Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları ? İŞLENEN SUÇLARIN ARASINDA KISA ZAMAN ARALIKLARININ OLMASI SUÇ İŞLEME KARARINDA BİRLİK OLDUĞUNA;UZUN ZAMAN ARALIKLARI...

Başlatan İçtihat, 15 Aralık 2019, 12:09:13

« önceki - sonraki »
avatar_İçtihat
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları ? İŞLENEN SUÇLARIN ARASINDA KISA ZAMAN ARALIKLARININ OLMASI SUÇ İŞLEME KARARINDA BİRLİK OLDUĞUNA;UZUN ZAMAN ARALIKLARI...

T.C

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

ESAS NO.2019/306

KARAR NO.2019/519

KARAR TARİHİ.02.07.2019

YARGITAY: 4. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza

Sayısı : 263-493


>İŞLENEN SUÇLARIN ARASINDA KISA ZAMAN ARALIKLARININ OLMASI SUÇ İŞLEME KARARINDA BİRLİK OLDUĞUNA;UZUN ZAMAN ARALIKLARININ OLMASI İSE SUÇ İŞLEME KARARINDA BİRLİK OLMADIĞINA KARİNE TEŞKİL EDE BİLİR.

ÖZET:Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, tek başına bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiği ya da işlenmediği anlamına gelmeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmelerin yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle suç işleme kararının yenilendiğine ya da suç işleme kararının devam ettiğine ilişkin önceden bir zaman dilimi belirlemek isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenecektir.

Tehdit suçu, mağduru belli kişiler olan suçlardan olduğundan farklı kişilere karşı değişik zamanlarda işlenen tehdit eylemleri, bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmiş olsa bile, zincirleme suç hükümleri uygulanamayacak, gerçek içtima hükümleri uyarınca uygulama yapılacaktır. Ancak bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı gerçekleştirilen tehdit eylemleri için tek ceza verilecek ve fakat bu ceza TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca arttırılacaktır.


Sanık ...?in mağdur ...?a yönelik tehdit suçundan TCK?nın 106/1-1.cümlesi, 31/3, 62,

50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 2.000 TL, mağdurlar ... ve ...?e yönelik tehdit

suçundan aynı Kanun?un 106/1-1.cümlesi, 43/2-1, 31/3, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri

uyarınca 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Fatsa

(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 19.12.2012 tarihli ve 828-652 sayılı

hükümlerin sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay

4. Ceza Dairesince 27.01.2015 tarih ve 21589-2281 sayı ile;

"Suça sürüklenen çocuğun tanık ... ve mağdur ...'ın oturduğu sırada yanlarına giderek

mağdur ...'a hitaben 'Buraya gel lan' dediği, mağdur ...'ın gelmemesi üzerine bu kez de

'Senin küçüklüğünü biliyorum, çok artisleşmişsin, seni dövücem' dediği, mağdur ... ile

sanığın kavga ettikleri sırada mağdur ...'in üst katta oturan anne ve babası olan

mağdurlar ... ve ...'den yardım istediği, mağdurlar ... ve ...'in olay yerine gelmeleri

üzerine suça sürüklenen çocuğun bu kez de mağdurlar ... ve ...'i tehdit ettiği, aynı olay

bütünlüğü içinde tehdit etmekten ibaret eylemleri nedeniyle suça sürüklenen çocuk

hakkında TCK'nın 106/1-1. cümle ve 43/2 maddelerinin uygulanması gerektiği

gözetilmeden iki kez uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden

bozulmasına karar verilmiştir.

Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesi ise 06.05.2015 tarih ve 263-493 sayı ile;

"5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde zincirleme suç hükümlerinin düzenlendiği, TCK'nın

43/1 maddesinde 'Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir

kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi' durumunun, TCK'nın 43/2 maddesinde ise

'Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi' durumunun düzenlendiği,

somut olayda TCK'nın 43/2 maddesinin tartışılması gerektiği, TCK'nın 43/2 maddesinin

söz konusu olabilmesi için, failin eyleminin birden fazla kimseye yönelmesi, failin de bu

durumu bilmesi gerektiği, örneğin failin birden çok polise 'Şerefsiz, köpekler' diye

bağırması durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı, birden fazla kimseye

karşı işlenen suçlarda zincirleme suçun söz konusu olabilmesi için eylemin tek bir fiille ve

aynı zamanda gerçekleştirilmesi gerektiği, birden çok mağdura karşı farklı zamanlarda

suç işlenmiş ise, artık suç çokluğundan söz edileceği, zincirleme suçun söz konusu

olabilmesi için ise tüm mağdurlara karşı aynı anda işlenmesi gerektiği, örneğin bir kimse,

iki kardeş olan mağdurlardan birine sövüp olay yerinden ayrıldıktan sonra, diğer kardeşle

karşılaşsa ve ona da sövse zincirleme suçun söz konusu olamayacağı (Yaşar, Osman/

Gökcan; Hasan Tahsin/ Artuç, Mustafa, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Cilt I,

