İş Hukukunda İhtiyari Arabuluculuk Tutanağının İptali ve İrade Fesadı

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 16:55:04

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
İş Hukukunda İhtiyari Arabuluculuk: İrade Fesadı, Gabin ve Tutanağın İptali (Yargıtay Emsal Karar İncelemesi)



Son yıllarda iş hukuku pratiğinde en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, işçinin işten ayrılış sürecinde önüne konulan "ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgeleridir." İşverenler, dava yolunu kapatmak ve kıdem tazminatı başta olmak üzere işçilik alacaklarını çok cüzi miktarlarla kapatabilmek amacıyla, işçilere işten çıkış anında arabuluculuk evrakları imzalatmaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yakın tarihli (2025/8447 E., 2025/9098 K.) kararı, bu tür "göstermelik" arabuluculuk süreçlerinin yargıdan nasıl döndüğüne dair mükemmel bir emsal teşkil etmektedir. Bu makalede, söz konusu kararın satır aralarını, hukuki gerekçelerini ve iş hukuku pratiğimize etkilerini inceleyeceğiz.

1. Uyuşmazlığın Arka Planı: 34 Yıllık Emeğe Karşılık 7.000 TL

Dava dosyasına yansıyan olay örgüsü, maalesef ülkemizdeki tipik işçi-işveren uyuşmazlıklarının bir özetidir.

  • Olay: 1987-2021 yılları arasında aralıklı olarak tır şoförü olarak çalışan işçi, haklı nedenle iş sözleşmesini feshediyor.
  • İşverenin Hamlesi: İşçiye, işten ayrıldığı gün (05.01.2021) bir ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatılıyor. Tutanakta işçinin 7.000 TL karşılığında tüm haklarından vazgeçtiği ve başkaca alacağı kalmadığı belirtiliyor. (İşveren görüşmenin WhatsApp üzerinden yapıldığını iddia ediyor).
  • Dava Süreci: İşçi, alacaklarının 200.000 TL'nin üzerinde olduğunu belirterek, irade fesadı (baskı ve kandırılma) gerekçesiyle hem arabuluculuk tutanağının iptali davası hem de işçilik alacakları davası açıyor.

Bilirkişi incelemesinde ortaya çıkan tablo çarpıcıdır: İşçinin, yapılan eski ödemeler mahsup edildikten sonra bile sadece net kıdem tazminatı alacağının 84.936,91 TL olduğu, ayrıca ödenmemiş diğer işçilik alacaklarının da bulunduğu tespit edilmiştir.

2. Yargıtay ve Derece Mahkemelerinin Hukuki Değerlendirmesi

Yargıtay'ın onadığı bu kararda, arabuluculuk müessesesinin kötüye kullanımını engelleyen üç temel hukuki dayanak göze çarpmaktadır:

A. İrade Fesadı ve Hayatın Olağan Akışına Aykırılık
Mahkeme, işçinin hizmet süresi (19... gün), emsal ücret araştırmaları ve bilirkişi raporuyla tespit edilen bakiye 84.936,91 TL'lik salt kıdem tazminatı alacağını göz önüne almıştır. Yüz binlerce liralık gerçek bir alacak dururken, işçinin serbest iradesiyle sadece 7.000 TL karşılığında tüm haklarından feragat ettiğini kabul etmek hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durum, arabuluculuk görüşmelerinde "irade fesadı" (hata, hile, ikrah) ve açık oransızlık (gabin) olduğunu kanıtlar niteliktedir.

B. Aynı Gün Düzenlenen Evrakların Şaibesi
İşçinin fesih tarihi ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının tarihinin aynı gün (05.01.2021) olması, sürecin gerçek bir müzakereden ziyade işten çıkış işlemlerinin bir formalitesi olarak kurgulandığını göstermektedir. İşveren vekili, pandemi nedeniyle görüşmenin WhatsApp üzerinden yapıldığını savunmuş olsa da, bu durum işçinin hukuki bilgisizliğinden ve zor durumundan faydalanıldığı gerçeğini değiştirmemiştir.

