Gönderen Konu: Dava dilekçelerindeki eksiklikler  (Okunma sayısı 791 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2483
  • Tşk.Sayısı: 140
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Dava dilekçelerindeki eksiklikler
« : 11 Şubat 2021, 14:44:31 »
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas



    Ortaklığın giderilmesi davasında davacının "paydaşlığın satış suretiyle giderilmesini" istemesinin, davalıların "aynen paylaşma istemesine" engel teşkil etmeyeceği- Ortaklığın giderilmesi davalarının çift taraflı olma özelliğinden dolayı, mahkemece duruşma açılarak davalılara davaya devam etmek isteyip istemediklerinin sorulması, davalılardan birinin ya da birkaçının davaya devam etmek istemesi halinde, yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği-

        14. HD. 14.09.2020 T. 17511/4933

    Dava tarihinden sonra, yargılama safhasında barışan tarafların, kendi istekleri ile beraber yaşamaya devam ederken; boşanma davasının, davacının talebi ile vekili tarafından takip edilmediği, fakat dava tarihinden sonra, beraber yaşarlarken taraflar arasında meydana gelen fiziksel şiddet olayı sebebiyle davacının talebi üzerine dava yenilenerek yargılamaya devam edildiği- Boşanma hükmünün ferileri olan maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu olması gerekmekte olup; davacının, dava tarihinden sonra davalıyla beraber yaşayarak davalıdan kaynaklı kusurları affetmiş olduğu, ancak; her davanın seyri açıldığı tarihteki hukuki ve fiili duruma göre devam edeceği için af olgusu, sadece taraflar arasında yaşanılan son olaydan önceki vakıalarda sonuçlarını doğuracak olup, tarafların dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylara dayanarak başka bir boşanma davası açabileceği-

        . HGK. 04.03.2020 T. 2-2426/243

    Muhatabın yurtdışında bulunması nedeniyle tebligatın iade edilmesi üzerine, davalının yurtdışı adresinin bildirilmesi için davacıya bir hafta kesin süre verilerek, bu süre içinde davalının adresi bildirilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtar edilmiş ve davacı tarafça davalının yurtdışı adresinin bildirilmemiş olması nedeniyle "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmişse de, dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün davalıya tebliğe çıkartılması mahkemenin görevi olduğundan, bu konularda davacı tarafa süre ve kesin süre verilemeyeceği-

        8. HD. 04.03.2020 T. 7988/2123

    Ön inceleme duruşmasında mahkemece, tarafların anlaşamadıkları hususların, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin nelerden ibaret olduğu, isteğin ne olduğu saptanmamış olup; gerekçeli kararda da hukuki niteleme yapılmayarak davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiş olmasının hatalı olduğu- Davadaki uyuşmazlık konusunun, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin neler olduğunun açık bir şekilde belirlenmesi, buna göre hukuki nitelemenin yapılarak uygulanacak yasa hükmünün tespit edilip uygulanması suretiyle bir inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-

        1. HD. 04.02.2020 T. 14625/536

    Kamu düzenine ilişkin hizmet tespiti davalarında, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması, taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulması, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceğinin düşünülmesi ve tanıklar buna göre dinlenilmesi, sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyerek, mümkün oldukça o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi ve "çalışma olgusunun" böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi gerektiği- Davacının çalışma olgusunun tam olarak aydınlatılamadığı ve davaya konu talebin somutlaştırılmadığı anlaşıldığından, mahkemece, talebe konu çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, özellikle hangi tarihte işe başladığı, çalışmasının tam zamanlı olup olmadığı, hangi kişilerin yanında hangi yıllarda ne iş yaptığı, aralarda çalışılmayan zamanlar olup olmadığı, olmuş ise ne kadar ara verildiği eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulacak şekilde davacıya açıklattırılarak talebin somutlaştırılması;  talep sonuna kadarki dönem açısında giriş çıkış kayıtları irdelenerek çalışma süresinin hesaplanması ve bu sayede uyuşmazlık konusu husus çözümlenerek karar verilmesi gerektiği-

        10. HD. 23.01.2020 T. 6557/509

    İster brüt, ister net miktarlar talep edilsin, hüküm fıkrasında işçilik alacağı miktarları gösterildikten sonra net mi yoksa brüt mü olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiği-

        . HGK. 10.10.2019 T. 9-157/1051

    İhalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurulduğu, dosyanın yetkisizlikle mahkemeye geldiği, kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen istenen hususlarda açıklama yapılmadığı, şirketin prim borcundan dolayı şirket yetkilisi olan şikayetçi borçlunun taşınmazının istinaden haczedilip ihalesinin yapıldığı a, mahkemece, gerekirse davalı kurumdan ilgili takip dosyası getirtilerek, ihalenin feshine yönelik şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-

        12. HD. 10.10.2019 T. 11605/14616

    İşveren açıkça işçiye temel ücreti ve varsa ücret eklerini gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlü tutulduğu hâlde (İş Kanunu mad 8/3), işveren tarafından dosyaya Kanunun kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirerek gerekli belgeleri işçiye teslim ettiğine dair bir delil sunulmadığından ve hesaba esas unsurlardan olan ayni olarak sağlanan yemek ve servis yardımlarının değeri davacı tarafça bilinmediğinden, işçinin alacağını belirleyecek verilerin dava açarken elinde bulunduğundan söz edilemeyeceği ve uyuşmazlık konusu kıdem tazminatının belirlenebilmesi; işverende bulunan bilgi ve belgelerin verilmesi ile tahkikatı gerektirdiğinden, mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-

