Son İletiler

#1
DÜŞMÜŞ HACİZ ALACAKLILARINA DA SIRA CETVELİ TEBLİĞ EDİLMELİDİR
 28 Ocak 2021
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin    2018/234 Esas ve  2020/3613 Karar sayılı kararlarında "İcra İflas Kanunun 141.maddesi uyarınca sıra cetvelinin birer sureti alakadarlara tebliğ edilir. Kendisine sıra cetvelinde yer verilmesi gerektiğini düşünen ancak sıra cetvelinde yer almamış olan veya sıra cetveli kendisine hiç tebliğ edilmemiş olan alacaklı, sıra cetvelinin içeriğini öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde sıra cetveline karşı şikayet yoluna başvurabilir."

İlgi : ............/............Esas Sayılı dosyanıza.

Müdürlüğünüzün ilgide kayıtlı dosyasından ............ plakalı aracın satışının ......../....../......... tarihinde yapıldığını bildirerek sıra cetveline esas olmak üzere İİK.'nun 100. maddesine yarar bilgileri talep etmektesiniz.

Müdürlüğümüzün .............. plakalı araç üzerine konulan haczimiz İİK.'nun 106. ve 110. maddesi gereği düşmüştür.

Her ne kadar haczimiz düştüğü bildirilmiş ise de;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2019/246 Esas ve  2020/44 Karar sayılı kararlarında uyuşmazlık"..... şikâyetçinin haczinin ayakta olup olmadığı, eş söyleyişle şikâyetçinin sıra cetveline girebilecek konumda bulunup bulunmadığı.... " şeklinde olduğundan,

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin    2018/234 Esas ve  2020/3613 Karar sayılı kararlarında "İcra İflas Kanunun 141.maddesi uyarınca sıra cetvelinin birer sureti alakadarlara tebliğ edilir. Kendisine sıra cetvelinde yer verilmesi gerektiğini düşünen ancak sıra cetvelinde yer almamış olan veya sıra cetveli kendisine hiç tebliğ edilmemiş olan alacaklı, sıra cetvelinin içeriğini öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde sıra cetveline karşı şikayet yoluna başvurabilir." şeklinde karar verildiğinden,

Sıra cetvelinde hiç gösterilmeyen alacaklının sıra cetvelini şikayet hakkı olduğundan,

Tebliğ edilmez ise sıra cetvelinin içeriğini öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde sıra cetveline karşı şikayet yoluna başvurabileceğinden,

Bu zaman zarfında sıra cetveline konu paraların ilgilere ödenmesi ile telafisi güç ve imkansız zararlara neden olacağından,

Sıra cetvelinin dosyamız alacaklısına da tebliğ edilmesi hususu,

Rica olunur.
#2
İcra Hukuku ve Yargı Kararları / Ynt: İCRA TAKİBİ İÇİN ALINAN A...
Son İleti Gönderen revivo111 - 24 Eylül 2022, 18:44:39
teşekkür ederim. HMK 334 de böyle bir ayrım geçemediği için bilemedim. Ama hüküm kesinleşinceye kadar ibaresinden icrada alınan adli yardımın davayı da kapsadığını varsaymıştım. Mahkemeye sunduk kararı ne oalcak göreceğiz.

Tesekkurler
#3
Ceza Hukuku / AYM, HAGB kararına itirazı öng...
Son İleti Gönderen Özgür KOCA - 23 Eylül 2022, 11:06:50
Anayasa Mahkemesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına karşı itirazı öngören kanun hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verdi. İptal kararı, 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

Bugünkü Resmi Gazete'de yer alan karara göre, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesine 5560 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesiyle eklenen 12 numaralı fıkrada yer alan HAGB'ye ilişkin, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Yüksek Mahkemeye başvurdu.

Başvuruda, HAGB kararlarının hukuki sonuç doğurmaması gerektiği, buna karşılık son yıllarda HAGB kararlarına sonuç bağlayan kanun ve yönetmeliklerin çıkarıldığı ifade edildi. HAGB kararlarına yönelik itiraz incelemelerinin ilke olarak dosya üzerinden yapıldığı, kararların esasına ilişkin bir incelemenin gerçekleştirilmediği belirtilen başvuruda, bu durumun, iki dereceli yargılanma, etkin başvuru ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiği, bu itibarla kişinin suç işlediği kanaatini barındıran HAGB kararlarının gerçek anlamda bir kanun yolundan geçmediği ve bu kararların istinaf incelemesine tabi olması gerektiği belirtildi.

Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, anılan kanundaki hükmün, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. İptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.

