Son İletiler

#1
Soru & Cevap Bölümü / Sözde Eve Zarar Verme
Son İleti Gönderen Brk6580 - 05 Mayıs 2026, 17:58:06
Eski evimi tahliye ettiğimden sonra eski ev sahibim bana dava açtı eve zarar vermedigim halde 500 bin TL talep ettiler suan davalığim dolandırılmaya calisiyorum durumum yok avukat tutamadım yardımlarınızı bekliyorum
#2
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
                                                                           

ESAS NO   : 2025/8699
KARAR NO: 2026/1258
   


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ   : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
TARİHİ           : 25.09.2025
NUMARASI   : 2025/821-2025/912


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Alacaklının temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,

2-Şikayetçi ipotek verenin temyiz itirazlarına gelince;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Şikayetçi ipotek verenin icra mahkemesine başvurusunda, sair şikayetleriyle birlikte ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, alacaklı tarafından bir yıllık sürede satış talep edilmediğinden takibin düştüğünü ve ipotek veren olarak sorumluluğunun ipotek miktarıyla sınırlı olduğunu, talep edilen tutar ile ipotek limitinin aşıldığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişinin sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulüne, icra emrinin iptaline karar verildiği tarafların istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi bakımından ipotek limiti olan 850.000,00 TL'yi aşan kısımla ilgili takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, icra emrinin iptaline karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesi ile şikayetçinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, ipotek limiti olan 850.000,00 TL'yi aşan kısım yönünden takibin iptaline karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği görülmektedir.

İİK'nın 150/e maddesinin, icra emri tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan hükmüne göre; "Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren 6 ay içinde, taşınmaz rehninin satışını da aynı tarihten itibaren 1 yıl içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmez ise takip düşer. 78. maddenin ikinci fıkrası hükmü, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte de kıyasen uygulanır." Buna göre, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren taşınmazlar için 1 yıl içinde satış isteme zorunluluğu vardır.

Somut olayda, 25.07.2019 tarihinde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte icra emrinin şikayetçi ipotek verene ve diğer borçlulara 05.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı vekili tarafından 02.11.2020 tarihinde ipotekli taşınmazların satışının talep edildiği ve aynı tarihte satış avansının yatırıldığı, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/313 Esas sayılı dosyasından kredi borçlusu A.. İnşaat Nakliyat Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi hakkında verilen 16.05.2019 tarihli ve 3 ay süreli geçici mühlet kararının 16.08.2019 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılması kararı ile takibin tedbiren durdurulduğu, 25.09.2019 tarihinde konkordato talebinin reddi ile tedbir kararlarının kaldırıldığı, daha sonra Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/263 Esas sayılı dosyasından yine kredi borçlusu A... İnşaat Nakliyat Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi hakkında verilen tedbir kararı ile takibin durdurulduğu işbu tedbirin de 11.03.2021 tarihinde kaldırıldığı, alacaklı vekili tarafından 03.05.2021 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu görülmüştür.

İcra emrinin 05.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında alacaklının bir yıllık yasal süre içinde satış talebinde bulunmadığı anlaşılmakla, bahsi geçen tedbirlerin kaldırılmasından önce satış yapılamaz ise de; satış talebi icra işlemi olup tedbir kararı satış talebinde bulunulmasına engel değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin, tedbiren durdurma kararının satış isteme sürelerini de durduracağı dolayısıyla alacaklı vekili tarafından bir yıllık süre dolmadan satış talep edilip satış avansı yatırıldığı tespiti ile takibin düşmediği gerekçesi doğru görülmemiştir.

O halde; alacaklı vekilince İİK'nın 150/e maddesi hükmüne uygun şekilde icra emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıllık yasal sürede masrafını da yatırmak suretiyle satış talebinde bulunulmadığına göre takip düşmüş olup, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda takibin tümden iptaline karar verilmesi gerekirken ipotek limitini aşan kısım yönünden takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ :
Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 25.09.2025 tarih ve 2025/821 Esas-2025/912 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
#3
Hukuk Haberleri & Duyurular / TBB’den Avukatlıkta "Dijital T...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 02 Mayıs 2026, 16:51:13
TBB'den Avukatlıkta "Dijital Takip" Dönemi: Reklam Yasağı İhlalleri İçin Merkezi Denetim Geldi

ANKARA – Türkiye Barolar Birliği (TBB), avukatlık mesleğinin itibarını korumak ve haksız rekabetin önüne geçmek amacıyla "Reklam Yasağı Yönetmeliği"nde kritik bir değişikliğe gitti. 2 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan yeni düzenlemeyle, özellikle çevrimiçi mecralardaki ihlalleri mercek altına alacak olan "Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi" resmen kuruldu.

