İhtiyati Tedbir Kararı Kısa Karar ile Kaldırılır, Gerekçeli Kararın Yazılması Dahi Beklenmez!

Başlatan Arb. Özgür Koca, 05 Haziran 2026, 11:58:30

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
Menfi Tespit Davasının Reddinde İhtiyati Tedbirin Akıbeti: Gerekçeli Kararın Yazılması veya Kararın Kesinleşmesi Beklenir mi?



Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takiplerinde, borçlu olmadığını iddia eden tarafın başvurduğu en temel hukuki yol menfi tespit davası açmaktır. Bu davalarda borçlu, icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesini engellemek için genellikle bir teminat mektubu sunarak ihtiyati tedbir kararı alır.

Peki, mahkeme menfi tespit davasını reddederse bu tedbir ne zaman kalkar? İcra müdürlüğünün teminat mektubunu paraya çevirmesi için mahkemece gerekçeli kararın yazılmasını veya kararın kesinleşmesini beklemesi gerekir mi? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin verdiği güncel bir karar, bu sorulara net bir nokta koyuyor.

Olayın Gelişimi ve Hukuki Uyuşmazlık

Olayda, alacaklı tarafından borçlu şirket aleyhine bir icra takibi başlatılır. Borçlu şirket ise Asliye Ticaret Mahkemesi'nde menfi tespit davası açarak, teminat karşılığında "paranın alacaklıya ödenmemesi" yönünde ihtiyati tedbir kararı alır ve teminat mektubunu icra dosyasına sunar.

Ancak menfi tespit davası, ilerleyen aşamalarda "dava şartı yokluğu" nedeniyle reddedilir. Bunun üzerine alacaklı vekili, henüz gerekçeli karar bile yazılmadan (kısa karar ile) icra müdürlüğüne başvurarak teminat mektubunun nakde çevrilmesini ve alacağın ödenmesini talep eder. İcra müdürlüğü bu talebi kabul edip bankaya müzekkere yazar.

Borçlu şirket bu işleme karşı İcra Hukuk Mahkemesi'ne şikayet yoluna başvurur. Borçlunun temel argümanı şudur: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 397/2'ye göre, mahkeme aksi yönde karar vermedikçe ihtiyati tedbir kararı nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. İcra müdürü gerekçeli kararın yazılmasını ve kararın kesinleşmesini beklemeden hukuka aykırı işlem yapmıştır.

Mahkemenin ve İstinafın Değerlendirmesi: "Özel Hüküm Genel Hükmü Aşar"

İlk derece mahkemesi ve sonrasında dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 21. Hukuk Dairesi, borçlunun bu argümanını reddederek alacaklıyı haklı bulmuştur. Verilen kararın hukuki dayanakları şu şekildedir:

  • İİK Madde 72/4 Net Bir Özel Hükümdür: İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 4. fıkrası, menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması (davanın reddi) halinde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkacağını açıkça düzenler.
  • Kesinleşme veya Gerekçeli Karar Beklenmez: İcra Hukuku, genel usul hukukuna (HMK) göre özel ve hızlı işleyen kurallar içerir. Menfi tespit davasının reddine dair kısa karar verildiği anda (dava şartı yokluğundan reddedilmiş olsa bile) dava alacaklı lehine sonuçlanmış sayılır ve tedbir başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar.
  • Zarar Doğarsa Sorumluluk Kime Ait? Eğer borçlu davanın reddi kararını İstinaf veya Yargıtay'da bozdurur ve nihayetinde haklı çıkarsa, alacaklının parayı erken tahsil etmesinden doğan zararlarını Ticaret Mahkemesi'ne yatırılan teminattan tazmin etme hakkı saklıdır. Bu durum, icra müdürlüğünün işlemi yapmasına engel değildir.

Bu Karardan Çıkarılacak Önemli Sonuçlar

  • Alacaklılar İçin: Menfi tespit davası lehinize reddedildiği (kısa karar yüzünüze okunduğu) an, gerekçeli kararın yazılmasını veya kararın kesinleşmesini beklemeden doğrudan icra müdürlüğüne gidip veznedeki teminatın veya paranın tarafınıza ödenmesini talep edebilirsiniz.
  • Borçlular İçin: Aldığınız ihtiyati tedbir kararı sizi davanın sonuna kadar korur ancak ilk derece mahkemesinde davayı kaybettiğiniz anda bu kalkan düşer. Kararı istinafa taşımanız, tedbirin devamını kendiliğinden sağlamaz.

Duran Takibin Kısa Karar ile Devamı Sağlanabilir mi?

Hayır. İhtiyati tedbir ara karar ile de uygulanabilir. Ancak itirazın kaldırılması veya iptaline dair kısa karara ilişkin duruşma tutanakları HMK'nun 297 maddesindeki unsurları taşımadığından ve dolayısıyla itirazın kaldırılmasına veya iptaline dair ilam niteliğinde sayılmadığından gerekçeli karar ibraz edilmeden, duran takibin kısa karar ile devamının sağlanması mümkün değildir (bknz. https://www.forumadalet.net/index.php?topic=110689.0).



BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ TAM METNİ

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21. HUKUK DAİRESİ


DOSYA NO: 2020/287 Esas
KARAR NO: 2020/1902 Karar

DAVANIN KONUSU: Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
KARAR TARİHİ: 05/10/2020
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/10/2020

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının yasal süresi içerisinde istinaf yolu ile incelenmesi talep edilmiş olup, dosya yerel mahkemece Dairemize gönderilmiş olmakla, üye hakim tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosyadaki tüm belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp, düşünüldü.

İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket hakkında, . İcra Müdürlüğü'nün 2019/142** Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2** esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, menfi tespit davasında teminatla paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tedbir kararı uyarınca istenilen kesin teminat mektubunu icra dairesine sunarak mahkemenin tedbir kararının uygulandığını, menfi tespit davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiğini, davalı vekilinin icra müdürlüğünden teminat mektubunun bankaya gönderilerek mektubun nakde çevrilmesini ve borca yeter miktarın müdürlüğe gönderilmesini talep ettiğini, icra müdürlüğünün bankaya müzekkere yazarak teminat mektubunun nakde çevrilmesini ve borca yeter miktarın müdürlüğe gönderilmesini talep ettiğini, icra müdürlüğünden tedbir kararının kararın kesinleşmesine kadar devam edeceği belirtilerek ilgili karardan dönülmesi taleplerinin red edildiğini ileri sürerek icra müdürlüğünün 09/10/2019 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından, İK'nun 72. maddesinin 4. fıkrasında yer alan yasal düzenleme uyarınca, menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması, davanın reddine karar verilmesi halinde, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine dair tedbirin kendiliğinden kalkacağı, menfi tespit davasının reddine karar verilmiş olması nedeniyle, belirtilen tedbir kendiliğinden kalkacağından, dosya borcuna karşılık verilen teminat mektubunun paraya çevrilmesi ve dosya borcunun alacaklıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, ancak menfi tespit davasının reddine dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir nedeniyle alacağını geç almış olmaktan doğan zararlarını menfi tespit davasını gören Ticaret Mahkemesine teminat olarak yatırılan tutardan tazmin edebileceği, yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir yan bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müdürlüğün her ne kadar kararında mahkeme kararının kesinleşmiş olmasına gerek olmadan alacaklının talebinin kabul edilebileceğini ve HMK 397.maddesinin genel hüküm, İcra İflas Kanunun maddelerinin ise özel hüküm olduğunu ve bu nedenle teminat mektubunun paraya çevrilmemesi talebinin reddine karar vermiş olsa dahi İİK madde 72/4 hükmünün kısa kararlar açısından uygulanabilme kabiliyetine sahip olmadığını, dolayısıyla müdürlüğün bu kararını, Hukuk Muhakemeleri Kanununda açıkça düzenlenen ve her ihtiyati tedbir kararında uygulanması zorunlu olan kanun maddelerine açık ve net bir şekilde aykırı verdiğini, İcra İflas Kanunu'nun özel hükümlerinin uygulanamayacağı bu halde ihtiyati tedbir kararının HMK madde 397/2 uyarınca; mahkemece aksi belirtilmediği halde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin düzenlenmiş olduğunu, burada mahkemenin ihtiyati tedbir kararı verdikten sonra aksi bir kararı olmadığı gibi, kısa karardan sonra yazılması gereken gerekçeli kararın yazılması ve en nihayetinde dosyanın kesinleşmesi beklenilmeden yazılmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, bu evrede taraflarca gerekçelendirilmiş bir karar bulunmadığından ihtiyati tedbir kararının tanımında ifade edilen "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlleri" devam etmekte olup Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlalinin ortada olduğunu ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İncelenen tüm dosya kapsamına göre davalı tarafından davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde bulunulduğu, davacı tarafından menfi tespit davası açıldığı, menfi tespit davasında teminatla icra veznesine girecek paranın ödenmemesi hususunda tedbir kararı verildiği sonrasında menfi tespit davasının dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği alacaklı vekili tarafından mahkemenin kısa kararı sunularak bankaya teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebi üzerine talep doğrultusunda işlem yapıldığı davacı vekilinin karardan dönülmesi talebinin icra müdürlüğü tarafından reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından bu karara karşı şikayette bulunulduğu ilk derece mahkemesi tarafından şikayetin reddine karar verildiği davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesi kararında da açıklandığı gibi İİK 72/4. fıkrası dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar, hükmünü içerdiğinden, menfi tespit davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olmakla alacaklı lehine sonuçlandığından ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkacağından icra müdürlüğü kararı ve şikayetin reddine ilişkin mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olmakla yerinde bulunmayan istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- a) Peşin alınan harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
    b) İstinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına;

Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7035 Sayılı Kanunla değişik 6100 Sayılı HMK'nun 361/1.md.gereğince 2 (iki) hafta içerisinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtayın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi. 05/10/2020
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)

3329

Yanıtlar: 0
Gösterim: 10707