Son İletiler

#31
Hukuki Haberler / Borçlu Mal Beyanından Sonra Ma...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 26 Mayıs 2026, 13:28:06
Yargıtay'dan, mal ve kazançtaki artışı bildirmeme suçuna ilişkin emsal karar

İcra ceza hukuku uygulamasında en sık karşılaşılan hatalardan biri, kanunda açıkça ayrılmış olan ceza türlerinin ve maddelerinin birbiri yerine kullanılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2026 tarihli en güncel kararı, bu hataya düşen yerel mahkeme hükmünü "kanun yararına bozma" yoluyla düzelterek icra hukuku literatürüne geçecek nitelikte bir emsal teşkil etmiştir.

Mal ve kazançtaki artışı bildirmemek suçu (İİK 339) ile tazyik hapsi ve disiplin hapsi arasındaki farklar ayrıntılı olarak ele alınmıştır.



🔍 Karar Künyesi ve Dava Bilgileri
  • Yargı Mercii: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2026/1225
  • Karar No: 2026/978
  • Karar Tarihi: 17.02.2026 (Oy Birliğiyle)
  • Kanun Yararına Bozma İsteyen: Adalet Bakanlığı (25.12.2025 tarihli yazı)
  • İlgili Kanun Maddeleri: 2004 Sayılı İİK Madde 339, Madde 340, Madde 354; 5271 Sayılı CMK Madde 309


💡 İİK Madde 339: Beyandan Sonra Mal ve Kazançta Olan Artışı Bildirmemek Suçu Nedir?
İcra takibine maruz kalan ve mal beyanında bulunan borçlunun, beyandan sonraki süreçte mallarında, gelirinde veya kazancında meydana gelen artışları (örneğin yeni bir işe girmesi, taşınır/taşınmaz mal edinmesi) icra dairesine bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 339. maddesine göre; borçlu makbul bir mazereti olmaksızın 7 gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya sözlü (şifahi) olarak bu artışı bildirmek zorundadır. Eğer bu yükümlülüğe uyulmazsa alacaklının şikayeti üzerine:
  • Mal veya kazanç asıl/bedel olarak mevcutsa 10 güne kadar disiplin hapsi,
  • Mal veya kazanç haklı bir sebep olmaksızın elden çıkarılmışsa 1 aya kadar disiplin hapsi verilir.
  • Borç tamamen ödendiği takdirde bu ceza tüm sonuçlarıyla düşer.



⚠️ Yerel Mahkemenin Büyük Hatası: İİK 339 Yerine İİK 340 Uygulanması
Somut olayda borçlu sanık, hakkında başlatılan icra takibinden sonra yeni bir işe başlamış ancak kazancında meydana gelen artışı icra dairesine bildirmemiştir. Alacaklının şikayeti üzerine dosyayı inceleyen yerel İcra Ceza Mahkemesi, borçlunun eyleminin İİK 339'a uyduğunu tespit etmesine rağmen, hüküm kurarken büyük bir usul hatası yapmıştır.

Mahkeme, borçlunun İİK 339 uyarınca "Disiplin Hapsi" ile cezalandırılması gerekirken, borcu taahhüt edip de ihlal edenlere (taahhüdü ihlal) uygulanan İİK 340. maddesi gereğince "Tazyik Hapsi" ile cezalandırılmasına karar vermiştir.



⚖️ Disiplin Hapsi ile Tazyik Hapsi Arasındaki Fark Nedir?
Yargıtay incelemesine konu olan bu hata, icra ceza hukukundaki iki temel ceza türünün karıştırılmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır:
  • Disiplin Hapsi (İİK 339 vb.): Kanunun koyduğu belirli bir emre veya yasaka uymayan kişiye (örneğin mal artışını bildirmeyen borçluya) müeyyide olarak doğrudan verilen, niteliği gereği cezai unsurlar barındıran hapistir.
  • Tazyik Hapsi (İİK 340 vb.): Kişiyi belirli bir yükümlülüğü yerine getirmeye (örneğin borcu ödeme taahhüdünü ifa etmeye) zorlamak amacıyla uygulanan, borç yerine getirildiği an sona eren koruma ve zorlama tedbiri niteliğindeki hapistir.


Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin Düzelterek Onama Kararı
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemini haklı bulan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararındaki madde ve ceza türü yanlışlığını CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca mahkemesine geri göndermeden bizzat düzeltmiştir.