İşte avukatlık dünyasında dengeleri değiştirecek yeni düzenlemenin ayrıntıları ve reklam yasağının kapsamı:



1. Yeni "Takip Merkezi" Nasıl Çalışacak?
Yönetmeliğe eklenen Madde 12/A ile hayata geçirilen Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi, avukatların dijital ve geleneksel medya faaliyetlerini denetleyen bir "üst kurul" niteliği taşıyor.

Beş Kişilik Uzman Kadro: Merkez, avukatlık disiplin hukuku konusunda uzmanlaşmış ve daha önce hiçbir disiplin cezası almamış beş üyeden oluşacak. Üyeler, TBB Yönetim Kurulu tarafından en fazla iki yıl için görevlendirilecek.

7/24 İzleme ve Raporlama: Yazılı, işitsel, görsel ve özellikle sosyal medya gibi çevrimiçi mecralardaki ihlal iddiaları bu merkez tarafından takip edilecek. Merkez, tespit ettiği ihlalleri raporlayarak doğrudan ilgili barolara iletecek.

Barolarla Sıkı Takip: Sadece ihbar etmekle kalmayacak olan Merkez, baroların bu ihlaller hakkında açtığı soruşturma ve kovuşturma süreçlerini sonuna kadar takip edecek. Barolar, verdikleri kararları Merkeze bildirmekle yükümlü olacak.

İstatistik Gücü: Merkez, barolardan disiplin işlemlerine dair istatistiki bilgi talep ederek, Türkiye genelindeki reklam yasağı ihlallerinin bir haritasını çıkaracak.

2. Reklam Yasağı Neleri Kapsıyor?
Düzenleme sadece yeni bir merkez kurmakla kalmıyor, mevcut yönetmeliğin katı kurallarını da tekrar hatırlatıyor. Avukatlar, stajyerler ve avukatlık ortaklıkları için yasak olan temel unsurlar şunlar:

Dijital Mecralar ve Arama Motorları
SEO ve Anahtar Kelime Yasağı: Avukatlar, arama motorlarında (Google vb.) üst sıralara çıkmak için yönlendirici kodlar, anahtar sözcükler veya ücretli reklamlar kullanamazlar.

Sosyal Medya Paylaşımları: İş elde etme amacı taşıyan, meslektaşlarını geride bırakmayı hedefleyen veya "en iyi", "en uzman" gibi iddialı sıfatlar içeren paylaşımlar yasak kapsamında.

İnternet Siteleri: Web sitelerinde "referanslar" listesi paylaşılamaz. Sadece mezuniyet bilgileri, iletişim, yabancı dil ve faaliyet alanları gibi nesnel bilgilere yer verilebilir.

Fiziki Tabela ve Ofis Kuralları
Tabela Standartları:
Tabelalar 70x100 cm boyutunu geçemez. Işıklı pano kullanılamaz, tabela üzerinde sadece iki renk bulunabilir.

Şube Yasağı: Avukatlar birden fazla büro edinemez ve "irtibat bürosu" adı altında kalıcı iş birliği izlenimi yaratamazlar.

3. İhlal Halinde Süreç Nasıl İşleyecek?
Yeni düzenlemeyle birlikte denetim mekanizması daha sistematik bir hale getirildi:

Tespit: Takip Merkezi veya baro, ihlali re'sen (kendiliğinden) veya ihbar üzerine tespit eder.

Soruşturma: Baro yönetim kurulu disiplin soruşturması başlatır ve avukattan savunma ister.

İyi Niyet İndirimi: Eğer avukat, reklam yasağına aykırılığı tebliğ aldıktan sonra derhal giderirse, bu durum bir takdiri indirim nedeni olarak kabul edilebilecek.

Tekerrür: Kesinleşmiş karara rağmen ihlali sonlandırmayan avukatlar hakkında yeniden soruşturma açılacak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezalar ağırlaştırılacak.

4. Değişiklik Ne Anlama Geliyor?
Bu yönetmelik değişikliği, özellikle sosyal medya üzerinden "fenomen avukat" profiliyle iş elde etmeye çalışan veya dijital pazarlama yöntemlerini mesleki etik kurallarının önüne koyan yaklaşımlara karşı atılmış en somut adım olarak görülüyor.

TBB, bu merkez aracılığıyla reklam yasağını sadece "şikayete bağlı" bir konu olmaktan çıkarıp, aktif bir "denetim" alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Mesleğin vakarını korumak adına atılan bu adım, avukatlar arasındaki haksız rekabeti önlemede kritik bir rol oynayacak.

