Fesih Tarihi ile Aynı Gün Düzenlenen İhtiyari Arabuluculuk Tutanağının İptali

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 17:20:01

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
İş Hukukunda İhtiyari Arabuluculuk Tutanaklarının Sakatlanması: Aynı Gün Yapılan İşlemler ve Çelişkili Beyanların İptal Nedeni Sayılması
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/6583 E. ve 2025/8133 K. Sayılı Güncel Kararı Işığında Bir İnceleme



Giriş: Arabuluculuk Kurumunun Amacı ve Uygulamadaki Kötüye Kullanım Riskleri

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ve ardından iş uyuşmazlıklarında dava şartı haline gelmesi, Türk yargı sisteminde köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Kurumun temel amacı; tarafların özgür iradeleriyle, mahkeme üzerindeki iş yükünü azaltarak, barışçıl ve hızlı bir çözüm elde etmelerini sağlamaktır. Ancak iş hukukunun "işçinin korunması" ve "işçinin işverene karşı bağımlı olma durumu" ilkeleri, arabuluculuk kurumunun işverenler tarafından bir "ibra mekanizması" veya "dava açılmasını engelleme kalkanı" olarak kullanılması riskini de beraberinde getirmektedir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "ihtiyari arabuluculuk" adı altında, iş sözleşmesinin feshedildiği gün aceleyle düzenlenen tutanaklar, yüksek mahkemenin merceği altındadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin inceleyeceğimiz 2025/6583 E. , 2025/8133 K. sayılı kararı, iş hukukunda irade fesadı, hayatın olağan akışı ve arabuluculuk sürecinin kronolojik tutarlılığı açısından tarihi nitelikte kriterler sunmaktadır.



1. Somut Olayın Anatomisi: Ortaklık Vaadi, İstifa Oyunu ve WhatsApp Mesajları

Dava konusu olayda, 2009 yılından beri davalı işyerinde "döner ustası" olarak aralıksız çalışan bir işçi söz konusudur. Yaklaşık 12 yıllık kıdemi olan bu işçi, 27.12.2021 tarihinde bir arabuluculuk tutanağı imzalamıştır. İşçinin iddiasına göre:
  • Kendisine bu görüşmenin bir arabuluculuk süreci olduğu söylenmemiş, aydınlatma yapılmamıştır.
  • İşyerine "ortak yapılacağı" vaat edilerek iradesi fesada uğratılmış, "Artık usta olarak değil, şirket ortağı olarak yer alacaksın" denilerek belgeler imzalatılmıştır.
  • Tutanak sonrasında işçi, şubenin kapandığı Nisan 2022 tarihine kadar döner ustası olarak çalışmaya devam etmiştir.
  • İşverenin banka üzerinden gönderdiği 10.000,00 TL'nin açıklama kısmına "arabuluculuk dosya numarası" yazılmış, ancak taraflar arasındaki WhatsApp konuşmalarında bu paranın "lokanta masrafları ve market ödemeleri" için gönderildiği açıkça ikrar edilmiştir.

Davalı işveren ise işçinin kendi rızasıyla ortaklık kurmak amacıyla istifa ettiğini, markanın lisans bedeline mahsuben kıdem tazminatından vazgeçtiğini ve kalan 10.000,00 TL nakit ödeme ile tarafların el sıkıştığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.



