FONA DEVREDİLEN AKACAKLARDA ZAMAN AŞIMI

Başlatan Deniz034, 29 Ağustos 2018, 19:02:46

« önceki - sonraki »
avatar_Deniz034
12. Hukuk Dairesi 2016/9425 E. , 2017/1396 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki

alacaklı ve borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye

gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor

dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği

görüşülüp düşünüldü:

1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın

gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;

2- Borçlunun temyiz itirazlarına gelince :

TMSF'ye devrolunan ...Bank A.Ş. ile davadışı ...A.Ş. arasında imzalanan 02/09/1991

tarihli Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde borçlu tarafından müşterek borç ve müteselsil

kefalet altına girildiği, ...Bank tarafından 01/09/2000 tarihinde mevcut borç nedeniyle



hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek 15/09/2000 tarihinde borçluya tebliğ edildiği,

alacağın daha sonra TMSF'ye, adı geçen tarafından da ... Varlık Yönetim A.Ş'ye temlik

olunduğu, ... Varlık Yönetim A.Ş tarafından söz konusu alacak nedeniyle 27/06/2013

tarihinde borçlu aleyhine icra takibine başlandığı, borçlunun süresinde icra müdürlüğüne

borçlu olmadığından bahisle borca ve tüm ferilerine itirazda bulunduğu, alacaklı

tarafından itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine yapılan başvurunun sair

gerekçelerle birlikte Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca alacağın

zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle itirazın kısmen kaldırılmasına karar verildiği

anlaşılmıştır.

Takibin dayanağı kredi sözleşmesi olup borcun muaccel olduğu tarih itibariyle

uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi (6098 sayılı TBK'nun

598 maddesi) uyarınca 10 yıllık zamanaşımı söz konusudur.

12/12/2003 günlü 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na

eklenen ve 26/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle fon alacaklarına ilişkin

dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak öngörülmüştür. Aynı kural, 5411

sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesinde de benimsenmiş olup; anılan maddede "Bu

kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20

yıldır." hükmüne yer verilmiştir.

Nitekim, 5411 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinde; "Bu kanun ile Fon alacağının tahsili

bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler

makable şamildir." düzenlemesi yer almakta iken; anılan maddede yer alan

''zamanaşımı'' sözcüğü Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve 2014/85-103 sayılı

kararıyla iptal edilmiş ve söz konusu kararın, 12.09.2014 tarihinde 29117 sayılı Resmi

Gazete'de yayımlanmasıyla iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin sözü edilen kararıyla TMSF lehine getirilen yirmi

yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olacağına yönelik düzenleme iptal edilmiş

bulunmaktadır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen geçici 16. maddenin

yürürlük tarihi olan 01.11.2005 tarihinden önce alacaklı ...Bank A.Ş.'nin ihtarname keşide

ve tebliğ ederek borcu muaccel hale getirdiği hususu dikkate alınarak Fon lehine getirilen

zamanaşımı düzenlemesinin uygulanma olanağı bulunmadığından zamanaşımının yirmi yıl

olduğunun kabulü de mümkün olmayacaktır.

Buna göre ihtarnamenin borçluya tebliğ tarihi olan 15/09/2000 tarihinden, takip tarihi

olan 27/06/2013'e kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden mahkemece itirazın

kaldırılması talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kısmen kabulü yönünde

hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı

nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin

alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar

düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
''Adalet suçu suçluyu değil, sonuna kadar masumiyeti aramaktır''

Benzer Konular (10)

848

Yanıtlar: 0
Gösterim: 4768

110526

Yanıtlar: 0
Gösterim: 1501

111657

Yanıtlar: 0
Gösterim: 81