HAGB, ceza miktarı 2 yılın altında olan belirli suçlarda uygulanıyor. Sanığın HAGB kararı verilmesi için sanığın bunu kabul etmesi gerekirken, bu kararın verilmesi sonrası sanık 5 yıl denetim altına alınıyor. Sanığın bu süre içinde başka bir suç işlenmemesi halinde de dosya düşüyor.

Kararın gerekçesinden

Anayasa Mahkemesinin kararında, HAGB'nin Türk hukuk sisteminde geniş bir uygulama alanı bulduğu, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün açıkladığı 2020 verilerine göre, ceza mahkemelerinde verilen mahkumiyet kararlarının yaklaşık dörtte birini HAGB kararlarının oluşturduğu aktarıldı.

Kanunda, HAGB kararlarına karşı itiraz yoluna başvurma imkanının yer aldığı anımsatılan kararda, bunun mevcut uygulanış şekli itibarıyla tek başına yeterli olmadığı, bu yolun aynı zamanda uygulamada da başarı şansı sunması gerektiği ifade edildi.

Kararda, "Doğrudan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile ilgili olan bu tür bir muhakemenin yokluğu, müdahalenin dayanağı kuralın yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini sağlayamaması anlamına geleceğinden temel hak ve özgürlüklerin ihlaline yol açacaktır." görüşüne yer verildi.

Anayasa Mahkemesinin bu çerçevede daha birçok başvuruda ihlal sonucuna ulaştığı belirtilen kararda, şu tespitler sıralandı:


"İtiraz makamları, başvurucuların iddialarını ve delillerini dikkate almadığına, çatışan menfaatleri dengelemeye yönelik bir çaba içinde olmadığına, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunun ve müdahalenin orantılı olup olmadığının değerlendirilmediğine yönelik kararlar vermiştir. Mevcut sistemde, itiraz mercilerinin HAGB kararlarına itiraz üzerine verdikleri kararların dosya üzerinden yeknesak bir şekilde ve çoğu kez sadece şekli koşullar yönünden, ilk derece mahkemelerince verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığını ve bu sebeple de itirazın reddedildiğini bildiren bir cümleden ibaret gerekçelerden oluştuğu görülmüştür."

Kararda, bu durumun temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesinde ve kamu gücünü kullananların keyfi davranışlarının önüne geçilmesinde bireye tanınmış olan yetkili makama başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkını sınırladığına işaret edildi.

Kararda, şöyle denildi:

"Kuralın, anılan hususları karşılayacak şekilde uygulanamadığı görülmektedir. Doğrudan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile ilgili olan bu tür bir muhakemenin yokluğu etkili başvuru hakkıyla bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir."


Karara ulaşmak için tıklayın
#4
Tazminat Hukuku / Maddi ve Manevi Tazminata İliş...
Son İleti Gönderen Özgür KOCA - 22 Eylül 2022, 12:41:36
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO   : 2020/1705
KARAR NO: 2022/1662
TARİHİ  : 24/06/2020



Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davacı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;

G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü

DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilini araba park yerini bahane ederek yol içinde eşinin ve çocuklarının yanında küçük düşürecek küfürler ettiğini, üzerine yürüdüğünü, taş attığını, 3 kademeli çelik cop ile kafasından  3 yerden yaraladığını, burnunu kırdığını, müvekkilinin yaşanan bu olay nedeniyle 10 günlük rapor aldığını, özel bir bankada müdür yardımcısı pozisyonunda çalıştığından performansının  işten rapor alması sebebi ile düşük çıktığını, savunma yazmak zorunda kaldığını, ayrıca 180,00-TL sınav ücreti yatırdığı halde yaralandığı için SPK sınavına katılamadığını, bu olay nedeniyle gözünde takılı olan rayban marka numaralı 600,00-TL bedelli güneş gözlüğünün kırıldığını, Özel .... Hastanesinde darp sonucu burun kırıklığı sebebiyle ameliyat yapıldığını, ameliyat masrafının 1.442,45-TL olduğunu, ilaç kullanmak zorunda kaldığını 20.19 TL  ilaç bedeli , 65.00 TL ulaşım ücreti ödediğini , davalı hakkında B. 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/*** Esas sayılı dosyası ile hakaret, kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığını, müvekkilinin davada vekil ile temsil ettirdiği için 5000.00 TL vekalet  ücreti ve 83.71 TL noter masrafı ödediğini, davalının müvekkilinin kişilik haklarına, yaşam hakkına saldırdığını, müvekkilinin haksız saldırıdan canı yandığını, onuru incindiğini büyük üzüntü yaşadığını, ailesinin çocuklarının kendisine acıyan bakışlarından üzüntü duyduğunu, yüzü sargılı olduğundan günlerce dışarıya çıkamadığını, müvekkilinin yaşamış olduğu üzüntülerin bir nebze olsun giderilebilmesi için manevi tazminat talep etme zorunluluklarının doğduğundan bahisle , fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, 7.390,25-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi tazminatın 04/06/2016 tarihinden itibaren faiziyle beraber davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 19/02/2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 200.00 TL artırmıştır.

DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının inatla ve ısrarla müvekkilinin işyeri önüne arabasını park etmekten dolayı çıkan kavgada yaralandığını, olayın oluşunda davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin senelerdir o semtte otel işletmeciliği yaptığını, en az davacı kadar saygınlığının olduğunu, aynı olayda müvekkilinin de davacı tarafından darp edildiğini, davacının yargılanmasının sınava girmesine engel olmadığını, kırılan gözlüğün 600,00-TL olmasının mümkün olmadığını, davacı vekilinin duruşmada davacının akrabası olduğunu beyan ettiğini, akrabadan dava dilekçesinde belirtilen böyle bir ücretin alınamayacağını, maddi ve manevi zarar taleplerinin fahiş olduğunu, açılan davanın reddine, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER                                :
B. 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/*** esas sayılı  dosyası,  tedavi evrakı  tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları,07/02/2020 havale tarihli bilirkişi raporu,   tüm dosya kapsamı.

İDM KARARININ ÖZETİ       :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; B. 4. Asliye Ceza mahkemesinde davalı aleyhinde dava açıldığını , mahkemece yapılan yargılamada davalının hakaret, kasten yaralama ve mala zarar verme eylemlerinden  mahkum olduğunu, kararın  kesinleştiği,  davacının bu olaylar nedeniyle burun ameliyatı olduğunu  bunun için 1442,45 TL ameliyat gideri, 20.19 ilaç bedeli, 65,00 TL ulaşım gideri olmak üzere toplam 1.507,64 TL masraf yaptığını ,  hükme esas alınan bilirkişi raporu itibariyle davacının haksız fiil tarihi itibariyle davalı tarafından kırılan güneş gözlüğü nedeniyle uğramış olduğu zararın 600,00 TL olarak belirtildiğini, davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararının toplam 2.107,64 TL olduğunu, manevi tazminat talep etme koşulları gerçekleştiğinden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşıdığı, manevi tazminatın bir ceza olmadığı, Mamelek Hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını hedeflemediği, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi ilkeleri dikkate alınrak 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini , davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece akdeden tarafları bağlayan nitelikteki ücret sözleşmesi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelden, eldeki tazminat davasında davalının sorumlu tutulmasının doğru olmadığını  ayrıca ceza mahkemesince davacı yararına vekalet ücretine de hükmedildiğinden  bu talebin yerinde görülmediğini davacının spk sınav ücreti talebi ile noter ücreti talebinin  de gerçek zarar olarak değerlendirilmediğinden bu talebin  de yerinde görülmediğinden bahisle 2.107,64-TL maddi tazminatın , 10.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ            :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kırılan gözlük camının numaralı olduğunu, gözlük için bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden ıslah dilekçesi verildiğini, Mahkemece gözlüğün değerinin 600.00 TL kabul edilip, ıslah dilekçesi dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan tazminatların toplamında hata yapıldığını, toplamın 1527.64 TL olduğunu, manevi tazminat yönünden davacının isteminin fahiş olmadığını, davalının otel işlettiğini, gelirinin davacının gelirinden yüksek olduğunu, SPK sınav ücreti ve noter ücretinin de gerçek zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davalının kusurlu ve hukuka aykırı fiili sonucunda davacının beraat etmekle birlikte noter ücreti ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını, gerçek zarar kapsamında kaldığını, ceza yargılamasında ödenmesine karar verilen vekalet ücretinin karşı yan vekalet ücreti kapsamında kaldığından bahisle kararın kaldırılarak ıslah talebi ile birlikte davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP                   :
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının kiralık bir otel işleticisi iken otelinden de tahliye edildiğini, şu anda herhangi bir otel işletmeciliği sıfatı  olmadığını, kararda herhangi bir yasaya aykırılık olmadığından bahisle  istinaf talebinin reddine karar verilmesini  talep etmiştir.