2. Hukuki Değerlendirme ve Mahkemelerin Yaklaşımı

A. İlk Derece Mahkemesinin Gerekçesi: Mantıksal ve Hukuki Çelişki
İlk Derece Mahkemesi, iptali istenen arabuluculuk tutanağının metnindeki fahiş çelişkiye odaklanmıştır. Tutanakta işçinin "istifa ettiği" yazılmasına rağmen, aynı tutanağın devamında işçiye 7.000,00 TL kıdem tazminatı ve 3.000,00 TL ücret alacağı ödenmesi kararlaştırılmıştır. İş Hukuku nosyonuna sahip herkesin bileceği üzere, istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Hem feshin "istifa" olduğunu iddia etmek hem de aynı metinde "kıdem tazminatı" kalemi altında ödeme taahhüt etmek, tutanağın kendi içinde taşıdığı maluliyeti ve muvazaayı gözler önüne sermektedir. Mahkeme bu net çelişki nedeniyle tutanağın iptaline karar vermiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Kararı: Kronolojik İmkânsızlık ve Amaç Dışılık
İstinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, kararın gerekçesini daha da derinleştirerek arabuluculuk pratiğine yön verecek şu tahlilleri yapmıştır:
"...İş sözleşmesinin feshedildiği, tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurduğu, arabulucunun görevlendirildiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği ve müzakerelerin yapılarak anlaşmanın sağlandığı tüm bu aşamaların AYNI GÜN İÇERİSİNDE gerçekleştiğini kabul etmek hayatın olağan akışına aykırıdır."

BAM, burada çok önemli bir doktriner tespitte bulunmuştur: Arabuluculuk, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin perdelenmesi amacıyla kullanılan bir araç (bir nevi modern ibraname) olamaz. Ortada henüz olgunlaşmış, tarafların üzerinde ihtilafa düştüğü gerçek bir uyuşmazlık bulunmadan, salt işçinin ileride dava açma hakkını elinden almak amacıyla arabuluculuk masası kurulamaz. Hakiki bir müzakere ortamı sağlanmadan "jet hızıyla" aynı gün bitirilen süreçler, sakatlanmaya mahkumdur.

C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin Onama Kararı
Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu geniş ve işçinin korunması ilkesine uygun gerekçelerini hukuka uygun bularak kararı OY BİRLİĞİ ile onamıştır. Bu onama ile birlikte, ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının mutlak bir dokunulmazlığa sahip olmadığı, Borçlar Kanunu anlamında irade fesadı (hata, hile, ikrah) ve hakkın kötüye kullanılması durumlarında iptal davasına konu edilebileceği perçinlenmiştir.



3. Bu Karardan Çıkarılması Gereken Pratik Sonuçlar (Hukukçular ve Arabulucular İçin Kılavuz)

Bu yüksek mahkeme kararı, özellikle arabuluculuk faaliyeti yürüten meslektaşlarımız ve iş hukukçuları için kritik dersler barındırmaktadır:

1. Aynı Gün Mucizelerine Son Verilmelidir: İş sözleşmesinin fesih tarihi ile arabuluculuk başvuru, müzakere ve imza tarihinin aynı gün olması, mahkemeler nezdinde doğrudan bir "şüphe ve muvazaa" karinesi olarak değerlendirilmektedir. Sürecin makul bir zamana yayılması, tarafların iradelerini netleştirmesi için süre tanınması şarttır.
2. Tutanak Metinlerindeki Terminolojik Çelişkiler İptal Gerekçesidir: Hem "istifa" kodunun kuruma bildirilmesini kararlaştırıp hem de "kıdem tazminatı" ödemek, hukuki bir tutarsızlıktır. Arabulucular, tarafların mutabık kaldığı metnin hukuki mantığına dikkat etmeli, kendi içinde çelişen ibarelere yer vermemelidir.
3. Hayatın Olağan Akışı Kriteri: 12 yıl gibi ciddi bir kıdemi olan kıdemli bir personelin (örneğin bir döner ustasının), hiçbir haklı gerekçe yokken istifa etmesi ve toplamda sadece 10.000 TL gibi sembolik bir rakama tüm haklarından vazgeçmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemeler somut mizanı ve ekonomik dengesizliği göz önünde bulunduracaktır.
4. Dijital Delillerin Gücü: Banka dekontuna yazılan "arabuluculuk dosya numarası", işvereni kurtarmaya yetmemiştir. Arka plandaki WhatsApp yazışmalarıyla paranın gerçek gönderilme amacının başka olduğu kanıtlanabilmektedir. Yan deliller irade fesadının ispatında büyük önem taşımaktadır.



