Gönderen Konu: Takip Kesinleşmeden Rehinli Aracın Muhafaza Altına Alınamayacağı  (Okunma sayısı 479 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2413
  • Tşk.Sayısı: 138
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Forumadalet
Facebook Facebook'da Paylas
Twitter Twitter'da Paylas





8. Hukuk Dairesi         2014/1563 E.  ,  2014/19590 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/10/2013
NUMARASI : 2013/202-2013/151

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Sair başvuru nedenlerinin ilamsız takipte borca itiraz edilmesi halinde itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesince inceleneceğinden reddine;
Tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayet yönünden temyiz başvurusunun incelenmesinde;

Borçlu hakkında yapılan taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takipte örnek 8 no.lu ödeme emrinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında: “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir.” hükümleri öngörülmüştür.

Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti halinde ise Yönetmelik'in 30. maddesi gereğince işlem yapılacaktır.

Somut olayda tebliğ işlemi, muhatabın adreste tevziat saatlerinde bulunmadığından komşusuna sorulduğu, muhatabın nerede olduğunu bilmediğinin beyan ve imzadan imtina edilmesi üzerine mahalle muhtarına teslim edilerek yapılmış ise de, yukarıda açıklandığı biçimde Tebligat Kanunu'nun 21/1, Yönetmelik'in 30. maddesine göre muhatabın “adresten geçici ayrıldığı” anlaşılamamaktadır. Kendisine sorulan komşu, muhatabın nerede olduğunu bilmediğini belirtmiş olup tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği tebliğ mazbatasında açıklanmadığından anılan tebligat bu haliyle usulsüzdür.

Ayrıca; taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna ilişkin ilamsız takiplerde İİK'nun 147. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı Yasanın 62 ila 72. maddelerine göre süresi içinde yapılan itiraz ile takip durur, yapılan takiple birlikte rehinli aracın kaydı üzerine rehinli takibe başlandığına dair şerh verilmesi mümkün ise de; İİK'nun 150/d maddesindeki, satış hazırlıkları başlıklı kıymet taktiri ile ilgili hükmün, gayrimenkuller için uygulanacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere ilişkin olduğu, müşterek hükümler arasında yer almadığı, İİK'nun 150/h maddesinden 153. maddeye kadar müşterek hükümler arasında, belirtilen hususun düzenlenmediği, paraya çevrilme usulüyle ilgili atıf yapılan ve kıyasen uygulanacak hükümlerin de açıkça düzenlendiği, İİK'nun 150/g maddesinde, İİK'nun 150/d maddesinin kıyasen uygulanacak hükümler arasında bulunmadığı, kıyasen uygulanacağı belirtilen İİK'nun 92. madde de dahil diğer maddelerin ancak takibin kesinleşmesinden sonraki safhada uygulanabileceği, itiraz üzerine durması gereken takiplerde icra müdürlüğünce takiple birlikte kıymet taktiri için veya başka gerekçelerle rehin konusu aracın yakalanıp muhafaza altına alınması yönünde tedbirler uygulanamayacağı, belirtilen tedbirlerin ancak takibin rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip olması halinde uygulanabileceği ve ilamsız takipte takip kesinleşmeden rehinli menkulun muhafazaya alınamayacağı da gözetilerek yakalamaya ilişkin şikayetin de kabulüne karar verilmesi gerekir.

Bu durumda Mahkemece tebliğ tarihinin düzeltilmesine ve araca ilişkin yakalamanın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366 ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2413
  • Tşk.Sayısı: 138
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
T.C.
YARGITAY
8. Hukuk Dairesi


ESAS NO   : 2013/16387
KARAR NO   : 2014/3561   
                               

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikayetçi borçlu vekili; İzmir  16. İcra Müdürlüğü'nün  20**/15236  Esas sayılı dosyası ile borçlu  aleyhine taşınır rehninin  paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunulduğunu, borca itiraz edilmesi üzerine takibin  durdurulduğunu, fakat araç üzerindeki yakalama şerhinin kaldırılmadığını, takip kesinleşmeden araç üzerine yakalama şerhi konulduğunu, İcra Müdürlüğü'nden araç üzerindeki yakalama şerhinin kaldırılmasını talep ettikleri halde İcra Müdürlüğü'nce  "İcra Müdürlerinin vermiş oldukları kararlardan kendiliğinden dönemeyeceği karinesinden hareketle borçlu vekilinin talebinin reddine" şeklinde karar verildiğini belirterek, yakalama şerhinin kaldırılmasını istemiştir.