G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, kasten yaralama ve hakaretten  kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi ve  manevi tazminat isteğine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yukarıda yazılan gerekçeler ile  maddi ve manevi  tazminat isteminin kısmen  kabulüne  karar vermiştir. Bu karara karşı davacı  vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  HMK'nun 357. Maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK. 49.  maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.  6098 Sayılı TBK'nun 50/1 fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.6098 Sayılı TBK 56/1 maddesine göre hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini gözönünde tutarak zarar görene uygun biçimde paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. 6098 Sayılı TBK 58 fıkra gereğince kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşı manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Kural olarak, 6098 Sayılı TBK. 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar).  Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, ceza miktarı yönünden verildiği anda kesin olan kararlar maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından hukuk hakimi bakımından bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir.

B. 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin  21/03/2017 tarih  2016/*** Esas 2017/*** karar sayılı dosyasında " Tarafların aynı sokakta ikamet ettikleri, aralarında önceye dayalı araç park etme yüzünden husumet bulunduğu, olay günü katılan sanık Altan' ın eşinin düğüne gitmek için kuaförden gelip aracı park etmesi üzerine katılan sanık Serhat' ın katılan sanık Altan' ın araca yöneldiği sırada tartışma çıktığı, bu karşılaşmada Serhat' ın Altan' a 'ananı sinkaf ederim' demek suretiyle ve Altan' ın yüzüne tükürmek suretiyle hakaret ettiği, sanık Serhat' ın katılan sanık Altan' ın yüzüne tükürdüğünü kabul ettiği, eylemin hem tükürmek hem de hakaret sözü kullanılarak alenen  gerçekleştirildiği,   sanık Serhat' ın bu eylemin devamında avuç büyüklüğünde silahtan sayılan taşı atmak ve sallandığında açılan demir jop ile katılan Altan' ı kafasından yaralamak suretiyle üzerine atılı kasten yaralama suçunu işlediği,  bu yaralanma sonucunda katılan Altan' da kırık oluştuğu, bu nedenle sanık hakkında TCK' nun 87/3 maddesinin uygulandığı, aynı olayda katılan Altan' ın güneş gözlüğünün yere düştüğü, sanık Serhat' ın bunu ayağı ile ezdiği ve üzerine atılı Mala Zarar Verme suçunu işlediği, Mala Zarar Verme suçu yönünden zarar giderme bulunmadığından sanık Serhat hakkında hagb hükümlerinin uygulanmadığı, her ne kadar katılan sanık Altan  hakkında katılan sanık Serhat'a yönelik Hakaret ve  Basit Yaralama suçundan kamu davası açılmış ise de; hakaret suçu yönünden  delil yetersizliğinden,  basit yaralama suçundan hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğinden " bahisle katılan Sanık Serhat'ın hakaret suçundan TCK'nın 125/1, 125/4, maddeleri gereğince 3.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ,üzerine atılı kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/3, 62, 53 maddeleri gereğince  2 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ,  mala zarar verme suçundan TCK'nın 151/1, 62, 52 maddeleri gereğince 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına , katılan Sanık Altan'ın üzerine atılı hakaret ve kasten yaralama suçlarından beraatine karar verildiği , kararın sanık Serhat tarafından istinaf edilmesi üzerine  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nın 07/06/2017 tarih ve 2017/1498 Esas 2017/1475 Karar sayılı ilamı ile son sözün katılan sanıklar müdafiilerine verilmesi sebebiyle bozulduğu, bozma sonrasında  B. 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/*** Esas, 2017/*** Karar sayılı dosyasında karar verildiği,  kararın sanık Serhat tarafından istinaf edilmesi üzerine  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nın 05/12/2017 tarih ve 2017/2848 Esas 2017/ 2780  Karar sayılı ilamı ile "Dairemizin 07/06/2017 tarihli bozma kararında belirtildiği üzere katılan sanık Altan B.'ın, dosya içerisinde mevcut B. İlçe Devlet Hastanesinin 04.06.2016 tarihli raporunda, çehrede sabit eser yönünden KBB uzmanından rapor alınmasının gerektiğinin belirtildiği, 06.06.2016 tarihinde KBB uzmanı tarafından düzenlenen kat'i raporda, çehrede sabit eser hususunda görüş belirtilmediği anlaşılmakla; katılan sanık Altan B.'ın tüm tıbbi evrakları temin edilerek Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmamış ise de; istinafa başvuranın sanık olması karşısında bu husus aleyhe istinaf sebebi olarak kabul edilmemiştir. Katılan sanık Serhat G. hakkında TCK'nın 86/1 maddesinde belirtilen kasten yaralama suçundan kurulan hükümde hesap hatası yapıldığı anlaşılmış ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, " bahisle düzeltilerek esastan reddine , mala zarar verme suçundan verilen cezanın kesin olması ve hakaret suçundan HAGB kararı verilmesi nedeni ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.

