Gönderen Konu: Haçların Tahsili Zamanı  (Okunma sayısı 93 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Deniz034

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 893
  • Tşk.Sayısı: 17
  • Cinsiyet: Bay
Haçların Tahsili Zamanı
« : 02 Mart 2020, 18:22:00 »
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas: 2004/12-336, Karar: 2004/338 İçtihat
 Özeti
Harçlar, kamu hizmetinden yararlananların; işbu yararlanmadan mütevellit ödediği bir çeşit vergidir. Harçlar Yasasının gerekçesinde harçların, kamu alacağı kategorisinde oldukları, harcı doğuran olayın, kamu hizmeti olduğu belirtilmiştir. Harç mükellefiyeti, "masrafı karşılama" ve "faydalanma" prensiplerine dayandırılmıştır.

İİK m.15 te kanunda hilafı yazılı olmayan hallerde harç ve masrafların borçluya ait olduğu, ayrıca hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağı belirtilmiş ve harçların mahiyeti, miktarı, ödeme zamanı ve şekli, doğrudan doğruya diğer yasalara ve özellikle Harçlar Kanunu'na bırakılmıştır. Takip nedeniyle borçlu hem alacaklıya hem de devlete karşı borçludur.

Harçlar Kanunu m.28/b bendinde yer alan ve icra takiplerinde tahsil harcının, alacağın ödenmesi sırasında tahsil edilmesi gerektiği şeklindeki hüküm, kamu düzeni ile ilgilidir. Borçla ilgili olarak icra dairesinin kasasına yatırılan paranın, kaynağına bakılmaksızın bu paralardan alacaklıya yapılan ödeme nispetinde -harcın tamamı tahsil edilinceye kadar- harç alınması gerekir. İcra tahsil harcı, Harçlar Kanunu m.28/b uyarınca alacağın ödenmesi sırasında tahsil olunur.
İcra İflas Kanunu Yönetmeliği m.58 düzenlemesinde önemli olan bir harç alacağı mevcut ise bunun mutlaka her ödeme sırasında tahsil edilmesi gerektiğidir.

Kanun, harç alacağının tahsilini borcun tamamının ödenmesi şartına bağlamamıştır. Borcun tamamı değil de taksit taksit ödenmesi söz konusu ise bu takdirde yapılan borç tahsilatlarının alacaklıya ödendiği miktara göre harç tahakkuku ve tahsilatı yapılacaktır. Çünkü Devlet, verdiği hizmet yani yaptığı tahsilat kadar harç almayı hak etmiştir.

Harçlar Kanunu m. 37 de düzenlenen ve harçların vergi dairesince tahsilini öngören kural, icra dairesince başkaca hiçbir işlem yapılmasını gerektirmeyen ve Yasa'nın öngördüğü süreler içinde harç ödemesi yapılmayan konulara münhasırdır.   
(Karar Tarihi : 09.06.2004)
"Şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nce şikayetin reddine dair verilen 10.03.2004 gün ve 2004/169-249 sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.04.2004 gün ve 2004/6503-10405 sayılı ilamı ile; (İİK. nun 15. maddesine göre yasada hilafı yazılı değil ise bütün harç ve masraflar borçluya ait olup ayrıca hükme hacet olmaksızın borçludan tahsil olunur. Tahsil harcının yükümlüsü borçlu olduğundan alacaklıya ödeme yapılırken tahsil harcının düşülmesi doğru değildir. Mahkemece alacaklının tahsil harcına yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi isabetsizdir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 


