Danıştay'dan 2026-2027 Yılı Toplu Sözleşme Zammının İptaline Dair Başvuruya Red

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 08:51:31

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULU KARARLARINA KARŞI KONFEDERASYONLAR DAVA AÇABİLİR Mİ? – DANIŞTAY 12. DAİRE 2025/5122 E., 2025/4714 K.

Kamu görevlilerinin maaş artışları, katsayı düzenlemeleri ve mali haklarına ilişkin kararlar milyonlarca memuru doğrudan ilgilendirmektedir. Özellikle toplu sözleşme süreci sonunda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu tarafından verilen kararlar, kamu çalışanlarının ücret rejimini belirleyen en önemli düzenlemeler arasında yer almaktadır.

Danıştay 12. Dairesi'nin 2025/5122 Esas, 2025/4714 Karar sayılı ilamı; Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarına karşı kimlerin dava açabileceği konusunda dikkat çekici değerlendirmeler içermektedir.

Karar, özellikle:

  • Konfederasyonların dava açma ehliyeti,
  • Sendika ve konfederasyon ayrımı,
  • İptal davasında menfaat ilişkisi,
  • Kamu görevlilerinin maaş düzenlemelerine karşı açılacak davalar

bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

DAVAYA KONU OLAN HAKEM KURULU KARARI

Uyuşmazlığın merkezinde, 27.08.2025 tarihli ve 32999 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan:

26.08.2025 tarihli ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı

yer almaktadır.

Dava konusu edilen düzenleme, kararın:

"Katsayıların belirlenmesi ve ücretlerin artırılması"

başlıklı 4. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarıdır.

Bu hükümler kamu görevlilerinin:

  • Maaş katsayılarını,
  • Ücret artış oranlarını,
  • Mali ve sosyal haklarını,
  • 2026 dönemine ilişkin parasal düzenlemeleri

doğrudan etkileyen hükümler niteliğindedir.

DAVAYI KİM AÇTI?

Dosyada dava, bir konfederasyon tarafından açılmıştır.

Davacı konfederasyon:

  • Hakem Kurulu kararındaki ücret düzenlemelerinin hukuka aykırı olduğunu,
  • Kamu görevlilerinin mali haklarının olumsuz etkilendiğini,
  • İlgili maddelerin iptal edilmesi gerektiğini

ileri sürmüştür.

Ancak Danıştay, işin esasına geçmeden önce önemli bir ön sorunu incelemiştir:

Davacı konfederasyonun dava açma ehliyeti var mı?

İPTAL DAVASINDA EHLİYET NEDİR?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na göre iptal davası açabilmek için:

Davacının menfaatinin ihlal edilmiş olması gerekir.

Danıştay kararında özellikle şu ilke vurgulanmıştır:

Her idari işlem herkes tarafından dava konusu yapılamaz.

Mahkemeye göre:

  • Davacı ile işlem arasında doğrudan bağ bulunmalıdır,
  • Menfaat kişisel, meşru ve güncel olmalıdır,
  • Dolaylı etki tek başına yeterli değildir.

SENDİKA VE KONFEDERASYON AYRIMI

Kararda 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.

Kanuna göre:

Sendika:

Kamu görevlilerinin ortak ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliktir.

Konfederasyon:

En az beş sendikanın birleşmesiyle oluşan üst kuruluştur.

Danıştay'ın üzerinde özellikle durduğu nokta şudur:

Konfederasyonların üyeleri kamu görevlileri değil, sendikalardır.

Bu nedenle kamu görevlilerine doğrudan uygulanan işlemler bakımından konfederasyonların ehliyeti sınırlıdır.

DANIŞTAY İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI NE DİYOR?

Kararda, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 03.03.2006 tarihli önemli kararına da atıf yapılmıştır.

Bu içtihada göre:

  • Sendika ve konfederasyonların temsil yetkisi vardır,
  • Ancak bu yetki sınırsız dava açma hakkı anlamına gelmez,
  • Özellikle bireysel işlemler bakımından temsil yetkisi söz konusudur.

Yani bir kamu görevlisi hakkında tesis edilen bireysel işlem nedeniyle sendika veya üst kuruluş temsil görevi üstlenebilir.

Ancak düzenleyici işlemler bakımından aynı durum otomatik olarak geçerli değildir.

DANIŞTAY'A GÖRE KONFEDERASYON NEDEN DAVA AÇAMAZ?

Danıştay'ın temel değerlendirmesi şu şekildedir:

Hakem Kurulu Kararı doğrudan konfederasyona uygulanmamaktadır.

Çünkü düzenleme:

  • Kamu görevlilerinin maaşlarını belirlemektedir,
  • Sendika üyelerini etkilemektedir,
  • Konfederasyonun tüzel kişiliğine doğrudan yönelmemektedir.

Bu nedenle mahkeme:

Konfederasyonun dava açma ehliyetinin bulunmadığı

sonucuna ulaşmıştır.

DANIŞTAY'A GÖRE KİMLER DAVA AÇABİLİR?

Karardaki değerlendirmeye göre dava açabilecek kişiler:

  • Hakları doğrudan etkilenen kamu görevlileri,
  • Bu kişilerin üyesi olduğu sendikalar.

olarak kabul edilmiştir.

Ancak konfederasyonların doğrudan ehliyeti bulunmamaktadır.

KARARDA DİKKAT ÇEKEN HUKUKİ İLKE

Danıştay şu önemli dengeyi kurmuştur:

  • İdari işlemlerin yargısal denetimi engellenmemelidir,
  • Ancak dava ehliyeti de sınırsız yorumlanamaz.

Mahkemeye göre aksi halde:

"Her idari işleme karşı herkes dava açabilir hale gelir."

Bu da iptal davasındaki menfaat şartını anlamsız hale getirir.