Yargıtay, bozma nedeni daha hafif bir ceza verilmesini (veya ceza türünün düzeltilmesini) gerektirdiğinden yerel mahkeme kararını şu şekilde revize etmiştir:
  • Sanığın eylemine uyan İİK'nun 339. maddesi uyarınca 10 GÜNE KADAR DİSİPLİN HAPSİ İLE CEZALANDIRILMASINA (Tazyik hapsi ibaresi iptal edilmiştir),
  • İİK'nın 354. maddesi uyarınca şikayetten feragat veya borcun ödenmesi halinde cezanın tüm neticeleriyle düşürülmesine,
  • Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince 5.600,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak müştekiye verilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.


📜 YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ EMSAL KARAR METNİNİN TAMAMI

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

Esas Sayısı: 2026/1225
Karar Sayısı: 2026/978
Karar Tarihi: 17.02.2026

"İçtihat Metni"

Beyandan sonra mal ve kazançta olan artışı bildirmemek suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca 10 güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair ... . İcra Ceza Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli ve 2024/72 esas, 2024/143 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25.12.2025 gün ve 94660652-105-07-34759-2024-KYB sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2.01.2026 gün ve KYB-2026/2029 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

... . İcra Ceza Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli kararı ile, sanığın hakkında başlatılan icra takibinden sonra işe başladığı ancak kazancında meydana gelen artışı bildirmediği gerekçesiyle 10 güne kadar hapsen tazyikine karar verilmiş ise de,

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 339. maddesinde yer alan "Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya şifahi surette bildirmezse ve bu mal veya kazancı asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğu takdirde, on gün; mal veya kazancını asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa, bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Bu cezalara alacaklının şikâyeti üzerine karar verilir. Kişi, icra takibine konu olan borcu tamamen ödediği takdirde, bu ceza düşer." şeklindeki düzenleme göz önüne alındığında, somut olayda sanığın eyleminin 2004 sayılı Kanun'un 339. maddesinde tanımlı suçu oluşturduğu, merciince sanığın anılan hüküm uyarınca 10 güne kadar disiplin hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, anılan Kanun'un 340. maddesi gereğince 10 gün tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Antalya 3. İcra Ceza Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli ve 2024/72 Esas, 2024/143 sayılı kararının, CMK'nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirdiği belirlendiğinden, 

1-Sanık ...'ın üzerine atılı beyandan sonra mal ve kazançta olan artışı bildirmemek suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan İİK'nun 339. maddesi uyarınca sanığın 10 GÜNE KADAR DİSİPLİN HAPSİ İLE CEZALANDIRILMASINA,

2-Müştekinin feragatı veya borcun itfa edilmesi halinde davanın ve bütün neticeleri ile birlikte cezanın İİK'nın 354 ncü maddesi uyarınca düşürülmesine,

3-Müştekinin kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 5.600,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak müştekiye verilmesine,

Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
#32
Hukuki Haberler / Yargıtay'dan Emsal Adli Yardım...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 26 Mayıs 2026, 13:11:55
Yargıtay'dan Emsal Adli Yardım Kararı: Mali Durum Belgesi Olmayanın Talebi Reddedilir!

Yargı organları önünde hak arama özgürlüğünün en önemli araçlarından biri olan adli yardım talebi, ekonomik gücü yetersiz olan vatandaşlar için hayati bir öneme sahiptir. Ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2026 tarihli ve en güncel emsal kararı, adli yardım taleplerinde sadece beyanın yeterli olmadığını, mali durumun somut belgelerle ispatlanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur.

Google aramalarında üst sıraları hedefleyen ve hukukçular ile vatandaşlar için rehber niteliğinde hazırladığımız bu makalede; adli yardım şartları nelerdir, mali durum belgesi adli yardım için neden zorunludur ve adli yardım reddine itiraz süreci nasıl işler sorularının yanıtlarını arayacağız.



🔍 Karar Künyesi ve Dava Bilgileri
  • Yargı Mercii: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2026/4024
  • Karar No: 2026/3673
  • Karar Tarihi: 03.03.2026 (Oy Birliğiyle)
  • İlk Derece Mahkemesi: İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi (2007/181 E. , 2018/321 K.)
  • Bölge Adliye Mahkemesi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (2022/229 Esas, 2023/2140 Karar)


💡 Adli Yardım Nedir? Hukuki Niteliği Nelerdir?
Sosyal hukuk devletinin en temel gereklerinden biri olarak kabul edilen adli yardım; ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselerin, mali imkansızlıklar nedeniyle hak kaybına uğramasını engellemek amacıyla yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için sağlanan parasal kolaylıklardır.

Doktrindeki ve yerleşik yargısal uygulamalardaki tanımıyla bu kolaylıklar; yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım (barodan avukat görevlendirilmesi vb.) sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir. Ülkemizde adli yardım müessesesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ve devamı maddelerinde detaylıca düzenlenmiştir.



