Yabancı Para Alacaklarında İtiraz Edilmeyen Faiz Oranının Akdi Faize Dönüşmesi

Başlatan Arb. Özgür Koca, 01 Haziran 2026, 15:17:34

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
Yabancı Para Alacaklarında İtiraz Edilmeyen Faiz Oranının Akdi Faize Dönüşmesi (Yargıtay 12. HD İçtihadı)

İcra takiplerinde yabancı para alacaklarına uygulanacak faiz oranları ve dosya hesabı aşamasında karşılaşılan uyuşmazlıklar, icra pratiğimizin en teknik konularından biridir. Aşağıda sunduğumuz Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararı, ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edilmemesi halinde talep edilen faiz oranının nasıl "akdi faiz" niteliği kazanacağına ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi ile nasıl kıyaslanacağına dair son derece önemli bir emsal teşkil etmektedir.

Dosya hesaplamaları ve bilirkişi incelemeleri sırasında özellikle dikkat edilmesi gereken hukuki tespitleri ve kararın tam metnini aşağıda bulabilirsiniz.




📌 Kararın Önemli Çıkarımları ve Hesaplama Kriterleri

  • İtiraz Süresi ve Şekli (İİK m. 168): Borçlu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte işleyecek faiz oranına yönelik itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük yasal sürede icra mahkemesine bildirmek zorundadır.
  • Akdi Faize Dönüşme Kuralı: Takip talebinde istenen oran (örneğin somut olaydaki yıllık %8), o tarihte uygulanan yasal veya ticari faiz oranlarından birine denk gelmiyorsa ve borçlu tarafından itiraz edilmeyerek kesinleşmişse, takipten sonrası için bu oran akdi faize dönüşmüş kabul edilir.
  • 3095 Sayılı Kanun m. 4/a Uygulaması: Yabancı para borçlarında, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Ancak kesinleşen ve "akdi faiz" haline gelen oran (%8), bankaların bildirdiği oranlardan (örneğin %4.95, %4.60 vb.) daha yüksekse, hesaplamada yüksek olan bu akdi faiz oranı esas alınmalıdır.
  • Dosya Hesabında Bağımsız Alacak Kalemleri: İcra dosya hesabı yapılırken, takibe konu olmayan veya farklı bir ilamdan (örneğin tasarrufun iptali davasından) kaynaklanan yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi kalemler, faiz veya bakiye borç hesaplamasına dahil edilemez. Bilirkişi raporları bu yönüyle titizlikle denetlenmelidir.



⚖️ Yargıtay Kararı Tam Metni

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO: 2019/5457
KARAR NO: 2020/3394
KARAR TARİHİ: 01/06/2020

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
TARİHİ: 20/11/2018
NUMARASI: 2018/2283 - 2018/2559

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi Kiraz Koyuncu Ceylan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair şikayetlerinin yanı sıra yabancı para alacağına, takip talebi ve ödeme emrinde gösterilen %8 faiz oranına göre değil 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürerek icra müdürlüğünce yapılan 19.12.2017 tarihli dosya hesabı ile bu hesaplama dikkate alınarak gönderilen 20.12.2017 tarihli muhtıranın iptali isteminde bulunduğu;

Mahkemece bilirkişi raporundaki %8 oranı üzerinden yapılan hesaplama tablosuna (2. seçenek) itibar edilerek fazla faiz hesabı bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz hesaplanması gerektiği gerekçesi ile bilirkişi raporundaki buna uygun hesaplama tablosu doğrultusunda (1. seçenek) 09.12.2017 tarihi itibariyle borçlunun bakiye borç miktarının 88.875,07 TL olarak tespitine, aşan miktarın iptaline karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği görülmektedir.

Borçlu, icra takibinin şekline göre İİK'nun 168. maddesi uyarınca her türlü itirazını, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 5 günlük sürede icra mahkemesine bildirmeye mecburdur. Borçlunun takip talebinde istenen işleyecek faiz oranına itirazı da borca itiraz niteliğinde olduğundan bu maddede öngörülen zorunluluğa ve kurala tabi olup bu husustaki itirazını icra mahkemesine bildirmelidir.

Öte yandan, takip talebinde istenen faiz oranının cinsinin belirtilmesi ya da istenen faiz oranının o tarihte uygulanan yasal veya ticari faiz oranlarından birine denk gelmesi durumunda o cins faiz oranının istendiğinin kabulü gerekeceğinden ödeme emrine yasal sürede itiraz edilmemiş olsa bile faizin istenen faiz türüne göre ve değişen oranlarda hesaplanması gerekir. Ancak, takipte talep edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen işleyecek faizin türünün gösterilmemesi ve oranının yasal ya da ticari faiz oranlarından birine denk gelmemesi halinde aynı sonuca varılamaz. Bu durumda, itiraz edilmeyerek kesinleşen oran üzerinden faizin hesaplanması gerekecektir.

Somut olayda borçlunun ödeme emri tebliğ tarihine göre yasal süre içerisinde işlemiş faiz miktarına ya da işleyecek faiz oranına bir itirazı olmadığı ve takip talebinde istenen yıllık %8 faiz oranının o tarihte uygulanan yasal veya ticari faiz oranlarından birine denk gelmediği anlaşılmakla takipten sonrası için yıllık %8 faiz oranının akdi faize dönüştüğünün kabulü gerekmektedir.

Bununla birlikte; 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır, hükmünü amirdir.

Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan 02.03.2018 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince kamu bankaları tarafından bildirilen faiz oranlarına (yıllık %4, %4,95, %4.10, %3.70, %2.65, %2.05, %2.25, %4.60) göre birer yıllık dönemler halinde faiz miktarının hesaplandığı görülmüş ise de; söz konusu faiz oranlarının itiraz edilmeksizin kesinleşen ve akdi faize dönüşen yıllık %8 oranından düşük olduğu görülmektedir.

Bu tespitler doğrultusunda, alacaklı tarafından takipte istenen işleyecek faiz oranının itirazsız kesinleşmesi nedeniyle akdi faize dönüştüğü ve bu oranın da 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranından yüksek olduğu anlaşıldığından bilirkişi raporunun 2 nolu seçeneğindeki hesaplama yöntemi buna uygun ise de; şikayet konusu edilen 19.12.2017 tarihli dosya hesabında, icra dosyasında bulunan tasarrufun iptali ilamındaki yargılama gideri ve vekalet ücretine yer verilmediği halde bu alacak kalemleri de dikkate alınarak dosya hesabı yapıldığından rapor bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli değildir.

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması cihetine gidilmiştir.

SONUÇ : Tarafların temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 371. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HMK'nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 01/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)

2487

Yanıtlar: 1
Gösterim: 3453