İcra Hukuk Mahkemesince Verilen Takibin İptali Kararı Kesinleşmeden İhtiyati Haczin Kaldırılması

Başlatan Arb. Özgür Koca, 19 Nisan 2023, 13:17:25

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ


Esas No  : 2022/7296
Karar No  : 2023/104


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
TARİHİ      : 22.03.2022
SAYISI      : 2021/73 E., 2022/861 K.

Taraflar arasındaki icra memur muamelesi ve ihtiyati haczin kaldırılması şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, icra müdürlüğünün vermiş olduğu 04.12.2020 tarihli kararın kaldırılmasına, borçlu şirket vekilinin talebi doğrultusunda işlem yapılmasına karar verilmiştir.

Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili  tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki  belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA   
Davacı borçlu vekili; Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/556 E. sayılı dosyası ile takibin iptal edildiğini, icra müdürlüğünden bu icra dosyasından konulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğini, taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, icra müdürlüğünün red kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı tarafından, mahkemece İİK 18 ve HMK 320. maddesi gereğince davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinde dava ve şikayete ilişkin karar verildiği için, cevap dilekçesi sunulmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra takibi, mahkeme kararı ile iptal edilmişse artık iptal edilen takip dosyası üzerinden ihtiyati hacizlerin varlığını sürdürmesinin mümkün olmadığı, takibin iptaline karar verildiğinden ve söz konusu kararın infazı için kesinleşmesi gerekmediğinden dolayısıyla ihtiyati haczin infazına ilişkin işlemler kendiliğinden hükümsüz hale geldiğinden bahisle  şikayetin kabulüne takip dosyasında, icra müdürlüğünün vermiş olduğu 04.12.2020 tarihli kararın kaldırılmasına, borçlu şirket vekilinin talebi doğrultusunda işlem yapılmasına, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekili; takibin iptali kararının henüz kesinleşmemiş ve kararın tebliğinden itibaren 7 günlük süre henüz dolmamış iken İİK 264/2 son cümlesi gereğince ihtiyati hacizlerin devamını sağlamak üzere 7 günlük süre içerisinde alacak davası açarak icra müdürlüğüne tevsik ettirme imkanı bulunduğunu, 14.12.2020 tarihli başvuru formu ile tarafılarınca alacak davası açmak üzere TTK 5/A Maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve İcra Müdürlüğüne 14.12.2020 tarihli dilekçe ile Arabuluculuk Başvuru Formu sunularak "..İİK 264/2 son cümlesi gereğince hacizlerin devamına yönelik karar tensibini talep ederiz" şeklinde talepte bulunduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin devam etmekte olduğunu, ihtiyati haciz kararı devam etmesine rağmen Anayasal hak ihlali sayılacak şekilde, taraflarına tebligat yapmaksızın borçlunun şikayetinin kabulü ile icra müdürlüğünün vermiş olduğu 04.12.2020 tarihli kararın kaldırılmasına karar vermiş olmasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, İİK 257 maddesi gereğince ihtiyati haciz şartları yönünden talebi uygun görülerek borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı veren ancak kanunda öngörülen sürelere riayet edilmediği takdirde veya  mahkemesince kaldırılabilecek iken henüz alacak davası açma yahut yeni takip başlatma süresiz dahi dolmadan, sürenin 5. günü alacak davası açmak üzere başvuruda bulunulduğunu, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş olmasının açıkça yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını  talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takiplerde, itirazın kaldırılması ve itirazın iptaline ilişkin başvuru yolu olmadığından İİK'nın 264/2. maddesinde belirtilen prosedürün uygulanması olanağı olmadığını, ancak, İcra Mahkemesince İİK'nın 170/a maddesi gereğince takip iptal edilirse, İİK'nın 264/2. maddesinin son cümlesinın kıyasen uygulanması gerektiğini, alacaklı, icra mahkemesinin takibin iptali kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde genel haciz yolu ile takip yaparsa veya genel mahkemede alacak davası açarsa, ihtiyati haciz geçerli kalmakta devam edeceğini, somut olayda iki tarafın da tüzel kişi olması nedeniyle İİK'nın 264/2. maddesi uyarınca açılacak alacak davasının ticari dava olup TTK'nın 5/A-1. maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğu, alacaklı vekilince "Arabuluculuk Başvuru Formu"nun 14.12.2020 tarihinde verildiği, bu durumda süresinde alacak davası için arabuluculuk başvurusu yapıldığından yukarıda anılan içtihat gereğince ihtiyati haczin geçerli kalmaya devam edeceğinin anlaşıldığı, İcra Müdürlüğü kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı borçlu vekili tarafından; alacaklının İİK 264. md. bulunan seçimlik yollardan birini kullandığını, icra dosyasından ihtiyati haciz ile beraber esas takibe geçildiğinden ihtiyati haciz merasiminin tamamlanmış olduğunu, takibin iptaline karar verilmesi ile de ihtiyati haczin hükümsüz hale geldiğini, takibin kambiyo takibi olması nedeni ile İİK 264/2 maddesinde belirtilen prosedürün somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, ihtiyati haciz prosedürünün esas takibe geçilmesi ile tamamlandığı, İİK 170/a maddesi gereğince iptal olunan takipte İİK 264/2. maddesinin kıyasen uygulanma imkanın olmadığını, mahkeme kararının onanması gerektiğini, aksi kabul edilmemekle birlikte alacaklı vekili tarafından açılan itirazın iptali davası tefhim/tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde açılmadığı gibi feragat nedeni ile red edildiğini, alacaklı vekilinin, hacizdeyken icra takibinin iptal edildiğini öğrendiğini, 7 günlük yasal süre içerisinde de davasını açmamış olmasından ihtiyati hacizlerin kalktığının kabulü gerektiğini, haciz tutanağı ve takibin iptal kararının icra dosyasına gönderildiği tarih karşılaştırıldığında davalı alacaklı vekili tarafından yasal süreye uyulmadığını, her ne kadar istinaf mahkemesi tarafından İİK 264/2 maddesinin kıyasen uygulanabilirliğine dair karar verilmiş ise de huzurda usulüne uygun olarak açılmış bir dava da olmadığından ihtiyati haciz kararının hükümsüzlüğüne dair karar verilmesi gerekeceği hususları ileri sürülerek, kararın bozulması ve yerel mahkeme kararının onanması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, icra memur işlemini şikayet ile ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile  370 ve 371 inci maddeleri,
İİK'nın 16, 18, 170/a, 264, 264/2 maddeleri, TTK'nın 5/A-1. maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı  Kanun'un  371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile  kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı borçlu vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 
   
