Gönderen Konu: Müzayede Mahallinde Yapılan Satışlarda Katma Değer Vergisi Uygulamaları  (Okunma sayısı 3336 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2494
  • Tşk.Sayısı: 141
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas


Giriş

Son günlerde medyada yer alan “Mavi Senfoni” adlı tablonun ünlü bir müzayede de 2,2 milyon liraya satılarak bir rekora imza atması müzayede mahallindeki satışları Katma Değer Vergisi (KDV) açısından inceleme ihtiyacını doğurmuştur. Yazımızda genel anlamda müzayede mahallinde yapılan satışlar KDV açısından incelenerek, verginin mükellefi, beyanı, ödenmesi ve vergiden istisna olan haller açıklanmıştır.

1.Müzayede Kavramı ve Çeşitleri

Bu başlık altında “müzayede” kavramının tanımlarına yer verilerek müzayede çeşitleri açıklanacaktır.

1.1.Tanım

Müzayede, açık arttırma suretiyle satışı ifade etmektedir. Başka bir tanıma göre; müzayede, talipler arasında en yüksek fiyatı veren lehine yapılan satış anlamına gelmektedir. Müzayedede fiyatı arttıranlar teklifte bulunmakta, satıcı da kendisine uygun gelen fiyatı kabul ederse satış gerçekleşmektedir. Satıcı müzayedeye çıkarılan malı, en yüksek fiyatı verene satma hakkına sahip bulunmaktadır.

Mahkeme satış memurluklarınca yapılan satışlar müzayede usulü ile yapılmaktadır. Mahkeme satış memurluklarının satışı yürüttükleri yer müzayede mahalli durumundadır. Satışın, yalnızca müzayedeye ayrılmış yerde yapılıp yapılmaması durumu değiştirmeyecek, verginin alınması için satış nerede yapılırsa yapılsın müzayede ile yapılması yetecektir.

1.2.Müzayede Çeşitleri

Müzayede, cebri ve ihtiyari olmak üzere iki çeşittir. Özel hukuk ilişkisinden doğan cebri müzayede İcra İflas Kanunu hükümlerince yapılır. Kamu alacaklarının tahsili için yapılan cebri müzayedeler ise 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Cebri müzayedeler esas itibariyle kamu hukukunu ilgilendiren tasarruflardır.

İhtiyari müzayedeler ise iki çeşittir. Birisi özel arttırma diğeri aleni arttırmadır.

Özel arttırma, Medeni Kanunda belirtilen, mirasçılar ve hissedarlar arasında yapılan arttırmalardır. Ayrıca mal sahibi kendi belirleyeceği kişilerin katılacağı bir alıcı grubu için müzayede düzenleyebilir. Örneğin antika meraklılarının katılacağı bir arttırma bu niteliktedir.

Aleni müzayede, herkesin arttırmaya katılabilmesini sağlamak için önceden ilan edilen ve genel olarak resmi bir makam tarafından yönetilen arttırmalardır.

 

2.Müzayede Mahallindeki Satışlarda Verginin Konusu ve Vergiyi Doğuran Olay

KDV Kanununun 1/3-d maddesine göre; ticari bir nitelik taşımasa dahi, cebri icra, izale-i şuyu, ipoteğin paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle müzayede mahallerinde yapılan açık arttırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki hak, menkul ve gayrimenkul(Hazineye ait taşınmazlar hariç) satışları KDV’ye tabi bulunmaktadır.

KDV Kanununun 10/a maddesine göre; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında yani satışın yapıldığı tarihte vergiyi doğuran olay meydana gelmektedir. Müzayede mahallerindeki satış işlemlerinde satış işlemi Borçlar Kanununun 225 ve 231. İcra İflas Kanunun 134. maddelerinde açıklandığı üzere, ihalenin yapılması ile tamamlanmış olur ve hukuki sonuç doğurur.

Ancak Danıştay müzayede yoluyla yapılan taşınmaz satışlarında KDV’nin satışın yapıldığı tarihte değil, tapu siciline tescil tarihinde doğduğu görüşündedir.

Danıştay 9. Dairesinin 13.06.2001 tarih ve 2000/565 ile 2001/2592 sayılı karar özetleri aşağıdadır.

«Cebri icra yoluyla yapılan satışlarda ihalenin feshi davası açılması halinde, tapuya tescil işlemi yapılmadığından ve henüz teslim gerçekleşmeyip satış kesinleşmediğinden KDV’yi doğuran olay meydana gelmez»

«Belediyenin müzayede mahallinde yaptığı gayrimenkul satışlarında mülkiyet tapu siciline tescil ile alıcıya geçtiğinden KDV’nin ihalenin yapıldığı tarihte doğması söz konusu değildir.»

