Gemi Adamı Alacağının Cebri İcraya Konu Edilmesi

Başlatan Özgür KOCA, 28 Şubat 2016, 20:31:14

« önceki - sonraki »
avatar_Özgür KOCA
GEMİ ADAMI ALACAĞININ İCRA TAKİBİNE KONU EDİLMESİ

TTK'nın 1235. maddesinde düzenlenmiş olan gemi alacaklıları, haklarını İcra İflas Kanunu hükümlerine göre alırlar. (TTK 1242/1) Uygulamada çoğunlukla gemi adamlarının hizmet akitlerinden doğan alacaklarının icra takibine konu edildiği görülmektedir. Ancak bu tip bir alacak için çoğu zaman ya yanlış takip yolu seçilmekte ya da İcra İflas Müdürlükleri yanlış uygulamalar yapmaktadır. Bu yanlışlıklar gemi adamı alacağının verdiği rehin hakkının "kanundan doğmasından" yani "akit tablosu olmaksızın evraksız" ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. İşte bu makalede TTK 1235. maddesinde sayılı gemi alacaklarından olan gemi adamının hizmet aktinden doğan alacaklarının icra takibine konma usulü genel hatları ile açıklanacaktır.

Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu "gemi alacağı" (1320. madde) ve "deniz alacağı" (1352.madde) şeklinde ikili bir ayrım getirmiş ve rehin hakkı veren alacakları daraltmıştır. 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra sadece bu kanunun1320. maddesinde sayılı gemi alacakları rehin hakkı verecek, 1352. maddede sayılı deniz alacakları ise devamı maddelerde açıkça yazılı olduğu üzere belli şartların varlığı halinde sadece ihtiyati haciz isteme hakkı sağlayacaktır. Gemi adamlarının hizmet akitlerinden doğan ücretleri ve diğer alacak istemleri 6102S.K. 1320/1-a bendinde gemi alacağı olarak sayılmış olup bunlar rehin hakkı vermeye devam edecektir. Bu yüzden 6762 sayılı TTK dönemindeki icra takibi uygulamaları gemi adamlarının alacakları için 6102 sayılı Kanun döneminde deaynen devam edebilecektir.

Bununla birlikte 6102sayılı Kanun takip usulü yönünden Türk gemi siciline kayıtlı olan ve olamayan gemi ayrımına son vermiştir. 6102 sayılı Kanunun 936. maddesinde "sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır" denmiştir. 937/1. maddede ise "bu kanunda İcra İflas Kanunun taşınmazlara ilişkin hükümlerine tabi olacağı açıkça bildirilen gemiler hakkında 936 ıncımadde hükmü uygulanmaz" denmiştir. 1351. maddede ise bu kısımda (gemi alacağı kısmı) özel olarak düzenlenmeyen hususlardaİcra iflas Kanunu hükümleri, 936. madde ile 937. maddenin 1. fıkrasındaöngörüldüğü şekilde uygulanır" denmiştir. 6102 sayılı Kanunun 1383.maddesinde ise bir sicile kayıtlı olan Türk ve Yabancı bayraklı gemilerin İİK'nın taşınmaz satışına ilişkin hükümlerine göre, bir sicile kayıtlı olmayan Türk ve yabancı bayraklı gemilerise İİK'nın taşınır satışına ilişkin hükümleri uyarınca paraya çevrilirler" denmiştir. Yani hangi takip usulünün seçileceği belirlenirken geminin sicile kayıtlı olup olmadığı önemli değildir sadece satış ve paraya çevirme aşamasındaki usul değişmektedir. Nitekim 6102 sayılı Kanunun 1380. maddesinde GEMİ ALACAKLILARI İHTİYATİ HACZİ TAMAMLAMAK VEYA ALACAĞI DOĞRUDAN TAKİP ETMEK İÇİN TAŞINIR REHNİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLU İLE TAKİP YAPABİLİRLER. BU HÜKÜM TÜRK VE YABANCI BAYRAKLI BÜTÜN GEMİLERE UYGULANIR denmiştir.