        . HGK. 04.07.2019 T. 22-2682/862

    Islah ile dava dilekçesinde istenilmemiş olan alacakların da talep edilebileceği- Islah dilekçesi ile talepte bulunulan ve harcı da yatırılan alacak talepleri bakımından, dava tarihinin, artık ıslah tarihi sayılacağı ve faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği- Kural olarak dava dilekçesinde belirtilen alacak kalemlerinin her biri için alacak miktarının ayrı ayrı açıklanması gerektiği ancak belirtilmemiş ise toplam miktarın her bir alacak kalemine eşit olarak dağıtılması gerektiği-

        9. HD. 04.07.2019 T. 5264/15050

    Davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının adresini göstermiş olması bu nedenle dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurun dilekçede belirtilmiş olduğu göz önüne alınarak davalının tebligata yarar açık adresinin bulunamaması durumunda, ilanen tebliğ hususunun düşünülmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-

        8. HD. 25.06.2019 T. 4186/6406

    17. HD. 17.06.2019 T. E: 2016/20044, K: 7616-

        17. HD. 17.06.2019 T. 20044/7616

    Hukuki sebepler kısmında BK.'nun 18. (TBK.'nun 19.) maddesini gösterilmesi davanın muvazaaya dayalı iptal davası olduğu şeklinde yorumlanması için yeterli midir? Davanın, dava dilekçesinde yazılı hukuki nitelendirmeye bakılmaksızın İİK 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası olduğu mu kabul edilmelidir?

        . HGK. 28.05.2019 T. 351/624

    İş hukukundan kaynaklanan davalarda, taraflar arasında çalışma süresi ve ücret miktarı yönlerinden uyuşmazlık bulunmasının, alacağı belirsiz hale getirmeyeceği- İşçinin çalışma süresini ve ücretini belirleyebileceği, işçinin ne zamandan beri çalıştığını veya ücretinin ne kadar olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, işçinin kendisinin bilmediği çalışma süresini, tanıkların bildiğini veya bilirkişinin bileceğini farzetmenin ispat kurallarına da aykırı olacağı, keza tarafın yeterli şekilde somutlaştırıp kendisinin bilgisinde dahi olmadığını belirttiği bir hususun mahkemece bilinmesini beklemenin de mümkün olmadığı- İşverenin maddi hukuktan doğan yükümlülüklerini (belge ve bordro düzenleme gibi) yerine getirmemesinin, tuttuğu belgelerin gerçeği yansıtmamasının, davadan önce işçinin alacaklarını inkar etmesinin ya da ikrar etmekle beraber yerine getirmemesinin davacıya kural olarak belirsiz alacak davası açma imkanını vermeyeceği; işçinin bu durumlarda dahi, alacağının miktarını veya değerini belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açamayacağı- Davacı yan, ücret alacağı bakımından işyeri kayıtlarına dayanmış olup imzasız ücret bordrolarında yazılı miktara ve bordrodaki tahakkuklara itirazı bulunmadığından, davacının, çalışma süresini, kendisine ödenen ve ödenmesi gereken aylık ücret miktarını, sendikaya üye olduğu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği tarihi, toplu iş sözleşmesi gereği alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını belirleyebilecek durumda olduğundan, dava konusu ücret alacağı gerçekte belirlenebilir bir alacak olup belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği nazara alınarak, bu talep yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği-

        22. HD. 23.05.2019 T. 22687/11523

    Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat ile manevi tazminat istemi-

        17. HD. 23.05.2019 T. 12090/6629

    Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıaların davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, bu durumda mahkemece, davacı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen vakıalar dikkate alınarak davacı-karşı davalı erkeğe kusur yüklenilmesinin doğru olmadığı, gerçekleşen bu durum karşısında, mahkemece davacı- karşı davalı kadına yüklenen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadın tamamen kusurlu olduğu ve davalı-karşı davacı tarafa yüklenecek kusurlu bir davranış ispatlanamadığı halde davalı-karşı davacı davacı kadının boşanma davasının reddi gerekeceği- Ön inceleme duruşmasına kadar usule uygun şekilde dava veya cevaba cevap dilekçesi ile tazminat talebinde bulunmayan davacı-karşı davalı kadının dava dilekçesinden sonra verdiği beyan dilekçesi ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında davalı-karşı davacının bu taleplere açık rızası bulunmadığı gibi, bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de mevcut olmadığından, mahkemece olumlu ya da olumsuz karar verilebilecek nitelikte, bir maddi ve manevi tazminat talebinin mevcut olmadığı, bu durumda; davacı-karşı davalı kadının tazminat talepleri hakkında "Usulüne uygun ileri sürülmediğinden karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde, bu konuda yazılı şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-

        2. HD. 22.05.2019 T. 3148/6490

    Somut olayda açıkça tanık deliline dayanılmadığı halde, mahkemece davacı kadının tanıkları dinlenerek davalı erkeğe kusur yüklenmesinin doğru olmadığı- Boşanmaya neden olaylarda davalı erkeğe atfı kabil bir kusur bulunmamakta olup Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2 maddesi koşullarının kadın yararına oluşmadığı, bu husus gözetilmeden davalı erkeğin kusurlu kabul edilmesinin ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı- Davacı kadın dilekçesinde delile dayanmadığına göre, mahkemece yasaya aykırı olarak verilen süre üzerine gösterilen tanıkların beyanları hükme esas alınarak davanın kabul edilemeyeceği, o halde, mahkemece ispatlanmayan ziynet alacağı davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-

        2. HD. 22.05.2019 T. 4822/6514

    Davacının dava açarken dava konusu işçilik alacaklarının miktarını belirleyebilmesi için gerekli veri ve bilgilere sahip olması halinde dava konusu edilen alacakların belirsiz alacak olmadığının kabulü gerektiği- Talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesi mümkün olmasına rağmen, "belirsiz alacak" davası şeklinde açılan davanın, hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemesi gerektiği- Dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar, somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmesi gerektiği- Dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar, somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmesi, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği- Dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkimin, taleple bağlı olduğu için öncelikle, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermesi ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemesi gerektiği (hâkimin davayı aydınlatma ödevi)- Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise, davanın belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılması; belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmişse, bu hâlde mahkemenin davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmesi; üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkünse, bu durumda, mahkemece, açılmış olan davanın, doğrudan bir ara kararla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanması gerektiği-