Yürürlük Notu: Yeni yönetmelik hükümleri yayımı tarihi olan 2 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiş bulunuyor. Baroların ve avukatların dijital varlıklarını bu yeni denetim mekanizmasına uygun hale getirmeleri büyük önem taşıyor.
#4
657 sayılı Kanunun 125/D bendinde yer alan ve Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezası öngörülen "Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" kapsamına sosyal medyada kendi işiyle ilgili vatandaşları bilgilendirmeye yönelik paylaşım yapan memurlar dahil edilebilir mi?


657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-c maddesinde düzenlenen "Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" fiili, disiplin hukukunda "maddi veya manevi bir menfaat elde etme" unsuru üzerine kuruludur.

Sosyal medya üzerinden ücretsiz (para almadan) vatandaşları bilgilendiren bir memurun durumu, bu spesifik madde kapsamında şu kriterlere göre değerlendirilir:

1. "Çıkar Sağlama" Unsurunun Oluşmaması

Bu disiplin suçunun oluşması için memurun, kamu görevinden kaynaklanan nüfuzunu kullanarak kendine veya bir başkasına haksız bir avantaj (para, hediye, hizmet, ayrıcalık vb.) sağlaması gerekir.

Bilgi Paylaşımı: Eğer paylaşılan bilgiler genel nitelikteyse, mevzuat açıklamasıysa ve karşılığında doğrudan veya dolaylı (örneğin bir reklam geliri, link yönlendirmesiyle kazanç vb.) bir maddi getiri yoksa, "çıkar sağlama" unsuru teknik olarak gerçekleşmiş sayılmaz.

Manevi Çıkar: Disiplin hukuku uygulamasında "çıkar" kavramı geniş yorumlanabilse de, yalnızca "takdir edilmek" veya "bilgi paylaşmanın verdiği manevi tatmin", kanunun kastettiği haksız çıkar kapsamında değerlendirilmez.

2. Diğer Disiplin Maddeleri Bakımından Riskler

Söz konusu fiil "çıkar sağlama" bendine girmese de, sosyal medyada aktif olan memurlar için 657 sayılı Kanun'un başka maddeleri devreye girebilir:

Basına Bilgi veya Demeç Verme (Madde 15): Devlet memurlarının, yetkili kılınmadıkları sürece görevleriyle ilgili konularda basına, haber ajansına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermeleri yasaktır. Sosyal medya platformları "yeni nesil medya" olarak kabul edildiğinden, kurumun izni olmadan görevle ilgili spesifik uygulama detaylarını paylaşmak bu madde ihlali sayılabilir.

Devlet Memurunun Vakarı ve Sadakat (Madde 7): Paylaşımların içeriği, devlet memurlarının itibarını zedeleyici, siyasi içerikli veya kurumun işleyişini eleştiren nitelikteyse "Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" (125/B-d) kapsamında değerlendirilebilir.

Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı (Madde 28): Eğer paylaşımlar bir süre sonra "danışmanlık" boyutuna varırsa veya platform üzerinden (YouTube katıl, Instagram abonelik vb.) gelir elde edilirse, bu madde ihlal edilmiş olur.

3. Yargı Kararları ve Uygulama

Danıştay ve idare mahkemelerinin yerleşik içtihatlarına göre, bir fiilin disiplin suçu sayılabilmesi için "tipiklik" şartı aranır. Yani fiil, kanundaki tanıma tam uymalıdır.

Vatandaşı doğru bilgilendirmek esasen kamu hizmetinin bir parçasıdır. Ancak bu bilgilendirmenin kurumsal kanallar yerine şahsi hesaplardan yapılması, idare tarafından "hizmetin işleyişine müdahale" veya "yetkisiz açıklama" olarak görülebilmektedir.

Özetle:
Sırf vatandaşlara yönelik ücretsiz bilgi paylaşımı yapılması, "çıkar sağlama" (125/D-c) kapsamına kural olarak dahil edilemez. Ancak, paylaşılan bilgilerin niteliğine ve paylaşım şekline göre "yetkisiz açıklama yapmak" veya "memuriyet vakarına aykırı davranmak" gibi daha hafif yaptırımlı maddelerden soruşturma açılması riski her zaman mevcuttur.

Bu noktada bizce en güvenli yol, paylaşımların "kişisel görüş" olduğu belirtilerek, genel mevzuat sınırları içinde kalınması ve kurumun iç işleyişine dair mahrem bilgilere girilmemesidir.
#5
YUKARIDAKİ DÜŞÜNCEMİZİ DESTEKLER YARGITAY KARARI AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.