İstek, icra müdürlüğünün işlemini şikayete ilişkindir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinin (b) bendinde yer alan icra tahsil harcının ödeme (tahsil) zamanı ve şekline ilişkindir. Harçlar, kamu hizmetlerinden yararlananların ve hatta yararlanmak zorunda bırakılanların bu hizmet vesilesiyle ödedikleri bir çeşit vergilerdir. Bu ödeme hizmet maliyetini kısmen paylaşmadır. Devletin arz ettiği hizmet, kişi için ölçülür bir fayda sağlıyorsa, gerek hizmetlerin aşırı bir şekilde yayılmasını önlemek arzusu, gerek maliyetleri hizmeti talep edenlere ödetmenin daha adil olacağı düşüncesi, bilhassa son yıllarda kamu hizmetini kullanana, bedel ödetme ilkesinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Harçlar çok eski yıllardan beri kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1927 yılından beri ve özellikle 1934 yılında çıkarılan çeşitli kanunlarla harçların kapsamı ve miktarları yeniden belirlenmiştir. Harçları çeşitli kanunlarda ve dağınık bir şekilde düzenlemenin doğurduğu sakıncalar nedeniyle 1952 yılında yeni bir Harçlar Kanunu (5887 Sayılı) yürürlüğe konulmuştur. 1964 yılında harçlar konusundaki hükümler yeniden gözden geçirilmiş ve yenilikler de yapılmak suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir (Türk Vergi Sistemi Prof. Dr. Kenan Bulutoğlu S. 497-499).

Anılan Yasa'nın gerekçesinde harçların; mahiyetleri bakımından teorik olarak kamu alacağı kategorisini teşkil ettikleri belirtildikten sonra harcı doğuran olayın, yapılan bir kamu hizmeti olduğuna işaret edilmiştir. Ancak, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için, kişinin bir kamu müessesinden faydalanması, kişiye kamu eliyle özel bir yarar sağlanması, kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması yani ferde, bir hizmet vermesi gerekir. Bu esaslara göre harç, kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir. Dolayısıyla harç mükellefiyeti, "masrafı karşılama" ve "faydalanma" prensiplerine dayandırılmıştır. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi-Dönem: l, Cilt: 25, Toplantı: 3, Sayfa 282/2)