6100 sayılı Kanun uyarınca bir davada veya temyiz aşamasında adli yardımdan yararlanabilmek için mahkemenin aradığı iki temel şart bulunmaktadır:
  • 1. Ödeme Gücünden Yoksun Olma: Talepte bulunan kişinin, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olması gerekir.
  • 2. Talebin Açıkça Dayanaktan Yoksun Olmaması: İleri sürülen iddia veya savunmanın tamamen haksız, mesnetsiz ya da kötü niyetli görünmemesi, yani davanın başarı şansının bulunması şarttır.
Kritik Detay: Mali Durum Belgelerinin İbrazı Zorunludur!
Kanun hükümleri uyarınca adli yardım talebinde bulunan kimsenin, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin resmi belgeleri (fakirlik belgesi, taşınmaz ve araç sorguları, maaş bordrosu vb.) mahkemeye ibraz etmesi yasal bir zorunluluktur. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, soyut beyanlarla değil ancak bu resmi belgelerin incelenmesiyle belirlenir.



⚖️ Uyuşmazlık Konusu ve Yargıtay'ın Emsal Değerlendirmesi
Somut olayda, davalı taraf İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesi'nin esastan ret kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmiştir. Temyiz incelemesini yürüten Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 15.12.2025 tarihinde davalının adli yardım talebinin reddine karar vermiştir. Davalı tarafın bu ret kararına itiraz etmesi üzerine dosya, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 337 nci maddesi uyarınca itirazı incelemekle görevli olan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiştir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi yaptığı incelemede hukuki çerçeveyi şu şekilde çizmiştir:
Alıntı YapDavalı ...'ın adli yardım talebine ilişkin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin, ödeme gücünden yoksunluğu tevsik (ispat) eder nitelikte olmadığı görülmektedir.

Açıklanan bu gerekçeyle, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin adli yardım talebinin reddine ilişkin kararı kanuna tamamen uygun bulunmuş ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen itirazının HMK 337/2 maddesi gereğince REDDİNE oy birliğiyle karar verilmiştir.



🎯 Avukatlar ve Vatandaşlar İçin SEO Özet Notları
  • Adli yardım talebinde ispat yükü talepte bulunan taraftadır. Mahkemeye somut mali durum evrakı sunulmalıdır.
  • HMK 337 uyarınca adli yardım talebinin reddi kararlarına karşı itiraz yolu açıktır; ancak üst mahkemenin itirazı kabul etmesi yine sunulan belgelerin yeterliliğine bağlıdır.


📜 YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ EMSAL KARAR METNİNİN TAMAMI

YARGITAY 5. Hukuk Dairesi 2026/4024 E.2026/3673 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/229 Esas, 2023/2140 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2007/181 Esas, 2018/321 Karar

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen 05.07.2023 tarihli ve 2022/229 Esas, 2023/2140 Karar sayılı kararının davalı ... tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.12.2025 tarihli ve 2023/9198 Esas, 2025/6746 Karar sayılı kararıyla adli yardım talebinin reddine karar verildiği, kararın itirazen incelenmesinin adı geçen davalı ... tarafından istenilmesi üzerine dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 337 nci maddesi uyarınca Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.

Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Taş Korkmaz H.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).

Adli yardım 6100 sayılı Kanun'un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Anılan maddelere göre adli yardımın şartları "ödeme gücünden yoksun olma" ve "talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması"dır.
Bununla birlikte adli yardım talebinde bulunan kimsenin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı bu belgeler incelenerek belirlenecektir.

Somut olayda, davalı ...'ın adli yardım talebine ilişkin temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgelerin, ödeme gücünden yoksunluğu tevsik eder nitelikte olmadığı görülmektedir.

Açıklanan nedenle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin adli yardım talebinin reddine ilişkin kararı kanuna uygun olduğundan, davalının yerinde bulunmayan itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen itirazının 6100 sayılı Kanun'un 337 nci maddesinin ikinci maddesi gereğince REDDİNE,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
#33
Hukuki Haberler / Anayasa Mahkemesi'nden Dijital...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 26 Mayıs 2026, 09:28:54
Anayasa Mahkemesi'nden Dijital Deliller İçin Tarihi Karar: CMK Madde 134 İptal Edildi!

Dün (25 Mayıs 2026) yayımlanan Resmî Gazete'de, ceza muhakemesi hukuku ve dijital delil güvenliği açısından dönüm noktası niteliğinde bir Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı yer aldı. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin itiraz başvurusu üzerine yüksek mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 134. maddesini mercek altına aldı ve önemli iptal kararlarına imza attı.



