Gönderen Konu: Kambiyo Borçlularının Biri İçin Yetkili Olan İcra Dairesi, Diğerleri İçin de Yetkilidir  (Okunma sayısı 317 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 1856
  • Tşk.Sayısı: 126
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

T.C.
 YARGITAY
 Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO      : 2017/12-721
 KARAR NO   : 2019/324

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
 MAHKEMESİ                        : İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                                  : 07/04/2016
NUMARASI                          : 2016/139 - 2016/257
DAVACILAR/BORÇLULAR : 1- A.C.B., 2- K. Laboratuar Röntgen Odyo Tarama Özel Sağlık
                                                 Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. vekilleri F.Ö.G.
DAVALI/ALACAKLI             : Ş.K. vekilleri Av. Veli Çelik - Av. E.E.

Taraflar arasındaki “yetkiye, borca ve imzaya itiraz” talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda İzmir 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince yetki itirazının reddine, işlemiş faiz miktarının ve toplam alacağın düzeltilmesine, takibin fazla miktar yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen 21.05.2015 tarihli 2014/534 E., 2015/349 K. sayılı karar, borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.01.2016 tarihli 2015/22994 E., 2016/744 K. sayılı kararı ile;

“... Alacaklı tarafından İzmir İcra Müdürlüğü'nde bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçluların yasal süre içinde Karşıyaka İcra Dairesinin yetkili olduğunu ileri sürerek takip yapılan icra dairesinin yetkisine itiraz ettikleri, mahkemece borçlulardan Ahmet Cevdet B.’in yerleşim yeri Konak/İzmir olduğundan, İzmir İcra Dairesi yetkili olup, bu borçlu yönünden yetkili olan icra dairesi diğer borçlular yönünden de yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazının reddine karar verildiği görülmektedir.

İİK.nun 50/1.maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK.nun 447/2. maddesi atfıyla aynı Kanunun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Ayrıca, takip dayanağı akdin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir.

Buna göre, bonoya dayalı takip, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK. 6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde (6102 sayılı TTK.nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yeri olarak tanzim yeri kabul edilir.) (HMK. 10.md.) ve ayrıca İİK.nun 50/1.maddesi uyarınca bononun tanzim edildiği yerdeki icra dairesinde yapılabilir.

Somut olayda, ödeme emrinin borçlu K. ...Ltd. Şti.'ne Karşıyaka adresinde 11.09.2014 tarihinde, borçlu Ahmet Cevdet B.'e Karşıyaka adresinde 11.09.2014 tarihinde tebliğ edildiği, bononun tanzim yerinin Karşıyaka olduğu, bonoda İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş ise de, HMK'nun 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesi, ancak tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılabileceğinden ve gerçek kişi olan alacaklı lehtarın tacir olduklarına ilişkin bir belge dosyada bulunmadığından söz konusu yetki sözleşmesi geçerli olmadığı anlaşılmaktadır.

Takip dayanağı bonoda tanzim yeri ve muteriz borçluların yerleşim yeri Karşıyaka olduğuna göre İzmir İcra Dairesi yetkisizdir.

O halde, mahkemece, muteriz borçlular yönünden yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Borçlular (Ahmet Cevdet B. ve K. Laboratuar Röntgen Odyo Tarama Özel Sağlık Hiz. Tic. Ltd. Şti.) vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
İstem, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan icra takibinde yetkiye, imzaya ve borca itiraza ilişkindir.

Borçlular vekili; alacaklı vekili tarafından müvekkilleri aleyhine 10.09.2014 tarihinde İzmir 28. İcra Dairesinin 2014/1.1.5 E., sayılı dosyası ile 650.000,00TL bedelli 07.08.2014 vade tarihli bir adet bono dayanak gösterilmek suretiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ödeme emri ekinde kambiyo senedi suretinin olmadığını, müvekkillerinin yerleşim yeri Karşıyaka olup, takipte Karşıyaka İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, senedin zamanaşımına uğradığını, ayrıca takas ve mahsup taleplerinin olduğunu, bu nedenle borca, faize, imzaya ve fer’ilerine itiraz ettiklerini ileri sürerek takibin iptaline ve alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı vekili; borçluya gönderilen ödeme emri tebligat zarfı üzerinde senet fotokopisi yazısı bulunduğunu, ayrıca borçlu Ahmet Cevdet’in Alsancak/İzmir adresi yerleşim yeri olmakla yetki itirazının doğru olmadığını, senet üzerinde İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun yazılı olduğunu, ayrıca senetteki vade tarihi 2014 olduğundan zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığını belirterek itirazın reddini savunmuştur.

