Yurt Dışında Çalışan Türk İşçilere Hangi Ülke Hukuku Uygulanır

Başlatan Arb. Özgür Koca, Bugün, 12:03:28

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
YURT DIŞINDA ÇALIŞAN TÜRK İŞÇİLERE HANGİ ÜLKE HUKUKU UYGULANIR? YARGITAY'IN EMSAL NİTELİĞİNDE 2026 YILINA AİT KARARI

Yurt dışında çalışan Türk işçilerinin işçilik alacaklarına hangi ülke hukukunun uygulanacağı, iş hukukunun en tartışmalı konularından biridir. Özellikle büyük inşaat, enerji ve altyapı şirketlerinin yurt dışı şantiyelerinde çalışan işçiler bakımından:

  • Türk hukuku mu uygulanacak,
  • Çalışılan ülke hukuku mu esas alınacak,
  • İş sözleşmesindeki hukuk seçimi geçerli mi sayılacak,
  • Zamanaşımı hangi ülke hukukuna göre belirlenecek

soruları uygulamada sıkça gündeme gelmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2026/851 Esas, 2026/1002 Karar sayılı ilamı; yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuk ve "daha sıkı ilişkili hukuk" ilkesi bakımından son derece önemli değerlendirmeler içermektedir.

Karar özellikle:

  • Yurt dışı şantiye çalışanları,
  • İşçilik alacakları davaları,
  • Milletlerarası özel hukuk,
  • Hukuk seçimi anlaşmaları,
  • Türk hukukunun uygulanma şartları

bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

OLAYIN ÖZETİ

Davacı işçi, davalı şirkete ait yurt içi ve yurt dışı şantiyelerinde:

2010-2018 yılları arasında elektrikçi olarak çalıştığını

ileri sürmüştür.

Davacı işçi:

  • İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini,
  • Türkiye'ye gönderildiğini,
  • Saatlik ücretinin 6,50 USD olduğunu,
  • Barınma ve yemek giderlerinin işveren tarafından karşılandığını,
  • Fazla çalışma yaptığını,
  • Hafta tatillerinde ve resmi tatillerde çalıştığını

belirterek:

  • Kıdem tazminatı,
  • İhbar tazminatı,
  • Yıllık izin ücreti,
  • Hafta tatili ücreti,
  • Ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin

tahsilini talep etmiştir.

DAVALI ŞİRKETİN SAVUNMASI

Davalı şirket ise:

  • Davacının kendi kayıtlarında bulunmadığını,
  • İş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğini,
  • Yıllık izin ücretlerinin ödendiğini,
  • Davacının ihtirazı kayıtsız bordro imzaladığını,
  • Uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini

savunmuştur.

Özellikle işverenin temel iddiası:

"Yurt dışında çalışıldığı için yabancı hukuk uygulanmalıdır."

şeklindedir.

İLK DERECE MAHKEMESİ NEDEN DAVAYI REDDETTİ?

İlk Derece Mahkemesi:

  • Taraflar arasında yurt dışı iş sözleşmesi bulunduğunu,
  • Çalışılan ülke hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığını,
  • Mutad işyerinin yurt dışı olduğunu,
  • Yabancı hukuka göre zamanaşımının gerçekleştiğini

kabul ederek davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı büyük ölçüde yerinde bulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TEMEL NOKTASI

Dosyadaki en önemli sorun şudur:

Yurt dışında çalışan Türk işçisine hangi ülke hukuku uygulanacaktır?

Bu sorunun cevabı:

  • İşçilik alacaklarının hesaplanmasını,
  • Zamanaşımı süresini,
  • İşçinin hak kazanacağı tazminatları,
  • Fazla çalışma ve tatil ücretlerini

doğrudan etkilemektedir.

YARGITAY'IN DEĞERLENDİRMESİ

Yargıtay kararında öncelikle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27. maddesi değerlendirilmiştir.

Bu madde, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde hangi ülke hukukunun uygulanacağını düzenlemektedir.

