Gönderen Konu: Hukuk Mahkemelerinde Dava Şatlarına ilişkin yargı kararları  (Okunma sayısı 1723 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2487
  • Tşk.Sayısı: 141
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas


    Dava tarihi itibariyle muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinde bulunmada hukuki yararı olan davacı lehine, yargılama sırasında kesinleşen boşanma davasının sonucuna göre mali haklara hükmedildiği anlaşıldığından, davacının davalı eşinden herhangi bir alacağının bulunmadığı, böylece davacının hukuki yararının ortadan kalktığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği- Doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendiren eldeki elatmanın önlenmesi istemli davada dava hakkının, mutlak olarak mülkiyet hakkı sahibine ait olduğu- Dava tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz davacı adına kayıtlı olduğuna ve birleşen davadaki muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkin hukuki yarar ortadan kalktığına göre, asıl davadaki elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-

        4. HD. 20.10.2020 T. 1950/3542

    Hakem kararının iptali istemi- Kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde, yeni usul hükümlerinin tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacağı, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacağı, buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacağı- 15/03/2018 tarihli 7101 s. K. ile 5235 s. K.'da yapılan değişiklikle Bölge Adliye Mahkemeleri, "hakem kararlarının iptali" davalarına ilk derece mahkemesi olarak bakacağından mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle HMK. mad. 114/c ve 115/2 uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-

        23. HD. 19.10.2020 T. 2197/3108

    Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de, muhafaza masraflarının tespitinde yedieminin kendi tarifesi değil Adalet Bakanlığınca belirlenen tarifenin uygulanacağına ilişkin bu belirlemenin genel mahkemelere ait olacağı, bu nedenle mahkemece asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece, aracın muhafaza edilmemesi halinde MTV alacağının ödenmesi dahi mümkün olamayacağından yediemin alacağının İİK'nın 138/2. fıkrası gereğince tüm alacaklıları ilgilendiren masraf olduğundan, MTV alacağına önceliğinin olduğu, ancak muhafaza için alınacak bu ücretin tespitinde Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edilen mallar için alınacak ücret tarifesi hakkında tebliğin 3 ve 4. maddeleri nazara alınması gerektiği dikkate alınarak sıra cetveli düzenlenirken yediemin için anılan tarifenin 4. maddesinde belirtilen azami haddi aşmayacak şekilde ücret belirlenmesi gerekeceği-

        23. HD. 13.10.2020 T. 2857/3010

    Mahkemece veraset belgesi getirtilerek anılan davacıdan başka mirasçıların bulunması halinde diğer mirasçıların HMK'nın 59 ve 60. madde hükümleri uyarınca davaya dahil edilmeleri ve asil olarak katılmaları halinde davaya onaylarının alınması ya da dava dışı diğer mirasçıların davayı açan vekile usulüne uygun şekilde vekaletname vermelerinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde terekeye temsilci atanması için davayı takip eden davacı ...’a süre verilmesi ve tayin edilecek tereke temsilcisi marifetiyle davanın yürütülmesinin sağlanması, davayı açan mirasçı tarafından diğer mirasçıların davaya muvafakatlarının alınması için davaya dahil ettirilmemesi ya da diğer mirasçılarca davayı takip eden vekile verilmiş vekaletnamelerin sunulmaması ya da davayı açan anılan mirasçının terekeye temsilci atanması için dava açmaması durumunda davanın aktif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-

        23. HD. 12.10.2020 T. 1479/2933

    Site poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili istemi-

        17. HD. 08.10.2020 T. 1675/5387

    Taraflar arasında görülen, yine tarafları aynı ve dava konusu mükerrerlik iddiası olan icra mahkemesi kararı sonucunda icra takip dosyasının iptaline karar verildiği ve kararının kesinleştiği görülmekle, mahkemece hükmedilen zamanaşımı itirazının reddine ilişkin karar isabetli olup, mükerrerlik şikayetine ilişkin olarak daha önce karara bağlanan kesin hüküm teşkil eden dosyadaki dava konusu ve taraflar aynı nitelikte olduğundan, mahkemece, mükerrerlik iddiası yönünden şikayetin HMK. mad. 114/1-i uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği-

        12. HD. 06.10.2020 T. 5062/8162

    Hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemi-

        17. HD. 06.10.2020 T. 342/5147

    Muhdesatların bulunduğu taşınmazın, kamuya ait orman niteliğinde olup olmadığı hususu ile kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığının belirlenmediği, davacı tarafın tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve muhdesatlara hukuken değer verilemeyeceğinin dikkate alınmasının yanında, özellikle mülkiyet hakkının ihlali bakımından da inceleme ve araştırma yapılarak; davalı mülkiyet hakkı sahibi Hazine'nin, davacının bu haksız kullanımına karşı suskunluk ve eylemsizliği var ise; bunun davacıyı meşru bir beklenti içerisine sokup sokmayacağı değerlendirilerek bir hüküm verilmesi gerektiği-