Sonuç

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararıyla, arabuluculuk kurumunun içinin boşaltılmasına ve işçilik alacaklarını bertaraf etme aracı olarak kullanılmasına geçit vermeyeceğini net bir biçimde ilan etmiştir. Gerçek bir uyuşmazlığın olmadığı, formaliteden ibaret, baskı veya yanıltma ile aynı gün içinde imzalatılan arabuluculuk anlaşma belgeleri, 6325 sayılı Kanun'un 18/5 maddesindeki koruma zırhından yararlanamayacaktır. Kurumun saygınlığı, ancak bu tür hakkaniyete ve hukuka uygun denetimlerle korunabilir.

Bu tür "jet arabuluculuk" tutanakları hakkında yaşadığınız pratik deneyimleri bizimle paylaşabilirsiniz.


Anahtar Kelimeler: #Arabuluculuk #İşHukuku #İptalDavası #YargıtayKararı #KıdemTazminatı #İstifa #İradeFesadı #HayatınOlağanAkışı



YARGITAY KARAR METNİ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6583 E. , 2025/8133 K.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1715 E., 2025/1512 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/158 E., 2023/250 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2009 yılından bu yana döner ustası olarak çalıştığını, 27.12.2021 tarihinde arabulucuya götürüldüğünü, evrakı imzalaması hâlinde kendisinin artık usta olarak değil, şirket ortağı olarak yer alacağı vaadi ile kandırılarak tutanağın imzalattırıldığını, bu görüşmenin arabuluculuk toplantısı olduğunun müvekkiline söylenmediğini, arabuluculuk faaliyeti hakkında bilgi verilmediğini, tutanağı okumasına imkân verilmediğini, yalnızca, "Bu kağıdı imzalayarak işyerinde artık usta olarak çalışmayacaksın." dendiğini, tutanakta çelişkili ifadeler bulunduğunu, 12 yılı aşkın bir süredir işyerinde çalıştığı davalıca da kabul edilen bir işçinin, sebep göstermeksizin istifa etmesinin, üstelik çalışması karşılığında yalnızca 7.000,00 TL kıdem tazminatını kabul etmesinin yerleşik yüksek mahkeme kararlarına göre de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin iradesinin istifa olmadığını zira bu tarihten sonra şubenin kapanış tarihi olan 2022 yılı Nisan ayına kadar çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin tutanakta kararlaştırılan 7.000,00 TL kıdem tazminatı ve 3.000,00 TL ücret alacağının işçilik alacaklarına dair ödendiğini de bilmediğini, davalı Şiriket yetkilisinin "tutanağı imzaldıktan sonra ortak olacaksın, sana 10.000 TL para göndereceğim, bununla lokantanın masraflarını halledersin." dediğini, tutanakta kararlaştırılan günde 10.000,00 TL'yi müvekkiline gönderdiğini ve" ... yanına gelecek 8680 TL, geri kalan 1320 marketçiye öde, sana 10 yolluyom ... ibanını ver." dediğini, buna dair ekte whatsapp konuşma çıktısının sunulduğunu ancak Şirket yetkilisinin ise bu dekontun açıklamasına arabuluculuk dosya numarasını yazdığını ileri sürerek hukuka aykırı olarak düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.01.2009-27.11.2021 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde döner ustası olarak çalıştığını, müvekkiline ortaklık teklif ettiğini, davacının ortaklık tekliflerini değerlendirebilmek ve markanın Türkiye çapında bilinir bir marka olduğu da göz önüne alınarak markaya biçilen bir lisans bedelinin de varlığı dikkate alınarak davacı ile bir anlaşma yapıldığını, normal şartlarda müvekkilinin bir lisans sözleşmesi ile marka hakkını kullandırmasının bedelinin 150.000,00 TL olduğunu, davalı Şirketin de bu bedeli bildiğinden davacı ile bu bedeli karşılayabilecek ama aynı zamanda yıllardır bu işletmeye emeği geçen davacıyı ihya edebilmek maksadıyla bir pazarlık zemini oluşturulduğunu, davacının marka lisans bedelinin tamamını karşılayamayacağını ancak kıdem tazminatıyla