Gönderen Konu: Karar düzeltme talebi olağanüstü bir kanun yolu olup, bu yola başvurulmaması disiplin cezasını...  (Okunma sayısı 182 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 1923
  • Tşk.Sayısı: 130
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

Tarih 27.04.2018
Esas 2018/166
Karar 2018/448


* Karar düzeltme talebi olağanüstü bir kanun yolu olup, bu yola başvurulmaması disiplin cezasını gerektirmez.

 (Av. Yas. m. 34, 171/1 TBB Mes. Kur. m. 3, 4, 38, 41)

 

 

 

Şikâyetli avukat hakkında “Taraflar arasındaki anlaşmaya göre şikâyetlinin aleyhe karar çıkması durumunda karar düzeltme yoluna gitmesi gerekirken bu hukuki yola başvurmayarak şikâyetçinin mağduriyetine sebep olduğu” iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturmasında eylem sabit görülmediğinden ceza tayin edilmemiştir.

Şikâyetli önceki savunmasında özetle; şikâyetçinin iddialarını kabul etmediğini, işini layıkıyla yaptığını, delil olarak sunmuş olduğu tutanağı şikâyetçinin ricası üzerine Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için imzaladığını, bu nedenle işbu şikâyetin kötü niyetli olduğunu, şikâyetçinin hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra önce hâkimlik, sonra noterlik şimdi de … Barosu’na bağlı olarak avukatlık yaptığını, delilleri arasında mahkeme kararını Yargıtay’a taşımayan avukatın sorumluluğu konulu bir karar paylaştığını, ancak bu kararın kendisiyle alakalı olmadığını, nitekim temyiz aşamasını Danıştay’da titizlikle takip ettiğini, Avukatlık Kanunu madde 171’de sonuna kadar deyiminin olağan kanun yollarını içerdiğini, karar düzeltmenin ise olağanüstü kanun olduğunu, kaldı İYUK’un açık olduğunu ve karar düzeltmenin bir takım şartları olduğunu, İYUK madde 54’te sıralanan şartların hiç birini şikâyetçinin dosyasının taşımadığını, kaldı ki bir hukukçu olarak kendisinin dilekçe yazmaktan aciz olmadığını, böyle bir acizliği olmayan bir insanın ise kendi davası için dilekçe yazmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, durumdan ise haberdar olmadığının mümkün olmadığını, nitekim kendisinin de dilekçesinde belirttiği üzere, babasının arkadaşı olmasından dolayı ve başkaca işlerden dolayı sık sık bürosuna gelip gittiğini, Danıştay'ın şikâyetçinin davasını, hukuken tanınan bir hakkın kullanılması amacıyla açılmış bir dava değil, şikâyetçinin kendisine hukuken hakkı olmadığı halde hak ihdas etmek isteyen kişinin açmış oluğu bir dava olarak gördüğünü ve şikâyetçinin davasını bu nedenle reddettiğini, temyiz incelemesinde yerel mahkeme kararının bu nedenle onandığını, mevzuat açısından hiçbir kusuru olmadığını, ... 9. Tüketici Mahkemesinin 2015/572 esas numaralı dosyası üzerinden şikâyetçi tarafından aleyhine açılan dava neticesinde davanın reddine karar verildiğini, gerekçede karar düzeltmenin hukuki faydası olmayacağı, iştirakçilerin yaşlarının hesaplanmasında 8 yaşından sonra yapılan yaş düzeltmelerinin her ne sebeple olursa olsun dikkate alınmayacağı hususunun Danıştay’ın yerleşik içtihadı olduğu, davalı avukatın bu sebeple herhangi bir kusurunun olmadığının belirtildiğini beyan etmiştir.

İncelenen dosya kapsamından Baro Yönetim Kurulu’nun 13.08.2014 günlü kararı ile şikâyetli hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına karar verdiği,

Şikâyetçinin itirazı üzerine dosyanın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’na intikal ettiği, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 31.05.2015 günlü kararı ile şikâyetin konusu, şikâyetçinin vekili olarak ... 14. İdare Mahkemesinde açılan iptal davasında, davanın reddine dair kararın temyizi sonucunda, Danıştay 8. Dairesince verilen temyiz isteminin reddine dair karara karşı karar düzeltme yoluna gidilemeyeceğinden, kanun yollarının tüketildiği iddia edilmişse de; karar düzeltme talebi olağanüstü bir kanun yolu olup, bu yola başvurulması avukatın takdirine bağlı olduğundan ve yeniden bir soruşturma yapılması gerek görülmediğinden, kararın ‘işlem yapılmasına yer olmadığına’ cümlesinin ‘disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına’ şeklinde düzeltilerek itirazın reddine oy birliği ile karar verildiği,

Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06.07.2015 günlü “Olur” u ile ‘Her ne kadar, olağanüstü kanun yolu olan karar düzeltme yoluna başvurulması hususundaki takdir yetkisi avukata ait ise; de şikâyetçi avukat hakkında sunulan ve şikâyetli avukatın imzasının bulunduğu iddia edilen idari işlem hakkında açılan iptal davasına ilişkin Danıştay nezdinde tüm yasal yolların tüketileceğinin ve gerekirse Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulacağının kararlaştırıldığı nazara alındığında, şikâyetçi avukatın iddia ve delillerinin sorularak gösterilmiş olduğu delillerin toplanması, şikâyetli avukatın savunmasının alınması, 17.05.2014 tarihli tutanak da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönde hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesinin Avukatlık Kanunu’nun 141/3. maddesine aykırılık ettiği gözetilmeden itirazın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.’ gerekçesiyle kararın bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine karar verildiği,

