Ortaklığın Giderilmesi Satışlarında Vasi ile Kısıtlının Menfaatlerinin Çatışması

Başlatan Arb. Özgür Koca, 26 Mayıs 2026, 23:24:08

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ SATIŞLARINDA VASİYE YAPILAN TEBLİGAT VE MENFAAT ÇATIŞMASI
YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ KARAR İNCELEMESİ

1. GİRİŞ VE İNCELEMENİN AMACI
İcra ve İflas Hukuku ile Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) satış süreçlerinde en sık karşılaşılan fesih nedenlerinden biri, tebligat usulsüzlükleridir. Özellikle taraf teşkilinin sağlanması ve kısıtlı (vesayet altındaki) kişilerin haklarının korunması aşamasında, satış ilanının kime ve nasıl tebliğ edileceği büyük önem taşır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2023 tarihli, 2023/1448 E. ve 2023/1482 K. sayılı kararı, uygulamada sıklıkla tereddüt yaratan bir konuya son noktayı koymaktadır: Aynı taşınmazda hem hissedar hem de kısıtlının vasisi olan kişiye yapılan satış ilanı tebligatı, kısıtlı ile vasi arasında "menfaat çatışması" yarattığı gerekçesiyle usulsüz sayılabilir mi? Bu durum ihalenin feshini gerektirir mi?

Aşağıda, bu önemli kararın hukuki temellerini, derece mahkemelerinin yanılgılarını ve Yargıtay'ın meseleye yaklaşımını detaylı bir biçimde ele alacağız.



2. HUKUKİ İHTİLAFIN TEMELİ: İHALENİN FESHİ VE TEBLİGAT KANUNU MADDE 39

Satış İlanının Tebliği Zorunluluğu (İİK m. 127)
İcra ve İflas Kanunu'nun 127. maddesi son derece açıktır: Taşınmaz satışlarında satış ilanının bir örneği borçluya, alacaklıya ve tapu kaydındaki ilgililere tebliğ edilmelidir. Kısıtlı bir hissedar söz konusu olduğunda, bu tebligatın kanuni temsilci sıfatıyla vasiye yapılması kamu düzenindendir. Tebligatın hiç yapılmaması veya usulsüz yapılması, başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

Hasma Tebligat Yasağı (Tebligat Kanunu m. 39)
İhtilafın kilit noktası Tebligat Kanunu'nun 39. maddesinde yatmaktadır. İlgili madde, "Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz." hükmünü amirdir.

Doktrinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, bu maddenin ihdas edilme amacı son derece insanidir: Eğer tebliğ evrakını teslim alacak kişi ile asıl muhatap arasında bir husumet (hasımlık) varsa, evrakı teslim alan kişinin bu belgeyi asıl muhataba iletmeyeceği veya onun aleyhine hareket edeceği karinesi kabul edilir. Savunma hakkının kutsallığı gereği, böyle bir riskin bulunduğu hallerde yapılan tebligat yok hükmündedir ve usulsüzdür.



3. OLAYIN GELİŞİMİ VE DERECE MAHKEMELERİNİN YAKLAŞIMI

İncelemeye konu olayda süreç şu şekilde gelişmiştir:
  • İhalenin Feshi Talebi: Kısıtlı hissedarın vasisi, ihale yapıldıktan sonra Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak ihalenin feshini talep etmiştir. İleri sürdüğü en önemli argüman şudur: "Ben kısıtlının vasisiyim ama aynı zamanda satışa konu bu taşınmazda ben de hissedarım. Kısıtlı ile benim aramda menfaat çatışması vardır. Bu nedenle bana değil, kısıtlıyı temsil etmek üzere bir kayyım atanıp satış ilanının o kayyıma tebliğ edilmesi gerekirdi."
  • İlk Derece Mahkemesi: Bu talebi reddetmiş ve şikayetçi aleyhine %10 para cezasına hükmetmiştir.
  • Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf): İlk bozma kararından sonra BAM, şikayetçinin bu argümanını haklı bulmuştur. BAM kararında; vasinin hissedar olduğu, bu nedenle TK m.39 uyarınca menfaat çatışması doğduğu, kısıtlıya kayyım atanarak işlemlerin kayyım üzerinden yürümesi gerektiği belirtilerek, vasiye yapılan tebligat usulsüz sayılmış ve ihalenin feshine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararı, ilk bakışta "kısıtlının haklarının en üst düzeyde korunması" prensibine uygun gibi görünse de, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi icra ve satış hukukunun doğasına dikkat çekerek bu kararı bozmuştur.



