Gönderen Konu: Mülkiyeti Muhafaza Sözleşmesine dayalı satışlarda haciz  (Okunma sayısı 5423 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Deniz034

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 861
  • Tşk.Sayısı: 17
  • Cinsiyet: Bay
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş


Mülkiyeti Muhafaza Sözleşmesine dayalı satışlarda haciz
8. Hukuk Dairesi         2014/1132 E.  ,  2014/2544 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2012/656-2012/1032

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR

Davacı 3.kişi vekili, BZB ( eski plaka no AC ) ve BZB (eski plaka no ZV ) plakalı araçların Büyükçekmece 2.Noterliği'nin 22.01.2010 tarih 2846 ve 2847 nolu satış senetleri ile mülkiyeti muhafaza kaydıyla Semih Körükçü’ye 17.000-€ karşılığı satıldığını, her biri 1.000 € olmak üzere 17 adet senet verildiğini, senetlerden vadesi gelen bir adet ve vadesi gelmemiş olan 3 adet senedin halen ödenmediğini, borcun henüz bitmediğini, noter kanalı ile mülkiyeti saklı tutularak yapılan satışta borç bitinceye kadar mülkiyetin satıcıya ait olduğunu, Ankara 9.İcra Müdürlüğü'nün 2012/4372 sayılı takip dosyası ile araçlar üzerine haciz ve yakalama şerhi konulduğunu, bu durumdan 26.07.2012 tarihinde haberi olduğundan, mülkiyeti hala davacı adına olan araçlar üzerindeki haciz ve yakalama şerhinin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu S.. K.. adına kayıtlı araçlar üzerine UYAP üzerinden haciz konulduğunu, davacı 3.kişi ile davalı borçlu arasındaki mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışın tarafları bağlayacağını, ayrıca bu tür satıştan haberleri olmayacağından Bankanın bir kusuru bulunmadığı için davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borçlulardan S.. K.. adına kayıtlı araçlar üzerine UYAP üzerinden haciz konulduğunu, davacı 3.kişi tarafından haczedilen araçların mülkiyeti muhafaza kaydıyla borçluya satıldığı iddia edilmiş ise de bu mülkiyeti muhafaza kaydı taraflar arasında hüküm ifade edeceğinden, araç menkul mal niteliğinde olup satış ve teslimle mülkiyet alıcıya geçtiğinden borçlu adına da tescille durum aleniyet kazandığından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınır malın mülkiyetinin devrini öngören mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi TMK 764. maddesi gereğince noterde resmi şekilde yapılması ve alıcının yerleşim yeri noterliğinin özel siciline tescili gerekmektedir. Mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin geçerli olması için bu iki koşulun da birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacı 3.kişi satıcının sunduğu mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi belirtilen iki koşulu da taşımakta olup geçerli bir sözleşmedir.
Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi genel olarak, alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen, satılan şeyin mülkiyetini, belli bir şartın gerçekleşmesine kadar alıcıda saklı tutan bir sözleşme türü olup, taşınırlarda mülkiyetin intikalinin teslimle gerçekleşeceği kuralının bir istisnasıdır.
Mülkiyeti muhafaza kaydı ile alınan aracın trafik kaydına, alıcının alacaklısı tarafından haciz konulması halinde satıcının istihkak iddiasında bulunma hakkı vardır. Alıcının alacaklısının satılan araç üzerine haciz koydurması nedeniyle satıcının istihkak iddiasında bulunması halinde, borçlu alıcı mütemerrit değilse akit feshedilmiş olmayacaktır. Bir başka deyişle, satıcının istihkak iddiasında bulunabilmesi için taksitlerin ödenmesinde temerrüde düşülmesi ve bu durumda satıcının da fesih hakkını kullanması şartları birlikte bulunmalıdır.(TMK 764.madde, 818 sayılı BK 22.madde, 6098 sayılı TBK 29.madde )
Mülkiyeti muhafaza kaydı sözleşmesindeki alıcı taksitleri ödememiş ve temerrüde düşmüş ise mülkiyet henüz alıcıya-(borçluya) geçmeyeceğinden ve satıcı davacı 3.kişi de sözleşmeyi feshederek aldıklarını iade edeceğine ilişkin seçeneği ileri sürmemiş ise bu durumda davalı takip alacaklısı ancak ödenmeyen taksitleri davacı satıcıya ödeyerek araçların mülkiyetinin borçluya geçişini sağladıktan sonra sözleşme konusu araçların haczini ve satışını isteyebilir.
Somut olayda borçlu alıcının ödeme planındaki taksitlerin tümünü ödeyip ödemediği, temerrüde düşüp düşmediği dosya kapsamından belli değildir. Dosyaya sunulan ödeme planında BZB plakalı araç için ilk ödeme 15.03.2010 son ödeme tarihi ise 15.04.2013 olup aylık 1.000-€ ödemeli ve diğer BZB plakalı araç için ise ilk ödeme 15.04.2010 son ödeme ise 15.02.2013 tarihli olduğundan takip ve haciz tarihi itibarı ile ödeme planı kapsamında verilen senetlerin bir kısmının vadesinin henüz dolmadığı ve muaccel olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalarda olduğu gibi, ödeme planı kapsamındaki senetlerin haciz tarihi itibarı ile tamamının borçlu alıcı tarafından ödenip ödenmediği, borç olup olmadığı araştırılarak, araçların mülkiyetinin kime ait olduğu belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33