T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
                                                                                                   

ESAS NO    : 2024/7772
KARAR NO: 2025/893   



İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
TARİHİ    : 24.10.2024
NUMARASI    : 2023/1762-2024/1477
DAVACI    : Alacaklı : D. Anonim Şirketi
DAVALI    : İlgili  : Gelir İdaresi Başkanlığı

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 

Şikayetçi alacaklı tarafından borçlular hakkında tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, iş bu takipte aynı zamanda alacaklı lehine rehinli olan 06 * 717* - 06 * 712* - 06 * 705* plakalı araçların icradan yapılan ihale ile 3. şahsa satıldığı ve elde edilen paradan  %11,38 oranında tahsil harcı alınarak paranın rehin alacaklısına gönderildiği, alacaklı vekilinin satılan araçların aynı zamanda müvekkilleri lehine rehinli olduğu ve rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmadığı için %2,27 oranında harç kesilerek araçların tescili için talepte bulunduğu, icra müdürlüğünce 11,38 oranında harç alındığı, alacaklı vekilinin bu işlemi şikayet ettiği, icra mahkemesince "şikayetin kabulü ile; takip dosyasında 04/07/2023 tarihli icra müdürlüğü işleminin iptaline, tahsil harcının % 2,27 oranında hesaplanmasına, fazladan alınan harcın davacı tarafa iadesine" karar verildiği, bu kararın Gelir İdaresi Başkanlığınca istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinafın esastan reddine karar verildiği, bu kerre ilgili Gelir İdaresi Başkanlığınca Bölge Adliye Mahkemesi karanının temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

Harçlar Kanununa ekli 1 sayılı tarifede İcra ve İflas Harçları kısmının I/3-c maddesinde "Haczedilen veya rehinli malların satılıp paraya çevrilmesi suretiyle tahsil olunan paralardan (Yüzde 11,38)", aynı tarifenin I/3-e maddesinde "Takip talebi bulunmayan alacaklılara İcra ve İflas Kanununun 125 inci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince ödenen paralardan (Yüzde 2,27) oranında harç alınacağına ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

Alacaklının tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla satışı gerçekleştirilen Örnek 10 nolu takibe konu alacağı ile araçların kaydında bulunan ve takip konusu yapılmayan rehin nedeniyle olan alacak aynıdır. Somut olayda alacaklı aynı zamanda rehinle teminat altına alınmış alacak nedeni ile tercihini kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe koymaktan yana kullanmış olup, alacaklı, takip talebi bulunmayan alacaklı konumunda değildir. Açıklanan nedenlerle şikayetin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ:
Gelir İdaresi Başkanlığının temyiz talebinin kabulü ile  yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk ESAS NO: 2024/7772 KARAR NO: 2025/893 Dairesinin 24.10.2024 tarih ve 2023/1762 Esas-2024/1477 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.11.2023 tarih ve 2023/893 Esas 2023/1434 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
#6
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI; Mahkemece, İİK'nun 132/3. Maddesinde "İpotek yapılmış olan taşınmazı borçlu alacaklının rızası olmaksızın başkasına kiraya verir ve keyfiyeti tapuya tescil ettirirse bu tescil ipotekli alacaklının hakkına tesir etmez" hükmünün düzenlendiği, somut olayda, takip konusu taşınmazın tapu kaydında; alacaklı banka lehine tescil edilmiş 17.12.2012 tarihli 1. derecede ipotek şerhinin bulunduğu, bu ipoteğin 07.12.2015 tarihli işlemle bedelinin arttırıldığı, kira şerhinin ise ilgili taşınmaz tapu kaydına 25.04.2014 tarihinde konulduğu, borçlu tarafından kira alacağının 17.09.2018 tarihinde Denizbank'a temlik edildiğinin görüldüğü, bu durumda,  kira şerhinin alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceğinden temlik alanın istihkak iddiasının yerinde olmadığı belirtilerek, kira bedelinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip dosyası alacaklısına ödenmesi gerektiği açıklanarak, itirazın reddine karar verilmiştir.

---------
---------

İİK.nun 128/1. maddesine göre "İcra memuru satışa başlamazdan evvel taşınmaz üzerindeki tapu sicilline mukayyet veya resmi senede müstenit olan mükellefiyetlerin hepsinin bir listesini yapar ve bu listeyi haczedenlerle borçluya tebliğ eder ve itirazlarını bildirmeleri için üç gün mühlet verir. 96 ve 97 nci maddeler hükümleri burada da caridir."

"İcra dairesi, bir taraftan artırmayı ilan ederken, diğer taraftan satılacak taşınmaz üzerindeki mükellefiyetleri tapu müdürlüğünden sorar ve tapu müdürlüğünün vereceği cevapta yazılı olan mükellefiyetleri mükellefiyetler listesine geçirir. Bundan başka, artırmanın ilanı üzerine onbeş gün içinde taşınmaz üzerinde hak sahibi olduklarını bildiren (m.126/4) kişilerin bildirdikleri mükellefiyetler de mükellefiyetler listesine geçirilir.