Ankara 2010, s. 1218-1224), somut olayda suça sürüklenen çocuğun tanık ... ve mağdur

...'ın oturduğu sırada yanlarına giderek mağdur ...'a hitaben 'Buraya gel lan' dediği,

mağdur ...'ın gelmemesi üzerine bu kez de 'Senin küçüklüğünü biliyorum, çok

artisleşmişsin, seni dövücem' dediği, bu suretle mağdur ...'a yönelik tehdit eyleminin

gerçekleştiği, mağdur ... ile sanığın kavga ettikleri sırada mağdur ...'in üst katta oturan

anne ve babası olan mağdurlar ... ve ...'den yardım istediği, mağdurlar ... ve ...'in olay

yerine gelmeleri üzerine suça sürüklenen çocuğun bu kez de mağdurlar ... ve ...'e hitaben

'Gebertirim lan sizi, a.. koyduğumun çocukları' ve 'Tek tek hepinizi arkaya çekeceğim,

ekibimi almaya gidiyorum' diyerek tehdit ettiği, suça sürüklenen çocuğun ilk tehdit içeren

'Seni dövücem' şeklindeki sözünü mağdur ...'a yönelik, ikinci tehdit içeren 'Gebertirim lan

sizi,a.. koyduğumun çocukları' ve 'Tek tek hepinizi arkaya çekeceğim, ekibimi almaya

gidiyorum' şeklindeki sözlerini ise müştekiler... ve...'ye hitaben söylediği, ayrıca bu

sözlerin farklı zamanlarda söylendiği, suça sürüklenen çocuğun aynı anda bir sözü ile

müştekiler Hasan, ... ve...'ye tehdidinin söz konusu olmadığı, TCK'nın 43. maddesinde

aynı olay bütünlüğü içinde tehdit etme eyleminde zincirleme suç hükümlerinin

uygulanacağının düzenlenmediği, yukarıda da bahsedildiği üzere zincirleme suç

hükümlerinin hangi durumlarda uygulanacağının kanunda açıkça düzenlendiği, dolayısıyla

Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususun uygulanma ihtimalinin bulunmadığı,"

gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hükümlerde olduğu gibi

cezalandırılmasına karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2015 tarihli ve 271720 sayılı "Bozma" istekli



tebliğnamesi ile Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca

07.12.2016 tarih ve 723-550 sayı ile; 5320 sayılı Kanun'un, geçici 10. madde uyarınca

kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4.

Ceza Dairesince 08.05.2019 tarih ve 58-8344 sayı ile, direnme kararının yerinde

görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel

Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık hakkında mağdurlar ... ile ... ve inceleme dışı mağdur Kemal Can Güven?e karşı

hakaret suçundan verilen düşme ve inceleme dışı mağdur Kemal Can Güven?e karşı tehdit

suçundan verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme sanık

hakkında mağdurlar ..., ... ve ...?e karşı tehdit suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri

ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca

çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1- Sanığın mağdur ...?a yönelik tehdit eylemi ile mağdurlar ... ve ...?e yönelik tehdit

eylemleri arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup

bulunmadığının,

2- Direnme karar tarihinden sonra Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 253 ve 254.

maddelerinde 6763 sayılı Kanun?la yapılan değişiklikler uyarınca uzlaştırma işlemi

yapılması gerekip gerekmediğinin,

Belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Polis memurları M. ...ve ... tarafından düzenlenen tutanağa göre; 27.07.2011 tarihinde

saat 19.20 sıralarında Sakarya Mahallesi, Mazlum Sokak, No.3 adresinde bulunan "Güven

Temizlik" isimli iş yerinde kavga olduğu anonsu üzerine bu yere gidildiği, iş yeri içerisinde

temizlik malzemelerinin ve plastik eşyaların dağınık vaziyette olduğu, kapı veya

pencerelerde bir zarar bulunmadığı, mağdur ... ile olayı gören kişilerin polis merkezine

intikal ettirildiği,

Fatsa Devlet Hastanesince 27.07.2011 tarih ve 74177 sayı ile saat 20.00'da düzenlenen

rapora göre; üst dudağı içinde laserasyon bulunan ve burun ile üst dudak arasındaki cildi

hiperemik olan mağdur ...'ın yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir

düzeyde olduğu,

Fatsa Devlet Hastanesince 27.07.2011 tarih ve 74203 sayı ile saat 21.15'de düzenlenen

rapora göre; sol skapulasında 1x7 cm ebatında hiperemik lezyon ve boyun bölgesinde sol

tarafta muhtelif ebatlarda 3-4 adet hiperemik lezyon bulunan sanık ...'in 2.08 promil

alkollü olduğu ve yaralanmalarının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebileceği,

Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.07.2011 tarih ve 2883 sayı ile; sanık ...?ın mağdur

...?a yönelik kasten yaralama ve hakaret ile mağdur ...?ye yönelik mala zarar verme

suçlarından hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararı verildiği,

Anlaşılmıştır.

