Tedbir Nafakasının Ödenmemesi Nedeniyle Tazyik Hapsi Uygulanır mı?

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 18:26:19

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
TEDBİR NAFAKASININ ÖDENMEMESİ NEDENİYLE TAZYİK HAPSİ UYGULANIR MI? BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN CEZA VERİLEBİLİR Mİ? YARGITAY'DAN ÖNEMLİ KARAR

Nafaka alacaklarının ödenmemesi halinde borçlu hakkında tazyik hapsi uygulanması, icra hukukunda en sık karşılaşılan konulardan biridir. Özellikle boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakalarının ödenmemesi durumunda ceza verilip verilemeyeceği uygulamada yoğun şekilde tartışılmaktadır.

Borçlular çoğu zaman;

* Boşanma davasının halen devam ettiğini,
* Gelir durumlarının yeniden araştırıldığını,
* Nafakanın ileride azaltılabileceğini

ileri sürerek tazyik hapsi uygulanamayacağını savunmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2026 tarihli, 2026/227 Esas ve 2026/222 Karar sayılı ilamı; özellikle tedbir nafakalarında "bekletici mesele" konusuna açıklık getirmesi bakımından oldukça önemli bir karar niteliğindedir.

SORU 1: Nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında hapis cezası uygulanabilir mi?

Evet.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesine göre nafaka hükümlerine uymayan borçlu hakkında;

3 aya kadar tazyik hapsi

uygulanabilmektedir.

Ancak bu ceza doğrudan verilmez. Kanunda belirli şartların gerçekleşmesi gerekir.

SORU 2: Nafaka yükümlülüğüne aykırılık suçunun oluşması için hangi şartlar gerekir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre bu suçun oluşabilmesi için;

- Nafakanın mahkeme kararına dayanması,

- Nafaka için icra takibi başlatılması,

- Ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi,

- Borçlunun ödeme yapmaması,

- Şikayetin süresinde yapılması,

- En az bir aylık cari nafaka borcunun oluşması

gerekmektedir.

Ayrıca bazı durumlarda nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası da önem taşımaktadır.

SORU 3: Nafakanın azaltılması davası varsa tazyik hapsi uygulanır mı?

Her durumda uygulanmayabilir.

İİK'nın 344/2. maddesine göre;

Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmış olması halinde mahkeme bu davanın sonucunu bekleyebilir.

Yani nafakanın azaltılması ya da kaldırılması istemi gerçekten sonuca etkili ise ceza davası bekletici mesele yapılabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

SORU 4: Boşanma davasının devam ediyor olması tek başına bekletici mesele sebebi midir?

Hayır.

Yargıtay'ın bu kararına göre;

Boşanma davasının devam ediyor olması tek başına tazyik hapsi yargılamasının bekletilmesini gerektirmez.

Özellikle tedbir nafakası bakımından bu husus çok önemlidir.

Çünkü tedbir nafakası;

Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi gereğince boşanma davası sırasında verilen geçici nitelikte bir ara karar nafakasıdır.

Dolayısıyla yalnızca boşanma dosyasında gelir araştırması yapılması veya bilirkişi incelemesi istenmesi otomatik olarak bekletici mesele sonucu doğurmaz.

SORU 5: Somut olayda ne olmuştu?

Somut olayda;

* Bakırköy 6. Aile Mahkemesi'nde görülen boşanma davasında,
* 16.10.2024 tarihli ara karar ile toplam 65.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmiştir.
* Bu nafakaya dayanılarak icra takibi başlatılmıştır.
* Ödeme emri borçluya 06.12.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.
* Borçlu nafakayı ödememiştir.

Bunun üzerine alacaklı taraf şikayette bulunmuş ve borçlu hakkında tazyik hapsi kararı verilmiştir.

SORU 6: Borçlu neden cezaya itiraz etti?

Borçlu taraf;

Boşanma davasının halen devam ettiğini

ve mahkeme tarafından gelir durumunun araştırıldığını ileri sürmüştür.

Bu nedenle nafaka miktarının değişebileceğini savunarak ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini iddia etmiştir.

Adalet Bakanlığı da kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur.