Daha açık anlatım ile; Gemiadamı alacağı için, 6102 sayılı Kanun döneminde Türk gemi siciline kayıtlı olsun veya olmasın tüm gemiler takip başlatılırken ve takip yolu seçilirken menkul gibi muamele görecektir. Sadece paraya çevirme aşamasında sicile kayıtlı olup olmama satış usulünü değiştirecektir. Bu nedenle 6762 sayılı Kanun dönemindeki gemi siciline kayıtlı gemi için uygulanan taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı veya ilamsız takip uygulamaları rafa kalkacak, sadece menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız veya ilamlı takip uygulaması yapılacaktır. Ancak gemi adamının hizmet aktinden doğan alacaklarının icra takibine konu edilmesi usulü bakımından 6102 sayılı Kanun döneminde bütün gemilerin menkul gibi muamele göreceği açıktır.

Bu yüzden bu makaledeki takip usulleri içindeki menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı veya ilamsız takip usulü 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdikten sonra da gemi adamı alacağı için sicile kayıtlı gemi ayrımı yapmadan bütün gemiler hakkında uygulanabilir.

Öte yandan 6102 sayılı Kanun gemi adamı alacağı için ihtiyati haciz isteme hakkı da sağlamaktadır. TTK 1353/2 maddesine göre gemi adamı alacağı için 1354 ve devamı maddelerindeki şartlar ile ihtiyati haciz istenebilecektir. Ancak makalenin konusu "ihtiyati haciz" olmadığından sadece takip usulü değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

Makale konusu gemi adamı alacağının cebri icraya konu edilmesi olduğundan makalede gemi adamı alacağı terimi yerine bazı yerlerde gemi alacağı terimi yerine kullanılmıştır. Makale ağırlıklı olarak uygulamaya yönelik pratik cevaplar içermekte teorik bilgileri sınırlı tutmaktadır.

TAŞINIR – TAŞINMAZAYRIMI ve SEÇİLECEK TAKİP YOLU

Yukarıdaki girişte gemi adamı alacağının hem 6762 sayılı hem de 6102 sayılı Kanun da rehin hakkı veren bir alacak olarak sayıldığı ifade edilmiş olup bunun anlamı bu alacağın rehinli alacakmış gibi takibe konu edilebileceğidir. Bu yüzden uygulamadaki en büyük yanlış gemi adamı alacağının ilamsız takibe (örnek 7 ödeme emri ile) konu edilmesidir.

Gemi adamı alacağı 6762sayılı TTK 1235/3 ve 1236, 6102 sayılı TTK 1320/1-a ,1321/1 ve 1380 uyarınca kanuni rehin hakkı sağladığından bu alacak rehnin paraya çevrilmesi yolu ile cebri icraya konu edilmelidir.

İcra İflas uygulamasında Türk gemi siciline kayıtlı olan gemiler taşınmaz gibi, Türk gemi siciline kayıtlı olmayan gemiler (yabancı bayraklı gemiler, belirli tonilato altında kalan gemiler v.s.) taşınır gibi cebri icraya tabi tutulmaktadır.

Bu yüzden 6762 sayılı Kanun döneminde gemi adamı alacağı için,

Türk gemi siciline kayıtlı gemi üzerindeki rehin hakkı taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yoluyla İLAMSIZ takibe, Türk gemi siciline kayıtlı olmayan gemi üzerindeki rehin hakkı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla İLAMSIZ takibe konu edilmekte idi.

