YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 19.02.2019 tarihli ve 812-111 sayılı

Başlatan İçtihat, 04 Şubat 2021, 20:52:40

« önceki - sonraki »
avatar_İçtihat


-3

ÖZET: Katılan ve vekilinin temyiz dilekçeleri kapsamına göre sanık hakkındaki hırsızlık suçunun

yanında mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan beraat hükümlerini

de temyiz ettiklerinin anlaşılması karşısında öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu

suçlara ilişkin ek tebliğname düzenlenmesi, Özel Dairece bu ek tebliğnamenin hükümleri temyiz eden

katılan vekiline ve aleyhine görüş bildirilmesi hâlinde sanığa da tebliğ edildikten sonra inceleme

yapılması, Özel Dairece mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen

beraat hükümlerine ilişkin direnme kararının da yerinde görülmemesi hâlinde tüm suçlara yönelik

inceleme yapılması, yerinde görülmesi hâlinde ise sadece hırsızlık suçu bakımından direnme kararına

konu bu hükmün incelenmesi için tekrar dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmelidir.

Sanık E.C. hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen

beraat hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme

sanık H.U. hakkında nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından

kurulan beraat hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken

uyuşmazlıklar, sanık hakkında yasal ve yeterli gerekçe ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine

ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle,

1- Katılan ve vekilinin temyiz dilekçeleri kapsamına göre hırsızlık suçunun yanında sanık hakkında

konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik

temyiz taleplerinin bulunup bulunmadığının,

2- Katılan ve vekilinin konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat

hükümlerine yönelik temyiz talebinin bulunduğu sonucuna ulaşılması hâlinde bu suçlara ilişkin ek

tebliğname düzenlettirilip CMK’nın 307/3. maddesi uyarınca Özel Dairece inceleme yapılmadan dosyanın

Ceza Genel Kurulunca ele alınmasının mümkün olup olmadığının,

3- Katılan ve vekilinin sadece hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmünü temyiz ettiği sonucuna

ulaşılması hâlinde ise hırsızlık suçu bakımından dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin,

Değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sanık H.U. ile inceleme dışı sanık E.C. hakkında nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut

dokunulmazlığının ihlali suçlarından kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece verilen beraat hükümlerinin

katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece inceleme dışı sanık E.C. hakkında kurulan

beraat hükümlerinin onandığı, sanık H.U. yönünden ise bozulduğu, bozma üzerine Yerel Mahkemece

direnme kararı verilerek sanığın üzerine atılı bütün suçlardan beraatine hükmedildiği, katılanın hükmü

temyiz ederken 'Mahkemenize ait .../... esas sayılı dosyasını temyiz etmek istiyorum, gereği arz olunur.' dediği,

vekilinin ise 17.04.2014 havale tarihli temyiz dilekçesinde direnmeye konu beraat hükümlerine konu

suçların tamamını dilekçe başlığında gösterip 'Her iki sanık müşterek hareket etmek suretiyle müvekkilimin

Y. Basın Sitesindeki villasına girmek ve yatak odasının kapısını kanırtmak suretiyle açıp evdeki kasayı ve

özellikle kasa içerisindeki açık borç senedini hedef alarak hırsızlık fiilini ika etmişlerdir.' şeklindeki gerekçeler

ile temyiz talebinde bulunduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli ve 203553 sayılı

onama isteyen tebliğnamesinde sanığa atılı suçlardan sadece hırsızlık suçuna ilişkin görüş bildirildiği,

CMK’nın 307/3. maddesi uyarınca direnme kararını inceleyen Özel Dairenin de sadece hırsızlık suçuyla

ilgili değerlendirme yaptığı,

Anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konularının sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle temyiz

incelemesinin yapılabilmesi için gerekli koşulların üzerinde durmakta fayda bulunmaktadır.

Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış

olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi

uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesine göre iki koşulun varlığı gereklidir.

Bunlardan ilki süre koşuludur. CMUK’un 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz

isteğinde bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse, tebliğinden başlamak

üzere bir hafta olarak belirlemiştir.

Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ve uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren ikinci koşul

ise istek koşuludur. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan 'Davasız yargılama olmaz' ilkesinin

doğal sonucu olarak temyiz davası kendiliğinden açılamayacağından, bu konuda hak ve yetkisi olan

kişilerce bir istekte bulunulması zorunlu olup, süre ve istek koşullarına uygun temyiz davasının açılmamış

olması hâlinde hükmün Yargıtayca incelenmesi mümkün değildir.