SORU 7: Yargıtay neden kanun yararına bozma istemini reddetti?

Yargıtay'a göre somut olayda önemli olan husus şudur:

Borçlu tarafından bağımsız olarak açılmış bir nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası bulunmamaktadır.

Sadece boşanma davası devam etmektedir.

Yargıtay özellikle şu ayrımı yapmıştır:

* Eğer ayrıca açılmış bağımsız bir nafaka azaltım veya kaldırma davası varsa bu dava bekletici mesele yapılabilir.
* Ancak sadece boşanma dosyasında gelir araştırması yapılması yeterli değildir.

Dolayısıyla;

Boşanma davasındaki bilirkişi incelemesi tazyik hapsi yargılaması bakımından bekletici mesele sayılamaz.

SORU 8: Tedbir nafakası kesinleşmeden tazyik hapsi uygulanabilir mi?

Evet.

Tedbir nafakası ara karar niteliğinde olsa da uygulanması zorunludur.

Mahkeme tarafından verilen tedbir nafakası kararına uyulması gerekir. Borçlu;

* Kararı doğru bulmasa bile,
* Nafakanın yüksek olduğunu düşünse bile,
* Boşanma davası devam ediyor olsa bile

nafakayı ödemek zorundadır.

Aksi halde İİK m.344 kapsamında tazyik hapsi yaptırımı gündeme gelir.

SORU 9: Yargıtay'ın bu kararı uygulamada neden önemlidir?

Karar uygulama bakımından oldukça önemlidir.

Çünkü birçok dosyada borçlular;

"Boşanma davam devam ediyor, gelir araştırması yapılıyor, bu nedenle ceza verilmemeli"

şeklinde savunma yapmaktadır.

Yargıtay bu kararıyla;

- Tedbir nafakasının bağlayıcı olduğunu,

- Boşanma davasının devam etmesinin tek başına yeterli olmadığını,

- Ayrı bir nafaka azaltım veya kaldırma davası bulunması gerektiğini,

- Gelir araştırmasının bekletici mesele oluşturmayacağını

açık şekilde ortaya koymuştur.

SORU 10: Karardan çıkarılması gereken en önemli sonuç nedir?

Karardan çıkan en önemli sonuç şudur:

Tedbir nafakasına ilişkin boşanma davası devam ediyor olsa bile, ayrıca açılmış bağımsız bir nafaka azaltım veya kaldırma davası yoksa nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında tazyik hapsi uygulanabilir.

Bu nedenle nafaka borçlularının;

* Tedbir nafakasını düzenli ödemesi,
* Nafakanın yüksek olduğunu düşünüyorlarsa ayrıca azaltım davası açmaları,
* Sadece boşanma davasının devam etmesine güvenmemeleri

gerekmektedir.

SONUÇ

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2026 tarihli, 2026/227 Esas ve 2026/222 Karar sayılı ilamı; tedbir nafakalarının ödenmemesi halinde uygulanacak tazyik hapsi bakımından önemli ilkeler ortaya koymuştur.

Kararda özellikle;

* Tedbir nafakasının bağlayıcı olduğu,
* Boşanma davasının devam etmesinin tek başına yeterli olmadığı,
* Bekletici mesele için bağımsız nafaka azaltım veya kaldırma davası bulunması gerektiği,
* Gelir araştırmasının ceza yargılamasını durdurmayacağı,
* Nafaka borcunun ödenmemesi halinde tazyik hapsi uygulanabileceği

vurgulanmıştır.

Karar, nafaka yükümlülükleri ve icra ceza uygulamaları bakımından uygulamaya yön verecek önemli içtihatlardan biri niteliğindedir.