Mağdur ...; inceleme dışı mağdur ... ile arkadaş olduklarını, olay tarihinde saat 19.15

sıralarında Kemalcan?ın temizlik maddeleri sattığı iş yerine giderek alışveriş yaptığını,

sonra tanık...?ın buraya geldiğini, iş yerinin önünde hep birlikte oturarak konuştuklarını,

inceleme dışı mağdur ...?ın çay getirmek için içeriye girdiği sırada sanık ...?ın bir

motosikletle bulundukları yere geldiğini, sanığın kendisine "Buraya gel lan!" dediğini

ancak yanına gitmediğini, sanığın motosikleti kaldırımın kenarına bırakarak yanında doğru

geldiğini ve "Senin küçüklüğünü biliyorum, çok artistleşmişsin, seni döveceğim." dediğini,

kendisinin de ayağa kalkarak "Dövebileceksen döv!" diye karşılık verdiğini, sanıkla

tartışmaya başladıklarını, o sırada inceleme dışı mağdur ...?ın yanlarına gelerek "Kavga

etmeyin, tartışmayın, dükkâna içeri girin, içerde konuşun." dediğini, bunun üzerine içeri

geçtiklerini, sanığın içerde herhangi bir şey söylemeden kendisine kafa atarak ağız

kısmına vurduğunu, kendisinin de korunmak amacıyla sanığa bir yumrukla vurduğunu,

inceleme dışı mağdur ... ile tanık...?ın kendilerini ayırdığını, sonra sanığın dükkânda

bulunan malzemeleri dağıttığını, o sırada Kemalcan?ın kendisini eve gönderdiğini, aldığı

malzemeleri eve bıraktıktan sonra iş yerine döndüğünde sanığı görmediğini, daha sonra

olay yerine gelen polislerle karakola gittiklerini, sanığın dükkân içerisinde kendisine "Seni

döveceğim, seni bıçaklayacağım, arkadaşlarım gelecek, asıl dayağı o zaman göreceksin!"

dediğini, olay esnasında sanığın elinde veya belinde bıçak görmediğini, ancak sanığın bir

an elini beline attığını gördüğünü,

Mağdur ... soruşturma evresinde; olay tarihinde saat 19.15 sıralarında, eşi olan mağdur

... ile birlikte evde oturdukları sırada kapı zilinin çaldığını, balkondan aşağıya

baktıklarında binanın alt katında bulunan ve kendisinin işlettiği "Güven Kimya" isimli

dükkânın önünde oğlu olan inceleme dışı mağdur ...?ın kendilerine hitaben "Hemen

dükkâna gelin, tinerci bir çocuk dükkânı dağıtıyor." demesi üzerine mağdur ... ile birlikte

dükkâna indiklerini, dükkâna girdiklerinde daha önceden tanımadığı sanığın inceleme dışı

mağdur ...?a "A... koyduğumun çocuğu seni öldürürüm!" şeklinde bağırdığını, mağdur ...?a

da "O? çocuğu seni geberteceğim lan!" dediğini, kendisinin ve mağdur ...?nın sanığa

"Neden hakaret ediyorsun?" demeleri üzerine sanığın kendilerine "Gebertirim lan sizi, a..

koyduğumun çocukları!" diyerek bir anda dışarı çıktığını, kendilerine doğru döndüğünde

belinde bir bıçak olan sanığın "Bıçaklarım sizi, öldürürüm sizi lan!" dediğini, 155?i

arayarak polis çağırmaları üzerine sanığın "Tek tek hepinizi aşağıya çekeceğim, ekibimi

almaya gidiyorum!" diyerek olay yerinden ayrıldığını, olay esnasında sanığın bıçağını

belinden çıkarmadığını ve kullanmadığını, tanık...?ın olaylara şahit olduğunu,

Kovuşturma evresinde ise; sanığın kendisine ve mağdur ...?ya yönelik tehdit ve hakarette

bulunduktan sonra dükkândan dışarı çıktığını, arkasından kendisinin de eve geçtiğini,

dükkânda bulunmadığı sırada sanığın ekmek bıçağını çıkartıp kullanmış olduğunu

duyduğunu, sanığın dükkândaki tartışma esnasında bıçak kullanmadığını,

Mağdur ...; olay tarihinde saat 19.15 sıralarında, eşi olan mağdur ... ile birlikte evde

oturdukları sırada kapı zilinin çaldığını, balkondan aşağıya baktıklarında binanın alt

katında bulunan ve mağdur ...?nin işlettiği "Güven Kimya" isimli iş yerinin önünde oğlu

olan inceleme dışı mağdur ...?ın kendilerine "Hemen dükkâna gelin, tinerci bir çocuk

dükkânı dağıtıyor." demesi üzerine mağdur ... ile birlikte dükkâna indiklerini, dükkâna

girdiklerinde daha önceden tanımadığı sanığın inceleme dışı mağdur ...?a "A...