İcra dairesinin, tapu müdürlüğünün bildirdiği ve ilgililerin (m.126/4'deki onbeş gün içinde) bildirdikleri mükellefiyetleri, incelemek ve takdir yetkisi yoktur; bu mükellefiyetleri aynen (bildirildiği gibi) mükellefiyetler listesine geçirmesi gerekir.

Yapılan ilana rağmen taşınmaz haklarını (15 gün içinde) bildirmeyenlerin hakları, tapu sicili ile sabit olmadıkça, bu kişiler satış bedelinin paylaştırılmasından hariç bırakılır. Esasen bu yön, yapılacak artırma ilanında bildirilecektir. (m.126/4).

Bu şekilde hazırlanan mükellefiyetler listesi, haciz koydurmuş alacaklılar ile borçluya tebliğ edilir ve bir itirazları varsa bunu bildirmeleri için kendilerine üç günlük bir süre verilir. (m.128,I). Bu üç gün içinde itiraz edilirse, uyuşmazlığın m.96 ve 97 gereğince istihkak prosedürü içinde çözülmesi gerekir. (m.128,I). Alacaklı veya borçlunun itirazı halinde, icra dairesi dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, ilk önce takibin devamına veya ertelenmesine karar verir (m.97,I). İcra mahkemesi takibin devamına karar verirse, taşınmazın iddia edilen (itiraz konusu) haktan bağımsız (ayrı) olarak satılması gerekir. Taşınmaz üzerinde iddia ettiği hak itiraza uğrayan üçüncü kişi, icra takibinin ertelenmesi veya devamı hakkındaki icra mahkemesi kararının kendisine tefhim veya tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır; aksi halde alacaklıya karşı iddia ettiği haktan vazgeçmiş sayılır (m.97,VI). Bundan sonrası normal istihkak davalarındaki gibidir. " (İcra ve İflas Hukuku El Kitabı- Prof.Dr. Baki Kuru -syf 657-658)

"Takibin taliki " deyimi ile, esas icra takibinin değil ,haciz edilen şeye ilişkin takip işlemlerinin ertelenmesi kasıt olunmuştur."(Y.15.HD. 23.9.1986 ,3023-2947-(İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları Ali Güneren Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı ; syf :162)

Somut olayda; icra müdürlüğünce hazırlanan mükellefiyetler listesine 3. kişi Denizbank Aş. ve borçlular tarafından itiraz edilmiştir. Alacaklı, borçlu veya 3.kişi tarafından icra mahkemesi nezdinde harcı yatırılarak yapılmış bir şikayet veya açılmış istihkak davası söz konusu değildir. Dosya icra müdürlüğünce  İİK.nun 128, 96,97. maddeleri uyarınca (takibin talikine ve devamına) karar verilmek üzere icra mahkemesine gönderilmiştir.

Bu durumda ilk derece mahkemesince  takibin talikine veya devamına karar verilmekle yetinilmesi istihkak davası açılması için öngörülen 7 günlük sürenin başlaması için bu kararın 3. kişi (Denizbank Aş.) dahil tüm ilgililere tebliğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. (Adana BAM 10. HD. T:07/01/2020, E:2019/286, K:2020/49)
#7
Genel İcra Hukuku / Tefhimden ve tebliğden sonra t...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 22 Nisan 2026, 11:06:29
Her ne kadar şikâyet olunan alacaklı vekili tarafından gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra yeniden temyiz dilekçesi sunulmuş ise de şikâyet olunan alacaklı vekili, kararın kendisine tefhiminden itibaren on günlük temyiz süresi içinde icra mahkemesi kararını temyiz ettiğini ve gerekçeli kararı gördükten sonra ayrıntılı bir temyiz dilekçesi vereceğini belirten kısa bir temyiz dilekçesi sunmadığından daha sonra verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilemez. (Yargıtay HGK. T:17.09.2025, E:2024/(23)6-622, K:2025/535)
#8
İİK'nın 89. maddesinde düzenlenen usul tamamlanmadan, üçüncü kişiye tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi nedeniyle, anılan ihbarnamede yazılı paranın icra dairesince, üçüncü kişiden  istenilmesi mümkün değildir. Üçüncü kişinin 89/1 haciz ihbarnamesinde bildirdiği paranın dosyaya istenebilmesi ve üçüncü kişinin zimmetinde sayılabilmesi için adı geçene 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri gönderilmelidir. Bu prosedür tamamlanmadan üçüncü kişinin borçluya ait olduğunu beyan ettiği alacak tutarının dosyaya gönderilmesi istenemez. (Yargıtay 12. HD. T:20.11.2024, E:2024/5164, K:2024/9638)
#9
Harç & Vergi Uygulamaları / Takibe Dayanak İlam Feragat il...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 05 Nisan 2026, 07:48:56
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi                                                                                                   

ESAS NO    : 2025/8504
KARAR NO: 2026/405


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ    : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
TARİHİ            : 25/09/2025
NUMARASI    : 2025/186-2025/1118

ŞİKAYETÇİ  (Borçlu): R... SAN. VE TİCARET A.Ş     
VEKİLİ    : Av. ...
DAVALI    : GELİR İDARESİ BAŞKANIĞI   
VEKİLİ    : Av....