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 23.07.2015 günlü kararı ile geri gönderme gerekçesine uyulmasına, itirazın kabulüne karar verildiği,

Baro Yönetim Kurulu’nun 01.03.2017 günlü kararı ile şikâyetli hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34, 171/1, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 38 ve 41. maddeleri uyarınca değerlendirilmek üzere disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Baro Disiplin Kurulu’nun, “Şikâyetçinin Anayasa Mahkemesine 20.05.2014 tarihinde bizzat başvuruda bulunduğu, başvuruya konu kararın 16.12.2013 tarihinde öğrenildiği bu sebeple en geç 15.01.2014 tarihinde başvuru yapılması gerektiğinde şikâyetçinin başvurusunun süre aşımı sebebiyle reddedildiği görülmüştür. Şikâyetçi, şikâyet dilekçesi ekinde şikâyetli birlikte imza altına alınmış tutanağı sunmuştur. Buna göre şikâyetli ve şikâyetçi arasındaki anlaşma yasal tüm yolların tüketilmesi konusunda olup, idari işlemin iptali konulu dava neticesinde verilen ret kararı, kararın temyizi üzerine Danıştay tarafından verilen onama kararı üzerine Anayasa Mahkemesine gidilmediği imza altına alınmıştır. Tutanak tarihi 20.05.2014’tür. Taraflar arasında Tüketici Mahkemesinde görülen dava neticesinde şikâyetlinin görevinin gereklerini yerine getirdiği hüküm altına alınmıştır. Kurulumuzca yapılan değerlendirme neticesinde şikâyetçinin hukuk fakültesi mezuniyetinin ardından hakimlik, noterlik şimdi de avukatlık yaptığı ve şikâyet dilekçesinde belirttiği üzere kovuşturmaya konu dosyayı şikâyetli ile birlikte yürüttüğü anlaşılmıştır. Bu sebeple şikâyetçinin dava aşamalarından haberdar olmadığına ilişkin iddiasına itibar edilmemiştir. Yanı sıra avukat müvekkil arasındaki anlaşmalar olağan kanun yollarını kapsamakta olup Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak olağanüstü kanun yoludur. Her ne kadar şikâyetli ve şikâyetçi arasındaki tutanakla aralarındaki anlaşmanın olağanüstü kanun yolunu da kapsadığı gerekçesiyle şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmışsa da; bu tutanağın taraflar arasında düzenlenen bir avukatlık sözleşmesi olmadığı, şikâyetçinin bahsi geçen tutanakla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu, şikâyetlinin de savunmalarında tutanağın şikâyetçinin Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunması için 20.05.2014 tarihinde iyiniyetli olarak imza altına alındığını beyan ettiği görülmüştür. Şikâyetlinin 20.05.2014 tarihli tutanağının şikâyetçi için iyiniyetli olarak imzalandığına ilişkin savunması, nitekim ilgili tutanağın şikâyetlinin savunmasında bahsettiği gibi bir amaç olmaksızın kişinin kendi zararına olacak şekilde düzenlenmesinin hayatın olağan akşına aykırı olduğu, tutanak tarihi ve şikâyetçinin bu tutanakla başvuruda bulunduğu göz önüne alındığında, neticeten taraflar arasında imzalanan avukatlık sözleşmesi de olmadığından şikâyetlinin yalnızca olağan kanun yollarından sorumlu olduğu gerekçesiyle disiplin suçu işlediğine dair kurulumuzda herhangi bir kanaat oluşmamıştır.” gerekçesiyle karar verdiği,

Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,

Şikâyetçi avukatın 05.01.2018 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki iddialarını tekrarla Baro Disiplin Kurulunun kararının bozularak şikâyetli hakkında ceza verilmesini talep ettiği,

Şikâyetli avukatın 05.02.2018 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını aynen tekrarla Baro Disiplin Kurulunun kararının onanmasını talep ettiği görülmüştür.

 Şikâyetçi tarafından şikâyetli hakkında ... 9. Tüketici Mahkemesinin 2015/572 esas numaralı dosya ile aynı nedenlerle açılan davada, yerleşmiş Danıştay içtihatları karşısında şikâyetli avukatın bir kusurunun olmadığının saptanmış olması ve şikâyetçi ile şikâyetli arasındaki tutanak, şikâyetçinin Anayasa Mahkemesine şahsi başvurusunu yapmış olması gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde, Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirmede yasaya aykırı bir yön ve hukuki isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir. 

Gereği düşünüldü;

 1-Şikayetçi avukatın itirazının reddi ile, ... Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 12.10.2017 gün ve 2017/153 Esas, 2017/176 Karar sayılı kararının ONANMASINA,

2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,           

 3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde ... İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oy birliği ile karar verildi.
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33