Gönderen Konu: Mahkeme Ara Kararları İlam Niteliğinde Olmadığından İlamlı Değil İlamsız Takip Yapılabileceği  (Okunma sayısı 276 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2174
  • Tşk.Sayısı: 135
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Forumadalet    Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş


T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi


ESAS NO   : 2018/5868
KARAR NO   : 2019/3368   


Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

İlamlı icra yoluyla başlatılan takipte, borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayetleri yanında, borcun olmadığını ileri sürerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece; dosyaya sunulan ödeme makbuzlarında nafakaya istinaden ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, okul ve kırtasiye giderleri olduğu, bunlara istinaden yapılan ödemelerin ahlaki görevin yerine getirilmesi niteliğinde olduğu, yapılan ödemeler nafakanın katları olarak da ödenmediğinden yapılan ödemeler nafakaya istinaden yapılmış ödemeler olarak kabul edilmeyerek davanın reddine karar verildiği görülmektedir.

Somut olayda İ. Anadolu 17. Aile Mahkemesinin 2014/786 esas sayılı dosyasında görülen  boşanma davasında mahkemesince ara karar ile müşterek çocuklar Damla ve Yağmur için 1.000,00’er TL tedbir nafakasına hükmedildiği, işbu hükmün alacaklı tarafından ilamlı icra  yoluyla takibe konu edildiği ve icra müdürlüğünce ilamlı takiplere dair örnek 4-5 icra emrinin borçluya tebliğe gönderildiği anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/1. maddesinde “...Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür...” hükmüne, 301/2. maddesinde de “Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır.” hükmüne yer verilmiştir. 

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde, ilam mahiyetini haiz belgeler “Mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borç ikrarına havi resen tanzim edilen noter senetleri ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler” olarak sayılmış olup bu hükümde mahkeme ara kararlarının ilam niteliğinde olduğu belirtilmemiştir.

Buna göre; tedbir nafakasına ilişkin ara karar ilam olmadığı gibi, ilam mahiyetini haiz belgelerden de değildir. Dolayısıyla ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olmadığından ilamlı takip konusu yapılamaz. Ancak  ara kararlar, İİK'nun 68. maddesindeki belgelerden olduğundan ve kararın bütününü ihtiva ettiğinden genel haciz yolu ile takibe konulması mümkündür.


O halde Mahkemece resen, takip tarihindeki durum ve dayanak belge nazara alınarak, ara kararına dayalı olarak ilamların icrası yolu ile takip başlatılmayacağı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile, icra emrinin iptaline karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ: Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
« Son Düzenleme: 03 Kasım 2020, 14:18:34 Gönderen: Özgür KOCA »
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2174
  • Tşk.Sayısı: 135
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

2018/5079 Esas
2019/810 Karar


Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Borçlu, takibe dayanak tedbir nafakası olan 650,00 TL’yi her ay düzenli olarak davalıya ödediğini beyanla, itiraz ederek takibin iptalini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının ödeme yönünde itirazı hakkında İİK 33/1 de belirtilen nitelikte herhangi bir belge sunulmadığı, gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş, hüküm borçlu tarafından temyiz edilmiştir.

İcra İflas Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, icra memurunun aksi yöndeki işlemleri kamu düzenine aykırılık oluşturacağından, süresiz şikayete tabi olacağı gibi hakim tarafından da re’sen gözetilmelidir.

Alacaklının takip talebine eklediği belgenin para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam olması halinde icra memurunun borçluya örnek 4-5 nolu icra emri tebliğ etmesi yasal zorunluluktur. Alacaklının talebi üzerine ya da kendiliğinden ilam niteliğinde olmayan belgeye dayalı olarak ilamlı icra takiplerine ilişkin ödeme emri göndermesi de açıkça yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır.

İİK’nun 38. maddesinde, ilam mahiyetini haiz belgeler “Mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borç ikrarına havi resen tanzim edilen noter senetleri ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler” olarak sayılmış olup bu düzenlemede mahkeme ara kararları ve kısa kararlarının ilam niteliğinde olduğu belirtilmemiştir.

Tedbir nafakasına ilişkin ara karar ilam olmadığı gibi, İİK’nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden de değildir. Dolayısıyla ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olmadığından ilamlı takip konusu yapılamaz.

Mahkemece takip tarihindeki durum ve dayanak belge nazara alınarak, kısa karara dayalı olarak ilamların icrası yolu ile takip başlatılmayacağı ve icra emri gönderilemeyeceği hususu res’en gözetilerek, icra emrinin iptaline karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.


SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/01/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33