Gönderen Konu: Amir ve Çalışan Arasında Kavga Yaralama - Tazminat  (Okunma sayısı 3195 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özgür KOCA

  • Forum Sorumlusu
  • Çevrimdışı
  • İleti: 2120
  • Tşk.Sayısı: 135
  • Cinsiyet: Bay
  • Gebze
Facebook Facebook'da Paylaş Twitter Twitter'da Paylaş

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2004/4-324 - K:2004/330

Esas no: 2004/4

Karar no:

Tarih: 02.06.2004

E:2004/4-324 - K:2004/330

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Amirin İşleri Geciktirmemesi Konusunda Davacıyı Uyardığı Aralarında Sözlü Sataşmanın Kavgaya Dönüşüp İkisininde Yaralanması Soruşturma Sonucunda Davacının Tayin Edilmesi - Hükmedilemeyeceği )

TAYİN NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Amirin İşleri Geciktirmemesi Konusunda Davacıyı Uyardığı Aralarında Sözlü Sataşmanın Kavgaya Dönüşüp İkisininde Yaralanması Soruşturma Sonucunda Davacının Tayin Edilmesi - Hükmedilemeyeceği )

AMİR VE ÇALIŞAN ARASINDA KAVGA VE YARALAMA ( Maddi ve Manevi Tazminat - Amirin İşleri Geciktirmemesi Konusunda Davacıyı Uyardığı/Soruşturma Sonucunda Davacının Tayin Edilmesi )

ÖZET :

Davacının amiri konumunda olan davalının işleri geciktirmemesi konusunda davacıyı uyardığı, aralarında başlayan sözlü sataşmanın kavgaya dönüştüğü, ikisinin de yaralandığı, olayın idari soruşturma konusu olduğu ve soruşturma sonucundaki öneriye uyularak davacının tayin edildiği anlaşılmakla Davacı lehine tazminata hükmedilmesi yasaya uygun değildir.

DAVA :

Taraflar arasındaki "maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 22.11.2002 gün ve 2002/304 E. 767 K. sayılı kararın incelenmesi davalı H.Arık vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 27.03.2003 gün ve 2003/2965-3702 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı, müdür ve şef konumunda olan davalılarla aynı yerde çalıştıklarını, davalıların ayrımcılık ve kayırmacılık yaptıklarını, sicil notunu düşürme tehdidinde bulunduklarını, kendisini tahrik ettiklerini, dövmeye kalktıklarını, idari soruşturma sırasında yanlı ifade verdiklerini ve ifadesi alınan diğer kişilere yanlı ifade verdirdiklerini, bu yüzden İstanbul'a tayin edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, iddiaların gerçek olmadığını, davacının kişilik haklarını zedeleyecek tutum ve davranışları bulunmadığını, zaten geçimsiz bir yapıda olduğundan soruşturma geçirmesi nedeniyle tayin edildiğini belirterek istemin reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece davalılardan H.Arık hakkındaki manevi tazminat istemi; adı geçen davalının personele seviyeli yaklaşmadığı, davacıya hoş olmayan hırpalayıcı, zedeleyici davrandığı, davacıyı tahrik ve taciz ettiği, bazı personele "sen kürtsün, PKK'lısın dediği, köylü şeklinde hitap ettiği, zıtlaşma ortamı yarattığı, bunun üzerine aralarında kavga çıktığı ve davacının İstanbul'a tayin edildiği, bunun ise davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenerek, manevi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş; aynı davalıdan istenen maddi tazminat istemi ile diğer davalı hakkındaki maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir. Kararı davalılardan H.Arık temyiz etmiştir.

Dosya içeriğine göre, davacının amiri konumunda olan davalı H.Arık'ın işleri geciktirmemesi konusunda davacıyı uyardığı, aralarında başlayan sözlü sataşmanın kavgaya dönüştüğü, ikisinin de yaralandığı, olayın idari soruşturma konusu olduğu ve soruşturma sonucundaki öneriye uyularak davacının İstanbul'a tayin edildiği anlaşılmaktadır. Soruşturma sırasında görüşüne başvurulan tanıklar davacının iddialarını doğrulayacak biçimde bir anlatımda bulunmamışlardır.

Davacı tanıklarından A.İşler her ne kadar davalı H.Arık'ın davacıya "köylü" dediğini bildirmişse de bu açıklama idari soruşturma ile davalı tanıklarının açıklamalarına ters düşmektedir. Buna rağmen bir tek tanık ifadesi üstün tutularak davanın kısmen de olsa kabul edilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR :

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ :

Davalı H.Arık vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 02.06.2004 gününde oyçokluğu karar verildi.
ÖzGüR'lüğü anladıkça ona daha az sahip olursun...

 

Site Haritası 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33