İtirazın iptali davasında dava dilekçesinin takibe itiraz eden vekile değil de asile tebliğ edilmesi

Başlatan Arb. Özgür Koca, 10 Nisan 2023, 01:18:29

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
YARGITAY İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME
BÜYÜK GENEL KURULU KARARI

ESAS NO        : 2022/1
KARAR NO       : 2022/3
KARAR TARİHİ : 03.06.2022


ÖZET : İcra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin astla tebliğ edilmesi gerekmektedir.

.............


IV- GEREKÇE
İçtihadı birleştirmenin konusu: icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için, alacaklının açacağı itirazın iptali davasında, dava dilekçesinin vekile mi asıla mı tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkindir.

Takip alacaklısı taralından ödeme enirine süresi içinde itiraz etmiş olan takıp borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası İİK hm 67. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan normal bir hukuk davası gibi açılır. Bu nedenle HMK'nın 119. maddesinde belirtilen dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar itirazın iptali davasında da uygulanır.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde dava dilekçesinde "Varsa tarafların kaimi temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri"nin bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Maddede "Varsa itirafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı soyadı ve adreslerinin" yazılması öngörüldüğü hâlde "Varsa davalı vekilinin adı, soyadı ve adresinin" de yazılması gerektiği belirtilmemiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 122 ve 317. maddelerinde ise dava dilekçesinin, mahkeme tarafından "davalıya" tebliğ edileceği düzenlenmiş olup, maddede "davalıya veya varsa vekiline'' ibaresine yer verilmemiştir. HMK'da dava dilekçesinin davalıya tebliğ edileceği yazılı olması karşısında, dava dilekçesinin davalı yerine, vekiline tebliğ edilmesi Kanun'un emredici hükümlerine aykırılık oluşturur.

Davacı kendisini bir vekil vasıtasıyla temsil ettiriyorsa dava dilekçesinde vekilinin adı, soyadı ve adresi de yazılmalıdır. Davalının bir vekili olsa dahi dava dilekçesinde onun adı yazılamaz. Dava açılırken (o davada) vekilinin kim olacağı bilinemeyeceğinden, dava dilekçesine davalı vekilinin isim ve adresinin yazılmasına olanak ve gerek yoktur. Davalının bir genel (umumi) vekili olsa bile, dava dilekçesine genel vekilin isim ve adresi yazılarak, dava dilekçesi bu genel vekile tebliğ edilemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, C. 2, s. 1586; Yılmaz, Ejder: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara, 2012, s. 791; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. 2, İstanbul, 2017, s. 1132; Aslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/ Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanaağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2020, s. 278).

Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı hükmü emredici niteliktedir. Ancak belirtilen hükümlerinin işlerlik kazanabilmesi için HMK'nın 76. maddesi uyarınca vekilin dava dosyasına vekâletnamesini ibraz etmesi zorunludur. Vekilin müvekkili adına davayı takip edeceğini bildirerek vekâletnamesini her bir dosya için ayrı ayrı ibraz etmesi üzerine, HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi gereğince dava şartı olan vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olup olmadığı ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletname bulunup bulunmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılarak tespit edildikten sonra tüm tebligatlar vekile yapılacaktır. İcra takip dosyasında itiraz etmiş olan vekilin, itirazın iptali davasında vekâletnamesini ibraz etmeden önce, müvekkili adına davayı takip edip etmeyeceği mahkeme tarafından bilinemeyeceği için dava dilekçesinin vekile tebliği mümkün değildir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenmiş olan hukuki dinlenilme hakkının unsurlarından biri olan "tarafların yargılama ile ilgili olarak bilgi sahihi olmalarının" yerine getirilmesi için zorunlu olan dava dilekçesinin tebliğinin doğrudan davalıya yapılması, mahkeme tarafından davadan öncelikli ve aracısız olarak davalının haberdar ve bilgi sahibi olmasını sağlayacağı gibi, yargılama sürecinin uzamasına da engel olacaktır.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; icra mahkemesinde görülen itirazın kesin kaldırılması isteminde tebligat, borçlunun takip dosyasında müvekkili adına itiraz eden vekiline yapıldığı, itirazın iptali davasının da takip hukukuyla sıkı sıkıya bağlı olduğu ve bu nedenle vekiline tebligat yapılabileceği hususu tartışma ve değerlendirme konusu yapılmış, ancak heyet çoğunluğu tarafından kabul görmemiştir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 4. maddesi gereğince icra mahkemesi, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetlerle, itirazları incelemeye görevli olup, takip hukukuna ilişkin kararlar verir. Vekâletnamenin icra dosyasına ibrazı ile HMK'nın 73. maddesine kıyasen bir kül (bütün) olan icra takibinin sonuna kadar takip hukuku ile ilgili tüm işlemler vekile tebliğ edilir. İtirazın kaldırılması borçlunun itirazı ile duran ilamsız icra takibine (ilamsız icra prosedürü içinde) devam edilmesini sağlayan bir yoldur. İtirazın iptali gibi bir dava olmadığından, itirazın kaldırılması istemini içeren dilekçe asıla değil borçlunun vekiline tebliğ edilir ve itirazın kaldırılması istemi İİK hükümlerine göre incelenir. İcra mahkemesinin takip hukukuna ilişkin kararlan sadece yürütülen takip konusu bakımından tarafları bağlar ve sadece takip hukuku anlamında kesin hüküm teşkil eder. Bunun sonucu olarak icra mahkemesi tarafından verilen karar daha sonra genel mahkemelerde dava konusu yapılabilir. İtirazın iptali davası takip hukukuna ilişkin bir şikâyet veya itiraz olmayıp, normal bir hukuk davası gibi HMK hükümlerine göre genel mahkemelerde açılarak görülür. İtirazın iptali davası ile yalnızca takip hukuku yönünden yapılan itirazın usulüne uygun olup olmadığı veya yerinde olup olmadığı değerlendirilmemekte, aynı zamanda takibe konu alacağın esasına ilişkin olarak da takibin haklı olup olmadığı değerlendirilmektedir. İtirazın iptali davasında verilen kararlar ise maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.

O hâlde itirazın iptali davası genel hükümlere göre açılarak, sonuçlandırılan bir dava olup, takip hukukuna ilişkin bir şikâyet veya itiraz olmadığından, HMK'nın emredici nitelikteki 76, 119/1-ç, 122 ve 317. maddeleri gereğince dava dilekçesinin, icra dosyasında müvekkili borçlu adına itiraz eden vekile değil, asıla tebliğ edilmesi gerekir.

Hâl böyle olunca icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

V- SONUÇ
İcra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiğine dair, 03.06.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verilmiştir.


BİLGİ : Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nda bulunan 116 üyenin 103'ü ASILA, 13'ü ise VEKİLE tebliğ edilmesi gerekir yönünde oy kullanmışlardır.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)