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO    : 2010/18440
KARAR NO: 2010/30729



Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı, Küçükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden aldığı ihtiyati haciz kararını borçlu hakkında İİK'nun 261/1. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal sürede uygulatmış ve 264/1. maddesindeki  yasal 7 günlük sürede de esas takibe geçmesi üzerine borçlunun icra mahkemesine başvurarak sözü edilen takibi iptal ettirdiği ve mahkemece verilen iptal kararının alacaklıya 19/03/2010 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklının da 26/03/2010 tarihinde  Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açtığı görülmektedir. HUMK'nun 101 ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri daha etkili bir tedbir işlemi olduğundan bir icra takibi işlemi mahiyetinde değildir. (HGK'nun 2000/12-49 E., 2000/94 K.)

İİK'nun 264/2-son cümle hükmü, kambiyo takiplerinde de kıyasen uygulanmalıdır. Yani, alacaklı, icra mahkemesinin takibin iptali kararının kendisine tefhim veya tebilğinden itibaren 7 gün içinde, gerek haciz yolu ile takip yaparsa veya mahkemede alacak davası açarsa, ihtiyati haczi geçerli kalmakta devam eder. (Prof.Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2004 Baskı, sh:910...)

Açıklanan bu durum karşısında borçlunun şikayetinin reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ  : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20/12/2010 gününde oyçokluğuyla  karar verildi.





12. Hukuk Dairesi        2013/19193 E.  ,  2013/28712 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/03/2013
NUMARASI : 2013/270-2013/225

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, icra mahkemesince takibin iptaline karar verilmesi nedeniyle ihtiyati haciz kararının da hükümsüz kaldığını belirterek haciz ve muhafaza işlemlerinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği  anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinde;

Alacaklının bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, borçluların şikayeti üzerine Ankara 5.İcra Mahkemesinin 06/03/2013 tarih ve 2013/252 E.-179 K.sayılı kararı ile, düzenleme yeri bulunmaması nedeniyle takibe konu senedin kambiyo vasfını taşımadığından İİK.nun 170/a.maddesi gereğince takibin iptaline karar verildiği, sözkonusu iptal kararından bir gün önce 05/03/2013 tarihinde alacaklı tarafından Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesinin 2013/137 D.İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alınarak aynı gün infazının talep edildiği ve borçluların malları ile hak ve alacakları üzerine haciz uygulandığı görülmektedir.

İcra İflas Kanununun "İhtiyati haczi tamamlayan merasim" başlığını taşıyan 264.maddesinde;

Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin takibinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur.

İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır.

İhtiyati haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş ve alacaklı birinci fıkraya göre mahkemede dava açmış ise, esas hakkında verilecek hüküm mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip  talebinde bulunmaya mecburdur.
Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır. Ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir.

Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder " düzenlemesi yer almaktadır.

Kural olarak İİK.nun 264/1.maddesi hükmü takibe başlanmadan önce uygulanan ihtiyati hacizler için geçerlidir. Diğer bir anlatımla, takibe başlanmasından sonra ihtiyati haciz kararının uygulanması halinde yeniden takip talebinde bulunulmasına gerek yoktur. Hemen belirtmek gerekir ki, ihtiyati haciz kararı takibe başlandıktan sonra uygulanmakla birlikte sözkonusu takip, mahkeme kararı ile iptal edilmişse artık iptal edilen takip dosyası üzerinden ihtiyati hacizlerin varlığını sürdürmesi mümkün değildir.