        . HGK. 16.05.2019 T. 22-1166/576

    Mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin davada, mahkemece, dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği-

        8. HD. 07.05.2019 T. 11923/4705

    Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemi-

        17. HD. 06.05.2019 T. 12194/5505

    "Takibe konu bononun taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin teminatı olarak sözleşme ile birlikte verilen teminat bonosu olduğu" şeklindeki iddianın borca itiraz niteliğinde olduğu- İcra müdürünin takip talebi üzerine senetten anlaşılmayan bir hususu inceleyemeyeceği ve borçlular icra mahkemesine başvurusunda icra müdürünün takip hukuku kurallarına aykırı davrandığını ileri sürmediğinden, borçluların icra mahkemesine başvurusunun şikâyet mahiyetinde olmadığı- Borçlular talebini şikâyet olarak nitelendirip İİK'nın 170/a. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasını talep etmiş ise de, hukuki nitelendirme hâkime ait olup senedin sözleşmenin teminatı olarak verildiğine ilişkin borca itirazın duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği- "Borçluların iddiasının kişisel def'i niteliğinde olduğu ve bu hususun alacaklı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-

        . HGK. 09.04.2019 T. 12-333/416

    Yeşil kart sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın, davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemi- Sürücünün alkollü olmasının, tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceği, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını sigortacının ispat etmesi gerektiği- Davacı sigortacının rücu hakkının doğumu için, kazanın münhasıran alkol etkisinde meydana geldiğinin, uzman bilirkişi heyetinden alınacak raporla saptanması gerektiği- Rücuya konu edilen zararın teminat dışı kaldığını ispat yükünün davacı sigortacıda olduğu ve bu hususun somut biçimde ispat edilememesi halinde rücu hakkının doğmayacağını kabulün zorunlu olduğu da gözönünde bulundurularak; kazanın meydana gelmesine etki edebilecek hava- yol- trafik durumuna ilişkin tespit sağlayacak eksik kalan delillerin toplanması ile İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazada etkili olup olmadığının tespiti gerektiği-

        17. HD. 11.03.2019 T. 13757/2694

    Davacı kadının süresinde bildirmediği tanıklarının beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı, bu durumda mahkemece, davacı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen tanık beyanları esas alınarak davalı erkeğe kusur yüklenilmesinin doğru olmadığı-

        2. HD. 25.02.2019 T. 3502/1607

    İtirazın iptali davası-

        23. HD. 21.02.2019 T. 5139/660

    Daha önce açılan boşanma davasında verilen ret kararının kesinleşmesinden itibaren başlayacak üç yıllık süre zarfında ortak hayatın yeniden kurulmadığını ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğu? Daha önce açtığı boşanma davası ispatlayamadığı gerekçesiyle reddedilerek kesinleşen ve kesinleşme tarihinden üç yıldan sonra eldeki davayı açan davacı, ön inceleme duruşmasında "davaya ilişkin bildireceğim delilim yoktur" demek suretiyle kanunda öngörülen üç yıllık süre içerisinde ortak hayatın kurulması amacıyla bir araya gelinmediği hususunda herhangi bir ispat vasıtası sunmayacağını ortaya koymuş, davalı kadın ise davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamış olduğundan, HMK. mad. 128 gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmekle yetinmiş olup eldeki dava res'en araştırma ilkesinin uygulandığı bir dava da olmadığından, mahkemece, üç yıllık süre koşulu oluşmasına rağmen davacı kocanın delil bildirmemesi nedeniyle "bu sürede tarafların bir araya gelmediklerini" ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini isabetli olduğu- "Olayın özelliği itibariyle ispat külfetinin davalıda olduğu, menfi bir olgunun ispatının davacıya düşmeyeceği, kanunun amacına uygun yorum yapılması gerektiği, TMK'nın 166/4. maddesinde dayalı olarak açılan davalarda bir karinenin varlığının söz konusu olduğu, daha önce açılan boşanma davasının tarafların ayrı yaşadığına dair bir karine olduğu ve HMK. mad. 190/2 uyarınca karinenin aksinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, yine tarafların yerleşim yeri adreslerinin ayrı olmasının ve davacının başka biriyle olan birlikteliğinden bir çocuğun dünyaya gelmesinin tarafların ayrı yaşadığını gösterdiği, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiği, sonuç olarak bozma kararının yerinde olduğu" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

        . HGK. 14.02.2019 T. 2-1286/142

    Dava dilekçesinde herhangi bir delile dayanmamış olup ön inceleme duruşmasında hazır bulunan tanıklar dinlenerek davanın kabulü ile kadın ve çocuklar yararına tedbir nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğu-

        2. HD. 11.02.2019 T. 7690/805

    Zilyetliğe tecavüzün men’i ve eski hale getirme istemi- Mahkemece davacı tarafa, adresini bildirilmeyen davalı için bu hususta kesin süre verilmiş olduğu görüldüğünden; bahsi geçen davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve diğer davalılar için ise, işin esası hakkında yargılama yaparak hüküm tesis edilmesi gerektiği-

        8. HD. 07.02.2019 T. 16108/1126

    Dava dilekçesinde, davalının adresinin "Gürcistan Konsolosluğu" olarak gösterilmesi nedeniyle, davalının tebligata yarar açık adresine öncelikle tebligat çıkarılıp; tebliğ edilememesi halinde; açık adresin araştırılmasının, adresin bulunamaması halinde, ilanen tebliğin düşünülmesinin ve bunun sonucuna göre hüküm kurulmasının gerektiği-