        9. HD. 05.10.2020 T. 3422/5791

    Spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi bunun yanı sıra sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrasına, tatiline, ertelenmesine gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebileceği- Zorunlu Tahkim Kurullarının kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi kanun yollarına başvurulamayacağı, bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılması mümkün olmadığı- Kulüp, sporcu, teknik adam, sağlık personeli, menajer ve maç organizatörü gibi sporla ilgili kişilerin kendi aralarında imzaladıkları transfer, geçici transfer, menajerlik, hizmet, vekalet ve maç organizatörlüğü gibi tüm sözleşmelerden kaynaklanan alacak iddia ve talepleri ile mali haklar, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olmadığından bu kapsam dışında olacağı- Bu çerçevedeki uyuşmazlıklar ya yargı mercileri nezdinde dava yoluyla ya da tarafların tercihine göre, karşılıklı yazılı mutabakatları ile yargı denetimine tabi olmak üzere spor federasyonlarının kurulları önünde de çözülebileceği-

        3. HD. 30.09.2020 T. 3283/5165

    Davacının, karayolunda seyir halinde iken davalı tarafından yapılan kanal üzerindeki köprünün çökmesi sonucu aracının hasara uğradığı iddiasında bulunduğu, buna göre; uyuşmazlığın Kara Yolları Trafik Kanunu kapsamında olduğu anlaşıldığından, eldeki davanın görüm ve çözüm yeri adli yargı olacağı için mahkemece, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı-

        4. HD. 24.09.2020 T. 2416/2970

    Davalı Genel Müdürlük ile kararı aleyhine temyiz ettiği kurum bir kamu tüzel kişiliği ve kural olarak işlem ve eylemlerinin kamusal nitelik taşıdığı, davalı Genel Müdürlük ve ilgilinin yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevi gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmüş olup, görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğinde olduğu, idarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İYUK'nun 2/1-b maddesi gereğince; idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davasının açılması gerektiği, görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınacağından, Devlet Su İşleri ve diğer davalı yönünden dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesinin doğru görülmediği-

        4. HD. 22.09.2020 T. 3554/2919

    Davacıların, dava dilekçesinde istemin ileri sürülmesi sırasında, 08/08/2013 tarihinde davacı sürücünün sevk ve idaresinde bulunan araca plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün çarptığı, çarpmanın etkisiyle davacı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek şarampole yuvarlandığı, davalı belediyenin karayoluna korkuluk yapmaması nedeniyle kazanın sonuçlarına katkı sağladığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu anlaşılmakla; eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olacağı, mahkemece, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı-

        4. HD. 22.09.2020 T. 2492/2915

    Davacının dava dilekçesinde 2013–2014 eğitim-öğretim yılında ilgili Kadın Çocuk Hastalıkları Hastanesinde staj yaptığını ileri sürdüğü, ancak mahkemece, davacının 2014-2015 eğitim-öğretim yılında özel bir hastanede staj yaptığının bildirildiği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmakla; mahkemece, davacının eğitim gördüğü okul müdürlüğünden ve staj yaptığını iddia ettiği kurumdan 2013–2014 eğitim öğretim yılına ait staj dosyası getirtilip değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olmasının doğru olmadığı-

        4. HD. 21.09.2020 T. 2313/2867

    Davacının ameliyat edildiği hastane, söz konusu cemaat tarafından kurulmuş özel bir hastane ve Vakıflar Kanunu hükümlerine tabi ve mensuplarınca seçilen yönetim kurullarınca idare edilen ve yönetilen bir cemaat vakfı olup; Vakıflar Genel Müdürlüğünün kanundan kaynaklı genel denetim yetkisinin, bu vakfa kamu tüzel kişisi sıfatı kazandırmayacağı, hastanenin özel hukuk tüzel kişisi olduğundan eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu; özel hastanenin, özel hukuk hükümlerine göre çalışanı olan diğer davalı doktora da davada husumet düşmekte ve bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince işin esasına girilerek varılacak sonuca göre uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği-

        4. HD. 21.09.2020 T. 2329/2857

    Birlik üyeliğinden ihraç kararının iptaline-

        23. HD. 17.09.2020 T. 1753/2874

    Haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada; davacının ilgili devletin haksız fiil sebebiyle sorumluluğuna dayandığı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin özel hukuktan kaynaklanan bu haksız fiil bakımından 3. kişi durumunda bulunduğu, tazminat isteğinin, İYUK'nun 2. maddesinde belirtildiği şekliyle idarenin herhangi bir işlem ve eyleminden kaynaklanmadığı gibi tazminatın ödeneceği kişiler, tazminat miktarı ve ödeme biçiminin belirlenmesi yetkisine ve idarenin bu yöndeki işlemlerine yönelik de olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yalnızca tazminat davasında belirlenen miktarın ilgili devlete izafeten ifa edilmesi sorumluluğunu üstlendiği, somut olay bakımından kanunlarla düzenlenmiş ve miktarı belli, idarece kendiliğinden ödenmesi gereken bir alacaktan henüz bahsedilemeyeceği, alacakların miktarının ancak tazminat davalarının sonuçlanmasına göre tespit edilebileceği, hukuki istikrar ve içtihat birliği bakımından da adli yargının görevli olmasının benimsenmesi gerektiği gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, bu yön nazara alınmaksızın yargı yolu caiz olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmiş olmasının doğru olmayıp, kararın bozulması gerektiği-

