Yabancı Unsurlu İş Sözleşmelerinde Uygulanacak Hukuk ve Zamanaşımı (2026)

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 12:18:38

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
YURT DIŞINDA ÇALIŞAN İŞÇİLER HANGİ ÜLKE HUKUKUNA TABİDİR? YABANCI HUKUKTAKİ ZAMANAŞIMI SÜRELERİ TÜRKİYE'DE UYGULANIR MI? YARGITAY'DAN EMSAL KARAR

Yurt dışında çalışan Türk işçilerinin açtığı işçilik alacağı davalarında en çok tartışılan konulardan biri;

* Hangi ülke hukukunun uygulanacağı,
* Yabancı ülkedeki zamanaşımı sürelerinin geçerli olup olmayacağı,
* Türk kamu düzeninin hangi durumlarda devreye gireceği,
* İş sözleşmesindeki hukuk seçiminin geçerli sayılıp sayılmayacağıdır.

Özellikle Libya, Türkmenistan, Katar, Irak, Rusya ve benzeri ülkelerde faaliyet gösteren Türk şirketlerinde çalışan işçiler bakımından bu uyuşmazlıklar sıklıkla gündeme gelmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2026 tarihli, 2026/830 Esas ve 2026/1034 Karar sayılı ilamı; yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuk ve zamanaşımı konusunda son derece önemli tespitler içermektedir.

SORU 1: Olayın konusu neydi?

Davacı işçi;

* 2007-2015 yılları arasında,
* Davalı şirkete ait yurtdışı şantiyelerinde,
* Kalıpçı ustası olarak çalıştığını,
* Ücretinin 2.000 USD olduğunu,
* Fazla mesai yaptığını,
* Hafta tatili ve genel tatillerde çalıştığını,
* Yıllık izin kullanmadığını,
* İş sözleşmesinin haksız feshedildiğini

ileri sürerek;

* Kıdem tazminatı,
* İhbar tazminatı,
* Fazla çalışma ücreti,
* Hafta tatili ücreti,
* Ulusal bayram ve genel tatil ücretleri,
* Yıllık izin ücreti

talebinde bulunmuştur.

SORU 2: İşveren ne savundu?

Davalı işveren;

* Davacının yurtdışında çalıştığını,
* Çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiğini,
* Türk hukukunun uygulanamayacağını,
* Alacakların zamanaşımına uğradığını

savunarak davanın reddini istemiştir.

SORU 3: Mahkemeler hangi ülke hukukunu uyguladı?

Mahkemeler;

* Libya'daki çalışma için Libya hukukunu,
* Türkmenistan'daki çalışma için Türkmenistan hukukunu

uygulamıştır.

Çünkü taraflar arasında imzalanan yurtdışı iş sözleşmelerinde açık şekilde hukuk seçimi yapılmıştır.

SORU 4: İş sözleşmesinde yabancı hukuk seçimi yapılabilir mi?

Evet.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) gereğince taraflar, yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuku belirleyebilirler.

Bu nedenle;

- Libya'da çalışılan dönem için Libya hukuku,

- Türkmenistan'da çalışılan dönem için Türkmenistan hukuku

uygulanabilecektir.

SORU 5: İşçi "ben bilgilendirilmedim" derse hukuk seçimi geçersiz olur mu?

Somut olayda işçi;

* Sözleşmenin matbu olduğunu,
* Bilgilendirme yapılmadığını,
* Genel işlem şartı niteliğinde olduğunu

ileri sürmüştür.

Ancak Yargıtay, imzalanan sözleşmelerde açık hukuk seçimi bulunduğunu kabul etmiş ve bu savunmayı yerinde görmemiştir.

SORU 6: Zamanaşımı hangi hukuka göre belirlenir?

Yargıtay'ın kararına göre;

Zamanaşımı, uyuşmazlığın esasına uygulanan hukuka tabidir.

Yani;

* Libya hukuku uygulanıyorsa Libya'daki zamanaşımı,
* Türkmenistan hukuku uygulanıyorsa Türkmenistan'daki zamanaşımı

esas alınacaktır.

Bu husus MÖHUK'un 2 ve 8. maddelerinin gereğidir.

SORU 7: Yabancı ülkedeki kısa zamanaşımı süreleri Türk kamu düzenine aykırı sayılır mı?

Hayır.

Yargıtay bu konuda çok önemli değerlendirmeler yapmıştır.

Kararda;

Zamanaşımı sürelerinin kamu düzenine ilişkin olmadığı

özellikle vurgulanmıştır.

Dolayısıyla yabancı hukukta öngörülen kısa sürelerin uygulanması mümkündür.

SORU 8: Yargıtay neden kamu düzenine aykırılık görmedi?