Mahkemece; borçlulardan Ahmet Cevdet B.’in yerleşim yeri Konak/İzmir olduğundan İzmir İcra Dairesi yetkili olup, bu borçlu yönünden yetkili olan icra dairesinin diğer borçlu yönünden de yetkili olması sebebiyle yetki itirazının yerinde olmadığı, ayrıca zamanaşımı, takas-mahsup ile borca ve imzaya itiraz isteklerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle borçluların itirazının kısmen kabulüne; işlemiş faiz miktarının 6.660,27TL, toplam alacağın 656.660,27TL olarak düzeltilmesine, takibin fazla miktar yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Borçlular vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemece önceki gerekçelere ek olarak; her ne kadar ödeme emri borçlu Ahmet Cevdet B.’e diğer borçlu şirketin adresi olan Karşıyaka’da tebliğ edilmiş ise de Mernis adresi olarak kayıtlı olan ayrıca yaşamını sürdürdüğü, ailesiyle birlikte oturduğu Alsancak/Konak adresinde ihtiyati haciz yapılması hali birlikte değerlendirildiğinde, tebligat yapılan adresin, yerleşim yeri adresi olarak sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı borçlular vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; borçlular tarafından icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için icra dairelerinin yetkisini düzenleyen mevzuatın açıklanması gerekmektedir.

Bilindiği üzere icra takiplerinde yetki belirlemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır.

Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 447. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca; mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’ya yapılan yollamalar, 6100 sayılı HMK’nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.

İİK’nın 50. maddesi aynen “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.

Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.

İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25'inci maddesi hükmü tatbik olunur” düzenlemesini içermektedir.

Anılan bu yasa hükmünden anlaşılacağı üzere; para veya teminat borcu için yapılan takiplerde HUMK’nın (HMK’nın) yetkiye dair hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu hükümler, HUMK’nın 9. maddesi ila 27. maddeleri (HMK m.5-18) arasında düzenlenmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 7. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen, “...Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.” hükmü uyarınca kural olarak davalının birden fazla olması hâlinde dava (takip) bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde (icra dairesinde) açılır.

Somut uyuşmazlıkta takibin borçlulardan Ahmet Cevdet B.’in yerleşim yerinin bulunduğu İzmir 28. İcra Dairesinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Anılan hükümler karşısında, ticaret sicil adresi Karşıyaka olan K. Laboratuar Röntgen Odyo Tarama Özel Sağlık Hiz. Tic. Ltd. Şti. yönünden de, diğer borçlu Ahmet Cevdet B.’in yerleşim yeri icra dairesi olan İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu açıktır.


Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında icra takipleri için de kıyasen uygulanması gereken HMK’nın 19. maddesinin 2. bendine göre yetki itirazında bulunan tarafından yetkili mahkemeyi, birden fazla mahkeme var ise seçtiği mahkemeyi bildirmesinin gerekeceği, yetki itirazında belirtilen mahkemenin (icra dairesinin) gerçekten yetkili olmasının gerekeceği, borçlu Ahmet Cevdet B.’in yetki itirazında yetkili icra dairesi olarak diğer takip borçlusu olan şirketin Karşıyaka adresini gösterdiği, yetki itirazının geçersiz olması nedeniyle yetki itirazının reddine ve borçlu Ahmet Cevdet B. yönünden işin esasına ilişkin itiraz ve şikâyetlerinin incelenmesi gerektiği, diğer takip borçlusu şirket yönünden ise borçlu şirketin ticaret sicil adresinin Karşıyaka olması, ödeme emrinin bu adreste şirkete tebliğ edilmiş bulunması, takibe konu bononun tanzim yerinin Karşıyaka olması, bonoda yazılı İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki şartının HMK’nın 17. maddesi kapsamına göre geçersiz olması nedeniyle; borçlu şirketin yetki itirazının kabul edilerek borçlu şirket yönünden icra dosyasının tefrikine ve yetkili Karşıyaka İcra Dairesine gönderilmesine karar verilmesinin gerektiği, direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması şeklinde görüş ileri sürülmüşse de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca borçluların yetki itirazlarının reddine yönelik verilen direnme kararı uygun ve yerindedir.