İster aleni, ister cebri nitelikte olsun müzayede suretiyle taşınır ve taşınmaz malların, hakların satışı KDV’ye tabidir. Kanun müzayede suretiyle yapılan satışları, «müzayede mahallerinde yapılan satışlar» ibaresiyle ifade etmiştir. Müzayede suretiyle satılan mal ve haklar, ticari bir işletmeye veya özel bir kişiye ait olabilir. Bu durum vergilendirmeye etki etmez. Örneğin, bir devlet memurunun arabasını satması işlemi arızi faaliyet olduğundan, KDV’ye tabi değildir. Ancak bu devlet memurunun arabasının herhangi bir nedenle müzayede mahallinde satılması KDV’ye tabi olacaktır.

Diğer taraftan müzayede suretiyle yapılan satışlarda devamlılık veya arızilik unsuru da önemli değildir. Arızi de olsa, müzayede suretiyle yapılan satışlar KDV’ye tabidir.

3.Verginin Mükellefi

KDV Kanununun 8/1-a maddesinde mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde verginin mükellefi bu işleri yapanlar olarak belirtilmiştir. Müzayede mahallindeki satışlarda ise verginin mükellefi, satışları düzenleyen özel veya resmi kişi ve kuruluşlardır. Örneğin; icra yoluyla yapılan mal satışlarında mükellef icra dairesidir.
 

4.Verginin Matrahı

KDV’nin matrahı konusu Kanunun 20-27. maddelerinde düzenlenmiştir. 20.maddenin 1.bendine göre teslim ve hizmet işlemlerinde KDV’nin matrahı, bu işlemlerin karşılığını oluşturan bedeldir. 23/d maddesinde ise, gümrük depoları ve müzayede mahallinde yapılan satışlarda KDV matrahının kesin satış bedeli olduğu ayrıca belirtilmiştir.

Bu satışlarda alıcının hissedarlardan biri olması halinde, kendi hissesi için bir mülkiyet devri söz konusu olmayacağı için KDV matrahının ne olacağı konusunda tereddütlerle karşılaşılmaktadır.

Kanunun 2. maddesinde teslim “Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdi edilmesi de mal teslimidir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Müzayede yoluyla yapılan satışlarda alıcının hissedarlardan birisi olması halinde, alıcının hissesi için bir mülkiyet veya tasarruf hakkının devri söz konusu olmamaktadır.

15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde “izale-i şuyu çerçevesinde yapılan satışlarda alıcının hissedarlardan biri olması halinde hissesinin, bu hisse için mülkiyet devri söz konusu olmadığından matrahtan indirileceği” belirtilmiştir.

Örneğin, 4 ortağın eşit hisse (%25) ile ortak oldukları bir taşınmazın izale-i şuyu yoluyla 100.000TL satış bedeli ile satılması ve alıcının hissedarlardan birisi olması halinde, KDV’nin matrahı 100.000TL değil, alıcı hissedarın hissesine isabet eden 25.000TL düşüldükten sonra kalan 75.000TL olacak ve vergi bu tutar üzerinden hesaplanacaktır.

5.Müzayede Mahallindeki Satışlarda İstisna ve Uygulanacak KDV Oranı

KDV Kanununun istisna hükümleri ile teslim ve hizmetlere uygulanmak üzere belirlenen KDV oranları bu satışlar bakımından da geçerli olacaktır.

Örneğin, satış memurluğunca açık arttırma suretiyle yapılan altın satışlarında satışın külçe altına isabet eden kısmı KDV’den istisna olacaktır. Yine aynı şekilde, Hazine ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce yapılan taşınmaz mal satışları KDV Kanununun 17/4-p maddesine göre KDV’den istisna olduğundan, bu satışların müzayede mahallinde yapılması halinde de anılan istisna geçerli olacak, satış işlemi KDV’ye tabi olmayacaktır.

Ayrıca, icra yoluyla satışı yapılan taşınmazların kurumların en az 2 yıl aktifinde yer alması halinde satış işlemi Kanununun 17/4-r maddesi gereğince KDV’den istisna olacaktır.

Müzayede mahallinde yapılan satışlar için ayrıca belirlenmiş bir KDV oranı bulunmamaktadır. Örneğin kullanılmış binek otomobil satışında KDV oranı %1 olarak belirlendiğinden, bu otomobillerin müzayede yoluyla satışlarında da %1 KDV oranı uygulanacaktır.

6.KDV’nin Beyanı ve Ödenmesi

Müzayede mahallerinde yapılan satışlara ait KDV’nin beyanı ve ödenmesi konusu icra daireleri ile diğer özel ve resmi kuruluşlar açısından farklı esaslara bağlanmıştır.

6.1.İcra Daireleri Yönünden

48 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (D) bölümünde, icra dairelerince müzayede mahallinde yapılan satışlar nedeniyle hesaplanan KDV’nin, en geç ilgili mevzuatı uyarınca bedelin tahsil edildiği günü izleyen günün mesai saati bitimine kadar vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödeneceği açıklanmıştır.

Uygulamada ve doktrinde genel yaklaşıma göre mahkeme satış memurlukları da bu kapsama girmektedir.

Ancak verginin beyanı, ilgili satış mevzuatı uyarınca alıcıya verilen süre ile sınırlandırılmıştır. Alıcının, verilen süre içinde satış bedeli ile KDV’yi ödememesi halinde, satış ve dolayısıyla teslim işlemi gerçekleştirilmemektedir.