Yargıtay'a göre Türk hukukunda da;

* İşe iade davalarında 1 aylık başvuru süresi,
* Arabuluculuk sonrası 2 haftalık dava açma süresi,
* İdari yargıda 60 günlük dava açma süresi

gibi oldukça kısa süreler bulunmaktadır.

Bu nedenle yabancı hukuktaki 3 aylık zamanaşımı süresi tek başına kamu düzenine aykırı kabul edilemez.

SORU 9: Yargıtay kamu düzenini nasıl tanımladı?

Kararda kamu düzeni;

* Türk hukukunun temel değerleri,
* Anayasal haklar,
* İnsan hakları,
* Genel ahlak anlayışı,
* Adalet ilkeleri,
* İyiniyet kuralları

çerçevesinde açıklanmıştır.

Her emredici hukuk kuralının ihlalinin otomatik olarak kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı özellikle belirtilmiştir.

SORU 10: İşçinin davası neden reddedildi?

Çünkü;

* Libya'daki çalışma dönemi için,
* Türkmenistan'daki çalışma dönemi için

uygulanan yabancı hukukta öngörülen zamanaşımı süreleri dolmuştur.

Ayrıca işveren de usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

Bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.

SORU 11: Mahkeme zamanaşımı ile hak düşürücü süreyi karıştırdı mı?

Evet.

İlk Derece Mahkemesi kararında zamanaşımı süreleri yanlış şekilde "hak düşürücü süre" olarak nitelendirilmiştir.

Ancak Yargıtay;

Bu hatanın sonuca etkili olmadığını

belirterek bozma nedeni yapmamıştır.

SORU 12: Yargıtay işçinin diğer taleplerini neden kabul etmedi?

İşçi;

* Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
* Hukuk seçiminin geçersiz olduğunu,
* Yabancı hukukun kamu düzenine aykırı olduğunu,
* Kıdem ve ihbar tazminatında Türk hukukunun esas alınması gerektiğini

ileri sürmüştür.

Ancak Yargıtay;

* Geçerli hukuk seçimi bulunduğunu,
* Zamanaşımının yabancı hukuka tabi olduğunu,
* Kamu düzenine aykırılık bulunmadığını,
* Davanın süresinde açılmadığını

kabul ederek tüm temyiz itirazlarını reddetmiştir.

SORU 13: Kararın uygulamadaki önemi nedir?

Bu karar özellikle;

* Yurtdışı şantiyelerde çalışan işçiler,
* İnşaat sektörü çalışanları,
* Türk şirketlerinin yurtdışı projeleri,
* Yabancı unsurlu işçilik alacağı davaları

bakımından oldukça önemlidir.

Karar ile;

- İş sözleşmesindeki hukuk seçiminin geçerli olduğu,

- Zamanaşımının esas hukuka tabi olduğu,

- Yabancı hukuktaki kısa zamanaşımı sürelerinin uygulanabileceği,

- Her kısa sürenin kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı

açık şekilde ortaya konulmuştur.

SORU 14: İşçiler açısından dikkat edilmesi gereken en önemli husus nedir?

Yurt dışında çalışan işçilerin;

* Hangi ülke hukukuna tabi olduklarını,
* Sözleşmelerindeki hukuk seçimini,
* Yabancı ülkedeki zamanaşımı sürelerini,
* Hak düşürücü süreleri,
* Dava açma sürelerini

çok dikkatli takip etmeleri gerekir.

Çünkü Türkiye'de uzun kabul edilen süreler, yabancı hukukta çok daha kısa olabilir.

Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için dava açma süresi geciktirilmemelidir.

SONUÇ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2026 tarihli, 2026/830 Esas ve 2026/1034 Karar sayılı ilamı; yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuk ve zamanaşımı bakımından önemli ilkeler ortaya koymuştur.

Kararda özellikle;

* Yabancı hukuk seçiminin geçerli olduğu,
* Zamanaşımının esas hukuka tabi bulunduğu,
* Yabancı hukuktaki kısa sürelerin uygulanabileceği,
* Zamanaşımı sürelerinin kamu düzenine ilişkin olmadığı,
* Kamu düzeni kavramının dar yorumlanması gerektiği

vurgulanmıştır.

Karar, yurtdışında çalışan işçilerin açacağı işçilik alacağı davalarında emsal niteliğinde önemli bir içtihat olarak dikkat çekmektedir.



