Üçüncü Kişi Mahallinde Hacizde Hangi Hükümler Uygulanır (2026)

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 12:45:53

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
İİK 96-97 ve 99. Maddeleri Arasındaki Fark Nedir? Üçüncü Kişi Mahallinde Hacizde Hangi Hüküm Uygulanır? Yargıtay'ın Güncel İçtihatları

Yargıtay 12. HD. 15.04.2025 T., 2025/138 E., 2025/3180 K.
Yargıtay 12. HD. 10.02.2026 T., 2025/9710 E., 2026/746 K.



GİRİŞ

İcra hukukunda en çok tartışılan konulardan biri, üçüncü kişi adresinde yapılan hacizlerde hangi prosedürün uygulanacağıdır. Özellikle borçlunun fiilen bulunduğu, çalıştığı veya ticari ilişki içerisinde olduğu işyerlerinde yapılan hacizlerde İİK'nın 96-97. maddeleri ile 99. maddesi arasında ciddi uygulama farklılıkları ortaya çıkmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği bağlantılı iki önemli karar;
• Üçüncü kişi mahallinde haczin hangi şartlarda İİK 96-97 kapsamında sayılacağını,
• Evrak araştırmasının hangi durumda geçerli kabul edileceğini,
• Ticaret sicil kayıtlarının mı yoksa haciz mahallindeki fiili durumun mu esas alınacağını,
• Bölge Adliye Mahkemesi'nin bozma sonrası nasıl karar vermesi gerektiğini
ayrıntılı şekilde açıklamıştır.

Bu kararlar uygulamada özellikle istihkak iddiaları bakımından büyük önem taşımaktadır.



SORU 1: İİK 96-97 ile İİK 99 arasındaki temel fark nedir?

İİK'nın 96 ve devamı maddeleri ile 99. maddesi arasında en temel fark, mülkiyet karinesinin kim lehine işleyeceğidir.

İİK 96-97 sistemi:
Malın borçlunun elinde bulunduğu kabul edilir. Bu durumda üçüncü kişi mülkiyet iddiasını ispat etmek zorundadır.

İİK 99 sistemi:
Mal üçüncü kişinin elinde sayılır. Bu durumda alacaklı, malların borçluya ait olduğunu dava açarak ispat etmek zorundadır.

Dolayısıyla hangi maddenin uygulanacağı, ispat yükünü tamamen değiştirmektedir.



SORU 2: Yargıtay'a göre üçüncü kişi adresinde yapılan haciz her zaman İİK 99 kapsamında mı değerlendirilir?

Hayır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre yalnızca adresin üçüncü kişiye ait olması tek başına İİK 99'un uygulanması için yeterli değildir.

Haciz sırasında;

• Borçlunun fiilen işyerini yönetmesi,
• Kendisini işyeri sahibi veya yetkilisi olarak tanıtması,
• Borçluya ait yoğun evrak bulunması,
• Ticari faaliyet bağlantısının tespit edilmesi,
• Borçlunun işyerini fiilen kullanması

gibi durumlarda haciz İİK 97 kapsamında kabul edilebilir.



SORU 3: İlk Yargıtay kararındaki olay neydi?

Dosyada haciz, üçüncü kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmıştır.

Ancak haciz sırasında;

• İşyerindeki SGK'lı çalışan, borçlu şahsın işyerinin sahibi ve yetkilisi olduğunu söylemiş,
• Borçlu şahsın gün boyunca hastane işleri nedeniyle gelemeyeceği belirtilmiş,
• Muhasebe bölümü ve çekmecelerde borçlu şirkete ve borçlu şahsa ait çok sayıda evrak bulunmuştur.

Bunun üzerine icra müdürlüğü haczi İİK 96-97 kapsamında değerlendirmiştir.



SORU 4: Bölge Adliye Mahkemesi neden haczin İİK 99 kapsamında yapılması gerektiğine karar verdi?

BAM'a göre;

• Evrak araştırması hukuka aykırıdır,
• Ticaret sicil kayıtları esas alınmalıdır,
• Borçlunun uzun yıllardır SGK'lı çalışan olması nedeniyle evrak bulunması normaldir,
• Üçüncü kişinin adresinde haciz yapılmıştır.

Bu nedenle BAM, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak haczin İİK 99 kapsamında yapılmış sayılmasına karar vermiştir.