        2. HD. 07.02.2019 T. 2671/730

    Tanık listesi HMK. mad. 121 anlamında yazılı delil olmadığından, davalının cevap dilekçesinde tanık deliline dayandığını bildirmesi yeterli olup tanıkların isimlerini cevap dilekçesinde bildirmek veya tanık listesini cevap dilekçesine ekli olarak vermek zorunda olmadığı ve HMK. mad. 137 uyarınca davalıya tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için süre verilerek, tanıkların celbi ile dinlenmeleri gerektiği- Davalı alacaklı tarafça delil olarak dayanılan ticari defter ve kayıtlar yönünden somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği kabul edilmiş ise de; HMK mad. 119/1-e ve 194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, önce hakimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini (yeni bir vakıa meydana getirmeden, sadece mevcut vakıa kapsamında) davalıdan istenmesi ile, yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerektiği-

        8. HD. 06.02.2019 T. 15994/1103

    Davacı, dava dilekçesinde davalının cep telefonuna gönderdiği kısa mesajlar ile küfür ve hakaret ettiği vakıasına dayanmış olup ispatı yönünde kendi telefonunda yapılacak bilirkişi incelemesini ikame ettiği, mahkemece, mesaj çıktılarının ibraz edilmesi için verilen süreden sonra, gerekli ihtarat da yapılarak bilirkişi incelemesi için kesin süre verilmediği- Davacıya ait cep telefonunun ibraz edilmesi için kesin süre verilmesi ve verilen süre zarfında cep telefonunun ibraz edilmesi halinde bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiği-

        2. HD. 06.02.2019 T. 2861/655

    Cevap dilekçesinde herhangi bir delil (HMK. mad. 129/1-e) sunmayan ve sonradan delil gösterilebilmesi için (HMK. mad. 145. maddesinde) belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetini de ileri sürmeyen davalıya delil bildirmesi için süre verilemeyeceği- TMK. mad. 181/2 uyarınca, ölen eşin mirasçılarının kusur tespiti yönünden davaya devam edebilecekleri- "Bozma kararının boşanma davasına ilişkin olduğu, ancak bozma sonrası davacının ölümü nedeniyle boşanma davasının konusuz kaldığı ve mahkemece de kabul gördüğü üzere boşanma hakkında hüküm oluşturulmasının mümkün olmadığı, bu durumda mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, yeni hüküm niteliğinde olduğu ve bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Özel Daireye ait olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

        . HGK. 27.12.2018 T. 2-1588/2045

    Davacı işçinin talep ettiği yıpranma priminin hesaplanabilmesi için, kanunda öngörülen kayıt ve belgeleri tutma ve işçinin bilgisine sunmakla yükümlü olan işverenin sunacağı, bordrolara ve puantaj kaydı gibi çalışma esaslarını gösterir belgelere ihtiyaç duyulduğu- Davacı işçinin yaptığı işin niteliği itibariyle TİS kapsamında olup olmadığı da uyuşmazlık konusu olup, mahkemece bu hususta mahallinde keşif yapılmak suretiyle sonuca gidildiği görüldüğünden, yıpranma priminin belirlenebilmesi için, davalı işverenin elinde bulunan kayıt ve belgelere ihtiyaç bulunmakta, ayrıca muhasebe işlemi gerekmekte olduğundan ve iş yerinde kayıt tutma dolayısı ile belgeleme yükümlüsü olan işverenin sunacağı bordrolara ve kayıtlara ihtiyaç bulunduğundan,  dava konusu edilen yıpranma primi alacağını belirlemesi davacı işçinin eğitim ve sosyal durumu dikkate alındığında kendisinden beklenemeyeceği gibi, söz konusu alacağın belirlenebilmesi için işverende bulunan bilgi ve belgelerin verilmesi ve tahkikata ihtiyaç duyulduğundan, mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-

        . HGK. 20.12.2018 T. 22-2098/2000

    Takip dosyasının incelenmesinde; takip talebinde ve icra emrinde alacaklı vekili olarak Av..... ismine ve adresine yer verildiği görüldüğünden; alacaklının takip dayanağı davada ve şikayete konu icra takibinde kendisini vekil ile temsil ettirdiği sabit olup bu durumda, şikayet dilekçesinin adresi belli olan vekile tebliği suretiyle tebliğ işlemi eksikliğinin giderilmesinin mümkün olduğu-

        12. HD. 18.12.2018 T. 6707/13701

    Davacı vekili, mahkemece kurulan ara karar gereğince verilen kesin süre içerisinde talep sonucuna ilişkin beyanda bulunmuş ise de, talep edilen alacak kalemlerinin miktarını açıkça belirtmeyerek ara karar gereğini yerine getirmediği, ancak, davacı tarafın dosyaya delil olarak sunduğu; faturanın 1500 adet davetiye gideri karşılığında düzenlendiği, düğün salonu kiralama sözleşmesinin ...  TL bedelli olduğu, sonradan kiralan düğün salonunca düzenlendiği ileri sürülen faturanın ... TL bedelli olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, dosyaya delil olarak sunulan faturalar ve sözleşmeden davacının bu alacak kalemlerine yönelik talep sonucu açıkça belirlenebilecek nitelikte olduğu ve bu durumda mahkemece, davacının maddi tazminat talebi yönünden dosyaya sunulan faturalar değerlendirilerek davacının dava dilekçesinde talep ettiği miktarla karşılaştırma yapılıp bilirkişi raporu da alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği-