Karar:
Yargıtay 12. HD. T:20.01.2026, E:2026/227, K:2026/222

Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık ...'nin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 6. İcra Ceza Mahkemesinin 20/05/2025 tarihli ve 2025/35 esas, 2025/126 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 7. İcra Ceza Mahkemesinin 19/06/2025 tarihli ve 2025/9 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 12.12.2025 gün ve 94660652-105-34-31741-2025-KYB sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2025 gün ve KYB-2025/150567 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, borçlu sanık hakkında eşi ile aralarındaki boşanma davasına ilişkin yargılama esnasında, Bakırköy 6. Aile Mahkemesinin 2024/400 Esas sayılı dosyasından verilen 16.10.2024 tarihli ara karar ile toplam 65.000,00 Türk Lirası tedbir nafakasına hükmedildiği, anılan tedbir nafakasına istinaden borçlu sanık hakkında Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2024/13971 Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığı, ödeme emrinin 06.12.2024 tarihinde borçlu sanığa tebliğ edildiği ve sanığın ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra yasal süresi içinde birikmiş nafaka borcunu ödememesi üzerine alacaklı müşteki vekili tarafından 05.02.2025 tarihinde yapılan şikayet üzerine yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği nazara alındığında,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas, 2005/37 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinde düzenlenen ve şikâyete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçlu-sanığa tebliğ edilmiş olması, borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması, aylık nafakaya hükmedilmesi halinde icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması, borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava açılmış ise sonuçlanmış olması ve şikayet hakkının suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması gerektiği,

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası:" başlıklı 344/2. maddesinde yer alan, "...Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir." şeklindeki düzenleme ile,

Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.01.2025 tarihli ve 2024/6854 Esas, 2025/131 Karar sayılı ilamında yer alan, "... borçlu sanık tarafından Ankara 5. Aile Mahkemesinin 2022/187 Esasına kayden 23.03.2022 tarihinde nafakanın azaltılması istemli dava açıldığı ve Ankara 8. İcra Ceza Mahkemesinin karar tarihi itibariyle derdest bulunduğu, anılan nafakanın azaltılması davasının sonuca etkili olduğu ve bu nedenle bekletici mesele yapılması gerektiği gözetilmeksizin," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda borçlu sanık ile alacaklı müşteki arasındaki boşanma davasının (Bakırköy 6. Aile Mahkemesinin 2024/400) derdest olduğu ve anılan davanın 10.09.2025 tarihli celsesinde de borçlu sanığın gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi istendiğinin anlaşılması karşısında, anılan derdest davanın sonuca etkili olduğu ve bu nedenle bekletici mesele yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın anılan yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuş ise de;

5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinde düzenlenen ve şikâyete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas, 2005/37 Sayılı kararındaki yukarıda belirtilen diğer şartların yanı sıra borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması ve dava açılmış ise anılan nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasının sonuca etkili olması nedeniyle bekletici mesele yapılarak sonuçlanmasının beklenmesi gerektiği hususu tartışmasızdır.

Tedbir nafakasının taraflar arasından görülen boşanma davasında yapılan yargılama esnasında İlk Derece Mahkemesince TMK'nın 169. maddesine göre kadın ve çocuklar lehine ara kararla verilen bir tedbir mahiyetinde nafaka olduğu, somut olayda mahkemenin 16.10.2024 tarihli ara kararla tedbir nafakasına hükmettiği ve yine aynı mahkemenin 10.09.2025 tarihli celsesinde borçlu sanığın gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine yönelik ara karar kurduğu anlaşılmış olup, dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunması halinde bekletici mesele yapılarak sonuçlanmasının beklenmesi gerekir ise de; somut olayda halen derdest olan boşanma davasında ara karar niteliğinde hükmedilen tedbir nafakasının söz konusu olduğu ve bunun dışında ayrıca bağımsız olarak açılmış nafakanın azaltılması ya da kaldırılması davası bulunmadığından, mahkemenin borçlu sanığın gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine yönelik bu husus bekletici mesele yapılamayacaktır.

Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; borçlu sanık hakkında eşi ile aralarındaki boşanma davasına ilişkin Bakırköy 6. Aile Mahkemesinin 2024/400 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama esnasında verilen 16.10.2024 tarihli ara karar ile toplam 65.000,00 Türk Lirası tedbir nafakasına hükmedildiği ve borçlu sanık ile alacaklı müşteki arasındaki boşanma davasının halen derdest olduğu ve ayrıca bağımsız olarak açılmış nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasının söz konusu olmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (1)