6102 sayılı Kanun döneminde ise takip usulü yönünden(6102 S.K. m.1380) sicile kayıtlı olan/olmayan ayrımı kalkmış olduğundan gemiadamı alacağı sadece (1377/2'deki istisna dışında) taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile İLAMSIZ (örnek 8 ödeme emri) takibe konu edilebilecektir

6102 sayılı Kanunun 1377/2. fıkrasına göre gemi adamının hem alacağı hem de rehin hakkı ilam niteliğindeki belgelere veya gemi sicilinde düzenlenmiş akit tablosuna dayanıyor ise rehnin paraya çevrilmesi yolu ile İLAMLI takip konusu edilebileceği belirtilmiştir. Bu çok istisnai bir durumdur. Çünkü gemi adamının donatan ile gemi siciline gidip ipotek akit tablosu yapması pratikte hiç görülmemiş bir şeydir. Ancak gemi adamı İCRATAKİBİ YAPMADAN doğrudan (gemi Türk bayraklı ise) İş Mahkemesine, (gemi yabancı bayraklı ise) Denizcilik İhtisas Mahkemesine başvurur ve gemi üzerinde rehin hakkı tanınmasını talep eder ise elinde hem alacağını hem de rehin hakkını tespit eden bir ilam olur. Bu halde rehnin paraya çevrilmesi yolu ile İLAMLI takip yapabilir. Fakat dava aşaması uzun sürdüğünden bu yola başvurmak pek tercih edilmemektedir. Zira özellikle yabancı bayraklı gemiler yük almak, boşaltmak için kısa süreler ile Türk kara sularına girmekte, bu kısa süre içinde Mahkemelerin rehin hakkı tanınmasına karar vermesi pek de mümkün olmamakta, neticede gemi serbest olarak kara sularımızı terk edebilmektedir.

Öte yandan yukarıda tarif edildiği şekilde gemi adamı alacağı için Mahkemeye başvuru aşamasında BİR TEDBİR OLARAK GEMİNİN SEFERDEN MENİ TALEP EDİLİRİSE MAHKEMELER TEDBİR HUSUSUNDA EVLEVİYETLE KARAR VERMEKTE, İCRA TAKİBİYAPILMADAN GEMİNİN SEFERDEN MEN EDİLMESİ (YANİ LİMANDAN ÇIKIŞININ ENGELLENMESİ)SAĞLANABİLMEKTEDİR. İCRA TAKİBİ YAPMAK İSTEMEYEN MESLEKDAŞLARIMIZA BU YOLABAŞVURMASI ŞAHSİ ÖNERİMDİR. ZİRA GEMİ SEFERDEN MEN KARARI VERİLDİĞİNDE LİMANBAŞKANLIĞINA BİR MÜZEKKERE YAZILMAKTA VE GEMİNİN LİMANDAN ÇIKMASIYASAKLANMAKTADIR. SEFERDEN MEN KARARI SEBEBİ İLE SEFERE BAŞLAYAMAYAN GEMİİLGİLİLERİ (MALİK-DONATAN-İŞLETEN v.s.) MAHKEMEYE BAŞVURUP DAVA KONUSU EDİLENGEMİ ADAMI ALACAĞI MİKTARINCA TEMİNAT VERMEDİKÇE SEFERDEN MEN DEVAM ETMEKTEDİR.TEMİNAT VERİLİR İSE SEFERDEN MEN YÖNÜNDEKİ TEDBİR KARARI TEMİNAT ÜZERİNEKAYDIRILMAKTA VE GEMİ SERBEST KALMAKTADIR. BÖYLELİKLE GEMİ ADAMININ ALACAĞITEMİNAT ALTINA ALINABİLMEKTEDİR. İCRA TAKİPİLERİ YERİNE BU YOLUN TERCİH EDİLMESİDAHA İSABETLİ BİR YOL OLABİLMEKTEDİR. ZİRA GEMİ ADAMI ALACAĞI İÇİN İLAMSIZREHİN TAKİBİ YAPILACAĞINDAN VE TAKİP BORÇLUSUNUN İTİRAZI İLE BU TAKİPDURACAĞINDAN UYGULAMADA EN HIZLI YOL MAHKEMEYE BAŞVURUP SEFERDEN MEN TALEBİNDE BULUNMAKTIR.