ÇEVRE VE İMAR DAVALARINA İLİŞKİN İSTİSNA

Kararda ayrıca çevre, kültürel miras ve imar uygulamaları gibi kamu yararını doğrudan ilgilendiren alanlarda dava ehliyetinin daha geniş yorumlandığı da belirtilmiştir.

Ancak Danıştay'a göre:

Kamu görevlilerinin ücret düzenlemeleri bu kapsamda değerlendirilemez.

KARARIN SENDİKAL HUKUK BAKIMINDAN ÖNEMİ

Bu karar özellikle:

  • Konfederasyonların dava açma sınırlarını çizmesi,
  • Toplu sözleşme süreçlerine ilişkin uyuşmazlıkları etkilemesi,
  • Hakem Kurulu kararlarına karşı açılacak davalarda ehliyet sorununu netleştirmesi

bakımından önem taşımaktadır.

Karar, konfederasyonların her kamu personeli düzenlemesine karşı otomatik olarak dava açamayacağını ortaya koymaktadır.

DANIŞTAY'IN KARARI

Danıştay 12. Dairesi sonuç olarak:

Davanın ehliyet yönünden reddine

karar vermiştir.

Yani mahkeme:

  • Dava konusu maaş düzenlemelerinin hukuka uygun olup olmadığını incelememiş,
  • Öncelikle davacının ehliyetini değerlendirmiş,
  • Ehliyet bulunmadığı için davayı usulden reddetmiştir.

SONUÇ

Danıştay 12. Dairesi'nin 2025/5122 E., 2025/4714 K. sayılı kararı; Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarına karşı konfederasyonların doğrudan dava açamayacağı yönünde önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Karara göre:

  • İptal davası açabilmek için doğrudan menfaat ilişkisi gerekir,
  • Konfederasyonların üyeleri kamu görevlileri değil sendikalardır,
  • Temsil yetkisi sınırsız dava ehliyeti anlamına gelmez,
  • Hakem Kurulu kararlarına karşı esasen ilgili kamu görevlileri veya sendikaları dava açabilir.

Bu yönüyle karar, kamu görevlileri sendika hukuku ve idari yargıda dava ehliyeti bakımından uygulamada önemli etkiler doğurabilecek niteliktedir.



KARAR:
T.C.

DANIŞTAY

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No: 2025/5122

Karar No: 2025/4714


DAVANIN KONUSU:

27/08/2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26/08/2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın "Katsayıların belirlenmesi ve ücretlerin artırılması" başlıklı 4. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hakimi ...'ün açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

LGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin ehliyet yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, dava dilekçesinde ehliyet yönünden kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 3. maddesinde "sendika", kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar; "konfederasyon" ise, değişik hizmet kollarında bu Kanuna tabi olarak kurulmuş en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliği olan üst kuruluşlar olarak tanımlanmış olup; Kanun'un 19. maddesinde de, üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendika ve konfederasyonların görevleri arasında sayılmıştır.


İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir konu olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.

İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.

Sendikaların ve üst kuruluşların dava açma ehliyetiyle ilgili olarak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03/03/2006 tarih ve E:2005/1, K:2006/1 sayılı kararında; 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinin, sendika ve üst kuruluşlara, bizzat taraf oldukları hukuki ilişkiler dolayısıyla davacı ve davalı sıfatları ile ortak çıkarların korunması için tanınan davacı olabilme sıfatından başka, hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda, üyelerini veya bunların mirasçılarını her derecedeki yargı organları önünde temsil etme ve dava açma hakkı tanıdığı; kanun koyucunun, anılan madde ile sendika ve üst kuruluşları, diğer tüzel kişiliklere genel hükümler uyarınca tanınan taraf olma ve dava açma ehliyetinin dışında, üyelerini ve bunların mirasçılarını temsil etme ve ettirme yetkisi ile donattığı; buna göre, söz konusu maddenin sendikalara ve üst kuruluşlarına tanıdığı yetkinin ehliyet değil, temsil bağlamında değerlendirilmesi gerektiği, bir başka anlatımla kanun koyucunun, getirdiği bu düzenleme ile idare tarafından sendika üyesi kamu görevlisi hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemler nedeniyle bu ilişkinin tarafı olmayan sendika ve üst kuruluşa, üyesinin isteğine bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde taraf olarak kendisini temsil etme yetki ve sorumluluğu verdiği belirtilmiştir.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun bu kararından da anlaşılacağı üzere, 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendiyle, sendika üst kuruluşu olan konfederasyona, yalnızca sendika üyesi kamu görevlisinin menfaatini ihlal eden bireysel işleme karşı, onu temsilen dava açma yetkisi tanınmaktadır. Konfederasyonun üyelerini, kamu görevlilerinin değil, sendikaların oluşturduğu dikkate alındığında; konfederasyonun, sendika üyesi kamu görevlilerine yönelik düzenleyici işlemlere karşı dava açamayacağının kabulü zorunludur. Zira konfederasyon, kanunla verilen özel yetki dışında, sadece kendi tüzel kişiliğine yönelen düzenlemelere karşı dava açmaya ehildir.

Bu bağlamda, dava konusu Hakem Kurulu Kararı ile ilgili olarak, hakları veya menfaatleri ihlal edilmiş kişiler ile bu kişilerin üyesi olduğu sendika tarafından dava açılabileceği dikkate alındığında, en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturduğu konfederasyonun, doğrudan kendi üyesi sendikalara uygulanma olanağı bulunmayan Hakem Kurulu Kararı hükümlerine karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, konfederasyonlarca açılan davalara yönelik kararları da bu yöndedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,

2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3. Posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)

5023

Yanıtlar: 2
Gösterim: 3529

3830

Yanıtlar: 0
Gösterim: 3174