YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 12.02.2019 tarihli ve 3-94 sayılı

Başlatan İçtihat, 04 Şubat 2021, 20:56:25

« önceki - sonraki »
avatar_İçtihat


-9

ÖZET: 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla

uygulanması gereken 326. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde

davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup

müdafinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK’nın 307/2. maddesinde de

yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde

sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki

delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine

dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır. Bu zorunluluk beraat

hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken

uyuşmazlıklar, sanıkların sorguları yapılmadan beraat kararı verilmesinin isabetli olup olmadığının

belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle,

...

2- Diğer iki sanık yönünden, aleyhe olan bozma kararına karşı sanıkların beyanları alınmadan direnme

kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi,

Gerekmektedir.



İncelenen dosya kapsamından,

E. Cumhuriyet Başsavcılığınca, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklar M.G., H.B. ve S.B.’nin

kendilerini farklı isimlerle tanıtıp, kiraladıkları bir iş yerine B. Tekstil ve T. Tekstil isimli şirket tabelalarını

astıkları, katılan Ö. D. Suni D. Tekstil San. ve Tic. A.Ş’den kısa zaman aralığında ve değişik tarihlerde aldıkları

465.000 TL tutarındaki suni derileri değerinin altında piyasaya sattıktan sonra iş yerini boşaltıp ortadan

kayboldukları, böylece paravan olarak kurdukları şirket vasıtasıyla oluşturdukları itimat neticesinde kendi

menfaatlerine ve katılan şirket zararına haksız kazanç temin ettikleri iddiasıyla haklarında dolandırıcılık

suçundan kamu davası açıldığı,

Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanıklar adına Yargıtay bozma ilamı ile

duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin sanık S.B.’ye tebliğ edildiği, diğer sanıklar M.G. ve H.B.’ye

çıkarılan tebligatların iade edilmesi üzerine başkaca herhangi bir araştırma ve tebligat yapılmadan

yokluklarında yargılamaya devam edilerek sanıklardan aleyhe olan bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan

direnme kararı verildiği,

...

Anlaşılmaktadır.

...

Sanıklar M.G. ve H.B. yönünden aleyhe olan bozma kararına karşı sanıkların beyanları alınmadan

direnme kararı verilip verilemeyeceği,

1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması

gereken 326. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden

bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi

ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin ikinci fıkrasında da yer verilmiş olup

anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan

hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır.

Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk

bulunan emredici kurallardandır.

Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca

yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup Yerel Mahkeme

hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca

karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ısrar üzerine Yargıtay

Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı

diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması

sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412

sayılı CMUK’un 308. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel

Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe

bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemece verilen sanıklar M.G. ve H.B. hakkındaki direnme kararına konu

hükümlerin, aleyhe olan bozmaya karşı sanıkların beyanları alınmadan yargılamaya devam edilerek

hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

   YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 12.02.2019 tarihli ve 3-94 sayılı

Benzer Konular (10)