📋 Karar Künyesi ve Resmî Gazete Bilgileri

  • Resmî Gazete Tarihi: 25 Mayıs 2026 PAZARTESİ
  • Resmî Gazete Sayısı: 33264
  • Mahkeme: Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
  • Esas Sayısı: 2023/128
  • Karar Sayısı: 2026/36
  • Karar Tarihi: 12/02/2026
  • İtiraz Yoluna Başvuran: Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi


🔍 İlk İnceleme ve Kısmi Ret Kararları

AYM, esasa geçmeden önce yaptığı ilk incelemede, maddenin bazı fıkra ve ibarelerine yönelik iptal taleplerini usuli nedenlerle reddetmiştir;

  • 10 Yıllık Başvuru Yasağı Engeli: Maddenin birinci fıkrasındaki "...veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı..." ibaresi ile fıkraya eklenen bazı cümleler, daha önce 30/6/2022 tarihli AYM kararıyla esastan reddedildiğinden ve bu kararın üzerinden 10 yıl geçmediğinden yeniden incelenememiş ve REDDİNE karar verilmiştir.
  • Gerekçe Eksikliği: 134. maddenin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine (cihazların gecikmeksizin iadesi) yönelik başvuru, somut iptal gerekçeleri açıkça gösterilmediği için yöntemine uygun bulunmayarak REDDİNE karar verilmiştir.
  • Uygulanma Kabiliyeti Olmaması: Maddenin (5) numaralı fıkrası (el koymaksızın yerinde kopya alma), somut davada cihazlara fiilen el konulmuş olması nedeniyle "davada uygulanacak kural" niteliğinde görülmemiş ve mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE karar verilmiştir.


⚖️ Esasın İncelenmesi ve İptal Gerekçeleri

Mahkeme; CMK 134/1'de yer alan hâkim kararıyla bilgisayarlarda arama yapılması, kopya çıkarılması ve metin haline getirilmesi hükmü ile CMK 134/2'deki şifrenin çözülememesi durumunda cihazlara el konulabilmesi hükümlerini esastan incelemiştir.

AYM incelemesinde şu temel tespitleri öne çıkarmıştır:
  • Kanunilik ve Meşru Amaç Var: Düzenlemenin açık, net ve öngörülebilir olduğu (kanunilik şartını taşıdığı), ayrıca maddi gerçeğe ulaşma ve kamu düzenini sağlama yönünde meşru bir amaç taşıdığı kabul edilmiştir.
  • Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Eksiklik: Dijital materyallerin doğası gereği yoğun miktarda kişisel veri barındırdığı hatırlatılmıştır. Ancak kanunda, elde edilen bu verilerin yargılamanın kesin hükümle sonuçlanmasından sonra ne kadar süreyle saklanacağına, nasıl silineceğine veya imha edileceğine dair hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı vurgulanmıştır.
  • Orantısızlık Ölçütü: Verilerin saklanma şartları, süresi, silinmediği takdirde işlenmesinin nasıl sınırlandırılacağı ve ilgili kişinin bu süreçteki haklarına dair kanun düzeyinde güvencelerin oluşturulmaması, Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını orantısız şekilde sınırladığı gerekçesiyle İPTAL nedeni sayılmıştır.
Alıntı YapZincirleme İptal Etkisi: Maddenin temel arama ve el koyma yetkilerini düzenleyen bu bölümleri iptal edilince, (3) ve (4) numaralı fıkralar ile maddenin kalan kısımlarının da tek başına uygulanma imkânı kalmamış ve 6216 sayılı Kanun'un 43/4 maddesi uyarınca birlikte iptaline karar verilmiştir.



⏳ İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?

AYM, CMK'nın 134. maddesinin tamamen iptal edilmesiyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edebileceğini göz önünde bulundurmuştur. Bu sebeple, yasama organına (TBMM) yeni bir yasal düzenleme yapabilmesi için süre tanımıştır:

  • İptal hükümleri, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden (25 Mayıs 2026) başlayarak DOKUZ AY SONRA yürürlüğe girecektir.


