Gönderen Konu: Haciz İhbarnamelerine Cevap için Masraf Verilmemesi ve Alacaklı Vekilince Elden Toplu Olarak Teslimi  (Okunma sayısı 521 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2413
  • Tşk.Sayısı: 138
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas
Twitter Twitter'da Paylas





T.C.
YARGITAY                                                                                                   

Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO   : 2017/12-344
KARAR NO   : 2020/984     
     



1. Taraflar arasındaki “şikâyet” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.

2.  Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3.  Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
         

I.   İNCELEME SÜRECİ
Üçüncü Kişi İstemi:


4. Üçüncü kişi vekil şikâyet dilekçesinde; İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin muhtelif borçlular hakkında yürütülen 23 adet icra takip dosyasından toplu hâlde 23 adet 89/1 haciz ihbarnamesinin 25.02.2015 tarihinde elden bankanın genel müdürlüğüne teslim edildiğini, 6352 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 89. maddesine eklenen "haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür" hükmü nedeniyle haciz ihbarnamelerinin ve müzekkerelerinin doğrudan bankaların genel müdürlüklerine CD’ye basılmış hâlde veya farklı dosya ve borçlulara ait ihbarnameler ile müzekkerelerin tek bir zarf içersinde toplu hâlde gönderildiğini, cevap yazısının gönderilmesi için pul gönderilmediğini, bu nedenle uygulamada karşılaşılan aksaklıkların ortadan kaldırılması için konunun Bankalar Birliği kanalıyla Adalet Bakanlığına intikal ettirildiğini, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün ülke genelinde tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarına yazdığı haciz İhbarnameleri konulu yazı ile uygulamayı düzenlemek adına gerekli açıklamaları yaparak "...Ayrıca İcra İflas Kanunu’nun ‘takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62. maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder' hükmü gereğince üçüncü kişilere gönderilecek haciz ihbarnamelerine itiraz edebilmesi için gerekli posta masrafının da eklenmesi...."nin açıkça belirtildiğini ileri sürerek masrafı verilmeden tek zarf içersinde elden müvekkili banka genel müdürlüğüne teslim edilen 23 adet 89/1 haciz müzekkeresi (ihbarnamesi) ile ilgili Anadolu 16. İcra Dairesinin karar ve işleminin iptal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararı:

5.  İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve  2015/188 E., 2015/247 K. sayılı kararı ile; haciz ihbarnamelerinin alacaklı vekili tarafından elden alınarak şikâyetçi bankaya teslim edildiği, şikâyete konu icra dosyalarına alacaklı vekili tarafından haciz ihbarnamelerine 3. kişi tarafından cevap verilirken kullanılmak üzere masraf yatırılmadığı, ayrıca alacaklı vekilinin haciz ihbarnamelerini elden tebliğ ederken şikâyetçi bankaya masraf verdiğinin dosyada ispatlanamadığı, 23 adet dosyadan gönderilen haciz ihbarnamelerinin tek zarf içerisinde ve masraf verilmeden bankaya alacaklı vekilince teslim edilmesinin suistimale açık bir uygulama olduğu gerekçesi ile şikâyetin kabulü ile İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin 2014/9708, 2014/9715, 2014/9718, 2014/9719, 2014/9721, 2014/9725, 2014/9726, 2014/9730, 2014/9733, 2014/9735, 2014/9738, 2014/9752, 2014/9754, 2014/9755, 2014/9757, 2014/9762, 2014/9772, 2014/9773, 2014/9774, 2014/9783, 2014/9784, 2014/9485 (9785), 2014/9787 esas sayılı dosyalarından şikâyetçiye gönderilen birinci haciz ihbarnamelerinin iptaline evrak üzerinden karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:
6. İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