koyduğumun çocuğu seni öldürürüm!" şeklinde bağırdığını, mağdur ...?a da "O? çocuğu

seni geberteceğim lan!" dediğini, kendisinin ve mağdur ...?nin sanığa "Neden hakaret

ediyorsun?" demeleri üzerine sanığın kendilerine "Gebertirim lan sizi, a? koyduğumun

çocukları!" diyerek bir anda dışarı çıktığını, tişörtünün alt tarafında vücudunun bel

kısmında bir bıçak bulunan sanığın kendilerine dönüp "Bıçaklarım sizi, öldürürüm sizi lan!"

dediğini, 155?i arayarak polis çağırmaları üzerine ise sanığın "Tek tek hepinizi aşağıya

çekeceğim, ekibimi almaya gidiyorum!" diyerek olay yerinden ayrıldığını, olay esnasında

sanığın bıçağını belinden çıkarmadığını ve kullanmadığını, tanık...?ın olaylara şahit

olduğunu,

İnceleme dışı mağdur ...; olay günü saat 19.15 sıralarında arkadaşları mağdur ... ve

tanık... ile birlikte babasının işlettiği iş yerinin önünde oturduklarını, arkadaşlarına çay

almak için dükkâna girip geri geldiğinde mağdur ... ile sanığın tartışıp birbirlerini

iteklerken gördüğünü, aralarına girip dükkânın önünde kavga etmemelerini söylediğini,

sanığın "Kavga etmeyeceğiz, konuşacağız." dediğini, kendisinin de "Dükkânın içine geçin

orda konuşun." diye söylediğini, dükkânın içine geçer geçmez sanığın bir şey söylemeden

mağdur ...?a kafa attığını, tanık... ile aralarına girip ayırmaya çalıştıklarını, sanığın

mağdur ...?a yumruk atmaya çalıştığını ancak engel olduklarını, mağdur ...?ın sanığı

iteklemesi üzerine sanığın dükkânda bulunan malzemeleri dağıttığını, daha fazla

dağıtmasına engel olarak sanığı dükkândan çıkardıklarını, sanığın kendisine "O? çocuğu,

ananı avradını sinkaf edeceğim, hepinizi bıçaklayacağım, adamlarımı almaya gidiyorum!"

diyerek olay yerinden ayrılması üzerine zile basarak üst katta bulunan anne ve babasına

haber verdiğini, babası geldikten sonra sanığın olay yerine tek başına geri döndüğünü,

sanığın belinde orta boylu ekmek bıçağı olduğunu, elini beline attığını ancak bıçağı

çıkarmadığını, kendilerine hitaben "Hepinizi teker teker sinkaf edeceğim, o? çocukları,

ekibimi almaya gidiyorum, hemen geleceğim, size göstereceğim!" diyerek olay yerinden

ayrıldığını,

Tanık ... soruşturma evresinde; olay tarihinde saat 19.15 sıralarında inceleme dışı

mağdur ...?ın babasına ait dükkânın önünde Kemalcan ve mağdur ... ile birlikte

otururlarken sanık ...?ın geldiğini, sanığın mağdur ...?a "Ben senin küçüklüğünü biliyorum,

sana ondan beri çok gıcığım, seni döverim." dediğini, mağdur ...?ın ayağa kalkıp

"Dövsene!" şeklinde karşılık verdiğini, inceleme dışı mağdur ...?ın sanık ve mağdur ...?a

"Dükkânın önünde kavga etmeyin, içeri gelin içerde konuşalım." dediğini, dükkânın

içerisine girer girmez sanığın mağdur ...?a bir şey söylemeden kafa attığını, mağdur ...?ın

da sinirlenerek sanığa yumrukla vurmasıyla birbirlerine girdiklerini, sanığın dükkân

içerisinde bulunan malzemeleri dağıttığını, o sırada inceleme dışı mağdur ...?ın "Ne

yapıyorsunuz?" diye bağırdığını ve dükkânın üst katındaki evde oturan babasını zile

basarak çağırdığını, inceleme dışı mağdur ...?ın babası olan mağdur ...?nin aşağı inerek

dükkânın içine girdiğini, kendisinin ise dışarı çıktığını, sonra sanığın dükkânın dışında

mağdur ...?ye "Sizi tek tek öldüreceğim, adamlarımı çağırmaya gidiyorum, sizin ananızı

avradınızı sinkaf edeceğim!" şeklinde konuşarak olay yerinden ayrıldığını, sanığın elinde

veya belinde bıçak görmediğini,

Kovuşturma evresinde ise; sanığın mağdurlar ... ve...?ye "Sizin ananızı avradınızı sinkaf

ederim, adamlarımı çağırmaya gidiyorum, sizi tek tek öldüreceğim!" dediğini,

Beyan etmişlerdir.