HUKUK SEÇİMİ ANLAŞMASI VARSA

Taraflar iş sözleşmesinde belirli bir ülke hukukunun uygulanacağını kararlaştırabilirler.

Yargıtay da somut olayda:

01.06.2017 – 27.11.2018 dönemi bakımından geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğunu

kabul etmiştir.

Bu nedenle bu dönem için yabancı hukukun uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur.

ASIL ÖNEMLİ NOKTA: HUKUK SEÇİMİ OLMAYAN DÖNEM

Ancak dosyada:

01.03.2011 – 01.12.2016 dönemi bakımından hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır.

İşte uyuşmazlığın düğüm noktası burasıdır.

5718 SAYILI KANUN'A GÖRE TEMEL KURAL

5718 sayılı Kanun'un 27/2 maddesine göre:

Kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır.

Yani işçi fiilen hangi ülkede çalışıyorsa normal şartlarda o ülke hukuku uygulanacaktır.

Ancak bu kural mutlak değildir.

"DAHA SIKI İLİŞKİLİ HUKUK" İLKESİ

Yargıtay kararının en önemli kısmı budur.

5718 sayılı Kanun'un 27/4 maddesine göre:

İş sözleşmesi başka bir hukukla daha sıkı ilişkili ise o hukuk uygulanabilir.

Bu durumda mahkeme sadece işçinin fiilen çalıştığı ülkeye bakmaz.

Birçok unsur birlikte değerlendirilir.

YARGITAY HANGİ KRİTERLERİ DİKKATE ALDI?

Kararda şu kriterler ayrıntılı şekilde sayılmıştır:

  • Tarafların tabiiyeti,
  • Tarafların yerleşim yerleri,
  • Sözleşmenin dili,
  • Sözleşmenin imzalandığı yer,
  • Sosyal güvenlik sistemi,
  • Ücretin ödendiği yer,
  • Sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer,
  • Önceki iş sözleşmeleri,
  • Türk hukukuna özgü kurumların sözleşmede yer alması.

Bu kriterler birlikte değerlendirilerek hangi hukukla daha güçlü bağ bulunduğu belirlenmektedir.

YARGITAY NEDEN TÜRK HUKUKUNUN UYGULANMASI GEREKTİĞİNİ KABUL ETTİ?

Yargıtay, 2011-2016 dönemi bakımından:

  • Davacı işçinin Türk vatandaşı olmasını,
  • İşverenin Türk şirketi olmasını,
  • Tarafların yerleşim yerlerinin Türkiye'de bulunmasını,
  • Ücretin Türkiye'de ödenmesini,
  • Sosyal ve hukuki ilişkilerin Türkiye'de yoğunlaşmasını

dikkate almıştır.

Bu nedenle:

Daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu

sonucuna ulaşmıştır.

YEREL MAHKEMENİN HATASI NEYDİ?

Yerel mahkeme tüm çalışma dönemi bakımından yabancı hukuku uygulamıştır.

Ancak Yargıtay'a göre:

Her çalışma dönemi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Çünkü:

  • Bazı dönemlerde hukuk seçimi anlaşması olabilir,
  • Bazı dönemlerde olmayabilir,
  • Her dönem bakımından uygulanacak hukuk değişebilir.

Mahkemenin bu ayrımı yapmaması bozma nedeni sayılmıştır.

ZAMANAŞIMI AÇISINDAN ÖNEMİ

Kararın en kritik yönlerinden biri de zamanaşımıdır.

Çünkü uygulanacak hukuk değiştiğinde:

  • Zamanaşımı süresi,
  • İşçilik alacaklarının kapsamı,
  • İspat kuralları,
  • Faiz uygulaması

tamamen değişebilmektedir.

Yargıtay, Türk hukukunun uygulanması gereken dönem bakımından davanın doğrudan zamanaşımından reddedilemeyeceğini belirtmiştir.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI DA GÜNDEME GELDİ

Davacı taraf ayrıca:

Anayasa Mahkemesi'nin 05.11.2024 tarihli iptal kararına

da dayanmıştır.

Bu kararın, yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri etkilediği ileri sürülmüştür.