Maddi tazminat istemi yönünden,  hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar ; kişinin isteği dışında gerek malvarlığında ve gerekse kişi varlığında meydana getirilen bir eksilmedir. Miktarı ise malvarlığında hukuka aykırı tecavüzün meydana gelmeden önceki ve sonraki durumları arasındaki fark olarak tanımlanabilir. Malvarlığındaki eksilmenin saptanması için zarar bırakıcı eylemden sonra meydana gelen durum ile bu davranış yapılmasa idi gösterecek olduğu durumun karşılaştırılması gerekir. Zararın varlığı ile tutarının belirlenmesi tazminatın saptanmasından önceki bir evredir ve onun dayanağını oluşturur. Tazminat miktarı hiçbir zaman meydana gelen gerçek zarar tutarını aşmamalıdır. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz. Haksız eylem sonucunda zarar görenin kurtulduğu giderler ve harcamalar doğrudan doğruya ve kendiliğinden oluşan yarar niteliğinde olup tazminat hesabında dikkate alınmalıdır.

Somut olayda davacının  kırıldığını belirttiği gözlüğü kullanılmış eşya niteliğindedir. Bilirkişi; görme bozukluğunun düzeltilmesi amaçlı kullanılan güneş gözlüğünün kullanılmış eşya değerini değil , perakende satış fiyatını  tespit etmiştir. Mahkemece  davacının oluşan gerçek zarar kapsamında bilirkişi marifetiyle saptanacak kullanılmış eşya değerinin ödetilmesine karar verilmesi  gerekirken ,  davacının  edindiği tarihteki satış fiyatı dikkate alınarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun değil ise de , kullanılmış eşya değeri,  kabul edilen değerin altında olacağından istinaf edenin sıfatı dikkate alındığında davacı  vekilinin gözlük bedelinin düşük kabul edildiği ve ıslah isteminin dikkate alınmadığına  yönelen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.  Yine sınav  ücreti yönünden   ileri sürülen zarar  dolaylı olup gerçek zarar niteliğinde olmadığı,  katılan sanık sıfatındaki dosyada  vekili ile aralarındaki iç ilişki gereğince vekiline ödediği ücretin gerçek zarar kapsamında  olmayıp davalıdan tahsiline karar verilmesinin  tazminat hukukunun genel ilkeleriyle bağdaşmayacağı , noter ücretinin de vekaletname tanzimi yönünde ödenen ücret olduğundan  sunulduğu dosyada  yargılama gideri kapsamında değerlendirileceği dikkate  alındığında  , ilk derece mahkemesinde  maddi  tazminat  olarak istenen kalemlerden bir kısmına ilişkin istemin reddi kararı usul ve yasaya uygun olup , maddi tazminat bakımından   hüküm altına alınan miktarın toplamının hatalı yazılması maddi  kapsamında düzeltilerek  davacı vekilinin  maddi tazminata ilişkin   istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davacının manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazı bakımından yapılan incelemeye göre ise ;  6098 Sayılı TBK un 56 ıncı ve 58 inci maddesi uyarınca mahkeme manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Bu ilkeler kapsamında, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, davacının yaralanma derecesi,  yaralama kullanılan araç, olayın başlangıcında   davalının davacıya  küfür niteliğinde sözler sarf etmesi ve yüzüne tükürerek hakaret etmesi, ceza yargılamasında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığına ilişkin istinaf isteminin yerinde görülmeyerek reddedilmiş olması,  tarafların sosyal ekonomik durumları, hak ve nesafet kaideleri ve yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince, manevi tazminat istediğinin   tam kabulüne karar verilmesi ulaşılmak istenilen  manevi tatmin (doyum) için yeterli olacağı halde 10.000 TL olarak kabul edilmiş olması yerinde görülmediğinden, davacı  vekilinin  bu yöne değinen istinaf  başvurusu yerinde  bulunmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; maddi tazminat istemi yönünden ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin toplama işleminde maddi  hata yapıldığına yönelen istinaf istemi dışında tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, manevi manevi tazminat talebi yönünden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 2.127,64-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 04/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 15000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H  Ü  K  Ü  M      : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin toplama işleminde maddi  hata yapıldığına yönelen istinaf istemi dışında maddi tazminata ilişkin  tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin manevi  tazminat talebi yönünden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 
3-İlk Derece Mahkemesi olan Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/110 Esas - 2020/165 Karar sayılı 24/06/2020
 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
5-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
a) 2.127,64-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 04/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b) 15.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c) Davacı tarafından peşin yatırılan 382,37-TL peşin harç ile 3,82-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 386,19-TL'den alınması gereken 1.169,99-TL karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 783,80-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, mahsubuna karar verilen 386,19-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ç) Davacı tarafından yapılan 346,50-TL yargılama giderinden, davanın kabul oranı olan %76'ya göre hesaplanan 263,34-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
d) Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
e) Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; kabul edilip hüküm altına alınan manevi tazminat tutarı üzerinden  9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f) Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; kabul edilip hüküm altına alınan maddi tazminat tutarı üzerinden  2.127,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
 g) Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden 2.127,64  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 
6-Davacı tarafından peşin yatırılan 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 206,78-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
7-Davacı tarafından yapılan 251,40-TL istinaf yargılama giderinden, davanın kabul oranı olan %76'ya göre hesaplanan 191,06-TL kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan istinaf gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
10-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 14/09/2022  tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.
#5
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
                                                                           