        4. HD. 17.09.2020 T. 2427/2810

    Birlik üyeliğinden ihraç kararının iptaline-

        23. HD. 15.09.2020 T. 1760/2818

    Davacının sevk ve idaresindeki ticari minibüs ile seyir hâlinde iken dava dışı dorseye bağlı çekici ile çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, olaya ilişkin düzenlenen aynı tarihli kaza tespit tutanağında; yolda çalışma yapan ve bölünmüş yolu tek yönlü yola çeviren Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresinin, iki yönlü olarak kullanılan yolda gerekli ayırıcı ve uyarıcı işaretleri koymadığı için kusurlu olduğu, bu durumda; eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olacağı, mahkemece, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı-

        4. HD. 14.09.2020 T. 2272/2732

    Davalı şirketten ayrı ayrı daire satın alan 154 kişinin, aynı vekille temsil edilerek "tapularının tescili" için atıkları davada, "usul ekonomisi" gereğince birlikte yürütülmesi gereken mahkemenin ön inceleme duruşmasından önce, dava açılırken yatırılması gereken gider avansının her bir davacı için hangi amaçla yatırılması gerektiği izah edilmeden "verilen kesin süreye uyulmadığı" gerekçesiyle üstelik duruşma tarihinden önce taraflarca gider avansının büyük bir kısmının da yatırıldığı gözardı edilerek "davanın usulden reddedilmesinin" hatalı olduğu-

        14. HD. 09.09.2020 T. 1793/4747

    Trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat istemi- Hizmet kusuru bulunduğu ileri sürerek davalı yönünden idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkta yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği- Destekten yoksun kalma tazminatının varsayımlara dayalı hesaplanamayacağı, destek alacaklısı olan davacının ancak eşinin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği, mahkemece davacı için, davaya konu kaza tarihi ile davacının yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için tazminatın hesaplanması hususlarında, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden hükme esas alınan rapordaki veriler kullanılarak ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre (kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle; güncel asgari ücretler kullanılmayarak ve işlemiş/işleyecek dönem hesabında yeni tarihler esas alınmayarak) karar verilmesi gerektiği- Bekar ve çocuksuz olan desteğin, ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14 er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerektiği-

        17. HD. 16.07.2020 T. 2221/4844

    Trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davaları adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görülecektir?

        17. HD. 13.07.2020 T. 141/4772

    Davalının maliki olduğu bağımsız bölüm ile davacı sigortalısının kullanımındaki işyerinin bulunduğu ana taşınmazın kat mülkiyeti kurulmuş bir taşınmaz olduğu; davacıya sigortalı işyerinde, davalının maliki olduğu bağımsız bölümdeki lavabo tesisatından sızan su nedeniyle davalıya husumet yöneltildiğinin görüldüğü, bu durumda, ana taşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, görev kurallarının, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardan olduğu, bu durumda mahkemece; davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 13.07.2020 T. 5482/4754

    Rücuen tazminat davası-

        17. HD. 13.07.2020 T. 5236/4753

    Davacının, sigortalısına ödediği tazminatı sorumlu davalıya rücu ettiği, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ilişki kira ilişkisinden kaynaklanmadığı gibi davaya konu taşınmaz üzerinde kat mülkiyetine veya kat irtifakına da geçilmediğinin tapu kaydından anlaşılmadığı, eldeki davada uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından, mahkemece asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 09.07.2020 T. 6067/4593

    İş yeri sigorta sözleşmesi nedeniyle rücuen alacak talebine dayalı itirazın iptali istemi-

        17. HD. 09.07.2020 T. 5338/4596

    Hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemi-

        17. HD. 09.07.2020 T. 4871/4592

    Mahkemece; davalıya husumet yöneltilmesine neden olan bağımsız bölüm ile davacıya sigortalı işyerinin kullanımındaki taşınmazda davaya konu hasar tarihi itibariyle kat mülkiyetine geçilmediği anlaşılmakla, KMK'nun 17/3. maddesi gereği, hasar tarihi itibariyle ana taşınmazın üçte ikisinin fiilen kullanılıp kullanılmadığının araştırılması ve üçte ikilik kullanımın olması halinde, uyuşmazlığa yine kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağının dikkate alınması gerekmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözüm yerinin Sulh Hukuk Mahkemesi olabileceğinin mahkemenin davada görevli olup olmadığının hükümde tartışılması; mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılması halinde işin esası hakkında hüküm tesisi; aksi halde ise, HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 09.07.2020 T. 5542/4615

    Davanın, davacı sigortalı tarafından kasko sigorta şirketine karşı açtığı itirazın iptali davası olması ve 6502 sayılı Tüketici Yasası'nın yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra 21.07.2015 tarihinde açılmış olmasına göre mahkemece Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu ve Dairemizin 30.05.2017 tarihli 2016/13552 esas- 2017/6106 karar sayılı bozma ilamı ile de Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu kararının kesinleştiği gözetilerek davanın esasına girilmesi gerekeceği-

        17. HD. 09.07.2020 T. 309/4629

    6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (T.T.K.) 1472 (6762 sayılı T.T.K.'nın 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili istemi-