7.  Yargıtay 12. Hukuk  Dairesince 19.11.2015 tarihli ve  2015/16423 E.,  2015/28714 K. sayılı kararı ile;  "...Şikâyetçi üçüncü kişi, farklı icra dosyalarına ait haciz ihbarnamelerinin aynı zarf ile her bir müzekkere için ayrı masraf eklenmeksizin gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek aynı zarf içerisinde 23 adet haciz ihbarnamesinin iptalini istemiş, mahkemece şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda yazılan haciz müzekkerelerinin ait olduğu icra müdürlüğünün ve ilgili takip dosyalarında alacaklı vekillerinin aynı olduğu, her bir dosya için ayrı müzekkere yazılarak bunların aynı zarfta gönderilmesinin dava ve usul ekonomisi yönünden bir sakınca arz etmediği dikkate alınarak şikâyetin reddi yerine kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:
8.  İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli  ve  2016/44 E., 2016/371 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelere ek olarak; üçüncü kişinin 23 adet haciz ihbarnamesine cevap verebilmesi için gerekli olan masrafa katlanmak zorunda olmadığı, bu giderin işlemin yapılmasını talep eden alacaklı tarafından karşılanması gerektiği, yine tarafları aynı olan ve aynı gerekçelerle şikâyetin kabulüne karar verilen mahkeme kararının Özel Dairenin 23.12.2015 tarihli ve 2015/15566 E, 2015/32661 K. sayılı kararı ile onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:
9. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
         
II.  UYUŞMAZLIK
10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; aynı icra dairesine ait takip dosyalarında, takip alacaklısının aynı olması karşısında her bir takip dosyası için ayrı haciz ihbarnamesi yazılarak bunların aynı zarfta üçüncü kişiye gönderilmesinin dava ve usul ekonomisine uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 

III.  GEREKÇE
11. Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle haciz ihbarnamesinin açıklanması gerekmektedir.

12. Kural olarak, borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder ve bu nedenle borçlunun alacaklıları tarafından borç için haczettirilebilir. Haciz cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. İİK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczedilir. 

13. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları İİK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı (örneğin bankadaki parası) haczedilmiş olur. İİK’nın 89. maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 42. maddesinde birinci haciz ihbarnamesinin nasıl düzenleneceği, hangi ihtarları içermesi gerektiği ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

14.  İİK’nın 89. maddesine  göre  çıkarılacak haciz ihbarnamesi tebliği bir icra takip işlemi olup, icra dairesince bu işlemin yapılması için İİK’nın 59. maddesine göre alacaklının tebliğ giderini haciz talebi ile birlikte peşin ödemesi gerekir. Ödemez ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 5. maddesine göre tebligat yapılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

15. İİK’nın 89. maddesinde birinci haciz ihbarnamesine itiraz edebilmesi için üçüncü kişi tarafından kullanılmak üzere alacaklı tarafından masraf yatırılmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Aynı Kanunun 62. maddesinde belirtilen kendisine tebliğ edilebilmesi için alacaklının peşin ödemesi gereken masraf, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğine ilişkin olup, üçüncü kişinin itirazı ile ilgili değildir. 

16.  İcra müdürü İİK’nın 89. maddesine göre düzenlenen haciz ihbarnamesini İİK’nın 21 ve 57. maddelerindeki usullerden biri ile tebliğ edebilir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56. maddesinin 4. fıkrasına göre avukatların vekâlet aldıkları işlerde tebliğ yetkisi bazı belge ve adli kağıtlarla sınırlıdır.

17.  Haciz ihbarnamesi tebliğ edilen  üçüncü kişinin, borcu olmadığını veya malın yedinde bulunmadığını veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın istihlak edildiğini veya kusuru olmaksızın telef olduğunu veya malın borçluya ait olmadığını veya malın kendisine rehnedilmiş olduğunu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğunu iddia ederek haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde yazılı veya sözlü olarak itiraz etme hakkı vardır. İİK’nın 89. maddesinin  02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile değişik 7. fıkrasına göre haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür.

18. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki usul ekonomisi ilkesi takip hukukunda da uygulanır. Anayasanın 141. maddesinin 4. fıkrasına göre mahkemelerin yargı faaliyetlerinde usul ekonomisini gözetme yükümlülüğü ile takip hukukunda icra organlarının usul ekonomisini gözetmesi aynı amaca hizmet eder. Usul ekonomisi ilkesine göre takibin ve icra faaliyetlerinin mümkün olduğunca kısa sürede, basit ve ucuz şekilde sonuçlandırılması gerekir. Bu ilkenin unsurları, takip hukukundaki görünümüne göre takibin makul sürede tamamlanması, takibin makul giderle tamamlanması ve takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi olarak ifade edilebilir. Usul ekonomisi ilkesi takibin her aşamasında gözetilmesi gereken bir ilkedir. Takibin makul sürede ve makul giderle tamamlanabilmesi için, takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi gerekir. Takibin düzenli bir şekilde yürütülmemesi karmaşaya ve gereksiz gider yapılmasına sebep olacağı için aynı zamanda takibin makul sürede tamamlanması ve takibin makul giderle tamamlanması unsurlarının da ihlal edilmesi sonucunu doğurur. 

19.  Somut olayda, aynı icra dairesine ait takip dosyalarında borçluları farklı olan 23 adet İİK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasına göre düzenlenen haciz ihbarnamesinin alacaklı vekilince şikâyetçi üçüncü kişi bankanın genel müdürlüğüne teslim edildiği çekişmesiz olup, alacaklı vekili ile yapılan bu tebliğ işlemine karşı üçüncü kişi bankanın bir şikâyeti bulunmamaktadır. Şikâyetin konusu haciz ihbarnamelerinin toplu hâlde teslim edilmesi ve üçüncü kişi bankanın yapacağı itirazın icra dairesine tebliği için gerekli tebliğ masrafının alacaklıdan alınmaması nedeniyle ile icra müdürlüğünün haciz ihbarnamesi ile ilgili karar ve işlemin iptaline ilişkindir.

20. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkelere göre aynı icra dairesine ait takip dosyalarında alacaklının aynı olması hâlinde, her bir dosya için ayrı ayrı düzenlenen haciz ihbarnamelerinin aynı üçüncü kişiye tek zarfta gönderilmesi usul ekonomisi ilkesine uygundur. Üçüncü kişinin birinci haciz ihbarnamesine itiraz edebilmesi için üçüncü kişi tarafından kullanılmak üzere alacaklı tarafından masraf yatırılmasına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamakta olup, İİK’nın 62. maddesinin 2. fıkrasında yazılı borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ masrafının avans olarak alacaklıdan alınması hükmü de kıyasen uygulanamaz. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün haciz ihbarnamelerine itiraz edilebilmesi için gerekli posta masrafının eklenmesine ilişkin görüşü yargı organlarını bağlamaz.

21. Önemle belirtmek gerekir ki tek zarf içerisinde toplu hâlde haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliğ edilebilmesi aynı icra dairesine ait takip dosyalarında, alacaklının aynı kişi olması durumunda mümkündür. Bunun dışındaki durumlarda bu uygulama takibin düzenli bir şekilde yürütülmemesi sonucunu doğurur ve üçüncü kişi haciz ihbarnamesine itiraz ederken karmaşaya sebep olur.

22.  O hâlde İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 42. maddesine göre usulüne uygun düzenlenmiş olan haciz ihbarnameleri iptal edilemeyeceğinden şikâyetin reddi gerekir.

23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında başvurunun usulsüz tebliğ şikâyetine ilişkin olduğu, şikâyetçiye elden yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 2. maddesine göre usulsüz olduğu, ayrıca tek zarf içerisinde toplu hâlde haciz ihbarnamesi gönderilmesinin suistimale açık bir uygulama olduğu, direnme kararının değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

24. Ayrıca, Özel Dairenin 19.11.2015 tarihli bozma kararının ikinci paragrafında “somut olayda yazılan haciz müzekkerelerinin” şeklinde bir açıklama yer almış ise de, somut olayda üçüncü kişiye haciz müzekkeresi değil, İİK’nın 89. maddesine göre düzenlenen birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği anlaşılmakla, Özel Dairenin bozma kararındaki anılan açıklamanın maddi hataya dayalı olduğu ve bu durumun uyuşmazlığın çözümünde etkili olmadığı kabul edilmiştir.

25. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

26.  Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
 
IV.  SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01.12.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32