Özetle 6762 sayılı TTK yürürlükte kaldığı müddetçe; gemi adamının çalıştığı gemi Türk gemi siciline kayıtlı bir gemi ise gemi adamı alacağı için TAŞINMAZ rehninin paraya çevrilmesi yolu ile İLAMSIZ takip, gemi adamının çalıştığı gemi yabancı bayraklı bir gemi ise gemi adamı alacağı için TAŞINIR rehninin paraya çevrilmesi yolu ile İLAMSIZ takip yapılmalıdır.

6102 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra ise geminin Türk bayraklı olup olmadığına veya sicile kayıtlı olup olmadığına bakmaksızın gemi adamı alacağı için TAŞINIR rehninin paraya çevrilmesi yolu ile İLAMSIZ takip yapılmalıdır.

Normal ilamsız takip (örnek 7) yapmak yerine rehin takibine başvurulması İcra Müdürlüğü tarafından geminin seferden menedilebilmesini sağlar. Zira rehin takibi kesinleşir ise takip doğrudan gemi ile ilgili olur ve gemiyi takip eder. Bu halde gemi el değiştirse bile seferden menyolu ile muhafaza altına alabilir. Fakat takip ilamsız (örnek 7) olur ise İcra Müdürlüğü haklı olarak "gemi borçluya ait ise haczine" karar vermektedir. Bu noktada gemi el değiştirmiş olabilir ve bu halde takip gemiyi takip etmez, zira takip rehine ilişkin olmadığından takipte gemi değil borçlunun şahsı takip altındadır. Ayrıca yabancı bayraklı gemi el değiştirmemiş olsa bile Liman Başkanlığına yazı yazıldığında yabancı bayraklı gemilerin kime ait olduğu Türk makamlarınca tespit edilemediğinden sorun çıkmakta ve haciz uygulanamamakta dolayısı ile satış işçin geminin muhafazası (yani seferden meni) mümkün olmamaktadır.

Ancak gemi adamı alacağının icra takibine konu edilmesinin olumsuz yönü bu takipler İLAMSIZ olduğundan borçlunun itirazı üzerine TAKİBİN DURMASIDIR. Takip durduğunda ise tıpkı diğer ilamsız takiplerde olduğu gibi İTİRAZIN İPTALİ DAVASI AÇILMALIDIR. Deniz İş Kanunu Türk Bayraklı gemilerde çalışan gemi adamları hakkında uygulandığından Türk bayraklı gemi hakkında yapılan takibe itiraz halinde itirazın iptali davası İŞ MAHKEMESİNDE, yabancı bayraklı gemi hakkında yapılan takibe itiraz halinde itirazın iptali davası varsa DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİNDE, olmayan yerlerde TİCARET MAHKEMESİNDE açılır.

İcra takibi yapmak yerine yukarıda açıklandığı şekilde gemi adamı alacağının malik-donatan-işletenden tahsili, gemi üzerinde rehin hakkı tanınması istemi ile Türk Bayraklı gemi için İŞ MAHKEMESİNDE, yabancı bayraklı gemi için varsa DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ yoksa TİCARETMAHKEMESİNDE dava açmak alternatif bir yoldur. Açılacak bu davada "gemi adamı alacağının TTK'ya göre rehin hakkı verdiğinden bahis ile bir TEDBİR OLARAK geminin seferden meni talep edilebilir. Mahkeme bu tedbir istemini ivedi olarak olumlu-olumsuz bir karara bağlar. Eğer dava dilekçeniz ekinde gemi adamının alacağının varlığına işaret eden belgeler mevcut ise Mahkeme seferden men içerikli tedbir kararı verecek ve kararın uygulanması için Liman Başkanlığına yazacaktır. DAVA AÇMADAN DA SADECE BİR TEDBİR İSTEMİ OLARAK AYNI MAHKEMELEREBAŞVURULABİLİR. Mahkemenin tedbir kararı vermesi halinde ise HMK uyarınca 1hafta içinde esasa ilişkin davanın açılması gerekir, aksi halde verilmiş tedbir kararı kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak bu tedbirin istenebilmesi veya tedbir talepli dava açılabilmesi için GEMİNİN TÜRK KARA SULARINDA BULUNMASI GEREKİR. Gemi Türk karasularında değil ise böyle bir tedbir kararı verilemez. Bu tedbir talebi sadece GEMİNİNBULUNDUĞU YERDEKİ MAHKEMEDEN İSTENEBİLİR. Bu yüzden gemi Türkiye'de değil ise İCRA TAKİBİ yapmak, gemi Türkiye'de ise bulunduğu yerdeki mahkemeden tedbir talep etmek en doğru olan yoldur.