Sanık ...; olay tarihinde kendi evinde bir şişe şarap ve bir şişe de bira içtiğini, çalıştığı

fırına ait servis motosikletine binerek yola çıktığını, çalıştığı fırının karşında bulunan ve

ismini hatırlamadığı temizlik firmasının önünde iki çocuğun kendisine doğru baktıklarını,

kendisinin "Neden bana bakıyorsunuz?" diye sorduğunu, ismini sonradan öğrendiği

mağdur ...?ın "Ne bakacağım ben sana?" diyerek üzerine doğru yürüyüp kendisini

dükkânın içine çektiğini ve burada boğuşmaya başladıklarını, kavga esnasında mağdur

...?a kafa attığını, boğuşurken dükkândaki temizlik malzemelerinin etrafa dağıldığını,

kimseye tehdit veya hakaret içerikli sözler kullanmadığını, bıçak çekmediğini, kavgayı

inceleme dışı mağdur ...?ın ayırdığını, mağdur ...?ın olay yerini terk ettiğini, sonra

dükkânın sahibi mağdurlar ... ile...?nın geldiklerini, kendisine hitaben "Buraları kim

dağıttı?" diye sorduklarını, dükkânda bir tek kendisi olduğu için "Ben dağıttım." dediğini,

mağdur ...?nin kendisini dükkânın arka tarafında kepenkli bir yere götürerek kafasına ve

yüzüne süpürge ile vurduğunu savunmuştur.

Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.

1- Sanığın mağdur ...?a yönelik tehdit eylemi ile mağdurlar ... ve ...?e yönelik tehdit

eylemleri arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup

bulunmadığı;

Tehdit suçu TCK?nın "Kişilere karşı suçlar" kısmının "Hürriyete karşı suçlar" bölümünde

yer alan 106. maddesinde;

"(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına

yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya

sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya

kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel

işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten

yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme

suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir." şeklinde

düzenlenmiştir.

Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğüne göre "Gözdağı verme" anlamına gelen tehdit,

bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü

olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da

yapılması mümkündür. TCK?nın 106. maddesinde yer alan "Bahisle" kelimesi ile yalnızca

sözlü anlatımlar değil, fiili davranışlar da kastedilmektedir. Nitekim kanun koyucu bu

maddenin ikinci fıkrasının b bendinde tehdidin mektupla veya özel işaretlerle işlenmesini

suçun nitelikli hâlleri arasında kabul etmiş ve basit şekline göre daha ağır bir ceza ile

cezalandırılmasını öngörmüştür. Bu nedenle tehdit suçu, söz, yazı, resim, şekil veya

işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın

mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M.Emin Artuk, Ahmet Gökcen, A.Caner Yenidünya,

Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s.271).

Bu saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli

bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik

olması gereklidir. Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe

yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterlidir. Bunun sonucu olarak suçun

oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya mağdurun bundan

korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi

oluşturan fiili "Korkutmak amacıyla" yapmış olmasıdır (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Türk

ve İtalyan Ceza Kanunları, Ankara, 1978, C. II, s.127; Abdullah Pulat Gözübüyük, Türk

Ceza Kanunu Şerhi, Kazancı Hukuk Yayınları, 5. Bası, C.II, s.517 ve 873).

Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar, TCK?nın 106. maddesinin gerekçesinde; "Tehdidin

koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik

duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile

insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış

olmaktadır. Fakat tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme

ve hareket etme hürriyetidir." şeklinde açıklanmıştır.

Tehdit suçunun mağduru, iç huzuru ve sükunu, irade oluşturma ve iradi hareket hürriyeti

ihlal edilen kişidir (İlhan Üzülmez, Yeni Türk Ceza Kanunun Hürriyete Karşı İşlenen Suçlar

Sistemi Çerçevesinde Tehdit, Şantaj ve Cebir Kullanma Suçları, Turhan Kitabevi, Ankara,

2007, s.97). Tehdit suçunun mağduru herkes olabilir. Ancak tehdit suçunun oluşabilmesi

için mağdurun belirli bir kişi ya da kişiler olması gerekir. Muhatabı belli olmayan tehdit

eylemleri diğer şartların da varlığı hâlinde TCK'nın 170. maddesi kapsamında "Genel

güvenliğin kasten tehlikeye sokulması" ya da 213. maddesi kapsamında "Halk arasında

korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit " olarak değerlendirilebilecektir.

Tehdit suçu ile ilgili bu açıklamalardan sonra "Aynı nev'iden fikri içtima" ve "Suç işleme

kararı" kavramlarının üzerinde durulmalıdır.

5237 sayılı TCK?nın hazırlanmasında "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar

ceza vardır." ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir.

Nitekim Adalet Komisyonu raporunda bu husus; "Ceza hukukunun temel kurallarından

birisi, ?kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır? şeklinde ifade

edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar

dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen

her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde ifade edilmiştir (TBMM Adalet

Komisyonu?nun 03.08.2004 gün ve 1/593-60 sayılı Raporu). Bu kuralın istisnalarına ise,

5237 sayılı TCK?nın "Suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve

44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.

