YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 04.10.2018 tarihli ve 952-403 sayılı

Başlatan İçtihat, 04 Şubat 2021, 20:42:10

« önceki - sonraki »
avatar_İçtihat


-2

ÖZET: Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, başka

bir suçtan tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığa 'İlgi sayılı yazınız ile

tebliğ edilmesi istenilen karar hükümlü/tutuklu K.A.’ya almak suretiyle tebellüğ ettim.' ibarelerini

taşıyan tutanak ile tebliğ edilmesi, tebliğe ilişkin tutanakta kararın sanığa okunup anlatıldığına

ilişkin bir ibarenin bulunmaması karşısında, sanığa CMK’nın 35/3. maddesine aykırı şekilde yapılan

tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararının kesinleşmediği kabul edilmelidir.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken

uyuşmazlıklar,

A- Dosya içerisinde onaysız fotokopisi bulunan ve hükme esas alınan bir kısım evrakın aslının ya da

onaylı örneğinin getirtilmesi,

B- Tanık dinlenilmesi,

Hususlarında eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığı, eksik araştırmaya dayalı

olarak hüküm kurulmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde,

1) CMK’nın 231. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen

sanığın, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanırken, önceki

hükmün aynen açıklanmasının gerekip gerekmediği, buna bağlı olarak hükmolunan hapis cezasının adli

para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği,

2) Temel hapis ve para cezaları alt sınırdan belirlenmesine rağmen hüküm fıkrasında 'takdiren ve

teşdiden' ibaresine yer verilmesinin çelişki oluşturup oluşturmadığı,

3) Gün adli para cezası, adli para cezasına çevrilirken TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmemesinin

kanuna aykırılık oluşturup oluşturmadığı,

Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle,

a) Yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ceza infaz kurumunda

başka suçtan tutuklu/hükümlü olarak bulunan sanığa tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp

yapılmadığının, buna bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşip

kesinleşmediğinin,

b) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği kabul edilirse, sonraki kararların

hukuki değerden yoksun olup olmadığının ve buna bağlı olarak dava zamanaşımının gerçekleşip

gerçekleşmediğinin,

Değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından,

Sanık hakkında 14.03.2008 tarihinde işlediği iddia olunan 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan

açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, A. (Kapatılan) . . Sulh Ceza Mahkemesince 20.05.2010

tarih ve...-... sayı ile, sanığın yokluğunda 6136 sayılı Kanun’un 15/1, 5237 sayılı TCK’nın 62/1-2 ve 54.

maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye, 5271

sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetim

süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın başka bir suçtan tutuklu/hükümlü olarak ceza infaz

kurumunda bulunan sanığa, 'İlgi sayılı yazınız ile tebliğ edilmesi istenilen karar hükümlü/tutuklu K.A.’nın

almak suretiyle tebellüğ ettim.' ibarelerinin yer aldığı tutanak ile 19.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve

Yerel Mahkemenin sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını 14.09.2010

tarihinde kesinleştirdiği,

Sanık hakkında 08.02.2011 tarihinde işlediği hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından

açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, A. Asliye Ceza Mahkemesince 16.03.2011 tarih

ve ...-... sayı ile, sanığın hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-b, 168/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15

gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan aynı Kanun’un 116/1

ve 62. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm açısından

hak yoksunluğuna ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği,

bu hükümlerin temyiz edilmediklerinden bahisle 24.03.2011 tarihinde kesinleştirildiği ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Yerel Mahkemeye bildirimde bulunulduğu,

Bu bildirim üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını ele alan A. (Kapatılan) Sulh

Ceza Mahkemesince 12.11.2012 tarih ve ...-... sayı ile, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç

işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 15/1, TCK’nın 62/1-2, 50/1-a,

52/4 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 3.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına ve müsadereye karar verildiği,

Bu kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince

07.05.2013 tarih ve 3935-13947 sayı ile, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden

bozma kararı verildiği,

Bozmadan sonra yapılan yargılamada, A. (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 27.11.2013 tarih ve ......

sayı ile, bozma kararına direnildiğinden bahisle sanığın 6136 sayılı Kanun’un 15/1, TCK’nın 62/1-2, 50/1a,



52/4 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 3.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezası

ile cezalandırılmasına ve müsadereye karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısınca temyiz edildiği,

Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 812-1808 sayı ile, 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 5320

sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca gönderilen dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince

06.07.2017 tarih ve 421-8823 sayı ile, dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği,

Sanığın sorgusunun 13.01.2010 tarihinde yapıldığı,

Anlaşılmaktadır.

Ön sorunların görüşülmesine geçilmeden önce kısaca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kurumunun hukuki niteliğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde sanığın

tabi tutulacağı denetim süresinin ne zaman başlayacağından ve açıklanması geri bırakılan hükmün ne

zaman açıklanması gerektiğinden bahsedilmesinde fayda vardır.

Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve

doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararı, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması

hâlinde ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine

karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine

ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise mahkeme hükmü açıklayacaktır.

5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı

verilmesi hâlinde sanığın beş yıl süreyle denetime tâbi tutulacağı, bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak

üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilebileceği,

denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı, 10. fıkrasında, sanığın denetim süresi içinde kasten

yeni bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması

hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verileceği, 11.

fıkrasında ise denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin

yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde mahkemece hükmün açıklanacağı öngörülmüştür.

CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.

İtiraz durumunda merci tarafından itirazın kabul edilerek kararın kaldırılması her zaman mümkündür.

Bu nedenle denetim süresinin başlayabilmesi ve denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen

yükümlülüklerin yerine getirilmesinin istenebilmesi için kararın kesinleşmiş olması gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile kovuşturma geçici olarak durmakta

olup ancak denetim süresinin sonunda yahut denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya

denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı ortadan kaldırılarak hüküm kurulabilmektedir.

a- Yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ceza infaz kurumunda

başka suçtan tutuklu/hükümlü olarak bulunan sanığa tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı,

buna bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği,

Bu aşamada hâkim veya mahkeme kararlarının, serbest olmayan kişilere veya tutuklulara tebliği

usulünün incelenmesi gerekmektedir.

5271 sayılı CMK’nın 'Kararların Açıklanması ve Tebliği' başlıklı 35. maddesi,

'(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.

(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya

mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.

(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.'

şeklinde düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere, yoklukta verilen hâkim veya mahkeme kararlarının, ceza infaz kurumunda tutuklu

veya hükümlü olarak bulunan kişiye bizzat tebliği yeterli olmayıp, kararın ayrıca kendisine okunup

anlatılması da zorunludur. Bu durumda, tebliğe ilişkin belgede, kararın okunup anlatıldığına dair bir ibare

bulunmaması hâlinde, yapılan tebligat işlemi usulsüz olacaktır.

Bu açıklamalar ışığında ilk ön sorun değerlendirildiğinde,

Yerel Mahkemece verilen 20.05.2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin

kararın, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığa 'İlgi sayılı

yazınız ile tebliğ edilmesi istenilen karar hükümlü/tutuklu K.A.’nın almak suretiyle tebellüğ ettim.' ibarelerini

taşıyan tutanak ile tebliğ edilmesi, tebliğe ilişkin tutanakta kararın sanığa okunup anlatıldığına ilişkin bir

ibarenin bulunmaması karşısında, sanığa 5271 sayılı CMK’nın 35. maddesinin 3. fıkrasına aykırı şekilde

yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararının kesinleşmediği kabul edilmelidir.

8

...

   YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 04.10.2018 tarihli ve 952-403 sayılı

Benzer Konular (10)