Ancak bu kuralın istisnasına gereksinim duyan kanun koyucu CMUK’un 305. maddesinin 1.

fıkrasındaki düzenleme ile on beş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin mahkûmiyetlerde

istek koşulundan sanık lehine vazgeçerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden (resen) yapılmasını kabul

etmiştir.

Yine, 1412 sayılı CMUK’un 320. maddesinde,

'Temyiz mahkemesi, temyiz istida ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait

noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında

tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse

talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder.

313. maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını tayin için

yeniden müstenidat göstermeğe lüzum yoktur.

Bununla beraber böyle müstenidat arzolunmuşsa kabul olunur.' hükmü yer almaktadır.

Bu maddenin gerekçesinde de 'Temyiz Mahkemesi Kanunun doğru tatbik edilip edilmediğini

araştırmakla mükellef olduğundan velevki layihai temyiz de dermeyan edilmemiş olsa bile kanunun herhangi

bir suretle ihlal edildiğini gördüğü takdirde hükmü nakzedebilir...Hukuk Usulü Muhakemelerinin terviç

ettiği dairede mahkemei temyizin kendisine sevk olunan işlerde resen tetkikatını teşmil ederek layihada

serdedilmemiş olan ve fakat muhalifi kanun görülen esbaptan dolayı da hükümlerin nakzolunabilmesi kabul

edilmiştir.' denilmektedir.

Buna göre, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca 1412 sayılı CMUK’daki temyiz usulünün

uygulanması gereken kararlar yönünden usulüne uygun şekilde temyiz davası açıldıktan sonra Yargıtay

gösterilen temyiz sebepleri ile bağlı olmayıp, temyiz dilekçesinde ileri sürülsün veya sürülmesin son

karara etkili olan tüm kanuna aykırılıkları kendiliğinden inceleyip hükmü bozabilir.

Nitekim Ceza Genel Kurulu asıl ceza yönünden temyiz incelemesine tabi olmayan bir hükümle

bağlantılı olarak verilen 'müsadere', 'iş yerinin kapatılması','meslek ve sanatın tatili','tecilli cezanın aynen

çektirilmesi', 'sürücü belgesinin geri alınması' ve benzeri kararlarda suç niteliğine veya şahsi hakka

yönelik temyizin, hükmün tümüne temyiz edilebilirlik vasfını kazandıracağını ve hükmün her yönüyle

inceleneceğini kabul ederken Yargıtayın temyiz istemi ile bağlı olmadığı ilkesine dayanmıştır.

Öte yandan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 28. maddesi

kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmesi gereken tebliğnameye ilişkin olarak,

2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı ile Yardımcılarının

Görevleri' başlıklı 28. maddesi,

'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının veya Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcıvekilinin vereceği görevleri yapar. Özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcısı ve Vekilinin yokluğunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına vekillik eder. Başyardımcının

da bulunmadığı zamanlarda bu görevi en kıdemli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıyardımcısı yapar.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıyardımcıları, kendilerine verilen dosyaların tebliğnamelerini, karar düzeltme

ve itiraz yoluna başvurma işlemlerini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına düzenler ve onun yerine imza

ederler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının vereceği diğer işleri görürler.

Zamanaşımı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (5) ve (6) numaralı bentleri

kapsamında olan suçlara ilişkin dava dosyaları temyiz üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca

tebliğname düzenlenmeksizin ilgili daireye gönderilir. Daire kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının

karar düzeltme ve itiraz kanun yollarına başvurma yetkisi vardır.' şeklinde düzenlenmiş,

Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 37. maddesinde ise,

'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcılarının görevleri:

1- Verilen işleri süresinde ve eksiksiz inceleyip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına düzenleyecekleri ve

imza edecekleri tebliğnamelere bağlıyarak sonuçlandırmak,

2- Dairelerden çıkan ilâmları uygulama, içtihat ve tebliğnamelere uygunluk açılarından inceleyerek

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşüne göre karar düzeltme veya itiraz yollarına gitmek,

3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı başyardımcısı tarafından düzenlenecek sıraya göre Ceza Genel Kurulu ile

dairelerin duruşmalarına katılarak düşüncesini bildirmek,

4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı başyardımcısı tarafından düzenlenecek sıraya göre ceza dairelerinin

günlük çalışmaları sona erinceye kadar çalışma saati dışında nöbet tutmak,

5- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilecek ve ayrıca kanun ve yönetmelikle verilen diğer

görevleri yapmaktır.' hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun ve İç Yönetmelik hükümleri uyarınca Yerel Mahkemelerce verilen kararların temyiz

yoluyla incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, o konudaki hukuki görüşün açıklandığı

bir tebliğname düzenlenmesi zorunludur. Özel Dairelerce temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz

konusu hakkında bir tebliğname düzenlenmiş olması ön şarttır. 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un