48 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile icra dairelerinin her bir satışa ait KDV’yi beyan ve ödemesini sağlamak amacıyla 5 No.lu KDV Beyannamesi getirilmiştir.

İcra daireleri müzayede mahallinde yapılan her bir satış nedeniyle tahsil ettikleri KDV’yi 5 No.lu KDV Beyannamesi ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan ederek ödeyeceklerdir. Ayrıca icra dairelerinin bir ay içinde yaptıkları satışlarla ilgili olarak vergi dairesine beyan edilerek ödenen KDV’ye ait bilgileri izleyen ayın sonuna kadar anılan tebliğ ekinde yer alan bildirim ile vergi dairesine bildirmeleri gerekir.

Söz konusu bildirimin satışın olmadığı dönemlerde de boş olarak verilmesi zorunludur. Bu bildirimin belirtilen süre içeresinde vergi dairesine verilmemesi halinde, VUK’un 352-II/7 maddesine göre II. Derece usulsüzlük cezası uygulanması gerekmektedir.

81 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin 7. bölümünde de; müzayede suretiyle yapılan satışlarda herhangi bir nedenle malların alıcıya tesliminin gerçekleşmemesi halinde vergiyi doğuran olay meydana gelmeyeceği, bu durumda teslimi gerçekleşmeyen mallar için KDV ödenmiş olması halinde bu verginin tahakkuktan terkin edilerek, alıcıya ödenmek üzere satışı yapan kurum veya kuruluşa iade edilmesi gerektiği açıklanmıştır.

İcra dairelerince icra yoluyla yapılan ve KDV Kanununun 1/3-d maddesine göre KDV’ye tabi bulunan satışlara ait KDV’nin alıcılar tarafından süresinden sonra ödenmesi, icra dairelerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

6.2.İcra Daireleri Dışında Kalan Kurum ve Kuruluşlar Yönünden

Burada da verginin beyanı ve ödenmesi sorumluluğu sürekli beyanname veren mükellefler dışında kalan resmi dairelerle sürekli beyanname verme yükümlülüğü bulunan kurum ve kuruluşlar açısından farklılık göstermektedir.

6.2.1. Sürekli Beyanname Veren Mükellefler Dışında Kalan Resmi Daireler Yönünden

KDV Kanununun 46/4. maddesinde, beyanname vermek zorunda olmayan mükelleflerin KDV’yi tarh süresi içinde ödeyecekleri öngörülmüştür. Bilindiği gibi, KDV beyan esasına dayanan bir mükellefiyettir. Dolayısıyla beyan yapılmadan ödeme durumu ancak istisnai durumlarda olabilir ve müzayede mahallindeki satışlara bağlı vergileme buna örnek olarak verilebilir.

15 Seri No.lu KDV Genel Tebliği uyarınca söz konusu satışlar dolayısıyla Kanunun 40. maddesi gereğince sürekli beyanname veren mükellefler dışında kalan resmi kuruluşlar tarafından bu şekilde tahsil edilen KDV yetki alanı içerisinde bulunan vergi dairelerine ertesi gün mesai saati bitimine kadar ödenmesi zorunludur.

Ayrıca 59 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesine göre; müzayede mahallerinde yapılan satışlarda KDV mükellefi durumunda olan vergi daireleri satışlarına ait KDV’yi, icra daireleri gibi 5 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmeyeceklerdir. Söz konusu daireler satılan malların bedelleri üzerinden hesaplanan KDV’yi düzenledikleri makbuzlarda ayrıca gösterecekler ve makbuz karşılığında tahsil ederek vergi dairesi kayıtlarına intikal ettireceklerdir. Malları vergi daireleri tarafından satılan KDV mükellefleri bu satışları anılan makbuzlarla belgelendirecekler ve ayrıca fatura düzenlemeyeceklerdir.

6.2.2.Sürekli Beyanname Verme Yükümlülüğü Olan Kurum ve Kuruluşlar Yönünden

Başka faaliyetleri nedeniyle gerçek usulde KDV mükellefiyeti bulunan kişi ve kuruluşlarca müzayede suretiyle yapılan satışlara ait KDV, kendi faaliyetlerine ilişkin olarak bu mükelleflerin verecekleri KDV beyannamesi ile beyan edilecektir.

7.İhalenin İptali Durumu ve Yeni İhaleye Ait Bedelde KDV

İlk ihalenin iptal edilmesi nedeniyle yapılan ikinci ihalede kesinleşen bedelin ilk ihale bedelinden düşük olması halinde, iki ihale arasındaki fark ilk alıcıdan tahsil edilmektedir. Bu şekilde ilk alıcıdan tahsil edilen ihale farkı, ceza mahiyetinde olduğundan KDV’ye tabi olmayacaktır.

Sonuç

Yazımızda müzayede mahallinde yapılan satışlarda KDV’yi vergiyi doğuran olay, verginin mükellefi, verginin beyanı ve ödenmesi ile genel çerçevede tereddütlü konulara açıklamalar getirerek inceledik.


Alıntı:Cansın DEĞİRMENCİOĞLU

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32