        13. HD. 06.12.2018 T. 6127/11797

    Dava konusu "fazla çalışma ücreti", "ulusal bayram" ve "genel tatil ücreti" ile "hafta tatili ücreti" alacaklarının kanıtlanması için tanık deliline dayanıldığı ve söz konusu alacakların tanık anlatımları ile kanıtlanması durumunda hesaplanacak alacak miktarından hâkimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmadığından, somut olayda fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının "belirsiz alacak davasına" konusu olabileceği- Belirli süreli iş sözleşmesi süresinin bitiminden önce, işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilen işçinin, "bakiye süre ücretini" talep edebileceği- B.ye süre ücreti alacağından yapılması gereken indirim miktarı (TBK. mad. 438/2) da durum ve koşullara göre hakimin takdirine bağlı olup baştan belirli olmadığından, dava konusu bakiye süre ücreti alacağının da "belirsiz alacak davası" konusu olabileceği-

        . HGK. 06.12.2018 T. 3673/1851

    Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına yönelik talep bakımından, alacak iddiasının tanık anlatımlarına dayandırılması sebebiyle, davanın kabul edilmesi halinde, hesaba esas alınan süre ve alacağın miktarı nazara alınarak uygun oranda takdiri indirim yapılması gerekliliği söz konusu olacağı ve hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmayacağından, söz konusu alacakların belirsiz alacak olduğu, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ücret alacakları bakımından ise, davacı, çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, kullandırılmayan yıllık izin ücreti alacağını, belirleyebilecek durumda olduğundan, dava konusu kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının gerçekte belirlenebilir alacaklar olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği-

        22. HD. 15.11.2018 T. 16369/24510

    22. HD. 13.11.2018 T. E: 14221, K: 24330-

        22. HD. 13.11.2018 T. 14221/24330

    Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları üzerinde durularak, tanıkların bordro tanığı olup olmadığının denetlenmesi, ilgili ticaret sicili müdürlüğünden dava dışı işverenlerin ticaret sicili kayıtları celp edilerek incelenmesi, davalılar ile dava dışı işverenler arasında bağlantı olup olmadığı araştırılması ve gerekirse tanıkların beyanlarına yeniden başvurulması gerektiği- İşin inşaat sektöründe olması dikkate alındığında, coğrafi koşullar ve iklim şartları itibariyle, her mevsim aynı düzende çalışmanın, işin niteliğine uygun olup olmadığının tartışılmaması hatalı olduğundan, bu yönde beyanları sorulmayan davacı tanıkları yeniden dinlenerek, her mevsim aynı koşullarda çalışılıp çalışılmadığı hakkındaki bilgilerinin sorulması, ardından her iki taraf tanık beyanları birarada değerlendirilerek karar vermesi gerektiği-

        22. HD. 23.10.2018 T. 13709/22863

    Mahkemece, "davacının süresinde delillerini sunmadığı" gerekçesiyle kiralananın tahliyesine ilişkin davanın reddine karar verilmişse de, önceleme duruşmasında, taraflar arasındaki çekişmeli hususların tespit edilmesi ve tahkikatın çekişmeli hususlar esas alınarak yürütülmesi asıl olup mahkemece, taraflara dilekçelerinde dayandıkları, ancak henüz sunmadıkları delilleri sunmaları için kesin süre verilmesi gerektiğinden ve daha önce tensiple veya inceleme tutanağı ile verilmiş olan süre sonuç doğurmayacağından, davacı vekiline, kira sözleşmelerini, tanıkların adı ve soyadı ile adreslerini, hangi tanığın hangi vakıaya ilişkin olduğunu içeren dilekçe vermesi için ön incelemeden sonra kesin mehil verilmeden davanın neticeye bağlanmasının hatalı olduğu-

        3. HD. 23.10.2018 T. 3797/10431

    Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacağın belirsiz kabul edilmesi gerektiği, Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde, hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu, iş hukuku uygulamasında, Yargıtayca, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yazılı belgelere ve işyeri kayıtlarına dayanmayıp, tanık anlatımlarına dayanması halinde, hesaba esas alınan süre ve alacağın miktarı nazara alınarak takdir edilecek uygun oranda takdiri indirim yapılması gerekliliği ortaya çıkacağından, tanık anlatımlarına dayanılarak hesaplanan alacak miktarından hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmadığı, bu durumda alacağın belirsiz kabul edileceği- davacının aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi olarak tanımlanan davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) halinde, talep sayısı sayısı kadar dava bulunduğu kabul edildiği ve her bir talep bakımından ayrı ayrı hüküm verilmesi gerektiğinden, bu durumda da dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin belirsiz alacak olup olmadığının her bir talep bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekeceği- Davacının çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, tazminat hesaplamasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatleri belirleyebilecek durumda olduğundan, dava konusu edilen kıdem ve yıllık izin ücreti alacağının belirsiz olmadığı-

        22. HD. 17.10.2018 T. 15430/22437

    Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile, açılan davadaki taleplerinin yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen bir alacak kaleminin de hükme bağlanmasını istemiş olması karşısında, hasara bağlı olarak oluşan zarara ilişkin bu yeni istemin HMK. mad. 119 vd. maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeniyle ek dava olarak da değerlendirilemeyeceği ve bu halde aracın pert-gizli ayıplı satılmasına bağlı olarak araçta oluşan hasarlara bağlı zarara dair alacak isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-

        13. HD. 08.10.2018 T. 108/9096

    Dava dilekçesinde, somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, öncelikle hâkim davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemesi gerektiği, ancak bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verileceği, bu eksiklik tamamlanmaz ve somutlaştırma gerçekleşmezse, ispatsız kalan davanın reddine karar verileceğinden, dava dilekçesinde, davacının ödenmesi gereken aylık ücretinden her ay cüzi bir miktarının ödendiği, ödenmeyen ücret ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsilinin talep edilmiş olması şekli ile soyut ve genel anlatımlar içerdiğinden, öncelikle davacıdan ücret ve ikramiye alacağı taleplerinin hangi aylara ilişkin olduğu ile ödenmeyen ücret ve ikramiye alacağı açıklattırılması ve işverenden davacıya yapılan ödemeye ilişkin bilgi ve belgeler de istenerek davacının talepleri ve işverence ibraz edilecek bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-