8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 316. maddesinin 3. fıkrasına göre de Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığınca düzenlenecek bu tebliğnamenin, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç

doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya katılan ya da vekillerine dairesince tebliğ olunması da

gerekir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenecek olan tebliğnamede usul ve esasa ilişkin tüm

hususlarda görüş bildirilmesi yerinde bir uygulama olacaktır.

Öte yandan 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 36. maddesiyle,

5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi değiştirilerek belirtilen fıkraya,

'Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme

kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.

Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.' cümleleri eklenmiş,

aynı Kanun’un 38. maddesi ile de 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli

Hakkında Kanun’a,

'(1) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay



ceza daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına

direnilen daireye gönderilir.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bulunan dosyalar

kararına direnilen daireye gönderilir.

(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir,

görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.' biçiminde Geçici 10. madde eklenerek direnme

üzerine gelen, halen Ceza Genel Kurulunda bulunan ve henüz karara bağlanmamış olan dosyaların da

kararına direnilen daireye gönderileceği belirtilmiştir.

Bu bilgiler ışığında ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde,

Yerel Mahkemenin direnmeye konu beraat hükümlerinin hırsızlık, mala zarar verme ve konut

dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin olduğu, katılanın 16.04.2014 havale tarihli dilekçesinde

temyiz talebini herhangi bir suça hasretmeksizin 'Mahkemenize ait .../... esas sayılı dosyasını temyiz

etmek istiyorum, gereği arz olunur.' dediği, vekilinin ise 17.04.2014 havale tarihli temyiz dilekçesinde

direnmeye konu beraat hükümlerine konu suçların tamamını dilekçe başlığında gösterip 'Her iki sanık

müşterek hareket etmek suretiyle müvekkilimin Y. Basın Sitesindeki villasına girmek ve yatak odasının kapısını

kanırtmak suretiyle açıp evdeki kasayı ve özellikle kasa içerisindeki açık borç senedini hedef alarak hırsızlık

fiilini ika etmişlerdir.' şeklindeki gerekçeleri ileri sürdüğü gözetildiğinde katılan ve vekilinin hırsızlık suçu

ile birlikte mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan beraat hükümlerini de

temyiz ettikleri, Yerel Mahkemenin direnmeye konu beraat hükümleri arasında hırsızlık suçu ile birlikte

mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının bulunmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli ve 203553 sayılı tebliğnamesinde sadece hırsızlık suçuna yönelik görüş

bildirildiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin de 22.05.2017 tarihli ve 643-1390 sayılı kararında katılana yönelik

hırsızlık suçundan Yerel Mahkemece kurulan beraat hükmü ile ilgili inceleme yapılarak dosyanın Ceza

Genel Kuruluna iade edildiğinin anlaşılması karşısında, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlâli

suçlarına ilişkin ek tebliğname düzenlettirilip dosyanın CMK’nın 307/3. maddesi uyarınca öncelikle Özel

Dairece incelemesi yapıldıktan sonra Ceza Genel Kurulunca ele alınmasının gerektiği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, katılan ve vekilinin temyiz dilekçeleri kapsamına göre sanık hakkındaki hırsızlık suçunun

yanında mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan beraat hükümlerini de

temyiz ettiklerinin anlaşılması karşısında öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu suçlara ilişkin

ek tebliğname düzenlenmesi, Özel Dairece bu ek tebliğnamenin hükümleri temyiz eden katılan vekiline

ve aleyhine görüş bildirilmesi hâlinde sanığa da tebliğ edildikten sonra inceleme yapılması, Özel Dairece

mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin

direnme kararının da yerinde görülmemesi hâlinde tüm suçlara yönelik inceleme yapılması, yerinde

görülmesi hâlinde ise sadece hırsızlık suçu bakımından direnme kararına konu bu hükmün incelenmesi

için tekrar dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi

edilmesine karar verilmelidir.

Birinci ve ikinci uyuşmazlıklar hakkında ulaşılan sonuca göre üçüncü uyuşmazlık konusu bu aşamada

değerlendirilmemiştir.

...

   YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 19.02.2019 tarihli ve 812-111 sayılı

Benzer Konular (10)