        17. HD. 09.07.2020 T. 4704/4632

    Basın Kanunu'nun 13. maddesi gereğince; basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibinin ve varsa temsilcisinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, davalının, sayılan bu kişiler kapsamında bulunmadığı gibi yayın tarihi itibariyle davalı gazetenin imtiyaz sahibi de olmadığından, adı geçen davalı hakkında mahkemenin davanın husumetten ret kararı yerinde olup; bu davalıya yönelik temyiz itirazının reddi gerektiği-

        4. HD. 09.07.2020 T. 1712/2673

    Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı- "Davaların yığılması" şeklinde açılan "itirazın iptali davası" ile "menfi tespit davasının" tefriki ile itirazın iptali davasında arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi, menfi tespit davası yönünden ise dava değeri üzerinden harç eksikliği ikmal edilerek davanın görülmesi gerektiği-

        13. İSTANBULBAMHD. 09.07.2020 T. 538/796

    İş yeri sigorta sözleşmesi nedeniyle rücuen alacak istemi-

        17. HD. 09.07.2020 T. 4226/4600

    Taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğunun kabul edileceği-

        8. HD. 08.07.2020 T. 9512/4679
        8. HD. 07.06.2016 T. 22070/9995

    Gerek takip talebinde gerek ödeme emrinde borcun kaynağı kira alacağı olarak belirtilmiş olması ve eldeki davada davacı vekilinin, ön inceleme duruşmasındaki beyanlarından davanın kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine davalıların itirazı üzerine itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline yönelik olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmekte olup görev kurallarının kamu düzeninden olduğu, hal böyle iken davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesince davanın esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olmasının doğru olmadığı-

        8. HD. 08.07.2020 T. 1666/4677

    Açılan menfi tespit davasında davalının çekler üzerinde herhangi bir sıfatı olmadığı gibi dava konusu takiplerde alacaklı da olmadığından bu şahsın pasif dava ehliyeti olmadığı düşünülmeden bu kişi yönünden de kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı- Davacının dayandığı temlik sözleşmesinin tarihi dava konusu 25 adet çekin 23 tanesinin keşide tarihinden daha önce olduğu, keşide edilmemiş çekler için temlik yapılarak ödeme yapıldığı iddiasının da kabulü mümkün olmayan iddia olduğu, davacının çeklerin ileri tarihli keşide edildiğini ileri sürmediği gibi ispat edici kanuni delil sunmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesinin davayı çözümleme biçimi doğru olmadığı gibi ilk derece mahkemesinin kararı benimsenerek istinaf başvurusunun reddedilmesinin doğru olmadığı-

        19. HD. 08.07.2020 T. 2742/1374

    HMK'nun 118. maddesinde "Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir." denilmiş olup, harca tabi davalarda; dava açılırken başvurma harcı ile karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınıp, dava dilekçesinin ancak harç alındıktan sonra esas defterine kaydedileceği; dosya içeriğinden, davacının 04/04/2014 tarihli dava dilekçesi ile taşınmaza verilen zarar nedeni ile maddi tazminat istemi yanında eski hale getirme isteminde bulunduğu ve eski hale getirme istemine ilişkin dava değerini belirtmediği gibi bu istem yönünden başvurma harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, mahkemece davacının eski hale getirme istemi yönünden dava değeri açıklattırılmadan ve bu istem yönünde ilgili harçlar da tamamlattırılmadan yargılamaya devam olunarak karar verilmesinin doğru olmadığı-

        4. HD. 07.07.2020 T. 2131/2588

    Trafik kazası sonucunda oluşan hasar tazminatını ödeyen ZMSS'nin, ehliyetsiz araç kullanma nedeniyle sigortalısından rücuen tazminat istemi-

        17. HD. 07.07.2020 T. 1875/4414

    İtirazın iptali davası-

        17. HD. 07.07.2020 T. 4274/4450

    Bir kamu kurumunun, başkasının malına dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı gibi, plan, proje veya şartnamelere ihtiyaçlara göre el atılabilmesini sağlayacak esaslar da konulamayacağı- Bir kamu kurumu tarafından bir tesisin yaptırılması esnasında oluşan haksız eylemlerden doğan uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği- Karayolları Genel Müdürlüğünün bir plan ve proje dahilinde ihale ile verdiği yol yapım çalışması sırasında, yüklenici firmalar tarafından davacının ruhsat sahası içinden malzeme alındığı gözetilerek, davacının maddi zararının giderilmesi istemiyle açtığı davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-

        4. HD. 07.07.2020 T. 4249/2604

    Kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılması, yapılacak işler teker teker belirtilmesi ve yargılama ilgilinin yokluğunda yürütülüyorsa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerektiği- Mazereti nedeniyle duruşmaya katılmayan tarafa yeni duruşma gününün ve kesin süreye ilişkin ara kararının yöntemince tebliği zorunlu olup “duruşma gününün UYAP sisteminden öğrenilmesi”, “İhtarın UYAP ortamından öğrenilmiş sayılmasına” gibi bildirimler usule uygun olmadığı gibi tarafın duruşma gününün bu şekilde kendisine bildirilmesi yönündeki taleplerine de bu anlamda değer verilemeyeceği- Somut olayda, keşif harç ve giderlerinin yatırılmasına yönelik kesin süre içeren ara kararının davacı vekiline usulünce tebliğ edilmediği, hukuken davacının aleyhine sonuç doğurmayacağı, davanın reddine dair kararın yerinde olmadığı-

