..::Forum Adalet::..

İCRA HUKUKUNDA TAKTİKLER => Alacaklılara Özel Bilgiler => Konuyu başlatan: Arb. Özgür Koca - 16 Mart 2023, 16:40:50

Başlık: Kambiyo Senedi İbraz Edilip Takip Yolu Olarak Yalnızca "Haciz" İbaresine Yer Verilmesi Hali
Gönderen: Arb. Özgür Koca - 16 Mart 2023, 16:40:50
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ


DOSYA NO   : 2021/252
KARAR NO   : 2021/1606


   Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararı aleyhine süresi içinde  taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, HMK'nın 353.maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde işin gereği görüşülüp düşünüldü:

   Davacı borçlu vekili mahkemeye sunduğu dava dilekçesinde; alacaklı tarafça icra dairesine verilen takip talebinde takip yollarından hangisinin seçildiğine ilişkin bölümün karşısında sadece "haciz" ibaresinin yer aldığını, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmasının istenilmediği durumlarda icra müdürlüğünce örnek 7 ödeme emri düzenlenmesi gerektiğini, müvekkiline örnek 10 numaralı ödeme emri gönderilmesinin  hukuka aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini, ayrıca takibe dayanak bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olarak üretildiğini, imzayı açıkça ve ayrıca inkar ettiklerini, müvekkilinin davalıya borcu da bulunmadığını belirterek 08.01.2020 tarihli ödeme emrinin ve ödeme emrinin müvekkiline gönderilmesine dair işlemlerin ayrı ayrı iptalini, imzaya itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasını, iptalini ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

   Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; bononun bizzat davacı tarafından düzenlendiğini ve imzalandığını, ayrıca taraflar arasında bayilik sözleşmesinden dolayı  hukuki ve ticari ilişki bulunduğunu, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine asıl alacağın %20´sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile %10'u oranında para cezasına hükmedilmesini istemiştir.

   Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; haciz yoluyla ilamsız icra takibi ile haciz yoluyla kambiyo senetlerine mahsus takibi birbirinden ayıran alacağın sebebi olarak gösterilen ve takip talebine eklenen belgenin mahiyeti olup takip bonoya dayalı olarak yapılmış ve alacağın sebebi olarak bono gösterilmiş ise, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfında olması halinde icra müdürlüğünce kambiyo senetlerine mahsus ödeme emri tebliğ edilmesi gerektiği, buna uygun olarak ödeme emri tebliğ edildiği, yapılan bu işlemde hadiseye ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunda imzanın davacının eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu yönünde görüş bildirildiği,  ispat külfetinin imzanın davacıya ait olduğunu ileri sürerek takip yapan davalıya ait olduğu, raporda kesin bir kanaate varılamadığı, davalı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, davalının bonoda lehtar olmasından dolayı imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle "Şikayetin reddine, İtirazın kabulüne, Takibin davacı yönünden durmasına, Asıl alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının asıl alacağın %10'u oranında para cezası ile mahkumiyetine" karar verilmiştir.

   Davacı borçlu vekili istinaf dilekçesinde; şikayetin reddine ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İİK.'nın 58/5 maddesine göre takip talebinde takip yollarından hangisinin seçildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, takipte "kambiyo senedine mahsus haciz yolu"nun seçildiği belirtilmemiş ise icra müdürlüğünce genel haciz yoluyla takibe dair örnek 7 ödeme emri düzenlenmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve şikayetin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

   Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; Jandarma Kriminal Dairesince  teknik ve bilimsel incelemeler ile imzanın kuvvetle muhtemel itiraz eden davacı borçluya ait olduğu kanaatine varıldığından imzanın itiraz eden borçluya ait olmadığını ispat külfetinin davacıya geçtiğini, hakimin imza itirazı konusunda davacıdan başka deliller göstermesini istemesi gerekirken imzanın borçluya ait olmadığı kanaatine varılarak davanın kabul edilmesinin  mahkemenin taraflı olduğunu gösterdiğini, kaldı ki takibe konu bono üzerindeki imzanın borçluya ait olup olmadığı hususunda görüş ve sonuç bildiren tek raporun  Jandarma Kriminal Dairesinden alınan rapor olmadığını, yerel mahkemenin senetteki imzanın borçluya ait olup olmadığı hususu dışında imzanın neden ters atıldığı, borcun kaynağının ne olduğu vs.gibi genel mahkemenin görev alanına giren konularda bir inceleme ve araştırma yapma yetkisi bulunmadığını, buna rağmen yerel mahkemenin sürekli bu hususu irdeleyerek, adeta davacının yerine geçerek davacının iddia ve talep ettiği hususlarda bile yetki sınırı dışında araştırma yapma yoluna gittiğini, davacının imzanın sahteliğinden bahsetmesine rağmen suç duyurusunda bulunmadığını ve genel mahkemede de borcu olmadığına dair bir menfi tespit davası açmadığını, farazi iddialarla takibi sürüncemede bırakmaya çalıştığını, hakimin yanlı hareket ettiğini, reddi hakim istemlerinin reddedildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiş; süresi içerisinde sunduğu ek beyan dilekçesi ile de rapor yeterli olmakla birlikte mahkemece yeterli olmadığının düşünülmesi halinde ispat yükünün borçluya geçtiği de gözetilerek  yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken, kötü niyetli borçlunun mal kaçırma ihtimali bile gözetilmeksizin hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