765 sayılı TCK?da, aynı nev?iden fikri içtima ile farklı nev?iden fikri içtima tek madde

hâlinde 79. maddede düzenlenmiş iken, 5237 sayılı TCK?da bu iki hâl birbirinden

ayrılarak, aynı nev?iden fikri içtima, zincirleme suçun düzenlendiği 43. maddenin ikinci

fıkrasında, farklı nev?iden fikri içtima ise Kanun?un 44. maddesinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK?nın "Zincirleme suç" başlıklı 43. maddesinin ikinci fıkrasında; "Aynı suçun

birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü

uygulanır." denilmek suretiyle, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan aynı nev?iden

fikri içtima düzenlenmiş, tek fiil (hareket) ile aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi

durumunda, hareketin sayısı nedeniyle, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu

cezanın TCK?nın 43. maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.

TCK?nın 43. maddesinin üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama,

işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz." hükmüne yer verilmek

suretiyle, bu suçlarda zincirleme suç hükümleri ile aynı nev?iden fikri içtima kuralının

uygulanmayacağı, dolayısıyla sayılan bu suçlarda, failin mağdur sayısınca ayrı ayrı

cezalandırılacağı kabul edilmiştir.

Yine TCK?da yaptırıma bağlanan bazı suçlarda, özel olarak aynı nev?iden fikri içtima

hükmüne yer verilmek suretiyle, bu suçlarda ayrıca TCK?nın 43/2. maddesi uyarınca

cezanın arttırılamayacağı esası benimsenmiştir. Örneğin; TCK'nın 172. maddesinin ikinci

fıkrasında; belirsiz sayıda kişilerin sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı

gerçekleştirmeye elverişli olacak surette, radyasyona tabi tutulması hâlinde, radyasyon

yayma suçunun temel şekline nazaran daha ağır ceza öngörülmüştür.

Bu açıklamalara göre, aynı nev?iden fikri içtimanın şartlarını;

1- Fiilin hukuki anlamda tek olması,

2- Tek fiille birden fazla aynı suçun işlenmiş olması,

3- Suç mağdurlarının farklı olması,

4- İşlenen suçun TCK?nın 43. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlardan olmaması,

5-Suç tipinde özel olarak aynı nev?iden fikri içtima hükmüne yer verilmemesi,

Şeklinde belirlemek mümkündür.

Bu aşamada, TCK?nın 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "Tek bir fiil" ifadesi ile

kast edilen hususun ne olduğunun açıklanması gerekmektedir.

Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedeni hareket ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de

hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda

birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı

değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket kabulüdür. Diğer bir anlatımla,

doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu

söylenebilirse de doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok

olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir

fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir

olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul

edilecektir. Fikri içtimada da fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki

anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak

birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni

tanımında yer alan hukuksal anlamdaki "Tek bir fiili" oluşturmaktadır. Nitekim öğretide de

benzer nitelikte görüşler ileri sürülmüştür (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza

Hukuku Genel Hükümler, 7.Bası Seçkin Yayınevi, Ankara, Eylül 2014, s.472 vd., Hamide

Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3.Bası, Beta Yayımcılık, İstanbul, 2013, s. 481 vd.,

Mehmet Emin Artuk, Ahmet Gökçen, Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8.

Bası, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.655 vd).

Öte yandan suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından

daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade eder. Önce suç işleme kararı verilir ve

bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilir. Kararın

gerçekleştirilmesi için gerekli suçların herbirinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir

suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer alır. Böylece suç işleme kararı

denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan

suçları birbirine bağlayan ortak bir zemin olur.

Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp

dayanmadığı aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında

kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman

aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilir. Yine

de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, tek başına bu

suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiği ya da işlenmediği anlamına

gelmeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini

düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu

göstermeyebilecektir. Diğer taraftan hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı

değerlendirmelerin yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı

ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle suç işleme kararının

yenilendiğine ya da suç işleme kararının devam ettiğine ilişkin önceden bir zaman dilimi

belirlemek isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın

varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler,

fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve

yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış

dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenecektir.

Tehdit suçu, mağduru belli kişiler olan suçlardan olduğundan farklı kişilere karşı değişik

zamanlarda işlenen tehdit eylemleri, bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmiş

olsa bile, zincirleme suç hükümleri uygulanamayacak, gerçek içtima hükümleri uyarınca

uygulama yapılacaktır. Ancak bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik

zamanlarda aynı kişiye karşı gerçekleştirilen tehdit eylemleri için tek ceza verilecek ve

fakat bu ceza TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca arttırılacaktır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Olay tarihinde saat 19.15 sıralarında inceleme dışı mağdur ..., tanık... ve mağdur ...?ın,

inceleme dışı mağdur ...'ın babası olan mağdur ...'nin işlettiği temizlik malzemeleri satılan

dükkânın önünde oturdukları, inceleme dışı mağdur ...?ın arkadaşlarına çay almak için

yanlarından ayrılarak dükkâna girdiği esnada alkollü olan sanık ...?ın kullanımındaki

motosiklet ile dükkânın önüne geldiği, mağdur ...?a "Buraya gel lan." mağdur ...?ın

gelmemesi üzerine de "Senin küçüklüğünü biliyorum, çok artisleşmişsin, seni döverim."