        5. GAZİANTEPBAMHD. 07.07.2020 T. 219/862

    Tüketici kredisi nedeni ile ... sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemi-

        17. HD. 07.07.2020 T. 6139/4433

    Vasiyetnamenin iptali davasında, yargılama sırasında vefat eden davalının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak davaya katılımının sağlanması, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği- Taraf teşkili sağlanmaksızın, ölü kişi hakkında hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Mahkemece; vasiyet alacaklısının mirasbırakandan önce ölmesi hususu açılacak vasiyetnamenin tenfizi davasında itiraz olarak ileri sürülebileceğinden, dava şartı olan bu durum re'sen gözetilerek, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-

        3. HD. 02.07.2020 T. 1910/3884

    Tazminat talebi yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde, mahkemenin ara kararı uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan, alacaklı lehine hacizli mal ile takip konusu alacak miktarından değeri daha düşük olan alacak miktarı üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerekeceği- Mahkemece, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiğinden, davalı - karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yararın ortadan kalktığı, açıklanan nedenlerle, tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği-

        8. HD. 02.07.2020 T. 1765/4401

    Mahkemece; davalının bir limited şirket olduğu, davacıya sigortalı işyerinin ....... Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre “gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olarak çay ocağı-kahvehane” işlettiği anlaşılmakla; davacıya sigortalı işyerinin esnaf faaliyeti sınırlarını aşıp aşmadığı bir ticari işletme olup olmadığının araştırılması ve ticari işletme olması halinde, uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olabileceğinin mahkemenin davada görevli olup olmadığının hükümde tartışılması; mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılması halinde işin esası hakkında hüküm tesisi; aksi halde ise, HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 02.07.2020 T. 4492/4279

    Celbedilen taşınmazın tapu kayıtlarından kat mülkiyeti kurulmuş bir taşınmaz olduğu, bu durumda, ana taşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardandır olduğundan, mahkemece; davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği- Dava konusu hasarın ortak atık su tesisatının çökmesiyle sigortalı konuta su sirayet etmesinden kaynaklandığının iddia edildiği, davacının talep ettiği tazminat yönünden, davalı apartman yönetiminin 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 38. maddesi ve sözleşmeden kaynaklanan temsil görevi kapsamında pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, bu durumda, mahkemece davanın esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 02.07.2020 T. 1213/4341

    Bireysel kaza sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemi-

        17. HD. 02.07.2020 T. 1279/4317

    Açık cezaevine geç ayırma işlemi sebebiyle ortaya çıktığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın giderilmesine ilişkin davada, cezanın infazına ilişkin iş ve işlemlerin usul ve yasaya uygun olmadığı iddiasına dayanıldığı anlaşılmakla; dava konusu edilen dönem, 22 aylık bir dönemi kapsamakta olup, bu haliyle CMK’nın yürürlüğe girdiği 01/06/2005 de de devam eden bir işlem söz konusu olduğuna göre eldeki davada ağır ceza mahkemesinin görevli olacağının kabulü iktiza edilmekte olduğundan, dava dilekçesinin ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile usulden reddi gerekirken, derece mahkemelerince yazılı gerekçelerle esasa ilişkin karar verilmiş olmasının doğru görülmediği-

        4. HD. 01.07.2020 T. 4761/2453

    Mahkemece; davalıya husumet yöneltilmesine neden olan davacıya sigortalı işyerinin bulunduğu binada davaya konu hasar tarihi itibariyle kat mülkiyetine geçildiğinden, uyuşmazlığın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklandığının gözetilerek, uyuşmazlığa kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağının dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözüm yerinin Sulh Hukuk Mahkemesi olması karşısında mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 01.07.2020 T. 4194/4222

    Ecrimisil isteği-Bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise, bu görevsizlik kararının, dosyanın gönderildiği mahkemeyi bağlamayacağı- Ecrimisil isteğine ilişkin davanın, genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-

        8. HD. 01.07.2020 T. 699/4277

    İflas sıra cetvelindeki sıraya yönelik şikayetlerin kural olarak, iflas sıra cetvelinin ilanından itibaren 7 gün içinde açılması gerektiği, tebligat masrafı yatıran alacaklılar için bu süre tebliğden itibaren hesaplanacağı- Alacağının sırasına yönelik itiraz icra mahkemesince inceleneceği-

        23. HD. 30.06.2020 T. 286/2356

    Davacı vekilince ara karar gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmişse de, yeterli açıkta olmayan ve usulüne uygun ihtar içermeyen ara kararlar gereğince davanın reddinin hatalı olduğu-

        17. HD. 30.06.2020 T. 6657/4175

    Kayıt kabul davaları onbeş günlük yasal süre içinde açılması gereken davalardan olup, bu sürenin geçmesinden sonra ıslah yoluyla talebin artırılmasına hukuken geçerli sonuç bağlanamayacağı-