Harçlar hakkındaki bu genel açıklamalardan sonra konumuzu teşkil eden icra harçlarına gelince; öğretide genel olarak Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı paraya icra harcı denmektedir (Prof. Dr. Baki Kuru-İcra ve İflas Hukuku-Üçüncü Baskı-1988-Cilt, Sayfa 107-108). İcra ve İflas Harçları 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37. maddelerde düzenlenmiştir. Harçlar Kanunu'ndaki İcra ve İflas harçlarının detaylarına girmeden önce İcra ve İflas Kanunu'nun harçlarla ilgili hükümlerine bir göz atmakta fayda vardır. Bilindiği gibi; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 19.6.1932 günü yürürlüğe girmiştir. Anılan Yasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrası; "icra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanun'da hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur" hükmünü ihtiva etmektedir. Yasa koyucu bu madde ile icra ve iflas harçlarının çerçevesini tayin etmiş kanunla alacaklının ödemesi gerekenlerin alacaklıdan, (2548 sayılı Yasa'da olduğu gibi) diğer harç ve masrafların sonuç olarak borçludan tahsil edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır. İİK m.15; harçların mahiyetini, miktarını, ödeme zamanını ve şeklini doğrudan doğruya diğer yasalara ve özellikle Harçlar Kanunu'na bırakmıştır. İcra harçları 492 sayılı yasaya bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B/1) bölümünde düzenlenmiştir. Buna göre ilgililer; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olmak üzere dört çeşit harç ödemek zorundadırlar. İlamlı takiplerde bu harçlardan sadece peşin olanı alınmaz. Diğer tüm harçların bu takipte de tahsili gerekir. Harçlar Yasasının 29. maddesine göre, peşin harçlar, takip sonunda alınacak asıl harca (tahsil harcına) mahsup olunur. Burada hemen şu hususu da belirtmek gerekir ki; borçlu takip nedeni ile sadece alacaklıya karşı sorumlu ve borçlu değildir. Alacaklının yanında takip hukukunun prosedürünün uygulanması ve dolayısıyla icra takibi nedeniyle Devlete karşı da borçludur. Borçlunun Devlete olan borcu, tabii ki harç borcudur. İcra dairesine yatırılan para nedeniyle borçlu, hem alacaklıya ve hem de Devlete olan borcundan kurtulur. Borcun tamamının icra dairesine yatırılmaması durumunda yatırılan miktar kadar borcundan kurtulmuş olur. Böylece icra kasasına ödeme yapıldığı anda borç ortadan kalkar. Borçlar Kanunu m.113/1 hükmü uyarınca takip konusu borcun icra dairesine ödenmesi tarihinden itibaren borçlu, faiz borcundan da kurtulmuş olur. Bundan başka ödeme tarihi, harç alacağının ve oranının yanında harç borcunun doğup doğmadığını da tayin eder. Çünkü alacaklının, borçlunun borcunu ödememesinden dolayı onun hakkında icra takibine girişmesi durumunda borçluya İİK ve Yönetmeliği hükümleri uyarınca ödeme emri çıkardıktan sonra borçlu, henüz ödeme emrini tebellüğ etmeden önce borcunu icra dairesine gelip yatırırsa bu aşamada harç ödeme mükellefiyetinden de kurtulmuş olur. Alacaklının alacağını mutlaka borçlunun ödemesi gerekmez. Üçüncü şahısların da diledikleri takdirde İcra Dairesine başvurarak borçlunun borcunu ödemek istemeleri mümkündür. İcra Müdürlüğünün ödenmek istenen borcu kabul etme mecburiyeti vardır. Önemli olan, alacaklının bir an önce alacağına kavuşmasıdır. 12. maddenin yasaya konuluş nedenini bu düşünceler teşkil etmektedir. Harçlar Kanunu m.28/b bendinde yer alan ve icra takiplerinde tahsil harcının, alacağın ödenmesi sırasında tahsil edilmesi gerektiği şeklindeki hüküm, Yasa'nın diğer hükümleri gibi kamu düzeni ile ilgilidir. Borçla ilgili olarak icra dairesinin kasasına yatırılan paranın ister borçlunun veya üçüncü şahısların kendi rızaları ile yatırdıkları para olsun, isterse İİK m.89 uyarınca diğer alacaklıların ve üçüncü şahısların elinde haczedilen mallarla ilgili paralar olsun bunların kaynağına bakılmaksızın bu paralardan alacaklıya yapılan ödeme nispetinde -harcın tamamı tahsil edilinceye kadar- harç alınması gerekir. Gerek İcra İflas Yasası'nda ve gerekse harçlarla ilgili yasalarda bunun aksine bir hüküm mevcut değildir. Nitekim talimat icralarınca tahsil edilen paralar, esas takibin yapıldığı icra dairesine aynen ve hiçbir kesinti yapılmaksızın gönderilir. Harç ve masrafın hesabı esas takibin yürütüldüğü yer İcra Dairesince yapılır.

 


Devletin icra takibi nedeniyle aldığı harçlardan en önemlisi Harçlar Kanunu m.28/b bendinde düzenlenen icra tahsil harcıdır. İcra tahsil harcı, bu yasal düzenleme uyarınca alacağın ödenmesi sırasında tahsil olunur. Borçlu dilerse icra dairesine başvurarak tüm fer'ileriyle birlikte harç ve masrafları da kapsayacak biçimde borcunun tamamını hesaplattırıp öder veya borcundan mahsup edilmek üzere kısmi ödemede bulunur. Bu ödemeleri alacaklının arzu ettiği zaman icra dairesinden alma hakkı vardır. Borçlu ister kısmen isterse tamamen ödemede bulunsun, ödediği paralar İcra İflas Kanunu Yönetmeliğinin 57. maddesi uyarınca düzenlenen bir tahsilat makbuzu ile teslim alınarak kasa defterine işlenir. Düzenlenen tahsilat makbuzunun bir nüshası da, ödemede bulunan borçluya verilir.