C. Usuli Bir Hatırlatma: Davaların Ayrılması (Tefrik) ve Bekletici Mesele
Kararda usul hukuku açısından çok önemli bir detay mevcuttur. İlk derece mahkemesi başlangıçta "Arabuluculuk Tutanağının İptali" davası ile "İşçilik Alacakları" davasını birleştirerek görmüştür. Ancak Yargıtay bozma ilamında;
Alıntı YapHMK md. 167 uyarınca bu iki davanın birlikte görülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, "İptal Davası"nın ayrı bir esasa kaydedilerek (tefrik edilerek), "Alacak Davası" yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini
vurgulamıştır. Bu usul kuralı, benzer davalar açacak meslektaşlarımız için kritik bir yol haritasıdır.

3. Kararın İş Hukuku Pratiğine Etkileri ve Sonuç

Arabuluculuk kurumu, tarafların uyuşmazlıklarını barışçıl yollarla çözmesi için tasarlanmıştır; işverenin borçtan kurtulma aracı değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bu kararı neticesinde şu sonuçları çıkarabiliriz:

  • Arabuluculuk anlaşma belgeleri dokunulmaz değildir. Eğer işçinin gerçek alacağı ile arabuluculuk tutanağında anlaşılan miktar arasında "uçurum" varsa, bu belge irade fesadı ve gabin iddialarıyla iptal edilebilir.
  • İptal davası açarken, işçilik alacakları davasının da eşzamanlı olarak yürütülmesi ve iptal davasının bekletici mesele yapılması usulen en doğru yöntemdir.
  • İşverenlerin, işçinin zayıf durumundan (işsiz kalma korkusu, maddi sıkıntı vb.) faydalanarak imzalattıkları standart arabuluculuk matbu evrakları, mahkemeler ve Yargıtay nezdinde itibar görmemektedir.

Bu karar, arabuluculuk masasında hakkı yenen ve "Artık imza attım, yapacak bir şey yok" diye düşünen işçiler için güçlü bir umut ışığı, sözde arabuluculuk anlaşmaları ile yargı denetiminden kaçmaya çalışan kötü niyetli uygulamalar için ise ciddi bir settir.






YARGITAY KARARININ TAM METNİ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2025/8447 E.  2025/9098 K.

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2025/278 E., 2025/476 K.
MAHKEMESİ : ... 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/73 E., 2024/114 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 1987-2021 yılları arasında aralıklı şekilde davalı işveren nezdinde tır şoförü olarak çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi, primlerin düşük ücretten yatırılması ve psikolojik taciz (mobbing) uygulanması nedeniyle davacının iş sözleşmesini 05.01.2021 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, işten ayrılışı sırasında baskıyla ve bir kısım alacaklarının ödeneceği taahhüt edilerek içerikleri okutulmadan bir kısım evraklar imzalatıldığını, işten ayrılmasının ardından dava açmadan önce arabulucuya başvurulduğunda, davalı tarafından aralarında, daha önce ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı düzenlendiğinin belirtildiğini, ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin taraflarınca bilinemediğini, zira davacının bilerek ve isteyerek böyle bir faaliyet içerisinde bulunmadığını, imzalanmışsa eğer, tutanağın imzalanması sırasında davacının irade fesadına uğratıldığını, davacının hizmet süresi itibarıyla 200.000,00 TL'nin üzerinde alacağı bulunduğunu, cüzi bir alacağı olmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, prim alacağı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini; birleşen dava dilekçesinde ise davalı ile davacı arasında düzenlenmiş olan 05.01.2021 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir. 