alakalı bir mahsup söz konusu olursa bu işi yapabileceğini dile getirdiğini ve 2021 yılının Kasım ayında davacı tarafa, lisans bedelinin kıdem tazminatına mahsubu hususunda olumlu görüş bildirilerek şifahen bir ortaklık tesis edildiğini, davacının elinde bir miktar nakit kalması adına da 10.000,00 TL nakit para istediğini, müvekkili ve diğer davalının, davacının iş sözleşmesinin sonlanması durumu söz konusu olduğundan bu ilişkiyi de resmî bir şekilde sonlandırmak istediğinden arabuluculuk yoluna başvurmayı teklif ettiğini ve davacının kabul ettiğini, davacının arabuluculuk görüşmesi yapıldığından haberdar olduğunu, arabuluculuk tutanaklarının iptalinin talep edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli bir yaklaşım olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun "İşverenlerden ... işletmesinde 01.01.2009-31.12.2018, ...'nde 01.01.2019 - 27.12.2021 tarihlerinde mutfak işçisi olarak çalışmaya başlayan ve çalışmaya devam ederken 27.12.2021 tarihinde istifa eden işçinin iş akdini feshetmesi ve işçinin çıkış kodunun SGK'ya ... numarası olarak bildirilmesi hususunda anlaşmaları üzerine işçinin, işverenler nezdindeki çalışmaları nedeniyle tüm sözleşmesel ve yasal haklarının nasıl ve ne şekilde ödeneceği ile miktarları konusundaki işçilik hak ve alacaklarından kaynaklı uyuşmazlık" olarak gösterildiği ve görüşmeler neticesinde tarafların davacıya 7.000,00 TL kıdem tazminatı ile 3.000,00 TL ücret alacağı olmak üzere toplam net 10.000,00 TL ödeme yapılması konusunda anlaştığı, iptali talep olunan arabuluculuk anlaşma tutanağında davacının çıkış kodunun istifa olarak bildirilmesinin taraflar arasında kararlaştırıldığı hâlde çelişkili şekilde davacı işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılacağının aynı arabuluculuk anlaşma tutanağında kararlaştırılmış olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 27.12.2021 tarihli ve 2021/350324 sayılı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağından, davacının aynı gün içinde hem iş sözleşmesinin feshedildiği, hem tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurdukları, arabulucunun görevlendirildiği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının belirtildiği, tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmenin güç olduğu, arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığının ortaya konulmuş olmadığı, kaldı ki ilgili belgede davacının iş sözleşmesini feshettiği belirtilmesine ve kuruma bu şekilde bildirimde bulunulmasına rağmen bununla çelişkili olarak davacıya kıdem tazminatı ödenmesinin de hüküm altına alındığı diğer yandan, arabuluculuk yöntemin, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamayacağı ayrıca arabuluculukta temel amacın, mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, arabuluculuğun, bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, fesih işlemi arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden; somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşıldığı ve bu itibarla 27.12.2021 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

Davacının kendi hür iradesiyle gönüllü olarak ihtiyari arabuluculuk sürecine katıldığını, süreci devam ettirdiğini ve anlaşma şeklinde sonlandırma iradesi gösterdiğini,

Tarafların kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma, sahtelik iddiası gibi hâllerde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmesinin mümkün olduğunu ancak dava konusu olayda bu iddiaların ileri sürülmediği gibi bu yönde bir ispat da söz konusu olmadığını,

Davacının kötüniyetinin korunmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)