Alacaklının, dosyaya yatırılan paraları almak istemesi halinde yine yönetmeliğin 58. maddesi uyarınca düzenlenecek reddiyat makbuzunda kesilecek tahsil harç miktarı da gösterilmek suretiyle "verilmesi lazım gelen paranın" miktarı da ayrıca gösterilir ve düzenlenen makbuz alacaklıya imza karşılığında teslim edilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, eğer bir harç alacağı mevcut ise bunun mutlaka her ödeme sırasında tahsil edilmesi gerektiğidir. Devlet tahsil harcını takibe konu asıl alacak üzerinden almaktadır. Bundan sonraki tahsilatlardan (faiz tahsilatlarından) harç alınması, Harçlar Yasası'nın 20. maddesinin açık hükmü karşısında mümkün bulunmamaktadır. Kanun, harç alacağının tahsilini borcun tamamının ödenmesi şartına bağlamamıştır. Borcun tamamı ödenirse elbetteki harç da tahsil edilecektir. Borcun tamamı değil de taksit taksit ödenmesi söz konusu ise bu takdirde yapılan borç tahsilatlarının alacaklıya ödendiği miktara göre harç tahakkuku ve tahsilatı yapılacaktır. Çünkü Devlet, verdiği hizmet yani yaptığı tahsilat kadar harç almayı hak etmiştir.

Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinin (b) bendinde düzenlenen diğer bir husus ise "ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması" durumunda bunun ne zaman ve nasıl ödeneceğidir. İcra daireleri, para alacaklarının tahsilinden başka konusu para ile değerlendirilmesi mümkün olmayan ilamlı icra takiplerini de yerine getirirler. Bu gibi hizmetlerden dolayı alınan harca "icranın yerine getirilmesi harcı denir." (Prof. Dr. Baki Kuru-İcra İflas Hukuku Cilt: 1, sayfa: 109) Ödeme yapılmayan hallerde alınacak harçlar, anılan Yasa'nın, 18 ve 19. maddelerinde düzenlenmiştir. Bunlar gayrimenkul ve gemi tesliminde ve ayrıca menkul tesliminde alınan harçlardır. Kanun bu harçlar için, bunların nitelikleri gereği 15 günlük ödeme süresi belirlemiştir. Harç alacağının, icranın yerine getirilmesiyle doğacağını bu doğumdan itibaren, 15 gün içinde ödeneceğini hiçbir duraksamaya meydan vermeden açıkça belirtmiştir. Yasa'nın 18. maddesinde; bir gayrimenkulün veya bir geminin tahliye ve teslimine dair olan icra takiplerinde tahsil harcının; bir yıllık kira bedeli, yoksa bu süreye göre takdir edilecek bir bedel üzerinden hesaplanacağı açıklanmıştır. Menkul tesliminden bahseden 19. maddede ise; bir menkulün teslimine dair olan icra takiplerinde tahsil harcının; menkulün ilamda veya takip talebinde gösterilen değeri, bu yoksa takdir edilecek değer üzerinden hesaplanacağı öngörülmüştür. Dikkat edilecek olursa buradaki harçlar da konusu para almayan yani Yasa'nın deyimiyle ödeme yapılmayan hallere ilişkin bulunmalarına rağmen nisbi tarife üzerinden alınan (tahakkuk ve tahsil edilen) harçlardır. Bu takipler sonucu harç alacağının 15 gün içinde ödenmesi gerekir. Harç alacağı, doğumu tarihinden itibaren ilgilisi tarafından 15 gün içinde ödenmediği takdirde İİK Yönetmeliği'nin 60. maddesi uyarınca harç tahsil müzekkeresi tanzim edilerek tahsili için vergi dairesine gönderilir.

 


Çocuk teslimi gibi ilamların yerine getirilmesinde ise (1) sayılı tarifenin (B/1-2) bendi uyarınca maktu yerine getirme harcı alınır. Harç tahsil müzekkeresinin yazılmasından sonra dosyanın işlemden kaldırılması gerekir. Eğer dosyada yapılması gereken başka bir işlem varsa ve 15 günlük harç ödeme süresi de geçmişse işlemin yapılmasını talep eden taraf (borçlu veya alacaklı olması fark etmez) harç tahsil müzekkeresinde belirtilen harç miktarını ödediğini belgelendirmedikçe veya ödemedikçe icra müdürü o işlemi ve müteakip işlemleri yapamaz. Çünkü Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi; yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağını öngörmüş, ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer tarafın ödemesi halinde işleme devam olunacağı hükmünü getirmiştir. İcra harçları da yargı harçları içinde kabul edildiğine göre anılan şekilde işlem yapmaktan başka yol yoktur.

