Gönderen Konu: Usulsüz Tebligat Nedeniyle İcra Memuru Aleyhine Maddi ve Manevi Tazminata Hükmedilmemesi  (Okunma sayısı 841 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2101
  • Tşk.Sayısı: 135
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

T.C.
YARGITAY
4. Hukuk Dairesi     
                                                                       
ESAS NO   : 2018/944
KARAR NO   : 2020/1070


......Yapılan yargılama sonunda da ödeme emrinin davacıya usulsüz tebliğ edildiğinin tespit edildiği ve kambiyo senedinin zorunlu unsurlarından olan keşide tarihinin takibe konu senet üzerinde bulunmaması nedeniyle senedin, kambiyo senedi vasfını taşımadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği görülmektedir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesi “İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır” şeklinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için icra dairesinin kusurlu işlemi sonucu zararın doğması ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı olması gerekir.

Somut olayda, davacı takip borçlusuna kıymet takdir raporunun ve satış ilanının tebliğine ilişkin yurt dışı tebligatın usulüne uygun olduğu Hatay İcra Hukuk Mahkmesinin 2011/536 esas ve 2012/18 karar sayılı ilamı ile sabittir. Bu duruma göre yapılan tebligatların usulsüz olmadığı ve icra memurunun herhangi bir kusurlu davranışı olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı borçlu henüz satış gerçekleşmeden icra dosyasından haberdar olmuş ve Hatay İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/448 esas sayılı dosyasında tedbiren satışın durdurulmasını talep ederek takibin iptali istemli davayı açmıştır. Hatay İcra Hukuk Mahkemesince ihale tarihinden önce satışın durdurulmasına yönelik tedbir talebi reddedilmiş ve satış 28/08/2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden de davacı borçlu tarafından ihalenin feshinin talep edilmediği anlaşılmaktadır.

Şu durumda; davacı takip borçlusuna kıymet takdir raporunun ve satış ilanının tebliğine ilişkin yurtdışı tebligatın usulüne uygun olduğunun ve satış tarihinden önce icra dosyası ile satıştan haberdar olan davacı borçlunun, ihalenin feshi davası açmaması nedeniyle satışın kesinleşmesine neden olduğunun ve zararın doğmasında ağır kusurunun bulunduğunun kabulü gerekmekte olup artık icra memurunun hatalı eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı kurulamaz. Bu nedenlerle maddi tazminata hükmedilmesi doğru değildir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesi gereğince devletin sorumluluğunda, davacının manevi tazminat isteminin kabul edilmesi için TBK’nın 58. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu kapsamdaki sorumluluk da kusura dayalıdır. Bu itibarla davalının manevi tazminattan sorumlu tutulabilmesi için icra memurunun kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup ağır olmasa da kusurlu olması gerekmektedir (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, s.2583 vd.).

Ayrıca  TMK’nın 24. ve TBK’nın 58. maddesi (818 sayılı Mülga BK’nın 49. Maddesi) ile belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise kişisel varlıkların korunması ile ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş  varlıklar açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.

Somut olayda davacı, usulsüz tebligat üzerine kesinleştirilen icra takibi sonucunda dava konusu taşınmazının icra yoluyla satışına neden olunması nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Tazminata konu edilen eylem kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından ve davacının manevi tazminat isteminin dayanağında icra memurlarının kötüniyetli olduğu hususu ispat edilmediğinden manevi tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33