Mahkemenin de kabul ettiği üzere, İİK.nun 264/2.maddesinin birinci ve ikinci cümlesinin, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde itirazın kaldırılması ve itirazın iptaline ilişkin başvuru yolu olmadığından, bu takiplerde uygulanmasına gerek yoktur.

Mahkemece, İİK.nun 264/2.maddesinin son cümlesinin kıyasen kambiyo senetlerine mahsus takiplerde de uygulanabileceği belirtilmiş ise de,  somut olayda, icra mahkemesi İİK.nun 170/a.maddesi gereğince takibin iptaline karar verdiğine göre, alacaklı genel mahkemede alacak davası açıp lehine karar alsa da, iş bu kararın, iptal edilen takip üzerinden işleme konulmasına yasal imkan yoktur.


O halde, mahkemece, icra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesi gerekmediğinden, iptal edilen takip dosyasında uygulanan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile iptal edilen takip dosyasındaki ihtiyati hacizlerin devamını sağlar nitelikte istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ  : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.





12. Hukuk Dairesi        2014/17289 E.  ,  2014/21597 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2014
NUMARASI : 2014/196-2014/259

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine 07.02.2014 tarihinde başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, alacaklının, İstanbul 28.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.02.2014 tarih 2014/ 67 D.iş E., 2014/ 75 K. sayılı ihtiyati haciz kararının infazı isteğiyle 21.02.2014 tarihinde icra dairesinde başvurarak, borçlunun 3. kişilerden olan hak ve alacaklarının haczini teminen haciz ihbarnameleri gönderilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talep gibi işlem yapıldığı, borçlunun Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.11.2013 tarih ve 2013/ 315 E sayılı iflasın ertelenmesi davası kapsamında verilen tedbir kararı gereği takibin iptali istemi ile icra mahkemesine yaptığı başvuru neticesinde İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 18.03.2014 tarih 20014/ 137 E., 2014/ 231 K. sayılı kararı ile 'İİK'nun 179/b maddesi gereğince takibin iptaline' karar verildiği, borçlunun anılan mahkeme ilamı nedeniyle ihtiyati hacizlerin hükümsüz kaldığını belirterek hacizlerin kaldırılmasına yönelik taleplerinin, 19.03.2014 tarihinde icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine sözü edilen işleme karşı şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu mahkemece; şikayetin reddine karar verildiği görülmektededir.

Hemen belirtilmelidir ki; icra takibi, mahkeme kararı ile iptal edilmişse artık iptal edilen takip dosyası üzerinden ihtiyati hacizlerin varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bir başka ifade ile; takibin iptali kararıyla birlikte icra takibi ortadan kalktığından ihtiyati haczin infazına ilişkin işlemler de kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Öte yandan, İİK'nun 264/2. maddesinde; ''İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır.'' hükmü yer almakta ise de; İİK'nun 264/2.maddesinde belirtilen prosedürün, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde, itirazın kaldırılması ve itirazın iptaline ilişkin başvuru yolu olmadığından, bu takiplerde uygulanması olanağı yoktur. Ayrıca, icra mahkemesince, İİK'nun 170/a.maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmekle, alacaklı genel mahkemede alacak davası açıp lehine karar alsa da, iş bu kararın, iptal edilen takip üzerinden işleme konulmasına yasal imkan bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda değinilen açıklamalar göz önünde bulundurularak, icra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesi zorunluluğu da olmadığından şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile iptal edilen takip dosyasındaki ihtiyati hacizlerin devamını sağlar nitelikte istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.





12. Hukuk Dairesi         2014/34292 E.  ,  2015/5101 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden 11.12.2012 tarih ve 2012/195 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararı alınarak borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, ihtiyati haciz müzekkeresi gönderilen . İl Özel İdaresi Mali Hizmetler Müdürlüğü'nün borçlu şirketin kendisi nezdinde 37.435,00 TL tutarında alacağı bulunduğunu bildirerek söz konusu parayı icra dosyasına yatırdığı, bilahare, borçlu şirketin borca itirazı üzerine İcra Hukuk Mahkemesi'nin 03.07.2013 tarih ve 2013/11-42 sayılı kararıyla takibin iptaline karar verildiği, borçlunun anılan kararı sunarak takip dosyasında depo edilen paranın iadesi talebinde bulunduğu, borçlu şirketin sözü edilen isteminin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine bu işleme karşı şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.

İİK.'nun 363. ve sonraki maddelerinde, icra mahkemesince verilecek kararlardan temyizi kabil olanlar belirlenmiş, ancak, bunların infaz edilebilmesi için kesinleşmesi gerektiğine dair bir hükme yer verilmemiştir. Bir başka deyişle, icra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesi zorunlu değildir.

Somut olayda, şikayetçi borçlu şirketin borca itirazı kabul edilerek takibin iptaline karar verildiğine ve söz konusu kararın yerine getirilmesi için kesinleşmesi şartı bulunmadığına göre icra dosyasında depo edilen ve borçluya ait olan paranın iadesinin gerekeceği kuşkusuzdur.

O halde, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)