Ne var ki Özel Dairece işin esasına yönelik temyiz itirazları henüz incelenmemiştir.

Bu hususa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle verilen direnme kararı uygun olup, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 5311 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.03.2019 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.






KARŞI OY

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte, şikayetçi borçlular diğer itiraz ve şikayetlerinin yanında yerleşim yerlerinin Karşıyaka olup, Karşıyaka icra dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Alacaklı vekili cevap dilekçesinde borçlu Ahmet Cevdet’in yerleşim yeri adresinin Alsancak-İzmir olduğundan yetki itirazının doğru olmadığını, takibe konu senet üzerinde İzmir mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığını beyan etmiştir.

Takibe konu bonoda senedi düzenleyen borçlu K. Limited Şirketinin adresinin Karşıyaka İzmir'de olup, bu adresin borçlu şirketin ticaret sicil adresi olduğu, örnek 10 ödeme emrinin borçlu şirketin bu adresinde her iki borçluya “Daimi çalışanı Mehmet B.’e tebliğ edildi” şerhi ile tebliğ edildiği, bono üzerinde İzmir mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki şartının bulunduğu anlaşılmaktadır.

İİK’nın 50/1 maddesine göre para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde de yetkili icra dairesi HMK’nın 447/2 maddesi atfı ile aynı Kanunun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanmak sureti ile belirlenir. Ayrıca takip dayanağı aktin yapıldığı icra dairesi de yetkilidir.

Buna göre bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK.m.6), bonoda yazılı ödeme yerinde, ödeme yeri gösterilmeyen bonoda TTK’nın 777/3 maddesi uyarınca senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayıldığından bononun düzenleme yerinde de icra takibi yapılabilir.

Takibe konu bonoda İzmir mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesi ancak tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılabileceğinden ve gerçek kişi olan alacaklı lehtarın tacir olduğuna ilişkin bir belge dosya arasında bulunmadığından yetki sözleşmesi geçersizdir.

HMK’nın 7/1 fıkrası uyarınca “Davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.”

Bu hüküm kıyasen icra takipleri içinde uygulanır.

HMK 7/1 maddesinin uygulanabilmesi için dava sebebinin aynı veya birbirine bağlı olması gerekir. Kambiyo senetlerinde tanzim eden, avalist veya ciranta konumunda olan borçlular HMK 7/1 maddesi kapsamında ihtiyari dava (takip) arkadaşıdırlar. HMK'nın 6. maddesinin birinci fıkrasına göre “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Aynı maddenin ikinci bendi ise “Yerleşim yeri, 12.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir” hükmünü düzenlemiştir. Mahkemenin (kıyasen icra dairesinin) yetkisi davanın (takibin) açıldığı andaki duruma göre belirlenir. Bir kişinin yerleşim yeri yerleşmek niyeti ile oturduğu yerdir.

Yerleşmek niyeti subjektif olup ancak görünüşü ile anlaşılır. Medeni Kanunun tanımına uygun yerleşim yerinin ispatlanması gerekir. TMK’nın 19. maddesinin birinci fıkrasına göre “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yerdir”.

Yerleşim yeri nüfus müdürlükleri tarafından tutulan Mernis veri tabanında yer alan (Mernis) adresi olabileceği gibi bu adresten başka bir adreste olabilir. Nitekim Tebligat Kanunu bu gerçeği bilerek öncelikle TK 10/1 maddesi hükmüne göre tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılabileceğini, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bu adrese tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adres olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılacağını öngörmektedir.