        23. HD. 30.06.2020 T. 367/2358

    Sicil müdürlüğü tarafından tescile davet edilmesine rağmen, süresi içinde tescil için başvuru yapılmaması veya tescilden kaçınma sebeplerinin bildirilmesi halinde, bu durumun karar verilmek üzere ticaret sicil müdürlüğü tarafından asliye ticaret mahkemesine bildirileceği ve mahkemenin, ilgili durumun sicile tescili gerektiğine kanaat getirirse, sicile tescil emrini içeren bir karar vermesi gerektiği- Davacı dava dilekçesinde, "davalının dava dışı ortağına ait hisselerin devredildiğinin tespitini" talep etmişse de, bu dava dilekçesinin, asliye ticaret mahkemesine bildirim istemi olduğu (TTK. 33) kabul edilerek, davalı tarafın tescilden kaçınmakta haklı olmadığı tespit edildiği takdirde, mahkemece tescili emreden nitelikte karar verilmesi gerektiği, "tespit davası açan davacının hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle "davanın reddine" karar verilmesinin hatalı olduğu-

        11. HD. 29.06.2020 T. 5291/3282

    Usul kuralları ve bu kapsamda yer alan görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, aksine düzenleme yoksa derhal uygulanacağından, yapılan görev kuralı değişikliklerinin eldeki davaya da uygulanması gerekeceği sonucuna varılacağı, davacı tarafından ileri sürülen bu davada, Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisi taraflarca kabul edilmediğinden, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın iddia ve savunma kapsamına göre çözümlenmesi gerekeceği, hal böyle olunca, davanın esasının görülmesi gerekeceği-

        13. HD. 25.06.2020 T. 1958/5200

    Kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan araç hasar tazminatı istemi-

        17. HD. 24.06.2020 T. 2615/3908

    Davacı tarafından diğer davalıların davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğunun belirtilmesine, davalı ...’ın eşi ile davalı borçlunun arkadaş olduğuna dair facebook kayıtlarının ibraz edilmesine, davalı ... ile davalı arasında da arkadaşlık ilişkisi olduğunun iddia edilmesine rağmen mahkemece, davalı ..., davalı ..., ... ve ...’in davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğu tartışılmaksızın, yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalı , dava dilekçesinde taraf gösterilmişse de dava konusu tasarrufların tarafı olmadığı anlaşıldığından söz konusu davalı yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 24.06.2020 T. 1133/3887

    İşyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalılardan rücuen tahsili istemi-

        17. HD. 22.06.2020 T. 2690/3757

    Ticari taksi sahibi ile aracı kullanan şoför arasındaki ilişkinin, "iş sözleşmesi" veya "hasılat kirası" olduğu durumlar- Taksi şoförünün, araç sahibine her gün düzenli olarak yaptığı ödemeden geride kalanın kazanç olduğu bir ilişkide ekonomik riski taşıyanın şoför olduğu ve bu durumda taksi şoförü ile araç sahibine arasındaki ilişkinin iş ilişkisi olmayıp kira akdine dayandığı ve uyuşmazlığın iş mahkemelerinin görevi kapsamında olmadığı-

        9. HD. 22.06.2020 T. 17641/6092

    Kooperatif ile ortağı arasındaki davaların, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesinin 1. fıkrasının “Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır” hükmü gereğince Ticaret Mahkemesinde görüleceği, bu davalar, 6100 Sayılı HMK’nın yürürlük tarihinden önce yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nın ve 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre "Mutlak ticari dava" niteliğinde olmayıp, alacağın miktarına göre Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Sulh Hukuk Mahkemesinde de görüleceği-

        23. HD. 18.06.2020 T. 831/2156

    5957 sayılı Kanun'un 10/5. maddesine göre; değeri elli bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda hal hakem heyeti kararlarına karşı yapılacak itirazı inceleme görevinin, hal hakem heyetinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, görev kurallarının, kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden (re'sen) göz önüne alınması gerekeceği-

        4. HD. 18.06.2020 T. 65/2046

    Mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, sözleşmenin feshedilmesine rağmen teslim edilip edilmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece; aktüerya bilirkişiden hesap raporu alınmadan, hukukçu bilirkişinin bulunduğu heyetten alınan raporda davacı tarafından yapılan ödeme aynen benimsenerek icra dosyasındaki kapak hesabı dikkate alınmak suretiyle karar verildiği, eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağı, mahkemece, aktüerya bilirkişiden alınacak raporla zararın belirlenmek suretiyle esasa yönelik inceleme ve değerlendirme yaparak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 18.06.2020 T. 2334/3708

    3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolu ile Halli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre genel, katma ve özel bütçelerle yönetilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyelere yahut özel idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan uyuşmazlıklardan, adli yargının görevi içinde bulunanlar o kanunda yazılı tahkim usulüne göre çözümleneceği, tarafların sıfatı gereği aralarındaki uyuşmazlığın tahkim usulüne göre çözümlenmesi gerektiği gözetilerek sözü edilen Kanun’daki düzenleme uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-