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Müdüroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın  370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, harç alınmasına yer olmadığına,  02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. 


T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
32. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO    : 2025/186
KARAR NO    : 2025/1118
TARİH          : 25/09/2025


ŞİKAYETÇİ  (Borçlu): R... SAN. VE TİCARET A.Ş     
VEKİLİ    : Av. ...
DAVALI    : GELİR İDARESİ BAŞKANIĞI   
VEKİLİ    : Av....


Dairemizce yapılan değerlendirmelere göre; Dava dışı alacaklı tarafından, şikayetçi borçlu aleyhine Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/11/2023 tarih ve 2021/*** E - 2023/*** K sayılı kararına dayanılarak  04/07/2019 tarihinde ilamlı icra takibi başlatıldığı, Ankara BAM 27.HD'nin 17/09/2024 tarih ve 2024/346 E - 2024/684 K sayılı ilamıyla "Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/11/2023 tarih ve 2021/*** E - 2023/*** K sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın ve birleşen davanın feragat nedeniyle reddine ..." karar verildiği, şikayetçi borçlu vekili tarafından 19/09/2024 tarihli dilekçeyle "İcra takibine konu ilamın  Ankara BAM 27.HD'nin 2024/346E. 2024/684 K. sayılı ve 17/09/2024 tarihli  kararı ile kaldırılıp, feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği,  bu nedenle artık bu ilama dayalı takibin de konusuz kalacağı ve konusuz kalan icra takibindeki tüm hacizlerin de kaldırılması  gerektiği" ileri sürülerek icra takip dosyasının işlemden kaldırılması ve dosyadaki hacizlerin fekkine karar verilmesinin talep edildiği, Ankara *.Genel İcra Dairesi'nin 2023/**** E sayılı dosyasından şikayete konu 23/09/2024 tarihli tensiple "Aynı mahiyetteki talebe  ilişkin 25/07/2024 tarihinde karar verildiği, ayrıca davadan feragat nedeniyle vazgeçildiği  anlaşılmakla,  dosyaya gerekli harcın yatırılması ve yeniden  talep edilmesi halinde değerlendirilmesine" karar verildiği görülmektedir. (Yargıtay 12.HD'nin 2018/6824 E - 2019/6684 K sayılı ve 17.4.2019 tarihli emsal kararında da değinildiği gibi) İcra takibine konu ilam feragat nedeniyle ortadan kaldırıldığından artık bu ilama dayalı takibin de konusuz kalması söz konusu olur. Konusuz kalan icra takibindeki tüm hacizlerin de kaldırılması gerekir. Mahkemece aynı gerekçeyle şikayetin kabulüyle; Ankara 6.Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/113762 E sayılı dosyasında verilen 23/09/2024 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmesi isabetli olup, davalının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş...



*****************


Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; istinaf talebinde bulunan Gelir İdaresi Başkanlığı vekili tarafından somut dosya ile ilgisi olmayan başka bir dosyaya ilişkin beyanlarla istinaf talebinde bulunulduğu, somut dosyada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/*** Esas sayılı dosyasında verilen karara istinaden başlatılan ilamlı icra takibinde tehiri icra kararı için dosya borcunun nakit olarak yatırıldığı, dayanak ilamın istinaf aşamasında İstanbul BAM 1. Hukuk Dairesi 13.06.2022 tarihli kararı ile alacaklının davadan feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, borçlu vekilinin tehiri icra kararı için yatırılan teminat tutarının iadesini talep ettiği, icra müdürlüğünce tahsil harcı ve cezaevi harcı kesintisi yapılarak iade işlemi yapıldığı, icra takibine konu ilam feragat nedeniyle ortadan kaldırıldığından artık bu ilama dayalı takibin de konusuz kalacağı, (Yargıtay 12. HD 2018/ 6824 E. 2019/ 6684 K. ) bu durumda hacizlerin kaldırılması veya daha önceden tahsil edilen paranın iadesi için de tahsil harcı ve cezaevi harcı kesintisi yapılamayacağı, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı... (Ankara BAM 19. HD. T: 29.02.2024, E:2023/406, K:2024/265)



*****************



Uyuşmazlık; müdürlüğün hacizlerin kaldırılması için tahsil harcı yatırılması kararına karşı şikayet niteliğindedir. 