ESAS NO   : 2021/8250
KARAR NO: 2021/8943   


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
 
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Şikayetçi borçlunun, sair fesih iddialarının yanı sıra, meskeniyet nedeniyle taşınmazdaki haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine şikayette bulunulduğunu, şikayetin reddine karar verilmesi üzerine istinaf yoluna başvurulduğunu, dosya istinaf incelemesi aşamasında olduğundan satış yapılamayacağını ileri sürerek 25 Parsel'de kayıtlı 10 bağımsız bölüm numaralı taşınmaz ihalesinin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce, şikayetin reddi ile borçlu aleyhine para cezasına hükmedildiği, şikayetçi borçlu tarafından bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK'nun 364/3. maddesi uyarınca, temyiz yoluna başvurma, satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Buna göre, takibe yönelik itiraz ve şikayetler hakkında verilen icra mahkemesi kararları kesinleşmeden satışa gidilemez. Bu husus mahkemece de re'sen dikkate alınmalıdır.

Somut olayda, satışın yapıldığı ilamlı icra takibinde borçlu olan taşınmaz malikinin meskeniyet nedeniyle haczin kaldırılmasını talep ettiği icra mahkemesi dosyasında, İ. Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin, 14.02.2019 tarih ve 2018/*** E. - 2019/*** K. sayılı kararı ile meskeniyet şikayetinin esastan reddedildiği, şikayetçi tarafın karara karşı 14.02.2019 tarihinde istinaf yoluna başvurduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 10.6.2020 tarih ve 2019/1904 E. - 2020/1070 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, söz konusu kararın şikayetçi borçlu tarafından 03.07.2020 tarihinde temyiz edildiği, kararın Dairemizin 22.02.2021 tarih ve 2020/6714 E. - 2021/1853 K. sayılı kararı ile onandığı, işbu şikayete konu ihalenin ise 24.07.2020 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Buna göre; 03.07.2020 tarihinde yapılan temyiz başvurusu üzerine verilecek karar beklenmeden ihale yapılması, İİK'nun 364/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, şikayetçi borçlu yönünden taşınmazın satışı mümkün değildir.


Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesi'nce, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi'nce verilen  şikayetin  reddine  ilişkin  karara  yönelik  istinaf  başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddedilmesi isabetsiz olmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, Istanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 11.6.2021 tarih ve 2021/1080 E. - 2021/1599 K. sayılı istinaf talebinin reddine ilişkin kararının (KALDIRILMASINA), İstanbul Anadolu 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 01.10.2020 tarih ve 2020/292 E. - 2020/400 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 14/10/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
#6
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
                                                                           

ESAS NO   : 2021/8230
KARAR NO: 2021/9309   


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Borçlunun, sair fesih nedenleri ile birlikte ihaleye konu taşınmaz ile ilgili haczedilmezlik iddiasına dayalı dava açtığını, istinaf incelemesinde olduğunu, haczedilmezlik şikayeti kesinleşmeden yapılan ihalenin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek 14/08/2020 tarihli taşınmaz ihalesinin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince; davanın reddi ile borçlu aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedildiği, karara karşı borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir.

İİK'nun 363/4. maddesi uyarınca, istinaf satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Buna göre, takibe yönelik itiraz ve şikayetler hakkında verilen icra mahkemesi kararları kesinleşmeden satışa gidilemez. Bu husus mahkemece de re'sen dikkate alınmalıdır.