Harçlar Kanunu'nun ödeme ile ilgili genel hükümlerini düzenleyen 127. maddesi; bu kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harca mevzu olan işlemin yapılamayacağını öngörmektedir. Buradan da kolayca anlaşılmaktadır ki; harçlar yasası kural olarak harçların peşin alınmasını emretmektedir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Harçlar Kanunu, para borçlarıyla ilgili icra tahsil harcının alacağın -ister kısmen (taksitle), isterse tümden olsun tahsili sırasında alınmasını öngörmektedir. Alacaklının, alacağının tamamını elde edinceye kadar takibe devam etmek hakkı ve yetkisi vardır. İcra Dairesince kesilen harç nedeniyle alacaklı, alacağının tamamına kavuşamadığı takdirde borçlunun malvarlığı üzerinde takibi devam ettirerek alacağını eksiksiz tahsil etme olanağına her zaman sahiptir. Alacaklı, icra takibinin herhangi bir safhasında borçlu aleyhine yürüttüğü takibi sürdürmekten vazgeçerse ve hatta bunu bir beyan olarak icra tutanağına yazdırmak isterse İcra Müdürü, feragat beyanını zapta geçirmeden önce feragat harcını borçlu ödemede bulunmadığı takdirde alacaklıdan tahsil etmesi gerekir. Yasanın 32. ve 127. maddeleri hükümleri bu konuda hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıktır. Özet olarak belirtmek gerekirse; Harçlar Yasası'nın 37. maddesinde düzenlenen ve harçların Vergi Dairesince tahsilini öngören kural, İcra Dairesince başkaca hiçbir işlem yapılmasını gerektirmeyen ve Yasa'nın öngördüğü süreler içinde harç ödemesi yapılmayan konulara münhasırdır. Kısaca harç tahsil müzekkeresi yazılmak suretiyle icra tahsil harcının Vergi Dairesince tahsili öngörülen takip dosyası infaz edilmek suretiyle icra müdürü tarafından işlemden kaldırılan işlerle ilgilidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; somut olayda olduğu gibi konusu para alacağı olan icra takiplerinde takip konusu alacağın, borçlu tarafından taksitler halinde ödenmesi durumunda icra tahsil harcının alınmasının, alacağın tamamının ödenmesinden sonraya bırakılmasının, Harçlar Yasası'nın hem sözüne hem de özüne aykırı bulunduğundan kabulü mümkün değildir. Alacağın bölüm bölüm icra kasasına yatırılması veya başka nedenlerle (satış paraları veya İİK m.89 uyarınca alacaklılar ve üçüncü şahıslar elinde haczedilen mallarla ilgili paralar) kasaya alınan paralar olup olmadıklarına bakılmaksızın icra müdürünün, alacaklıya yaptığı her ödeme sırasında tahsili gereken bir harç miktarı bulunduğu takdirde bunu mutlaka ödeme anında tahsil etmesi gerekir.

KARAR : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, ve gerekli temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 9.6.2004 gününde yapılan 2.görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

Medeni Usul Hukuku'nda olduğu gibi, İcra Hukuku'nda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak Devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da, bu amaca yönelik olup, alacağın ödenmesi sırasında tahsil edilir.

Tahsil harcının sorumlusu, İİK m.15 gereğince borçludur. Bu olgu Yasa'nın anılan hükmünden açıkça anlaşılmakta olup, sayın çoğunlukla bu konuda bir görüş ayrılığımız bulunmamaktadır.

Çoğunluktan farklı düşündüğümüz konu; Genel Kurulda varılan sonucun İİK m.12 de öngörülen hükme uygun bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

İİK m.12: "İcra Dairesine ödeme" başlığını taşımakta olup, (İcra dairesi, takibedilmekte olan bir para alacağına mahsuben borçlu veya üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu, bu miktar borcundan kurtulur.) hükmünü içermektedir.