        4. HD. 18.06.2020 T. 1802/2092

    Encümen tarafından yapılan kamu alacaklarının tahakkuk ve takibi, itirazların incelenmesi gibi idari tasarruflar aleyhine 6183 sayılı Yasa hükümlerince gerektiğinde tasarrufu gerçekleştiren idareye, bunların verdiği kararlar aleyhine de İdari Yargı Mercilerine başvurulması gerekeceği-

        4. HD. 18.06.2020 T. 3485/2088

    Borçlu şirkete ait taşınmaz üzerinde 1. ve 2. derece ipoteği bulunan davalı alacaklı şirkete, sıra cetvelinde fazla ödeme yapılması sebebiyle açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı davanın “sıra cetveline itiraz davası olduğu” ve sıra cetvelinin alacaklıya tebliğinden itibaren başlayan 7 günlük hak düşürücü süreye uyulması gerektiği-

        23. HD. 17.06.2020 T. 9279/2125

    Sıra cetveline itiraz davalarının kural olarak genel mahkemelerde görüleceği ancak itiraz yalnızca sıraya yönelikse İcra Mahkemelerinin görevli olduğu- İpotek akdinde yer alan "rehin tesis edilen taşınmazın, bankanın, doğmuş ve doğacak diğer tüm alacaklarının da teminatını teşkil ettiğine" hüküm, yanıltıcı mahiyette olduğundan tüketici olan borçlu açısından yazılmamış sayılarak sonuca gidilmesi gerektiği-

        23. HD. 16.06.2020 T. 9266/2093

    Hizmet alım ilişkisinden kaynaklanan davanın, her iki tarafın da tacir olduğundan, ticaret mahkemesinde bakılması gerektiği-

        23. HD. 16.06.2020 T. 65/2096

    Kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemi-

        17. HD. 16.06.2020 T. 6438/3528

    Aynı icra takibi nedeniyle davalı banka tarafından itirazın iptali davası davacı aleyhine açılmış olup, itirazın iptali davasının açılmasından sonra işbu menfi tespit davasının açıldığı, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmış olması nedeniyle davalının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususların itirazın iptali davasında da ileri sürülebileceği, hukuki yararın varlığı dava şartlarından olup, mahkemece de bu hususun re'sen dikkate alınması gerekeceği, bu nedenle mahkemece davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerekeceği-

        19. HD. 16.06.2020 T. 1702/1048

    Sıra cetveline itiraz davalarının kural olarak genel mahkemelerde görülürken itiraz yalnız sıraya yönelik ise görevli mahkemenin İcra Mahkemesini olduğu- Konut kredisi (tüketici kredisi) teminatını teşkil etmek üzere düzenlenen ipotek akdinde yer alan, "rehin tesis edilen taşınmazın, bankanın, doğmuş ve doğacak diğer tüm alacaklarının da teminatını teşkil ettiğine" dair hüküm, yanıltıcı mahiyette olduğundan tüketici olan borçlu açısından yazılmamış sayılarak sonuca gidilmesi gerektiği-

        23. HD. 16.06.2020 T. 9266/2093

    Davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra 28/06/2013 tarihinde açılmış olmasına ve yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olmasına ve mahkemenin gerekçesinde kira sözleşmesinin değerlendirilmesine göre mahkemece, davanın HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-

        17. HD. 15.06.2020 T. 890/3435

    Davalılar vekilinin derdestlik itirazında bulunduğu .............Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmediyse kesinleşmesi beklenerek ... plakalı araçla ilgili bu davada taraflar arasındaki kesinleşen maddi vakaların ve talep sonuçlarının eldeki davada tarafları bağlayacağı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-

        19. HD. 15.06.2020 T. 3254/1023

    Ölenin yakınlarının açtığı, Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı ile anlaşmalı olan kurumun evde bakım hizmetini yerine getirmemesi ve sonrasında gerçekleşen olaylar sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkin davada; Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı ile özel evde bakım hizmetleri şirketi için Tüketici Mahkemesinde dava açılmasının hukuka aykırı olduğu- Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı yönünden davanın idari dava olduğunun ve idare mahkemelerinde görülmesinin kabulü gerektiği-

        13. HD. 12.06.2020 T. 8615/4264

    İş yeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemi-

        17. HD. 11.06.2020 T. 3168/3372

    Rücuen tazminat davası-

        17. HD. 10.06.2020 T. 3738/3319

    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerektiği- Buzlanmadan kaygan olan karayolunda, yolun virajlı olması nedeniyle de araç sürücüsünün hakimiyetini kaybetmesiyle oluşan kazadan kaynaklı uyuşmazlığın adli yargıda görülmesi gerektiği- Davaya konu olayın "idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı" gerekçesiyle davalı idare yönünden yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-

        4. HD. 08.06.2020 T. 1378/1690

    İflas masasına kaydı istenen alacağın reddine dair kararın iptali istemine ilişkin başvurunun kayıt kabul niteliğinde olduğu ve iflas kararı veren Ticaret Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerektiği-

        23. HD. 04.06.2020 T. 5255/1931

    Davalı kooperatif tacir niteliği taşımadığından, nispi ticari dava da niteliğinde de olmayan taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-

