Birden çok Taşınmazın Aynı Borç için Rehnedilmesi

Başlatan Arb. Özgür Koca, 02 Haziran 2026, 15:41:55

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
İİK'nun 129. maddesinde "artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin %50'sini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmiş ise, bu suretle rüçhanı olan malların mecmundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir." hükmü düzenlenmiştir.

İİK'nun 109. Maddesine göre "satış bedeli, haklarında haciz katileşmiş olan alacakların mecmu miktarına baliğ olursa satış tatil edilir" taşınmazların birinin yada bir kaçının satılması tüm alacakları tatmine yeterli ise, artık bundan sonraki diğer taşınmazların icra müdürlüğünce satışının yapılmaması gerekir. 

TMK'nun 855/1-2. Maddesi ise; "Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi, taşınmazların aynı malike veya borçtan müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmalarına bağlıdır. Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedildiği diğer hâllerde, her taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir" hükmünü içermektedir. Buna göre, birden fazla taşınmazın, bir alacağın teminine tahsis edilmesi mümkündür. Bu durum, toplu rehin kurulması veya rehin yükünün  paylaştırılması yoluyla sağlanabilir.

Toplu rehin, Türk Medeni Kanunu'nun "Taşınmaz birden çok ise" kenar başlığını taşıyan 855/1. maddesinde; "Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi, taşınmazların aynı malike veya borçtan müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmalarına bağlıdır" şeklinde düzenlenmiştir. Yasa metninde de açıkça ifade edildiği gibi, bu rehin türü, "üzerinde rehin kurulmak istenen taşınmazların mülkiyetinin aynı kişiye ait olması" ya da "taşınmazlar ayrı kişilerin mülkiyetinde, yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları" hallerinde kurulabilmektedir. Bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamaz.

Toplu rehinde, tek bir alacağın tamamı, birden fazla taşınmaz ile teminata alınmış olup, birden fazla taşınmaz üzerinde kurulu rehinler arasında hukuki bağlılık vardır ve bu bağ içerisinde alacaklının alacağını tahsil etmesi asıldır. Rehin alacaklısının, teminat ne denli fazla olursa olsun, temelde alacağını, ancak bir kere elde edebileceğinin de unutulmaması gerekir. Böylece rehinli taşınmazlardan birisinin paraya çevrilmesi halinde, rehin alacaklısı alacağını tahsil etmişse, artık diğer taşınmaz üzerindeki rehnin konusu kalmayacak ve sona erecektir. Kısacası, alacaklı, alacağının tutarını bir kez isteyebilir. Alacağı tümüyle karşılandığında, bütün taşınmazlar hakkındaki rehin hakkının sona ermesi gerekir.

4721 Sayılı TMK'nın 873/3. maddesinde; "Aynı alacak için birden fazla gayrimenkul üzerinde rehin tesis edilmiş ise, alacaklı bunların aynı zamanda satılmasını talep etmeye mecburdur. Bununla beraber, icra memuru ancak gerektiği kadarını satar" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, toplu rehin durumunda, ipotek alacaklısı, alacağı gününde ödenmemişse, açıklanan yasa hükmü gereği, üzerinde toplu (birlikte) rehin kurulmuş olan taşınmazların her birinin aynı zamanda satılmasını talep etmek zorundadır. Bu zorunluluk, alacaklının, istediği taşınmazı sattırarak keyfi davranmasını önlemeye yöneliktir (HGK. 27.11.2002. T, 12-823/1020 K.).
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, davalı alacaklı tarafça borçlular aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde icra emrinin tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde satış talebinde bulunularak satış avansının yatırıldığının belirlenmesine, satış kararında belirtilen şekilde ilanların yapıldığı, ihale bedelinin İİK'nun 129. maddesinde belirtilen koşullara uygun olduğu, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek ile icra takip dosyasında belirtilen diğer taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin ayrı ayrı tesis edilmiş ipotekler olup her birinin tesis tarihi ve limitlerinin farklı olduğu, TMK 873. madde koşullarının bulunmadığının anlaşılmasına, istinaf olunan ilk derece mahkemesinin kararında yazılı gerekçelere göre istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b(1) maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. (İzmir BAM 12. HD. T:18/12/2025, E:2025/1329, K: 2025/2336 - ONAMA Yargıtay 12. HD. T:09.03.2026, E:2026/1145, K:2026/1635)
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)