   Uyuşmazlık; kambiyo senedine özgü haciz yoluyla takipte ödeme emrinin iptali istemine ilişkin şikayet ile borca ve imzaya itiraz niteliğindedir.
   Davacı borçlunun istinaf sebeplerinin incelenmesinde;

   2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun takip talebi ve muhtevası başlıklı 58. maddesinin 5. bendinde takip talebinde "Takip yollarından hangisinin seçildiği" nin gösterileceği   hükmü yer almaktadır.
   
   İİK'nun 167/2.maddesi; "Alacaklı takip talebine kambiyo senedinin aslını ve borçlu adedi kadar tasdikli örneğini eklemeye mecburdur." hükmünü içermektedir.

   Somut olayda; alacaklının takip talebine dayanak bonoyu  ekleyerek haciz yolu ile takip talep ettiği, bu durumda icra müdürlüğünce  kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe ilişkin örnek 10 ödeme emri düzenlenmesinde yasal düzenlemelere aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

   Davalı alacaklının istinaf sebeplerinin incelenmesinde;

   Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK'nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun'un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.

   6100 Sayılı HMK'nın 211. maddesinde imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda, tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.

   İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ayrıca imza incelemesine esas alınan borçlunun uygulamaya elverişli imzalarının bulunduğu belge asıllarının getirtilerek, incelemenin bunlar üzerinden yapılması gerekir.

   Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.2001 gün 2001/12-436 E., 2001/467 K. ve 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E., 2001/483 K. sayılı kararlarında da aynen benimsendiği gibi; herhangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması şarttır.

   Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E.-2006/231 K. sayılı kararı).

   Somut olayda; mahkemenin hükmüne esas aldığı Jandarma Kriminal Dairesince  düzenlenen 16/11/2020 tarihli raporda senet üzerinde atılı bulunan imzaların kuvvetle muhtemel Filiz Direkçi eli ürünü olduğunun belirtildiği ve imzanın aidiyeti konusunda  kesin bir görüş bildiriminde bulunulmadığı görülmüştür.

   Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde;  HMK.'nın 355. maddesine göre istinaf incelenmesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık hallerinin resen gözetilebileceği, hükme esas alınan Jandarma Kriminal Dairesince düzenlenen bilirkişi raporu ile bonodaki imzanın borçluya ait olduğu hususu ispat yükü kendisinde olan alacaklı tarafından ispatlanamadığı gibi, alacaklı vekilinin de  rapora karşı beyanlarında  bu durumda ispat yükünün borçluya geçtiğini  belirterek  itirazın reddini istediği, açıkça masrafı taraflarınca karşılanmak üzere yeniden imza incelemesi yaptırılması yönünde beyanda bulunulmadığı, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olup, ispat yükünün borçluya geçtiği iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar takibe konu bono üzerindeki imzanın borçluya ait olup olmadığı hususunda görüş ve sonuç bildiren tek raporun  Jandarma Kriminal Dairesinden alınan rapor olmadığı, diğer raporlarla imzanın davacının eli ürünü olduğunun desteklendiği iddia edilmiş ise de; mahkemece alınan 08/06/2020 tarihli raporda da imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda kesin kanaata varılamadığı, taraflarca özel olarak alınan bilirkişi raporunun ise hükme esas alınamayacağı, davacının menfi tespit davası açmadığı ve savcılığa suç duyurusunda bulunulmadığı, bu nedenle beyanlarında samimi olmadığı yönünde ileri sürülen iddiaların ise sonuca etkili görülmediği, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

   HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
   Taraf vekillerinin Ankara 13.İcra Hukuk Mahkemesinin  22.12.2020 tarih ve 2020/30 E.-2020/770 K.sayılı kararına yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan REDDİNE,

   ******

   Dair, İİK.nın 364,  366 ve  7035 Sayılı Kanun'un 31.maddesi ile değişik HMK.nın  361/1 maddeleri gereğince 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu  22.09.2021  tarihinde  oybirliğiyle karar verildi