Karar Bilgisi:

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ

T: 09.02.2026
E: 2026/830
K: 2026/1034



"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3236 E., 2024/3667 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/598 E., 2024/127 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.11.2007-15.04.2015 tarihleri arasında davalı işyerinin yurt dışında bulunan şantiyelerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, ücretinin 2.000,00 USD olduğunu, yemek ve barınma yardımı sağlandığını, çalışma süresince fazla çalışma yaptığını, hafta ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ancak çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, işin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi tanınarak Mahkemenin dosyaya yabancı hukuk ve yabancı mahkemenin yetkisi sebebiyle bakmaması için yetki itirazında bulunduklarını, diğer taraftan ücret ve çalışma saatleri konusundaki davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda; yurda giriş çıkış kayıtları ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının 18.01.2010-09.09.2010 tarihleri arasında toplam 7 ay 21 gün davalıya ait Libya'da bulunan şantiyelerde, 14.09.2011-05.04.2012 tarihleri arasında da 6 ay 22 gün Türkmenistan'daki şantiyede çalıştığı, kaldırma kararında da belirtildiği üzere davacının çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiği, davalının zamanaşımı def'inde bulunduğu, davacının en son çalışma tarihi dikkate alındığında gerek Libya iş mevzuatı gerekse Türkmenistan iş mevzuatı gereğince talep edebileceği alacaklar zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiği, davacı ve davalı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmediği ve yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Türkmenistan ve Libya mevzuatlarında tanımlı başvurma sürelerinin dava tarihi olan 14.06.2019 tarihi itibarıyla ayrı ayrı dolduğunun kabul edilmesinin yerinde olduğu, arabuluculuk giderinin davacı üzerine bırakılmasında hata bulunmadığı gibi sürenin yeniden başlatılmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığın çözümünde Türk hukuku uygulanarak davanın kabulü gerektiğini,
2. Davacı ile yapılan yurt dışı iş sözleşmesinin matbu olduğunu ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğinden ve bir hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini, taraflar arasındaki hukuk seçiminin genel işlem şartlarına aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu, davacıya yabancı ülke iş hukuku mevzuatının uygulanacağı konusunda bilgi verilmediğini,
3. Tarafların sıkı ilişki içinde olduğu hukukun Türk hukuku olduğunu,
4. Şayet yabancı ülke hukuku uygulanacak ise sadece fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretleri için yabancı ülke hukukunun uygulanması, yıllık ücretli izin, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden Türk hukuku uygulanması gerektiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı aynı işverende çalışılan tüm hizmet süresi esas alınarak iş sözleşmesinin fesih tarihindeki şartlar çerçevesinde hesaplandığından, son çalışma döneminde Türk hukukunun uygulanacağının açık olduğunu, o hâlde sözleşmenin feshiyle birlikte ... ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı konusunda hizmet süresi belirlenirken 4 çalışma döneminin toplamı esas alınarak, nihai hesaplamanın Türk hukukuna göre yapılması gerektiğini,
5. Bilirkişi raporunda yabancı hukuka göre yapılan hesaplamaların yanlış olduğunu, davacının ücretinin 2.000,00 USD olduğunu, Türkmenistan ve Libya hukuklarında zamanaşımı ve hak düşürücü süre müesseselerinin bulunmadığını, kaldı ki 1 yıl ve 3 ay gibi sürelerin hatalı yorumlandığını,
6. Türkmenistan mevzuatında sürelerin yeniden tanımlanabileceğinin belirtildiğini, zamanaşımı/hak düşürücü sürelerin yeniden tanınması için davacının bir çok geçerli nedeni olduğunu,
7. Bu süreler hak düşürücü süre olarak nitelendirilmişse de bunun gerekçesinin kararda yer almadığını, yanlış yorumlandığını, kamu düzenine aykırı olması durumunda Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
8. Kararda karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerinde ise de yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretinin davalı taraf yerine, davacıya yükletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit ..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Türkmenistan ve Libya İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.

Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır." şeklindedir.

Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan ... ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.

Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.

Dosya içeriğine göre davacının, davalının yurt dışı projelerinde fasılalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının 18.01.2010-09.09.2010 tarihleri arasında Libya ülkesinde geçen çalışması yönünden taraflar arasındaki 18.01.2010 tarihli yurt dışı iş sözleşmesi ile Libya hukukunun uygulanması yönünde hukuk seçimi yapıldığı, 14.09.2011-05.04.2012 tarihleri arasında Türkmenistan ülkesinde geçen çalışması yönünden de 14.09.2011 tarihli yurt dışı iş sözleşmesi ile Türkmenistan hukukunun uygulanması yönünde hukuk seçimi yapıldığı görülmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının Libya ve Türkmenistan'da geçen çalışmaları yönünden fesih tarihi ile dava tarihi gözetildiğinde Libya ve Türkmenistan mevzuatlarında öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu çalışma dönemleri bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de zamanaşımı süresinin İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin son paragrafında hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de, bu hata sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda yer alan ilave gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (1)