4. YARGITAY'IN DEĞERLENDİRMESİ: SATIŞ DOSYASI BİR "DAVA" DEĞİLDİR

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin ihalenin feshi yönündeki kararını bozarken uygulamacılara yön gösterecek çok temel iki hukuki saptama yapmıştır:

A. Çekişmeli Yargı (Dava) ile Satış Dosyası Arasındaki Fark
Yargıtay açıkça şu tespiti yapmaktadır: "Satış dosyasında ortada bir dava olmayıp satış işlemi vardır ve satış işlemlerinde, vasi ve kısıtlı hasım değil, aynı taraftadır."
Bir davanın tarafı olmak ile bir satış dosyasının ilgilisi olmak farklıdır. Ortaklığın giderilmesi yoluyla satış işlemlerinde amaç, taşınmazın mümkün olan en yüksek bedelle satılarak paydaşlara dağıtılmasıdır. Bu noktada hissedar olan vasi ile hissedar olan kısıtlının menfaatleri zıt (hasmane) değildir; aksine her ikisi de taşınmazın yüksek bedelle satılmasından ortak menfaat elde edecektir.

B. Soyut Menfaat Çatışması İddiası Yeterli Değildir
Kararda vurgulanan bir diğer kritik husus, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinin vasi atama kararında "menfaat çatışmasının bulunmadığının" açıkça belirtilmiş olmasıdır. Sırf vasinin o taşınmazda paydaş olması, "muhakkak menfaat çatışması olacağı" anlamına gelmez. Menfaat çatışması somut delillere dayanmalıdır. Uygulamada sırf ihaleyi uzatmak veya feshettirmek amacıyla sonradan soyut bir "menfaat çatışması" iddiası ileri sürülmesi, hukuki dinlenilme hakkının kötüye kullanılmasıdır ve korunamaz.



5. UYGULAMACILAR İÇİN ÇIKARIMLAR VE SONUÇ

Bu emsal karardan ihale hazırlık süreçlerini yürüten icra daireleri, satış memurlukları ve bu alanlarda çalışan hukukçular için çıkarılacak temel özet şudur:

1. Bir satış dosyasında, kısıtlının vasisi aynı zamanda dosyada taraf veya taşınmazda hissedar ise, salt bu durum Tebligat Kanunu m.39 anlamında bir "husumet" veya "menfaat çatışması" doğurmaz.
2. Satış dosyalarında vasi ile kısıtlı aynı tarafta yer alır. Taşınmazın satılması eyleminde çıkarları ortaktır.
3. Vesayet makamınca daha önce açıkça menfaat çatışması tespiti yapılıp kayyım atanmasına hükmedilmemişse, satış memurluğunun resen "burada menfaat çatışması var, kayyım atanması için bekleyeyim" diyerek satış sürecini durdurmasına veya vasiye yapılan tebligatı geçersiz saymasına gerek yoktur.
4. Satış ilanı vasiye usulüne uygun tebliğ edilmişse, taraf teşkili sağlanmış demektir. Sonradan yargılama aşamasında salt temsil sorunu yaşanmaması adına dava için kayyım atanmış olması, geçmişte vasiye yapılan satış ilanı tebligatını geriye dönük olarak usulsüz hale getirmez.

Sonuç olarak; Yargıtay, satış prosedürünün kendine has idari/icrai yapısını dikkate almış, soyut itirazlarla ihalelerin feshinin önünü keserek usul ekonomisine ve ihalenin kesinliği ilkesine hizmet eden son derece isabetli bir karar vermiştir.