SORU 5: Yargıtay neden BAM kararını bozdu?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, haciz sırasında ortaya çıkan fiili durumun önemli olduğunu vurgulamıştır.

Kararda özellikle şu hususlar dikkate alınmıştır:

• Haciz mahallinde borçluya ait çok sayıda evrak bulunması,
• Çalışanın borçluyu işyeri sahibi olarak göstermesi,
• Borçlunun işyeriyle fiili bağlantısının ortaya çıkması.

Yargıtay'a göre bu olgular birlikte değerlendirildiğinde haciz İİK 97 kapsamında kabul edilmelidir.

Bu nedenle BAM'ın "İİK 99 uygulanmalıdır" yönündeki kararı bozulmuştur.



SORU 6: Evrak araştırması hukuka aykırı mıdır?

Karardan çıkan sonuca göre her durumda hukuka aykırı değildir.

Yargıtay, haciz sırasında bulunan evrakların fiili hakimiyetin belirlenmesinde dikkate alınabileceğini kabul etmiştir.

Özellikle;

• Muhasebe kayıtları,
• Kaşe,
• Fatura,
• Şirket belgeleri,
• Borçlu adına düzenlenmiş ticari evraklar

mülkiyet karinesinin belirlenmesinde önem taşıyabilir.



SORU 7: Ticaret sicil kayıtları mı yoksa fiili durum mu önemlidir?

Yargıtay uygulamasında fiili durum büyük önem taşımaktadır.

Bir adres üçüncü kişi adına kayıtlı olsa bile;

• Borçlu fiilen işyerini kullanıyorsa,
• Ticari faaliyet borçlu tarafından yürütülüyorsa,
• Mallar üzerinde fiili hakimiyet borçludaysa

İİK 97 karinesi uygulanabilir.

Dolayısıyla yalnızca ticaret sicil kaydı belirleyici değildir.



SORU 8: İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi nedir?

İİK 97/a'ya göre:

"Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır."

Borçlu ile üçüncü kişinin malları birlikte bulundurması halinde dahi mal borçlunun elinde kabul edilir.

Bu durumda üçüncü kişi;

• Fatura,
• Cari kayıt,
• Demirbaş kaydı,
• Banka ödeme kayıtları,
• Vergi kayıtları

gibi güçlü delillerle mülkiyetini ispat etmek zorundadır.



SORU 9: İkinci Yargıtay kararındaki usul hatası neydi?

İlk Yargıtay bozma kararından sonra BAM şu şekilde karar vermiştir:

"Davacıların istinaf isteminin esastan reddine"

Ancak Yargıtay bu işlemi usule aykırı bulmuştur.

Çünkü BAM daha önce ilk derece kararını tamamen kaldırıp yeniden hüküm kurmuştu. Bu nedenle artık ortada hukuki varlığını sürdüren bir ilk derece kararı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla bozma sonrası yapılması gereken şey:

Yeni bir hüküm kurmaktır.

Eski ilk derece kararına dönülerek "istinafın reddi" kararı verilmesi mümkün değildir.



SORU 10: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun atıf yapılan içtihadının önemi nedir?

Kararda atıf yapılan:

YHGK 2021/10-675 E., 2021/1458 K.

sayılı karar çok önemli bir usul ilkesini ortaya koymaktadır.

Buna göre:

• BAM ilk derece kararını kaldırıp yeniden hüküm kurmuşsa,
• Bu yeni hüküm Yargıtay tarafından bozulmuşsa,

artık ilk derece mahkemesi kararı hukuki varlığını kaybeder.

Bu durumda BAM yeniden bağımsız bir hüküm tesis etmek zorundadır.



SORU 11: Bu kararların uygulamadaki önemi nedir?

Kararlar özellikle;

• Üçüncü kişi şirket adreslerinde yapılan hacizlerde,
• İstihkak iddialarında,
• Şirketler arası organik bağ tartışmalarında,
• Fiili hakimiyet değerlendirmelerinde,
• Haciz sırasında evrak araştırması yapılmasında,
• Bölge Adliye Mahkemesi'nin bozma sonrası yetkisinde

uygulamaya yön verecek niteliktedir.



SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Yargıtay'ın bu iki bağlantılı kararı birlikte değerlendirildiğinde şu temel ilkeler ortaya çıkmaktadır:

• Üçüncü kişi adresinde haciz yapılması tek başına İİK 99 uygulanmasını gerektirmez.
• Haciz mahallindeki fiili durum esas alınır.
• Borçlunun işyerindeki hakimiyeti ve evrak varlığı önemlidir.
• İİK 97 kapsamındaki mülkiyet karinesi geniş şekilde uygulanabilir.
• Bölge Adliye Mahkemesi bozma sonrası mutlaka yeni hüküm kurmalıdır.
• Önceki kaldırılmış ilk derece kararına dönülmesi usulen mümkün değildir.

Özellikle üçüncü kişi şirketler üzerinden mal kaçırma iddialarının yoğun olduğu dosyalarda bu kararların uygulamada çok sık kullanılacağı açıktır.



İLGİLİ YARGITAY KARARLARI:

12. Hukuk Dairesi         2025/138 E.  ,  2025/3180 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Uyuşmazlık, haciz işleminin İİK'nın 99. maddesi yerine 96-97. maddesine göre yapılması yönündeki icra memur muamelesini şikayet niteliğindedir.

İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiş, davacı 3. kişi tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince haciz mahallinde evrak araştırması şartlarının oluşmadığı, evrak araştırmasının hukuka aykırı olduğu, bu kapsamda elde edilen evrakların da mülkiyet karinesinin borçluya ait olduğuna yönelik ispata yeterli olmayacağı, tanık ...'nin beyanlarına göre değil, ticaret sicil kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, borçlu şahıs uzun yıllardır iş yerinde sgklı çalışan olduğundan evrak bulunmasının anlaşılır olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak şikayetin kabulüne, haczin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına karar verilmiştir.

Haczin 17.01.2024 tarihinde yapıldığı, şikayetin öğrenmeden itibaren yedi günlük süresi içinde yapıldığı görülmüştür.
"İİK'nın 96. maddesine göre "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehini olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir."

İİK'nın 97/a maddesi uyarınca "Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. (Ek üçüncü ve dördüncü cümle: 24.11.2021-7343/8 md.) Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer."

İcra dosyası ve haciz tutanağının incelemesine gelince; haczin davacı üçüncü kişinin ticaret sicil adresinde yapıldığı, bu adresin ödeme emri tebliğ adresi olmadığı, ancak İİK'nın 8. maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağına göre sigortalı çalışan ..., borçlu şahıs sorulduğunda buranın yetkilisi ve sahibi olduğunu söylediği, borçlu şahsın hastane işleri dolayısıyla gün boyunca gelemeyeceğinin söylendiği, çekmece ve muhasebe bölümündeki kasada yapılan evrak araştırmasında ise borçlu şirket ve borçlu şahsa ait çok sayıda evrak olduğu görülmüştür.

Bu kapsamda haczin İİK 97. madde kapsamında yapıldığı kabul edilip, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



*******************


12. Hukuk Dairesi         2025/9710 E.  ,  2026/746 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı 3. kişiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Uyuşmazlık, haciz işleminin İİK.'nın 99. maddesi yerine 96-97. maddesine göre yapılması yönündeki icra memur muamelesini şikayet niteliğindedir.

İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiş, davacı 3. kişilar tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince haciz mahallinde evrak araştırması şartlarının oluşmadığı, evrak araştırmasının hukuka aykırı olduğu, bu kapsamda elde edilen evraklarında mülkiyet karinesinin borçluya ait olduğuna yönelik ispata yeterli olmayacağı, tanık ... beyanlarına göre değil, ticaret sicil kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, borçlu şahıs uzun yıllardır iş yerinde SGK'lı çalışan olduğundan evrak bulunmasının anlaşılır olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak şikayetin kabulüne, haczin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına karar verilmiştir.

Dairemiz 2025-138 Esas, 2025-3180 Karar sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince, "davacıların istinaf isteminin esastan reddine" karar verilmiştir. Anılan karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince bozmaya uyularak davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Oysa ki davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk verilen kararla, İlk Derece Mahkemesi kararı tamamen kaldırılmış, yeniden hüküm kurulması sonucu verilen karar Dairemizce de bozulmuş olduğundan, ortada hukuki varlık kazanmış bir karar bulunmamaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince yeniden hüküm tesis edilmelidir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde "davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine" dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/10-675 E., 2021/1458 K.)

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 12. Hukuk Dairesinin 13/10/2025 tarih ve 2025/856 Esas, 2025/1287 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (4)