        23. HD. 03.06.2020 T. 814/1910

    Dava, ilk derece mahkemesinde görülürken davacının öldüğü; davacı vekilinin veraset ilamı ve veraset ilamındaki mirasçılardan vekaletname almadan, bir dilekçe vererek müvekkilinin öldüğü, davaya davacının eşi adına devam edeceğini bildirdiği, ilk derece mahkemesince davacının veraset ilamı ve vekaletnamesinin getirilmeden yargılamaya devam olunduğu, bu durumda, istinaf mahkemesince HMK’nun 114/1-d,e maddelerinde yazılı dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekirken, işin esasına yönelik karar verilmesinin doğru olmadığı-

        19. HD. 02.06.2020 T. 1610/753

    İşyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemi-

        17. HD. 01.06.2020 T. 1137/2993

    "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" şeklindeki dava şartının, re'sen gözetileceği- Derdestliğin olması için aynı davanın iki kez açılması gerektiği- Davanın açıldığı sırada görülmekte olan önceki dava henüz sonuçlanmamış olsa da, ön inceleme aşamasında, önce açılan davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği anlaşıldığından, mahkemece, "dava açıldığı sırada mevcut olan dava şartı eksikliği, ön inceleme aşaması öncesinde tamamlanmış olduğundan" ve "dava şartı noksanlığı giderildiğinden" işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği-

        3. HD. 11.03.2020 T. 1672/2210

    Vakıf üniversitesi tarafından haksız olarak alınan eğitim ücretlerinin tahsiline ilişkin açılan tazminat davasının eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmet olmadığından, uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre adli yargı mahkemelerinde görüleceği-

        13. HD. 09.03.2020 T. 2237/3027

    Müstakil bütçeli bir kamu kuruluşu olmasına rağmen bütün işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabi olan kuruluşların tacir statüsünde olduğu-

        4. HD. 09.03.2020 T. 636/1182

    Davacının, kendi taşınmazları içerisinde akan kaynak sularının kendisine ait olduğunu belirterek Belediyenin bu kaynak suyunu boru döşemek suretiyle kullanması nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu davada; dava konusu suyun, "genel su" niteliğinde olduğu anlaşıldığından, davacının ihtiyacı dışındaki suda, suya ihtiyacı olan Belediyenin de kullanma hakkının bulunduğu-

        14. HD. 04.03.2020 T. 1546/2616

    Hacizde borçlu şirket ve yetkilisi adına çok sayıda güncel evrak bulunması ve bulunan evrakların bir kısmının borçlu şirketin haciz adresinde faaliyet gösterdiğine karine teşkil eder mahiyette olması, haciz mahallinde hazır bulunanın bir süre  hem borçlu hem de üçüncü kişi şirketin yetkilisi olması ve davacı üçüncü kişi şirketin ortağı olması; yine hacizde hazır bulunan diğer kişinin bir süre borçlu ve üçüncü kişi şirket ortağı olması ve kardeşlik durumu gözetildiğinden, İİK. mad 97/a uyarınca, (borçlu, dolayısıyla) alacaklı yararına olan mülkiyet karinesinin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği- Haczedilen altınların muhafaza altına alınmayarak üçüncü kişi şirket yetkilisine yediemin olarak bırakılması halinde, fiilen el koyma ve icra dairesinde muhafaza edilme koşulları gerçekleşmemiş olacağından, altınlar yönünden geçerli bir haczin söz konusu olmayacağı, ve bu nedenle, bu hacze ilişkin istihkak davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-

        8. HD. 04.03.2020 T. 13813/2166

    Dava şartlarından olan görev konusunda dosya üzerinden karar verilebilir ise de,bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerektiği- Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden tensiben görevsizlik kararı verilmesinin davalının hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturduğu- Davacı avukatın, davalı şirket tarafından vekalet ücretinin ödenmediğinden bahisle işbu ücretin tahsili için alacak isteminde bulunması durumunda ; davalının şirket olmasından ve şirketin 6502 sayılı yasaya göre "tüketici" sıfatına sahip olmamasından mütevellit taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesinin değil Genel Mahkemenin görevli olduğu ve mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde Tüketici Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-

        13. HD. 21.02.2020 T. 536/2563

    Belediyenin bir kamu tüzel kişiliği bulunması ve kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşması birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, alacak isteminin, davalı belediye meclisince alınan kararın hukuka aykırılığı iddiasına dayandığından, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde idari işlemin iptali davası açılması gerektiğini-

        4. HD. 03.02.2020 T. 3311/335

    Mahkemece "tasarrufun iptali davasına dayanak yapılan takibe konu çeklerden tarihi en erken olanına göre iptali istenen tasarrufların, borç doğmadan önce yapıldığı" kabul edilmişse de, davacı-alacaklı ile davalı borçlu arasındaki temel ilişkinin çok daha önce başladığı, dosya kapsamındaki beyanlar ile takibe konu edilen çekler ve sunulan faturalardan da görüleceği gibi, "tarafların devamlılık arz eder" şekilde davaya konu tasarruf öncesinde iş yaptıkları anlaşıldığından, iptali istenilen takip dayanağı borcun konusunu oluşturan temel ilişkinin başlama tarihinin daha önce olduğu kabul edilerek bu tarihten sonra yapılan satışlar yönünden işin esasına girilmesi gerektiği-

        . HGK. 14.01.2020 T. 17-16/7

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32