dediği, mağdur ...'ın ayağa kalkarak "Dövebileceksen döv!" şeklinde karşılık verdiği, bu

sırada dışarı çıkan inceleme dışı mağdur ...?ın kavga etmemelerini, dükkâna girip içeride

konuşmalarını söylediği, mağdur ... ile sanığın dükkâna girdiği anda sanığın bir şey

söylemeden mağdur ...?a kafa attığı, mağdur ...?ın da kendisini korumak amacıyla sanığa

yumrukla vurduğu, kavga sırasında dükkân içerisindeki temizlik maddelerinin dağıldığı,

olay nedeniyle inceleme dışı mağdur ...?ın iş yerinin üst katındaki evde ikamet eden

annesi... ile babası...?yi aşağıya çağırdığı, mağdurlar ... ve... iş yerine girdiklerinde

sanığın inceleme dışı mağdur ...?a hitaben "O? çocuğu, ananı avradını sinkaf edeceğim,

hepinizi bıçaklayacağım, adamlarımı almaya gidiyorum!", mağdur ...?a da "Seni

öldürürüm, seni geberteceğim!" diye söylediği, mağdurlar ... ve...?nin sanığa neden küfür

ettiğini sormaları üzerine sanığın bu kez mağdurlar ... ve...'yı hedef alarak "Sizin ananızı

avradınızı sinkaf ederim, adamlarımı çağırmaya gidiyorum, sizi tek tek öldüreceğim!"

dediği olayda;

Sanığın, mağdur ... tarafından işletilen dükkânın önünde mağdur ...?ı dövmekle tehdit

ettiğinin, inceleme dışı mağdur ...'ın adı geçenleri kavga etmemeleri hususunda uyarıp

dükkana girerek konuşmalarını söylediğinin, dükkana giren sanık ve mağdur ...'ın kavga

etmeye başladıkları ve yaşanan kavga sırasında içerideki malzemelerin etrafa

dağıldığının, bunun üzerine inceleme dışı mağdur ...'ın anne ve babası olan diğer

mağdurlar ... ve...'yı iş yerine çağırdığının, iş yerine gelen adı geçen mağdurların sanığı

kavga ve küfür etmemesi hususunda uyarmaları sonrasında sanığın bu kez mağdurlar ...

ve...'yı tehdit ettiğinin gerek mağdurlar ..., ... ve...'nin beyanları gerekse tanık... ile

inceleme dışı mağdur ...'ın ifadelerinden anlaşılması karşısında; olayın başlangıcı ve

gelişimi gözetildiğinde, sanığın, mağdur ...?a yönelik eylemi ile mağdurlar ... ve...?ye

yönelik eylemleri arasında tek bir iradi karardan bahsetmenin mümkün olmadığı aksine

farklı nedenlere dayanan suç işleme kararının söz konusu olduğu, zira sanığın aldığı suç

işleme kararının icrası kapsamında mağdur ...'a karşı tehdit eylemini gerçekleştirmesinin

ardından, ilk başta iş yerinde bulunmayıp sonradan gelen ve kendisini uyaran mağdurlar

... ve...'ya karşı, mağdur ...'a karşı aldığı suç işleme kararından bağımsız olarak yeni bir

suç işleme kararının icrası kapsamında tek bir fiil ile tehdit eylemini gerçekleştirdiği

anlaşıldığından, değişik mağdurlara karşı farklı zamanlarda ve değişik saiklerle

gerçekleştirilen eylemleri nedeniyle sanığın, mağdur ...?a yönelik ayrı bir tehdit suçundan,

mağdurlar ... ve...?ye yönelik olarak ise zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle

ayrı bir tehdit suçundan cezalandırılması gerektiğinin kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı kabul

edilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Direnme kararının isabetli

olmadığı," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

2- Direnme karar tarihinden sonra Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 253 ve 254.

maddelerinde 6763 sayılı Kanun?la yapılan değişiklikler uyarınca uzlaştırma işlemi

yapılması gerekip gerekmediği;

Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde

çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu

kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda

anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından

vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden

tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK?nın 73. maddesinin sekizinci

fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup,

soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu

kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya

gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus

Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya

davanın düşürülmesine karar verilir." hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte

yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın

şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin

bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun ikinci maddesiyle, 5237 sayılı

TCK'nın 73. maddesinin başlığında yer alan "Uzlaşma" ibaresi metinden çıkarılmış, 45.

maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25.

maddeleri ile CMK'nın 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. Yapılan bu düzenlemeye

göre uzlaştırmanın bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de birey ile devlet

arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği

tartışmasızdır.

5271 sayılı CMK'nın 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değiştirilen 253. maddesinde

uzlaşmanın kapsamı;

"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel

hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),

2. Taksirle yaralama (madde 89),

3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),

4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),

5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin

açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),

suçları.

(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer

kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık

hüküm bulunması gerekir.

