşü benimsenmiştir. Ancak Harçlar Kanunun 32. maddesinin  söz konusu olmadığı hallerde  dosya hesabı  kapatılırken İİK.nun 12. maddesi gereğince borçlunun borcu, alacaklının ödediği tahsil harcı kadar devam edeceğinden alacaklının ödediği harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır.

O halde, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda incelenen ilk derece mahkemesi kararı isabetli olduğundan, HMK’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince, istinaf isteminin esastan reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması  isabetsizdir.

SONUÇ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2018 tarih ve 2018/812 E. - 2018/2071 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 04/03/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32