TAKİP TALEBİ VE ÖDEME EMRİNİN DOLDURULMASI

İcra Takibinde borçlu kural olarak geminin donatanıdır. Çoğu zaman geminin donatanı aynı zamanda geminin tescil malikidir. Ancak TTK'da da belirtildiği üzere bazı durumlarda gemi maliki ile donatan farklı kişiler olabilmektedir. Bu yüzden öncelikle geminin donatanın kim olduğunun doğru tespit edilmesi gerekir. Türk gemi siciline kayıtlı gemilerin maliki veya donatanı Liman Başkanlıkları nezdinde tutulan gemi sicillerinden tespit edilebilir. Hatta Deniz Ticaret Odası internet sitesinden yapılacak sorgulama ile bile bu bilgilere ulaşılabilir.

Takipte donatan ile birlikte TTK anlamında gemi işletme müteahhiti olan kişi (uygulamada işleten)de borçlu gösterilebilir.

Borçluların adresi bilinmiyor ise veya özellikle yabancı bayraklı gemilerde donatan yurtdışı adresinde ise DONATANA İZAFETEN gemi kaptanına veya DONATANA İZAFETEN gemi acentesine (6762 S.K. 119/2) takip yöneltilebilir. Ancak buradaki kaptan veya acente TAKİP BORÇLUSU DEĞİLDİR, sadece DONATANIN TEMSİLCİSİ sıfatları vardır ve ÖDEME EMRİ TEBLİGATINI ALMAK YETKİLERİ VARDIR.

Gemi Türkiye'de ise ödeme emrine ........IMO nolu ...... adlı geminin donatanı .............'ya izafeten gemi kaptanı.................. yazılabilir. Tebligat evrakına da aynı ibare yazılabilir. Adres ise geminin o sırada demirli bulunduğu liman olarak gösterilir. Mümkün ise memur eli ile doğrudan tebligat yapılması istenir.

Acente gemi adamı ile donatanın sözleşme imzalamasına aracılık etmiş ise donatana izafeten bu acentaya tebligat çıkarılabilir. Ancak gemi acentesi o gemi adamı için herhangi bir aracılık yapmamış ise kendisine yapılacak tebligat geçersiz/usulsüz olacaktır. Bu yüzden ödeme emrine ........IMO nolu ...... adlı geminin donatanı.............'ya izafeten gemi acentesi .................. yazılabilir. Tebligat evrakına da aynıi bare yazılır. Adres kısmına gemi acentesinin adresi yazılır.

Takip talebi ve ödeme emrindeki "rehin konusunun ne olduğu" bölümüne ........IMO numaralı ........... gemisi yazılır.

Gemi adamının rehin hakkı belgeye dayanmadığından yani doğrudan kanundan doğduğundan takip talebi ve ödeme emrindeki takibin/rehnin dayanağı belge kısmına 6762 sayılı TTK 1235/3, 1236. ve 1242.maddelerinden doğan kanuni rehin hakkı yazılır. (6102 sayılı kanun döneminde TTK 1320, 1321 ve 1380 maddelerinden doğan kanuni rehin hakkı yazılır)

Takip talebinin 9 nolu kısmı olan seçilen takip şekli kısmına ise 6762 sayılı TTK döneminde gemi yabancı bayraklı ise menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip ibaresi, gemi Türk gemi siciline kayıtlı ise taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip ibaresi yazılır. Yabancı bayraklı gemi için aynı usulde örnek 8 ödeme emri düzenlenir, Türk bayraklı gemi için örnek 9 ödeme emri düzenlenir ancak itiraz için borçluya 30 gün süre verilir)