HMK 7/1 maddesi uyarınca takibin borçlulardan birinin yerleşim yerinde borçluların tamamı haklarında takip yapılabilmesi için, borçluya yerleşim yerinde ödeme emrinin tebliğ edilmesi borçlunun icra dairesinin yetkisine süresi içinde itiraz etmeyerek o borçlu yönünden takibin kesinleşmesi gerekir. Ancak HMK 7/2 maddesine göre “ Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacı ile açıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davaya ayırarak yetkisizlik kararı verir.”

Somut olayda örnek 10 ödeme emri 11.09.2014 tarihinde her iki borçluya borçlu K. Laboratuar Ltd. Şti.'nin ticaret sicili adresi olan Karşıyaka-İzmir adresinde tebliğ edilmiş olup, her iki borçlu süresi içinde icra mahkemesinde verdikleri dilekçe ile diğer itiraz ve şikayetlerinin yanında yetki itirazında bulundukları ve yetkili icra dairesinin İzmir İcra Dairesi değil, borçluların yerleşim yeri olan Karşıyaka İcra Dairesinin yetkili olduğunu ileri sürmüşlerdir. Şu hâle göre borçlu Ahmet Cevdet B. için İzmir İcra Dairesinin yetkisinin kesinleştiğinden ve diğer borçlu şirket yönünden de HMK 7/1 uyarınca İzmir icra dairesinin yetkili olduğundan söz edilemez. Borçlu Ahmet Cevdet B.’in Mernis adresinin Konak-İzmir olması ve takip talebinden sonraki bir tarih olan 14.10.2014 tarihinde bu adreste ihtiyati haciz kararının infaz edilmiş olması HMK 7 ve TMK 19. maddeleri ile yukarıda belirtilen ilkeler göz önüne alındığında yerleşim yeri adresi olduğunu ispata yeterli değildir.

Kaldı ki Borçlu Ahmet Cevdet B. de bu yerin yerleşim yeri adresi olmadığını ileri sürmektedir.

İcra takipleri için de kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 19. maddesinin 2. bendine göre yetki itirazında bulunan tarafından yetkili mahkemeyi, birden fazla mahkeme var ise seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerekir.

Yetki itirazında belirtilen mahkeme (icra dairesinin) gerçekten yetkili olması gerekir. İcra mahkemesi vereceği kararda yetkili mahkemeyi gösterir. Oysa borçlu Ahmet Cevdet yetki itirazında yetkili icra dairesi olarak mahkemenin de kabul ettiği üzere diğer takip borçlusu olan şirketin Karşıyaka adresini göstermiş olup yetki itirazının geçersiz olması nedeniyle bu gerekçe ile yetki itirazının reddine ve borçlu Ahmet Cevdet B. yönünden işin esasına ilişkin itiraz ve şikayetlerin incelenmesi gereklidir.

Diğer takip borçlusu şirket yönünden yetki itirazına gelince; her iki borçlunun yetki itirazında bulunması nedeniyle borçlu Ahmet Cevdet B. yönünden İzmir icra dairesinin yetkisi yetki itirazı tarihi itibariyle kesinleşmediğinden HMK 7/1 maddesi uyarınca borçlu şirket yönünden de İzmir icra dairelerinin yetkili olduğundan söz edilemez. Borçlu şirketin ticaret sicil adresinin Karşıyaka olması, ödeme emrinin bu adreste şirkete tebliğ edilmiş bulunması, takibe konu bononun tanzim yerinin Karşıyaka olması, bono da yazılı İzmir mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki şartının HMK 17. maddesi kapsamına göre geçersiz olması birlikte değerlendirildiğinde, borçlu şirketin yetki itirazının kabul edilerek icra mahkemesince takibe yetki yönünden itiraz eden borçlu şirket yönünden icra dosyasının ayrılmasına (tefrikine) ve yetkili yer olan Karşıyaka icra dairesine gönderilmesine karar verilmesi gereklidir. Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

Şanver KELEŞ
Üye

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda bulunan 20 üyenin 19'u ONAMA, 1'i ise DEĞİŞİK BOZMA yönünde oy kullanmışlardır.
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33