Somut olayda, ihalenin feshi isteminde bulunan borçlunun, satışı yapılan taşınmaza yönelik meskeniyet nedenine dayalı haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu, İ. 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/11/2018 tarih, 2017/*** E. - 2018/*** K. sayılı ilamı ile haczdedilmezlik şikayetinin usulden reddedildiği, 15/03/2019 tarihli istinaf başvurusunun ise 02/05/2019 tarihli ek karar ile süre aşımı nedeni ile reddedildiği, ek karara karşı 30/05/2019 tarihinde istinaf yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. HD'nin 20/04/2021 tarih, 2020/1968 E. - 2021/1224 K. sayılı kararı ile İ. 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/11/2018 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği, bu arada ihalenin 14/08/2020 tarihinde gerçekleştiği görülmektedir.

Buna göre; İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/*** E. - 2018/*** K. sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçi borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusu, ihaleye konu taşınmazın haczinin kabil olmadığından bahisle meskeniyet nedenine dayalı şikayet olup, bu kararın istinaf başvurusu üzerine verilecek karar beklenmeden ihale yapılması, İİK'nun 363/4. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, şikayetçi borçlu yönünden taşınmazın satışı mümkün değildir. Dosya kapsamından anlaşılan bu durumun, mahkemece, gerek istem üzerine gerek re'sen dikkate alınması gerekmektedir.

O halde Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken  yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının  bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 07/07/2021 tarih ve 2021/966 E. - 2021/1906 K.  sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle,  5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.                                      
#7
İcra Hukuku ve Yargı Kararları / Döviz cinsinden yaptığım hesap...
Son İleti Gönderen ab33162 - 21 Eylül 2022, 23:43:47
Sayın meslektaşlarım.
Bir dosyada ilamlı takip dosyasında takip tarihine kadar ve takipten sonra yapmış olduğum döviz ve TL. cinsindeki hesaplama UYAP'ın çıkarmış olduğu hesapla uyuşmadı arada epey fark var ayrıca e katip, sinerji, icratek programlarında da birbirini tutmadı. Sizlerde karşılaştınız mı. Bu konuda bilgisi ve uygulaması olan meslektaşlarım bana ulaşabilirler mi? 0 505 400 38 72
#8
MUHAFAZA ALTINA ALINMADAN SATIŞ TALEBİNİN REDDİ
 28 Aralık 2021

 
2004 Sayılı İcra İflas Kanunun 88/2. Maddesi "... (Değişik cümle:24/11/2021-7343/7 md.) Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınır veya ihale alıcısına teslime hazır hâle getirilir, aksi takdirde satış yapılamaz.