İcra Müdürlükleri çoğu zaman "İLAMSIZ OLSA BİLE REHİN TAKİBİ YAPIYORSUN, REHİN BELGEN, AKİT TABLON OLMADAN BU TAKİBİ YAPAMAZSIN" şeklinde görüş bildirmektedir. Ancak bu görüş yanlıştır. Zira burada gemi adamının rehin hakkı DOĞRUDAN KANUNDAN doğduğundan BİR AKİT TABLOSU veya REHİN SÖZLEŞMESİNE gerek yoktur. Adı üzerinde rehin KANUNDAN doğmaktadır. AKİT TABLOSUNDAN (AKİTTEN) doğmamaktadır. Üstelik genel olarak gemi adamı alacağı için İLAMSIZ takip yapıldığından borçlunun zaten itiraz hakkı vardır. Bu tip ilamsız takipte de İcra Müdürlüğü tıpkı diğer ilamsız takip şekillerinde olduğu gibi evrak aramamalıdır. İcra Müdürlükleri 6762 sayılı TTK 1235/3, 1236ve 1242'yi (6102 sayılı kanun 1320-1321,1380'i) iyi okumalı, değerlendirmeyi ona göre yapmalıdır. Kanunun verdiği rehin hakkı için ayrı bir evraka gerek yoktur. Bu şekilde ilgili İcra Müdürlüklerine açıklama yapılır ise sorun aşılabilmektedir.



Acentelik İlişkisinin Varlığına Dair Belge Sunulmazsa Ödeme Emri Tebliğ Edilemez


T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi                     
                                                                                                         
ESAS NO    : 2024/5168
KARAR NO: 2024/10558



Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
 
Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; 8981*** IMO numaralı C. P. isimli yatın donatanı borçlu E. Ltd.'ye izafeten acentesi D. Rüyası Yat Ltd. Şti. aleyhinde icra takibi başlattıklarını,  ancak icra müdürlüğünce D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin acente olduğuna dair belge ibraz edilmediği gerekçesi ile ödeme emrinin tebliğe çıkartılmadığını, buna ilişkin 10.10.2022 tarihli müdürlük kararının iptalinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulüne karar verildiği, D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yine  şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına, D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye ödeme emri gönderilmesine, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin alacaklı üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.

6102 sayılı TTK'nun 105. maddesinde; "(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir." hükmü düzenlenmiştir.  Bu maddede, acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında fiilen aracılık ettiği veya sözleşme akteddiği işler ile ilgili olarak müvekkiline karşı yükümlülüğü olan kanuni aktif ve pasif temsil yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir. Acentenin dava açması durumunda, mahkemelerce öncelikle acentenin temsil yetkisi kapsamında acentelik ilişkisinin varlığının ve uyuşmazlığın acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği ya da etkisiyle kurulan işlemlerden kaynaklandığının re'sen incelenmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. Arslan Kaya, TTK Şerhi – Acentelik, İstanbul 2016, s. 61-62).

Somut olayda, takip dosyası incelendiğinde, alacaklının faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlattığı, Ör 7 numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, asıl borçlu donatana izafeten acentesi olarak D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin gösterildiği, ancak takip dayanağı faturaya D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, aracılık etmediği bir  sözleşme  veya iş  olmadığı  için  de D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye asıl borçlunun acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu nedenle icra müdürlüğü kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarının  kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2023/943 E. - 2024/1729 K. sayılı  kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.


Özgür KOCA
İcra Müdürü

(Güncelleme 01.01.2025)
Hepsihukuk: Hesaplamalar: Mobil Hesaplama ve İçtihat Programı

İcra Hesapmatik: Masaüstü Bilgisayarlar için Hesap Programı

Benzer Konular (7)