Mahkemece, araç rehni tescile tabi olduğundan diğer menkul rehinlerinden ayrılarak ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takiple benzer özellikler taşıdığı, İİK'nun 150/d maddesinin 150/g maddesi ile birlikte değerlendirilmesi halinde, 150/d maddesinin araç rehinlerinde de kıyas yolu ile uygulanması gerekeceği, araç üzerindeki rehinden dolayı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması halinde, rehin konusu aracın yakalanarak kıymet takdiri yapılması ve muhafaza altına alınmasının mümkün olduğu, borca itirazın ve takibin durmasının, aracın muhafaza altına alınmasına engel teşkil etmediği, aracın kıymet takdirinin yapılabilmesi için takibin kesinleşmesi gerekmediği, yakalama kararı çıkarılmasının yerinde olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm, şikayetçi borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İcra dosyasının  incelenmesinde takibin, taşınır rehninin  paraya çevrilmesi yoluyla  ilamsız takip  olduğu, 12.12.2012 tarihinde  aracın  kaydına  yakalama  şerhinin konulmasına karar verildiği ve yakalama şerhinin işlendiği, 31.12.2013 tarihinde şikayetçi borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği  anlaşılmıştır.

Taşınır rehninin  paraya çevrilmesi  yoluna  ilişkin  ilamsız  takiplerde İİK'nun 147. maddesi  göndermesi ile uygulanması gereken aynı Yasanın  62 ila 72. maddelerine göre  süresi içinde yapılan itiraz ile takip  durur, yapılan  takiple   birlikte  rehinli  aracın kaydı üzerine  rehinli  takibe  başlandığına  dair şerh  verilmesi mümkün  ise de; İİK'nun 150/d maddesindeki, satış hazırlıkları başlıklı kıymet taktiri  ile ilgili hükmün,  gayrimenkuller için uygulanacak ipoteğin  paraya  çevrilmesi  yoluyla  takiplere  ilişkin  olduğu,  müşterek hükümler arasında yer almadığı, İİK'nun 150/h maddesinden  153. maddeye  kadar müşterek hükümler arasında, belirtilen hususun düzenlenmediği, paraya  çevrilme  usulüyle  ilgili  atıf   yapılan ve kıyasen  uygulanacak  hükümlerin de açıkça düzenlendiği, İİK'nun 150/g maddesinde, İİK'nun 150/d maddesinin kıyasen  uygulanacak  hükümler  arasında bulunmadığı, kıyasen  uygulanacağı  belirtilen  İİK'nun 92. madde de dahil  diğer maddelerin ancak takibin  kesinleşmesinden  sonraki safhada  uygulanabileceği,  itiraz üzerine  durması  gereken takiplerde  icra müdürlüğünce takiple  birlikte  kıymet taktiri  için veya başka  gerekçelerle rehin  konusu  aracın  yakalanıp  muhafaza  altına  alınması  yönünde  tedbirler uygulanamayacağı,  belirtilen  tedbirlerin ancak  takibin  rehnin  paraya  çevrilmesi  yoluyla  ilamlı  takip  olması  halinde  uygulanabileceği  ve ilamsız takipte takip kesinleşmeden rehinli menkulun muhafazaya  alınamayacağı gözetilerek  şikayetin   kabulüne  karar verilmesi  gerekirken  yazılı  şekilde  reddine  karar verilmesi  isabetsiz olmuştur.

Borçlu  vekilinin temyiz itirazının  kabulü ile Mahkeme kararının   yukarıda yazılı nedenlerle, İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca  BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince  Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.02.2014  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32