Alacaklı/vekilinin Talebi ve dosya incelendi.
Alacaklı/vekilinin " Borçlunun haczedilen mahcuz mallarının usul ekonomisi gereği mahallinde satışına karar verilerek, satış günü ve saatinin tayin edilmesini" talep ettiği,
Borçluya ait malların haczedildiği ancak muhafaza altına alınmadığı anlaşılmakla;
2004 Sayılı İcra İflas Kanunun 88/2. Maddesi "... (Değişik cümle:24/11/2021-7343/7 md.) Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınır veya ihale alıcısına teslime hazır hâle getirilir, aksi takdirde satış yapılamaz. (Ek cümle:24/11/2021-7343/7 md.) Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından 106 ncı madde hükmü saklıdır" şeklinde düzenlendiğinden,
Her ne kadar mahallinde satış mümkün olsa da ihale ile malın mülkiyeti ihale alıcına geçmekle birlikte ihale kesinleşmeden malın ihale alıcısına teslimi mümkün olmadığından, bu zaman aralığında malın korunmasında icra müdürlüğünün gerekli tedbirleri almak zorunda olduğundan;
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2013/29078 Esas ve 2013/35008 Kararlarında " Menkul bir malı ihalede satın alan kişi, o malın mülkiyetini ihale anında kazanır (B.K. 279. maddesi). İhale ile mülkiyet alıcıya geçerse de satılan mal ihale kesinleşmeden alıcıya teslim olunmaz (İİK 118/1-c-3. md.). Artırma ile yapılan satışlarda, mülkiyet ihale ile alıcıya geçtiğinden, bu andan itibaren mal fiilen teslim edilmemiş olsa dahi, malın nef'i ve hasar da alıcıya ait olacağından, mal teslim edilinceye kadar malın kıymetinin çoğalmasından, malın semerelerinden alıcı yararlanır; ya da telef olmasına, zararlı sonuçlarına katlanır. Artırma şartnamesinde açık bir taahhüdün bulunması veya artırmaya katılanlara karşı hile yapılmış olması halleri müstesna (ayrık) olmak üzere, satıcının zapta karşı teminat (BK 214-218. maddeleri) ve satılanın ayıplı olmasından dolayı bir tekeffül borcu (BK 219-231. maddeleri) yoktur. Bu gibi durumlarda, alıcının; malın yok olmasına ya da zarar görmesine neden olmuş kişiler hakkında genel mahkemelerde tazminat davası açma hakkı bulunduğu gibi, malın korunmasında, kusuru bulunan icra dairesi görevlileri hakkında da idare aleyhine tazminat davası açma hakkı vardır (İİK 5. mad.). Bu itibarla koruma görevinde olanların yasalarla düzenlenmiş hukuki ve cezai sorumlulukları bulunmaktadır. " şeklinde karar verildiğinden,
Bu durumda her ne kadar muhafaza ve yediemin ücreti değerlendirildiğinde;
Satış kararı ile birlikte ihalenin sıhhati ve selameti, alacaklının, borçlunun, ihale alıcısının ve icra müdürlüğünün sorumluluğu bakımından menfaatlerin telif edilmesi zaruri olduğundan,
Aşağıdaki şekli ile karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varıldı.
Karar :
1-Satış talebinin atış avansı yatırıldığından ve satış aşamasında satış avansının eksik olması halinde tamamlanması kaydı ile satış talebinin kabulüne, Ancak mahallinde satış yapılması yönünden reddine, satış hazırlıkları tamamlanmadığından satış günü ve yeri tayinin bu aşamada reddine,
2- Satışa hazırlık işlemlerinin alacaklı tarafça takibi ve talebi ile tamamlanmasına müteakip satış günü ve yeri tayini talep edilmesi halinde değerlendirilmesine,
3-İş ve işlemlerin takip ve talebi borçlu tarafa ait olmak üzere Bu kararın İİK.'nun 16. Maddesi gereği İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliğine şikayet edilebileceğinin ihtarı ile karar verildi.

 
Bunu
#9
İcra Hukuku ve Yargı Kararları / hisseli taşınmaz (kat irtifak...
Son İleti Gönderen WatchAndLearn - 19 Eylül 2022, 09:47:11
Değerli meslektaşlarım bir hususta yardımınıza ihtiyaç duymaktayım. Müdürlüğümüz dosyasında borçlu adına kayıtlı Bağımsız bölüm niteliği arsa olan yüz ölçümü 13.698  - Hisse miktarı 1/216 olup, Hisseli taşınmazın bulunduğu arsa üzerinde büyük bir apartman bulunmakta olup, Müdürlüğümüzce ilgili icra müdürlüğü'(ne talimat yazılmış  talimat icrasınca sanki borçlunun hissesi tam gibi borçlunun evine gidilerek kıymet takdiri yapılmıştır. (Bilirkişi raporunda kat irtifakı kurulmamış olan 9 adet blokta kooperatif yönetimi ile dairenin yeri belirlenmiş 216 adet bağımsız bölümden oluşan sitede maliğin yerinin ... bağımsız bölüm olduğu görülmüştür. Değerleme de taşınmazın keşif esnasında görülen mevcutkullanımı üzerinden yapılmıştır.) Şeklinde kıymet takdiri yapılmıştır. KAT İRTİFAKI KURULMAMIŞ Böyle bir taşınmazın satışını Müdürlüğümüzce nasıl yapmalıyız?Bu şekilde hisseli bir taşınmazın satışı mümkün mü yoksa Tüm bloklardaki dairelerin değeri belirlenip hisse miktarı mı çıkarılmalı cevaplarınız için çok teşekkür ederim.
#10
İcra Hukuku ve Yargı Kararları / Takip talebinde bildirilen hes...
Son İleti Gönderen Özgür KOCA - 15 Eylül 2022, 14:27:21
Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, alacaklının takip talebinde bildirdiği  hesap numarasının alacaklı ya da alacaklı vekilinin adına kayıtlı bir banka hesabı olması zorunludur. Aksi halin kabulü, alacaklının bildirmiş olduğu herhangi banka hesap numarasına takip dosyasına yapılan ödemenin aktarılması gibi keyfi bir uygulamaya sebebiyet verir ki, yasa koyucunun icra müdürlüğüne böyle bir ödev ve  yükümlülük yüklemesi düşünülemez (Samsun BAM 4. HD.'nin T:29/11/2019, E:2019/2298, K:2019/3459)