(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık

hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna

gidilemez."

Şeklinde belirlenmiş iken, 09.07.2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 5918 sayılı Kanunun sekizinci maddesiyle CMK'nun 253. maddesinin üçüncü

fıkrasına "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla

birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." cümlesi eklenmiş,

02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun

34. maddesi ile yapılan değişiklikle madde başlığı "Uzlaştırma" olarak değiştirilmiş ve;

"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel

hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanunu?nda yer alan;

1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),

2. Taksirle yaralama (madde 89),

3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra),

4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),

5. Hırsızlık (madde 141),

6. Dolandırıcılık (madde 157),

7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),

8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin

açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),

suçları.

c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması

koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis

veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer

kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık

hüküm bulunması gerekir.

(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı

suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu

kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri

uygulanmaz..." şeklinde maddenin kapsamı genişletilmiştir.

Görüldüğü gibi, 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış,

TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanunun 141.

maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları

uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin

sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel

kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı

geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil

edilmiştir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK?nın "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı

254. maddesi;

"(1) Kamu davasının açılması halinde, uzlaşmaya tâbi bir suç söz konusu ise, uzlaştırma

işlemleri 253 üncü maddede belirtilen usule göre, mahkeme tarafından da yapılır.

(2) Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde davanın düşmesine karar verilir." şeklinde iken,

19.12.2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun

25. maddesi ile;

"(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında

olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve

usûle göre, mahkeme tarafından yapılır.

(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini

def?aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine

getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi

halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı

işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın

gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin

onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." biçiminde yeniden

düzenlenmiş,

02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun

35. maddesi ile CMK'nın 254. maddesinin birinci fıkrası;

"Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun

anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede

belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir."

şeklinde değiştirilmiştir.

Bu düzenlemeler göz önüne alındığında, gerek 5560 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten

önce, gerekse 5560 ve 6763 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler sonrası uzlaştırma asıl

olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem ise de her ne suretle olursa

olsun uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında

olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması hâlinde kovuşturma aşamasında da mümkün

olduğu kabul edilmelidir.

Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında

olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması hâlinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte

olup, uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının

düşmesine karar verilecektir.

Ceza hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanunun

uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren bir kanunun, yürürlük tarihinden önce işlenen

suçlara tatbik edilebilmesi, ancak lehe sonuçlar doğurması durumunda mümkündür.

Önceki ve sonraki kanunlara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise,

suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunun uygulanmasına imkân bulunmamaktadır.

5237 sayılı TCK'nın ?Zaman bakımından uygulama? başlıklı yedinci maddesi, 765 sayılı

Kanunun ikinci maddesine benzer şekilde düzenlenmiş olup, her iki maddede de ceza

hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına

ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, "Failin lehine olan

kanunun geçmişe etkili olması", "Geçmişe etkili uygulama" veya "Geçmişe yürürlük"

ilkesine de yer verilmiştir.

Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren kanun,

hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın eylemlerinin TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen

tehdit suçunu oluşturması ve Yerel Mahkeme direnme kararından sonra CMK'nın 253.

maddesinde 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı

Kanun ile yapılan değişiklikler sonucu anılan suçun uzlaştırma kapsamına dahil edilmesi

karşısında, CMK'nın 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri

yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden

değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Sonuç olarak, Yerel Mahkeme'nin direnme kararı isabetli olmakla beraber, direnme

kararından sonra CMK'nın 253. maddesinde 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile yapılan değişiklik

sonucu TCK'nın 106/1. maddesinin ilk fıkrasında yer alan tehdit suçunun uzlaştırma

kapsamına alınması karşısında, CMK'nın 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre

uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun

yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükümlerin bozulmasına

karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2015 tarihli ve 263-493 sayılı direnme

kararına konu mahkûmiyet hükümlerindeki sanığın mağdur ...?a yönelik tehdit eylemi ile

mağdurlar ... ve ...?e yönelik tehdit eylemleri arasında zincirleme suç hükümlerinin

uygulanma koşullarının bulunmadığına ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,

2- Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2015 tarihli ve 263-493 sayılı direnme

kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, CMK'nın 253. maddesinde 02.12.2016 tarihli

Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile

yapılan değişiklik sonucu TCK'nın 106/1. maddesinin ilk fıkrasında yer alan tehdit

suçunun uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, CMK'nın 253. maddesinde belirtilen

esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın

hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle

BOZULMASINA,

3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ

EDİLMESİNE, 02.07.2019 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık konusu

bakımından oy çokluğuyla, diğer uyuşmazlık konusu bakımından ise oy birliğiyle karar

verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen teoman ? 03 Ara 2019 20:17




Source: Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları ? İŞLENEN SUÇLARIN ARASINDA KISA ZAMAN ARALIKLARININ OLMASI SUÇ İŞLEME KARARINDA BİRLİK OLDUĞUNA;UZUN ZAMAN ARALIKLARI...

Benzer Konular (10)