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyari arabuluculuk sonrasında anlaşılan konularda dava açılamayacağını, davanın esasına girilmeksizin reddi gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen bir alacağı bulunmadığını, kaldı ki alacakların da zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararı ile; dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belge tarihinin 05.01.2021 olduğu, davanın 26.11.2021 tarihinde açıldığı, konuya ilişkin mevzuat hükümleri, davacı ile aynı işi yapan ve istinaf denetiminden geçerek kesinleşen dosyalardaki işçilere ait emsal ücretler, davacının hizmet süresi, bilirkişi raporunda davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin mahsubu sonucu 84.936,91 TL daha net kıdem tazminatı alacağı ile ödenmemiş diğer işçilik alacaklarının bulunması ve diğer tüm deliller birlikte ele alındığında davacının ihtiyari arabuluculuk belgesinde yazılı bulunan 7.000,00 TL tutar dışında hiçbir hak ve alacağı kalmadığına dair ibarenin davacının serbest iradesi ile anlaşmaya varılması sonucu yazıldığı kabulünün dosya kapsamına uygun düşmediği gerekçesiyle 05.01.2021 tarihli ve 2021/3220 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk son oturum tutanağı ve eki anlaşma belgesinin iptaline ilişkin birleşen davanın kabulüne, davacının işçilik alacaklarına ilişkin açılan asıl davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2025 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından alacak davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davaları ayrı ayrı açılmış olup alacak davasında, arabuluculuk tutanağının iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekirken davaların birleştirilerek görülmesinin isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına davanın her safhasında karar verilebileceği, hâl böyle olunca Mahkemece, birleştirilen ... 13. İş Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ve 2024/73 Esas, 2024/114 Karar sayılı arabuluculuk tutanağının iptali davasının asıl davadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmesi, asıl dava yönünden; arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiği, davaların birlikte görülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmadan sonra yapılan yargılamada, usul ve kanuna uygun olan bozma ilâmına uyularak ... 13. İş Mahkemesinin 2024/73 Esas, 2024/114 Karar sayılı dosyasından görülen ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istemli davanın, işçilik alacaklarına ilişkin davadan tefrik edildiği ve bu dosyanın sonucunun işçilik alacaklarına ilişkin davada bekletici mesele yapıldığı, somut uyuşmazlık yönünden; dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 05.01.2021 tarihinde düzenlendiği, davanın ise 26.11.2021 tarihinde açıldığı, konuya ilişkin mevzuat hükümleri, davacı ile aynı işi yapan ve istinaf denetiminden geçerek kesinleşen dosyalardaki işçilere ait emsal ücretler, davacının hizmet süresinin 19... gün olarak belirlendiği ve yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin mahsubu sonucu 84.936,91 TL daha net kıdem tazminatı alacağı ile ödenmemiş diğer işçilik alacaklarının bulunduğunun belirlendiği bilirkişi raporu ve diğer tüm deliller birlikte ele alındığında; davacının ihtiyari arabuluculuk belgesinde yazılı bulunan 7.000,00 TL tutar dışında hiçbir hak ve alacağı kalmadığına dair belirtimin davacının serbest iradesi ile anlaşmaya varılması sonucu yazıldığı kabulünün dosya kapsamına uygun düşmediği gerekçesiyle 05.01.2021 tarih ve 2021/3220 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk son oturum tutanağı ve eki anlaşma belgesinin iptaline ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;


Anlaşma belgesinin iptali davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini,

Taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinin kanuna uygun olduğunu, tarafların anlaştığını, arabuluculuk görüşmesinin WhatsApp uygulaması üzerinden yapıldığını, WhatsApp üzerinden görüşme yapıldığı için HTS kayıtlarında görüşme kaydı çıkmadığını, davacının imzasını kabul ettiğini, tutanakta yazılan parayı aldığını, buna rağmen görüşme yapmadığı şeklindeki beyanına itibar edilemeyeceğini,

İrade fesadına dayalı davaların 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini,

Arabuluculuk görüşmesinin telekonferans sistemiyle WhatsApp üzerinden ve pandemide yapıldığını, telekonferans sistemi ile yapılan görüşmede davacıya gerekli izahatın yapıldığını, tarafların fiziken biraraya gelemediği durumlarda görüşmenin telekonferans sistemi ile yapılabileceğini,

Davacıya emeklilik nedeniyle daha öncede tazminatlarının bir kısmı ödendiğinden, davacının arabuluculuk anlaşma belgesini imzaladığını, gabin durumunun söz konusu olmadığını, ihtiyari arabuluculuk belgelerinin aynı gün içinde düzenlenmesinde hukuka aykırılık olmadığını,

Davacının işinden istifa etmesine rağmen eski çalışan olması nedeniyle iyiniyetle arabuluculuk aşamasında tazminat ödemesi yapıldığını, davacının mağdur edilmediğini,

Arabuluculuk için başvuran tarafın davacı olduğunu, davacının imzasını inkar etmemesi, tutanakta belirtilen parayı aldığını kabul etmesi, davacının okur yazar olması karşısında davanın kabulünün dosya içeriği ile bağdaşmadığını,

Arabuluculuk görüşmesinin işveren adresinde yapılmasının salt bu nedenle arabuluculuk tutanağının iptalini gerektirir bir durum olmadığını,

Davacının soyut iddia dışında maddi delil sunamadığını, davalı tanığı Y.K'nın bu konuda ayrıntılı beyanda bulunduğunu, hiçbir maddi delile dayanmayan, yasal süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)

2645

Yanıtlar: 2
Gösterim: 4736