        22. HD. 04.10.2018 T. 14739/21061

    Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, tazminat ve ecrimisil istekleri- TMK. mad. 462 uyarınca vasiye vesayet makamınca dava için husumete izin verilip verilmediğinin saptanması, diğer davalılar yönünden davaya devam edileceği açık olduğu gözetilerek davaya devam edilerek işin esasına girilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-

        1. HD. 03.10.2018 T. 16906/13078

    Davalı Belediye'ye ait işyerinde işçi olarak çalıştığını, Milli Eğitim Bakanlığı'na atanmak suretiyle davalı ile olan sözleşmesinin sona ermesine kadar işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi gereğince ödenmeyen ücret ve sosyal yardım alacaklarının mevcut olduğunu belirterek, bir kısım işçilik ücret ve sosyal yardım alacaklarının tahsiline-

        22. HD. 02.10.2018 T. 12228/20786

    Dava konusu edilen işçi alacaklarının hesabına esas ücret miktarı belirsiz olup, ücretteki belirsizlik alacakların miktarını etkileyeceğinden dava konusu edilen alacakların belirsiz olduğunu kabul edilmesi gerektiği- Davanın kısmi dava olarak açıldığı, bilirkişi raporundan sonra davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile dava konusu edilen bazı alacakların miktarını arttırdığı görülmekle, dava, karar ve Özel Daire bozma karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK. mad. 109/2 uyarınca alacaklar belirsiz olduğundan davacının kısmi dava açmasının mümkün olduğu- Davalı banka "bordrosu sunulan işçilerin aynı ünvanda kadro tanımlaması olmadığından muadili olan ve davacı ile aynı işi yapan, aynı özellikte emsal işçi tanımlaması ile işe devam ettiklerini" belirterek ek rapora itiraz etmiş olduğundan, sendikanın bildirdiği ücretin emsal ücret olamayacağı, öncelikle davalı Banka vekilince bordroları sunulan işçilerin davacının emsali olup olmadığı ile ilgili olarak bu konuda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak bu işçilerin davacının emsali işçi olmadıklarının anlaşılması hâlinde, geçersizliği tespit edilen fesih tarihi olan ile davacının işe başlatılmayarak iş sözleşmesinin feshedilmiş sayıldığı tarih arasındaki süreçte davalı işyerinde ücret ve ekleri yönünden genel artış yapılıp yapılmadığı sorularak varsa buna ilişkin kayıtların getirtilmesi suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- Geçersiz sayılan fesih tarihini izleyen dört aylık süre esas alınarak hesaplanması gereken boşta geçen süre ücreti mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda davalının kabulünde olan aylık brüt 857,00TL üzerinden hesap edilmiş olup davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyizi olmadığı, kararın davalı Bankanın temyizi üzerine davalı lehine bozulduğu dikkate alındığında, yapılacak emsal ücret araştırması ile belirlenecek ücret düzeyine göre hesaplama yapılırken (yapılan araştırma sonucunda tespit edilecek ücretin davalının kabulünde olan miktarın üzerinde olması hâlinde) bu hususta davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu-

        . HGK. 02.10.2018 T. 22-604/1399

    Mahkemece, verilen kesin süre içinde davacı tarafından dava dilekçesinde bildirilen adres dışındaki davalının bulunabileceği adreslerin bildirilmemesi gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, sadece davacı tarafından sunulan adrese tebligat yapmakla yetinildiği anlaşıldığından ve davacı da dava dilekçesinde davalının adresini belirtmiş olduğundan adres araştırmasının mahkemece re'sen yapılması gerektiği- HMK 119/1-b maddesine göre dava dilekçesinde davalının adresi bulunmasının gerektiği-

        13. HD. 27.09.2018 T. 1912/8621

    Hakim tarafından öncelikle tüketici olan davacının seçimlik haklarından hangisi tercih ettiği sorulmak suretiyle talep sonucunun açıklattırılması gerekeceği, mahkemece, talep sonucu açıklatılmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-

        13. HD. 25.09.2018 T. 20569/8299

    Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı borçlu vekilinin takip esnasında dilekçe ile davalı 3. kişi ...... AVM Toplu Yapı Temsilciler Kurulu ile kat malikleri olan mağaza sahipleri lehine istihkak iddiasında bulunduğu, kat maliklerinin isimlerine dilekçe içeriğinde yer verilmemekle birlikte dilekçe ekindeki listede tek tek gösterildikleri, alacaklı vekili tarafından düzenlenen dava dilekçesinde ise HMK’nın 119/1-b maddesine aykırı olarak davalı 3. kişinin “...... AVM Toplu Konut Yapı Temsilcileri ve Kat Malikleri Olan Mülk Sahipleri” olarak gösterildiği, mahkemece dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası üzerine bu ibarenin aynen yazılarak tebligatın toplu yapı yönetimine tebliğ edildiği anlaşıldığından, mahkemece öncelikle HMK’nin 119/2. maddesi uyarınca davacıya kesin süre verilerek mağaza sahipleri olan kat maliklerinin usule uygun biçimde davaya dahil edilip, taraf teşkilinin doğru bir şekilde sağlanmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekeceği-