Burada önemle üzerinde durulması gereken husus; icra dosyasına yapılan ödeme kadar, "borçlunun borcundan kurtulması" dır. Bu tarihten sonra anılan borç bölümü (veya tamamı) için borçlu aleyhine faiz yürütülemez. Talep halinde yatan paranın tamamı alacaklıya ödenmelidir. Bundan tahsil harcı kesilmesine, anılan hüküm kesinlikle mani teşkil eder. Zira, hem yatan paranın alacaklıya ait olması, hem borçlunun bu bölüm kadar borcundan kurtulması ve hem de ödeme yükümlüsü borçlu olan tahsil harcının alacaklıdan alınması çelişki doğurmakta olup, kabul edilemez.

Alacaklı, kendisinden kesilen tahsil harcı için borçlu hakkında takibe de devam edemez. Çünkü borçlu, yatırılan bedelin "tümü için" borçtan kurtulmuştur. Borçtan kurtulunan bölüm için alacaklının takibi sürdürme olanağının bulunmadığı ise son derece açıktır. Alacaklının bu konudaki istemi takip hukukuna aykırı olup kesinlikle reddedilecektir. Özetle, kendi parasından kesilen harcın bu aşamada artık tahsili olanağı kalmamıştır.

Yapılacak iş, Harçlar Kanunu m.37 gereğince, tahsil harcının alınması için Vergi Dairesine müzekkere yazılmasından ibarettir.

6183 Sayılı Yasa'ya göre Vergi Dairesine ait olan bu görevin, alacaklıya yükletilmesi ve onun, borçlunun yeni mallarını arayıp bulmaya yöneltilip zorlanması sonucunu doğuran bir uygulamanın İİK m.12 ve Harçlar Kanunu m.37 ye uygun olmadığı düşüncesindeyiz. Esasen İİK'nun 12. maddesinin, son ödenen kısım için borçlunun borcundan kurtulacağını öngören hükmü, alacaklının yeniden haciz yapmasını ve sorumlu olmadığı halde, kendisine ait paradan alınan tahsil harcı için takibe devam etmesini de imkansız kılmaktadır.

Bu nedenlerle mahkeme kararının Dairemizin bozma ilamında yazılı nedenlerle bozulması gerektiğini düşündüğümüz için, aksine oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz. 14.06.2004

M. Oskay F. Kadı M. L. Tombaloğlu T. Arıkan E. Uzuner

12.H.D.Üyesi 12.H.D.Üyesi 12.H.D.Üyesi 12.H.D.Üyesi 12.H.D.Üyesi
Üye Notu : Karşı Oy yazısı gerekçesinin İİK, Harçlar Kanunu, 6183 S.K. ve verginin mahiyetine daha uygun olduğu; HGK kararının mer'i mevzuata, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatindeyim.
İlgili Mevzuat Hükmü : Harçlar Kanunu MADDE 28 :(1) sayılı tarifede yazılı nispî harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir :

a) Karar ve İlâm Harcı, (Değişik Bent: 01/08/2010 tarih 27659 sayılı R.G.)

Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı (Anayasa Mahkemesi 18.10.2012 Tarih 2012/70Esas 2012/157 Kararı ile "kararın verilmesinden itibaren sözcükleri iptal edilmiştir. Yürürlük tarihi: 13.08.2013.) (Değişik: 6487 S.K. m.10-R.G.Tarihi: 11.06.2013) "kararın tebliğinden itibaren bir ay" içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.

b) İcra Tahsil Harcı,

İcra takiplerinde Tahsil Harcı, alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir.

Harç alacağı icranın yerine getirilmesiyle doğar.

Konunun değeri üzerinden alınacak İflâs Harçlarında da bu bent hükümleri

uygulanır.

c) Depozito, defter tutma ve miras işlerine ait harçlar,

(1) sayılı tarifenin (D) bölümünde yazılı depozito, defter tutma ve miras işlerine ait harçlar işin sonundan itibaren 15 gün içinde ödenir.

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33