Yargıtay bu hususu ayrıca tartışmadan, daha sıkı ilişkili hukuk ilkesi üzerinden sonuca ulaşmıştır.

KARARIN YURT DIŞI ŞANTİYE İŞÇİLERİ BAKIMINDAN ÖNEMİ

Bu karar özellikle:

  • Irak,
  • Libya,
  • Rusya,
  • Türkmenistan,
  • Katar,
  • Suudi Arabistan

gibi ülkelerde çalışan Türk işçileri bakımından çok önemlidir.

Çünkü uygulamada birçok işveren:

"İşçi yurt dışında çalıştı, bu nedenle sadece yabancı hukuk uygulanır."

savunmasını yapmaktadır.

Yargıtay ise bu yaklaşımın her durumda doğru olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur.

YARGITAY'IN VERDİĞİ TEMEL MESAJ

Karara göre:

İşçinin fiilen yurt dışında çalışması tek başına yabancı hukukun uygulanması için yeterli değildir.

Eğer sözleşme ve taraflar Türkiye ile daha sıkı bağlantı içindeyse Türk hukuku uygulanabilir.

SONUÇ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2026/851 E., 2026/1002 K. sayılı kararı; yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuk bakımından son derece önemli bir içtihat niteliğindedir.

Karara göre:

  • Her çalışma dönemi ayrı değerlendirilmelidir,
  • Hukuk seçimi anlaşması varsa kural olarak geçerlidir,
  • Ancak daha sıkı ilişkili hukuk ilkesi göz önünde tutulmalıdır,
  • İşçinin yurt dışında çalışması tek başına yabancı hukukun uygulanması için yeterli değildir,
  • Tarafların Türkiye ile güçlü bağları varsa Türk hukuku uygulanabilir.

Bu karar, özellikle yurt dışı şantiye işçilerinin işçilik alacakları davalarında Türk hukukunun uygulanması bakımından emsal niteliği taşıyabilecek önemli bir Yargıtay kararıdır.



T.C.
YARGITAY
9. Hukuk Dairesi

2026/851 E.
2026/1002 K.



"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/326 E., 2025/1019 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 73. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/399 E., 2024/26 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt içi ve yurt dışı şantiyelerinde, 2010-2018 tarihleri arasında, elektrikçi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ve Türkiye'ye gönderildiğini, davacının son ücretinin saatlik 6,50 USD olduğunu, 3 öğün yemek ve barınmanın işveren tarafından karşılandığını, fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili Şirket yapılanması içerisinde davacıya ilişkin bir kayda rastlanmadığını, davacının tüm iddia ve taleplerinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının istifa etmek suretiyle iş sözleşmesini sona erdirdiğini, ücret bordrolarında yıllık izin ücreti ödemesi tahakkuk ettirildiğini ve davacının ihtirazı kayıtsız imzaladığını, davacının yurt dışında çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda yabancı hukukun uygulanması gerektiğini ve ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamında bulunan yurt dışı iş sözleşmesi ile çalışılan ülke hukukunun uygulanacağının ve çalışılan ülkenin mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiği, davalı ... AŞ'nin süresinde ibraz ettiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ile birlikte çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiğini ifade ettiği, mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan ... olduğu, sözleşmenin fesih tarihinin 27.11.2018, dava tarihinin ise 30.12.2019 olduğu gerekçeleriyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile alınması gereken harçtan davalının sorumlu tutulması ile arabuluculuk ücretinin Devletin tahsil etmesi gereken harç niteliğinde bir gider olduğu ve nasıl davanın reddi hâlinde harcın davacıdan alınmasına karar veriliyor ise arabuluculuk ücretinin de davacının karşılaması gerektiği değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davaya konu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinin yanlış yorumlandığını,
3. ... iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınmasının hak arama hürriyetini kısıtladığını,
4. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü iptal edildiğinden uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davacının çalışma döneminin tamamına ... hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır.

Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 01.06.2017-27.11.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerinde ise de 01.03.2011-01.12.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü Kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.

Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 01.03.2011-01.12.2016 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 01.03.2011-01.12.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)