        8. HD. 17.09.2018 T. 3165/15772

    Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı borçlu vekilinin takip esnasında dilekçe ile davalı 3. kişi ........ AVM Toplu Yapı Temsilciler Kurulu ile kat malikleri olan mağaza sahipleri lehine istihkak iddiasında bulunduğu, kat maliklerinin isimlerine dilekçe içeriğinde yer verilmemekle birlikte dilekçe ekindeki listede tek tek gösterildikleri, alacaklı vekili tarafından düzenlenen dava dilekçesinde ise HMK’nin 119/1-b maddesine aykırı olarak davalı 3. kişinin “...... AVM Toplu Konut Yapı Temsilcileri ve Kat Malikleri Olan Mülk Sahipleri” olarak gösterildiği, mahkemece dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası üzerine bu ibarenin aynen yazılarak tebligatın toplu yapı yönetimine tebliğ edildiği anlaşıldığından, mahkemece öncelikle HMK’nin 119/2. maddesi uyarınca davacıya kesin süre verilerek mağaza sahipleri olan kat maliklerinin usule uygun biçimde davaya dahil edilip, taraf teşkilinin doğru bir şekilde sağlanmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekeceği-

        8. HD. 17.09.2018 T. 3181/15777

    Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı borçlu vekilinin takip esnasında dilekçe ile davalı 3. kişi ........ AVM Toplu Yapı Temsilciler Kurulu ile kat malikleri olan mağaza sahipleri lehine istihkak iddiasında bulunduğu, kat maliklerinin isimlerine dilekçe içeriğinde yer verilmemekle birlikte dilekçe ekindeki listede tek tek gösterildikleri, alacaklı vekili tarafından düzenlenen dava dilekçesinde ise HMK’nin 119/1-b maddesine aykırı olarak davalı 3. kişinin “...... AVM Toplu Konut Yapı Temsilcileri ve Kat Malikleri Olan Mülk Sahipleri’' olarak gösterildiği, mahkemece dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası üzerine bu ibarenin aynen yazılarak tebligatın toplu yapı yönetimine tebliğ edildiği anlaşıldığından, mahkemece öncelikle HMK’nin 119/2. maddesi uyarınca davacıya kesin süre verilerek mağaza sahipleri olan kat maliklerinin usule uygun biçimde davaya dahil edilip, taraf teşkilinin doğru bir şekilde sağlanmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekeceği-

        8. HD. 17.09.2018 T. 3182/15775
        8. HD. 17.09.2018 T. 3171/15771

    Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı borçlu vekilinin takip esnasında dilekçe ile davalı 3. kişi ....... AVM Toplu Yapı Temsilciler Kurulu ile kat malikleri olan mağaza sahipleri lehine istihkak iddiasında bulunduğu, kat maliklerinin isimlerine dilekçe içeriğinde yer verilmemekle birlikte, dilekçe ekindeki listede tek tek gösterildikleri, alacaklı vekili tarafından düzenlenen dava dilekçesinde ise, HMK’nın 119/1-b maddesine aykırı olarak davalı 3. kişinin “....... AVM Toplu Konut Yapı Temsilcileri ve Kat Malikleri Olan Mülk Sahipleri” olarak gösterildiği, mahkemece dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası üzerine bu ibarenin aynen yazılarak tebligatın toplu yapı yönetimine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, şu halde, mahkemece öncelikle HMK’nin 119/2. maddesi uyarınca davacıya kesin süre verilerek mağaza sahipleri olan kat maliklerinin usule uygun biçimde davaya dahil edilip, taraf teşkilinin doğru bir şekilde sağlanmasından sonra, işin esasının incelenmesi gerekeceği-

        8. HD. 17.09.2018 T. 3186/15776

    HMK'nın 119. maddesinin dava dilekçesinde bulunması gereken hususları düzenlemiş olup, dava konusu edilen taşınmazların tek bir dilekçede gösterilmesi gerektiğine ilişkin özel bir düzenleme getirmediği, o halde, davacıların dava konusu taşınmazları 6 farklı dilekçe ile bildirmesinin yargılama usulüne uygun olmadığının söylenemeyeceği, hal böyle olunca, işin esası hakkında inceleme ve araştırma yapılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-

        1. HD. 13.09.2018 T. 14728/12333

    Mahkemece ara karar ile davacının talebi açıklar dilekçe sunması için süre verildiğinin, bu ara kararın tebliği için davacı vekiline çıkartılan tebligatın daimi çalışanına tebliğ edildiğinin görüldüğü, söz konusu tebligatlarda muhatabın o yerde bulunmadığına dair bir kayıt yer almadığından, mahkemece; HMK.119/2. maddesi gereği dava dilekçesinde eksik olup bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması istenilen hususlar için davacı vekiline usulüne uygun tebligat yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-

        3. HD. 13.09.2018 T. 20767/8543

    Davacıya davalının adresini bildirmesi için kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde adres bildirmemesi sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de, davacının süresi içerinde UYAP sisteminden dilekçe göndermek suretiyle adres bildirdiği dosyadaki belgelerden ve UYAP sisteminden anlaşıldığından, yargılamaya devam edilerek uyuşmazlığın esası konusunda bir karar verilmesi gerektiği-

        23. HD. 12.09.2018 T. 777/4154

    Eksik gider avansının yatırılması konusunda, usulüne uygun ve gerekli koşulları haiz meşruhatlı davetiye borçluya tebliğ edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, borçlu yerine, alacaklı vekiline gönderilen davetiye sonucunda, gider avansı yatırılmadığı için borca itiraza ilişkin açılan davanın "açılmamış sayılmasına" karar verilmesinin hatalı olduğu-

        12. HD. 04.07.2018 T. 10711/7319

    Miktar belirtilmeden, harçlandırılmadan ve ayrıca infaz kabiliyeti olmayan tahsil hükmü kurulmasının 6100 sayılı HMK hükümlerine aykırı olduğu, mahkemece yapılacak işin, davacıya miktar açıklattırılıp, harcı tamamlandıktan sonra belirlenecek miktar ve taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulması ve 6100 sayılı HMK’nın 119 ve devamı maddelerine göre işlem yapılması olduğu-