İcra takiplerinde, takip çıkış miktarı üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarifenin B/I- 3. fıkrasına ve takip safhasına göre tahsil harcı alınır. Ancak bu tahsil harcının doğabilmesi için takibin o safhasının yerine getirilmesi gerekir.

Dairemizce yapılan değerlendirmelere göre; takibin ilama dayalı olarak başlatıldığı, ancak dayanak ilamın temyiz aşamasında Yargıtay'ca bozulduğu ve bozma kararı sonrasında davadan feragat edildiği, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu karar kesinleşmekle takibin hukuki dayanağının ortadan kalktığı, bu durumda dayanaksız kalan hacizlerin kaldırılması için tahsil harcı alınmasına ilişkin müdürlük kararının yerinde olmadığı  anlaşılmakla, mahkemece müdürlük kararının iptaline karar verilmesi gerekirken reddine yönelik kararı isabetsizdir. ( Yargıtay 12 HD 2018/6824- 2019/6684, Ankara  BAM  19. H. D  2022/379-  2023/132 )

Açıklanan nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden şikayetin kabulü ile müdürlük kararının iptaline  karar verilmiş.... (İstanbul BAM 20. HD. T:12/09/2024, E:2023/1668, K:2024/2688)



*****************



Uyuşmazlık, takibe konu ilamın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine tahsil harcı alınmadan hacizlerin kaldırılması talebinin reddine ilişkin müdürlük kararının kaldırılmasına ilişkin şikayettir.

Adana 14.İcra Dairesinin 2020/**** esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı A. T. tarafından borçlu R. Aslan hakkında 23/06/2020 tarihinde ilamların icrası yoluyla 7.770.464,76 TL'nin tahsili için ilamlı icra  takibi başlatıldığı, takip dayanağının . Aile Mahkemesinin 2015/*** esas 2020/*** karar sayılı ilamı olduğu, takibin kesinleştiği, borçlu aleyhinde haciz işlemleri yapıldığı, borçlu vekili tarafından Adana BAM 2. Hukuk Dairesinin 2020/1215 esas 2021/1263 karar sayılı kesinleşmiş ilamının dosyaya ibraz edildiği ve  takibe konu ilamın Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına karar verilmesi nedeniyle icra dosyasından konulan tüm hacizlerin kaldırılmasının ve dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edildiği, icra müdürlüğünce 28/10/2021 tarihli karar tensip tutanağı ile davadan feragatin alacaktan da feragat anlamına geldiği, borcun haricen ödendiğine karine teşkil ettiği belirtilerek takip çıkışı üzerinden %4,55 harç alınmasına, harç yatırıldığında hacizlerin fekki ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve davacı borçlu vekili tarafından  icra müdürlüğü kararının kaldırılması talebi ile şikayette bulunulduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/6824 Esas 2019/6684 Karar sayılı ilamında; ...icra takibine konu ilam feragat nedeniyle ortadan kaldırıldığından artık bu ilama dayalı takibinde konusuz kalması söz konusu olur.Konusuz kalan icra takibindeki tüm hacizlerin de kaldırılması gerekir.Mahkeme icra müdürlüğü kararının kaldırılması gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi kararı verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." denilmiştir.

Yapılan incelemede; davalı alacaklı tarafından . Aile Mahkemesinin 2015/*** esas 2020/*** karar sayılı ilamına dayalı olarak yapılan takipte, dayanak ilama karşı istinaf kanun yoluna müracaat edildiği, istinaf aşamasında davadan feragat edilmiş olması nedeniyle Adana BAM 2. Hukuk Dairesinin 2020/1215 esas 2021/1263 karar sayılı ilamı ile, feragat nedeniyle takibe konu . Aile Mahkemesi'nin 05/03/2020 tarih, 2015/282 Esas 2020/137 Karar sayılı kararının tüm sonuçları ile birlikte kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu karar ibraz edilerek borçlu vekili tarafından takibe konu ilamın tüm sonuçlarıyla birlikten ortadan kaldırılmasına karar verilmesi nedeniyle icra dosyasından konulan tüm hacizlerin kaldırılmasının ve dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edildiği, icra müdürlüğünce davadan feragatin alacaktan da feragat anlamına geldiği borcun haricen ödendiğine karine teşkil ettiği gerekçesiyle  talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Alacaklı tarafından borçlu aleyhine . Aile Mahkemesinin 2015/*** esas 2020/*** karar sayılı ilamının takibe konulduğu, söz konusu ilamın istinaf incelemesinde iken davacı tarafın feragat talebi üzerine Adana BAM 2. Hukuk Dairesinin 2020/1215 esas 2021/1263 karar sayılı ilamı ile feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği, emsal Yargıtay kararları doğrultusunda, takibe dayanak ilamın feragat nedeniyle ortadan kaldırılmakla, buna bağlı açılan takibin de konusuz kaldığından konusuz kalan icra takibindeki tüm hacizlerin de kaldırılması gerektiğinden mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.

Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, şikayetin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Adana 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin  06/12/2021 tarih ve 2021/544 Esas 2021/633      Karar sayılı kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Şikayetin Kabulü ile Adana 14.İcra Dairesinin 2020/5280 esas sayılı dosyasında icra müdürlüğünce verilen  28/10/2021 tarihli kararın kaldırılarak,  davacı tarafça tahsil harcı yatırılmadan hacizlerin kaldırılmasına.... (Adana BAM 10. HD. T:06/11/2023, E:2022/359, K:2023/2106)



*****************



T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
                   
ESAS NO    : 2018/6824
KARAR NO   : 2019/6684 
 


Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Borçlunun İcra mahkemesine başvurusunda, icra takibine konu ilamın feragat nedeniyle ortadan kalktığını ve icra dosyasındaki hacizlerin kaldırılması talebiyle icra müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu, ancak icra müdürlüğü tarafından gerekli harçların yatırılmaması gerekçesiyle bu taleplerinin reddedilmesi nedeniyle icra müdürlüğünün ret kararının kaldırılması talebinde bulunmuş, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Alacaklı tarafından . İş Mahkemesinin 2012/****-2014/*** sayılı ilamına dayalı olarak yapılan takipte borçlu tarafından icra mahkemesine başvurularak; icraya konu ilamın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/9729E- 2015/6293K sayılı ilamı ile bozulduğunu, sonrasında İzmir 1. İş Mahkemesi 2015/*** E-2015/*** K sayılı ilamında tarafların anlaştıklarını belirterek davacı vekilinin yetkisi kapsamında davadan feragat ettiği ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

İcra müdürlüğüne borçlunun başvuruda bulunarak icra takibine konu ilamın artık ortadan kalkması nedeniyle bu ilama dayalı takibin neticesinde konulan hacizlerin de kaldırılması talebinde bulunulmuş, ancak icra müdürlüğü bu talebi dosyada temyiz aşamasında nakit teminat yatırılarak mehil talep edilmiş olması nedeniyle dosyada nakit olduğunu, takip miktarı üzerinden tahsil ve cezaevi harcı yatırıldığında hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, dayanak ilamın gerekçesinde tarafların haricen anlaştıklarını ve feragat ettiklerini beyan ettiklerini, buna göre dosya borcunun haricen tahsil edildiğini ve 492 sayılı Harçlar Kanunu na göre yapılan ödeme üzerinden harç alınması gerektiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

İcra takibine konu ilam feragat nedeniyle ortadan kaldırıldığından artık bu ilama dayalı takibin de konusuz kalması söz konusu olur. Konusuz kalan icra takibindeki tüm hacizlerin de kaldırılması gerekir. Mahkemece icra müdürlüğü kararının kaldırılması gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi kararı verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/04/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
#10
Davalı borçlu K. Ç. 'ın,  annesi G. Ç.'dan ve davalı babası Ö. Ç.'dan kalacak mirası Kadıköy 7. Noterliği tarafından düzenlenen .... tarihli  .... ve .... yevmiyeli mirastan feragat sözleşmesi ile reddettiği anlaşılmıştır.

Türk Medeni kanunun 528. maddesi; "mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.

Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.

Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur." hükmüne haizdir.

Mirastan feragat sözleşmesi, henüz doğmamış olan miras hakkına ilişkin sonuçlar doğuracak nitelikte bir sözleşmedir.

Mirastan feragat sözleşmesinin ivazsız gerçekleştirilmesi halinde, feragat edenin altsoyunun miras hakkı, feragat eden mirasçı mirasbırakandan önce ölmüş gibi devam eder. Yani feragat edenin miras hakkı kendi altsoyuna geçer.

Dava konusu mirastan feragat sözleşmeleri incelendiğinde; sözleşmelerin ivazsız yapıldığı, davalı borçlunun alt soyunun bulunduğu, davalı borçlunun alacaklılarından tereke mallarını kaçırmak üzere yapılan muvazaalı işlemler olduğu ve davalılar arasında mirastan feragat edecek geçerli bir sebebin de ileri sürülmediği, borçlu davalının mal varlığına girmesi gereken miras payından feragat edilerek bu miras payından alacaklıların alacağını tahsil etmesinin engellendiği anlaşılmıştır.

Mahkemece, İİK 277 ve devamına göre dosyanın incelenilerek karar verilmesi gerekirken Davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir (Yargıtay 12. HD. T:10.12.2025, E:2025/4714, K:2025/8121).