Aşağıda Yargıtay Kararının Tam Metni Bilgilerinize Sunulmuştur:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/1448 E. 2023/1482 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ihale alıcısı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikayetçi hissedar vasisi tarafından, sair fesih nedenleri ile birlikte satış ilanının vasiye tebliğ edildiği ancak vasi de satışa konu taşınmazda hissedar olduğundan kısıtlı ile vasi arasında menfaat çatışması bulunduğu, kayyım atanmadan ihale yapılamayacağı ileri sürülerek ortaklığın giderilmesi suretiyle satışa ilişkin ihalenin feshi istemiyle sulh hukuk mahkemesine başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesince; ihalenin feshi isteminin reddine ve şikayetçi aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedildiği, şikayetçi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun süresinde olmadığından bahisle istinaf isteminin süre yönünden reddine karar verildiği, şikayetçinin temyiz yoluna başvurması üzerine Dairemizce; istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı, şikayetçinin dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönünden yapılacak olan inceleme neticesinde oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, istinaf dilekçesinin süreden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrası; vasinin hissedar olduğu, tebliğ işleminin TK'nın 39. maddesi hükmüne aykırı ve usulsüz olduğu, kısıtlıya kayyım atanarak işlemlere devam edilmesi ve satış ilanının kayyıma tebliğ edilmesi gerekirken vasiye satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesi ile şikayetçinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmıştır.

İİK'nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya, alacaklıya ve tapu kaydındaki ilgililere (vasiye) tebliğ edilmelidir. Satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Anılan madde uyarınca satış ilanının vasiye tebliği zorunlu olup bu husus, kamu düzenine ilişkindir.

Tebligatın yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır. Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.12.2014 tarihli ve 2013/12-1372 E., 2014/1065 K. sayılı kararı).

Tebligat Kanunu'nun tebellüğ edecek şahsın hasım olması başlıklı 39. maddesi "Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu muhatap adına kendisine tebliğ yapılabilecek kimseleri saymıştır. Ancak bu kimselerle, tebliğ muhatabı arasında husumet varsa bunlara tebligat yapılamaz. Bu maddenin konuluş nedeni, tebliğ muhatabı ile tebliği onun adına kabule yetkili olan kimsenin arasında husumet varsa, bu kimselerin aldığı tebliğ evrakını tebligat muhatabına vermeyecekleri endişesidir. Bu nedenle bu maddeye aykırı olarak yapılan tebligat usulsüzdür (Yılmaz, E./ Çağlar, T.: Tebligat Hukuku, ... 2013, s. 679).

Somut olayda, Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.11.2020 tarih 2020/396 E. - 2020/708 K. sayılı kararı ile, şikayetçi hissedar R. B'ın kısıtlanmasına, kendisine kardeşi ...'ın vasi olarak atanmasına karar verildiği, kararda, vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışmasının bulunmadığının açıkça belirtildiği, ihalenin feshi talebinde de bu aşamaya kadar şikayetçi tarafın menfaat çatışması oluştuğuna ilişkin somut hiçbir vakıaya dayanmadığı anlaşılmıştır. Satış dosyasında ortada bir dava olmayıp satış işlemi vardır ve satış işlemlerinde, vasi ve kısıtlı hasım değil, aynı taraftadır. İlk derece mahkemesince yargılama faaliyeti yapıldığından vasinin aynı zamanda davalı olarak yer alması nedeniyle temsil yönünden sıkıntı yaşanmaması için sonradan kayyım tayin edilmesi, satış dosyasından satış ilanının davacı vasisine tebliğ edilmeyeceği sonucunu doğurmaz. Sırf vasi-kısıtlı ilişkisinin bulunması, muhakkak menfaat çatışması olacağı anlamına gelmez.

Bu durumda, satış ilanının şikateyçi kısıtlı vasisine 16.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği de anlaşılmakla, ihalenin feshini gerektirir başkaca bir fesih nedeni de olmadığından ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi yerinde olmakla birlikte değişik gerekçe ile hüküm kurulduğundan, yukarıda açıklanan nedenlerle ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Davalı ihale alıcısı Rant Gıda Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin temyiz itirazlarının kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 23.12.2022 tarih ve 2022/3282 E. - 2022/3020 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)

2221

Yanıtlar: 1
Gösterim: 6024