        9. HD. 02.07.2018 T. 3176/14257

    9. HD. 02.07.2018 T. E: 2017/3171, K: 14252-

        9. HD. 02.07.2018 T. 3171/14252

    Miktar belirtilmeden, harçlandırılmadan ve ayrıca infaz kabiliyeti olmayan tahsil hükmü kurulmasının 6100 sayılı HMK hükümlerine aykırı olduğu, mahkemece yapılacak işin, davacıya miktar açıklattırıp, harcı tamamlandıktan sonra belirlenecek miktar ve taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulması ve 6100 sayılı HMK’nın 119 ve devamı maddelerine göre işlem yapılması olduğu-

        9. HD. 02.07.2018 T. 17614/14260
        9. HD. 02.07.2018 T. 3177/14258

    8. HD. 26.06.2018 T. E: 2017/7756, K: 14419-

        8. HD. 26.06.2018 T. 7756/14419

    Açıkça tanık deliline dayanılmadığı halde, mahkemece erkeğin tanıkları dinlenerek kadına kusur yüklenmesinin doğru olmadığı ve buna bağlı olarak davacı-karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerektiği- Mahkemece kadın yararına takdir edilen tedbir nafakası açısından gerekçeli karar ile hüküm kısmında çelişki yaratıldığından, bunun kanuna aykırı olduğu-

        2. HD. 20.06.2018 T. 19711/7763

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, tarafların dava veya cevap dilekçelerinde iddiasının/savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorunda olduğu, davalı kadının cevap dilekçesinde herhangi bir delile dayanmadığı halde, mahkemece davalı kadının tanıkları dinlenerek davacı erkeğe kusur yüklenmesinin doğru olmadığı, gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, tam kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakası takdir edilemeyeceği-

        2. HD. 20.06.2018 T. 20204/7681

    Açıkça tanık deliline dayanılmadığı halde, mahkemece davacı kadının tanıkları dinlenerek davalı erkeğe kusur yüklenmesi doğru olmadığı- Erkeğin kusurlu davranışı ispatlanamadığından, davalı erkek aleyhine maddi ve manevi tazminata (TMK m.174/1-2) hükmedilemeyeceği-

        2. HD. 20.06.2018 T. 19259/7762

    Dava dilekçesinde davacı kadın her hangi bir delile dayanmamış, davalı davaya yasal süre içerisinde cevap vermemiş, davalı kadın ilk kez mahkemece hazırlanan 08.12.2015 ön inceleme duruşması tensip zaptının tebliğinden sonra 25.12.2015 tarihli dilekçesi ile tanık bildirmiş ancak davacı kadının, dava dilekçesinde tanık da dahil olmak üzere her hangi bir delile dayanmadığına göre dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme tensip zaptında delil bildirmesi için verilen süre de sonuç doğurmayacağından, bu tanıkların beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı-

        2. HD. 19.06.2018 T. 20115/7670

    İİK. mad. 89/4 uyarınca açılan tazminat davalarında, alacak gerçekte belirli bir alacak olduğundan, bu tazminat alacağının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği-

        12. HD. 18.06.2018 T. 1974/6207

    Davacı, davalının adresini dava dilekçesinde bildirmediği için kendisine verilen bir haftalık süre içerisinde de davalının adresini bulamadığı takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilemeyeceği, bu durumda mahkemece yapılan araştırmadan sonra gerekirse ilan yoluyla dava dilekçesinin tebliği gerekeceği, bunun gibi tarafın gösterdiği adreste davalının bulunamaması halinde mahkemece davalının açık adresinin araştırılmasının gerektiği-

        14. HD. 18.06.2018 T. 17192/4584

    Davalı erkeğin süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesi ile davacı kadına kusur isnat edemeyeceği gibi, süresinde bildirilmeyen delilleri ve tanıkları esas alınarak davacı kadına kusur yüklenemeyeceği, bu durumda davalı erkeğin mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Davalı erkek boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tamamen kusurlu olup, bu kusurlu davranışların aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğu, kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşullarının oluştuğu, kusurun ağırlığı tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile, hakkaniyet kuralları gözetilerek uygun miktarda maddi ve manevi tazminat verilmesi gerekirken bu taleplerin reddinin doğru bulunmadığı- Davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak; sürekli ve düzenli çalışıp çalışmadığı, işten ayrılmış ise kendi isteği ile ayrılıp ayrılmadığı ve nedeni, çalışıyor ise elde ettiği gelirin miktarı itibarıyla bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılarak kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası yönünden de eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu-

        2. HD. 07.06.2018 T. 19432/7492

    Davacı kadın dava dilekçesinde iddialarını ispata yarayacak hiçbir delil bildirmediği gibi, tanık deliline de dayanmamış olduğundan davacı kadının tanıklarının beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulamayacağı-

        2. HD. 07.06.2018 T. 19793/7457

    Somut olayda açıkça tanık deliline dayanılmadığı halde, mahkemece davacı kadının tanıkları dinlenerek davalı erkeğe kusur yüklenmesi doğru olmadığı- Davalı erkeğin boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı ispatlanamadığından, davalı erkek aleyhine maddi tazminata (TMK m.174/1) hükmedilemeyeceği-

        2. HD. 06.06.2018 T. 19859/7371

    Terk ve eylemli ayrılık sebebiyle boşanma davası açıldığından, talep sonucunda bulunmayan TMK. mad. 166/1. maddesi gereğince karar verilemeyeceği-

        2. HD. 05.06.2018 T. 19130/7333

    D.çelerin karşılıklı verilmesi aşamasında gösterilmeyen vakıa ve delil olarak dayanılmayan tanık beyanı esas alınarak davalıya kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı-

        2. HD. 31.05.2018 T. 19148/7181

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32