📝 Karşıoy Gerekçelerinden Özetler

Karar oy çokluğuyla alınmış olup; İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI bu görüşe katılmamışlardır. Muhalif üyelerin gerekçeleri özetle şöyledir:

  • Yeniden Yargılama ve Süreç İhtiyacı: Ceza yargılamasında kesinleşen kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi (CMK 311) veya sanık lehine süre sınırı olmaksızın yapılabilen kanun yolu başvuruları (CMK 308) mevcuttur. Bu süreçlerde delillerin yeniden incelenmesi gerekebileceğinden, dijital verilerin belirli bir süre sınırı olmaksızın saklanması aslında sanığın da lehinedir.
  • Mevzuat Eksik Değil: 11 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinin yargı mercilerini de kapsadığı, dolayısıyla saklama koşulları ve sürelerinin hukuken belirli olduğu savunulmuştur.
  • Kıyas Yoluyla Çözüm: Maddede açık hüküm olmasa bile, CMK'nın 137/3 maddesindeki (iletişimin tespiti verilerinin yok edilmesi) düzenlemelerin dijital deliller için de kıyasen uygulanabileceği, bu durumun usul hukuku dogmatiğine aykırı olmadığı ileri sürülmüştür.
#34
Gayrimenkul & Kira Hukuku / Anahtar Teslimi Yapı Kullanma ...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 26 Mayıs 2026, 08:53:33
Tapu İptali ve Tescil Davalarında İskansız ve Kaçak Yapı Sorunu.
Ayrıca Anahtar Teslimi Yapı Kullanma İzin Belgesi Alınmasını da Kapsar


Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/3441 E. – 2024/84 K. Kararı İncelemesi



Türkiye'de özellikle kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapılan daire satışlarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, satın alınan bağımsız bölümün tapusunun devredilmemesi ve binanın iskansız ya da kaçak yapı niteliğinde olmasıdır.

Özellikle;

  • "Satış vaadi sözleşmesi ile daire aldım ama tapu verilmedi"
  • "İskansız bina için tapu iptal tescil davası açılabilir mi?"
  • "Kaçak yapı için tapu devri mümkün mü?"

soruları uygulamada sıkça gündeme gelmektedir.

Bu makalede Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.01.2024 tarihli önemli kararını ayrıntılı şekilde inceleyeceğiz.



Temliken Tescil Davası Nedir?

Temliken tescil davası; yükleniciden veya yüklenicinin hak sahibi olduğu kişiden taşınmaz satın alan kişinin, belirli şartların oluşması halinde doğrudan arsa sahibine karşı açtığı tapu iptal ve tescil davasıdır.

Genellikle süreç şu şekilde işler:

  • Arsa sahibi ile müteahhit arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılır.
  • Müteahhit kendisine düşecek bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satar.
  • Alıcı satış bedelini öder.
  • Daire teslim edilir.
  • Ancak tapu devri yapılmaz.

Bu durumda alıcı, tapunun adına geçirilmesi için dava açabilir.



Olayın Özeti

Somut olayda;

  • Davacı, noter düzenleme şeklinde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile bir daire satın almıştır.
  • Satış bedelinin tamamını ödemiştir.
  • Daire uzun yıllardır davacı tarafından kullanılmaktadır.
  • Ancak tapu devri yapılmamıştır.

Davacı bunun üzerine tapu iptal ve tescil davası açmıştır.

İlk derece mahkemesi başlangıçta davayı reddetmiştir. Gerekçe olarak:

  • Binanın iskansız olması,
  • Tasdikli projesinin bulunmaması,
  • Yapının gecekondu mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi

gösterilmiştir.

Ancak bozma sonrası yapılan incelemede mahkeme davayı kabul etmiş ve tapunun davacı adına tesciline karar vermiştir.

Dosya yeniden Yargıtay incelemesine gitmiştir.



Yargıtay'ın Değerlendirmesi

1. İskan Olmaması Tek Başına Yeterli Değildir

Yargıtay'a göre bir binada iskan bulunmaması tek başına otomatik olarak tapu devrine engel değildir.

Mahkeme şu hususları araştırmalıdır:

  • Yapı tamamen kaçak mı?
  • İmar aykırılıkları giderilebilir mi?
  • Yapının yasal hale getirilmesi mümkün mü?
  • İskan alınabilmesi için hangi işlemler gerekiyor?
  • Eksikliklerin giderilme maliyeti nedir?

Bu araştırmalar yapılmadan karar verilemez.



2. Kaçak Yapı İçin Tapu Tescili Mümkün Mü?

Kararın en önemli bölümlerinden biri budur.

Yargıtay açık şekilde şu değerlendirmeyi yapmıştır:



Ruhsata ve projeye aykırı yapılar kaçak yapı sayılır.

Bu tür yapıların:

  • Yıkımı gündeme gelebilir,
  • İdari para cezası uygulanabilir,
  • Ekonomik değer taşımadığı kabul edilebilir.

Bu nedenle kaçak yapıdaki bağımsız bölüm için doğrudan tapu tescili talebi her durumda kabul edilmez.

Ancak;

  • İmar aykırılıkları giderilebiliyorsa,
  • Yapı yasal hale getirilebiliyorsa,

mahkeme eksikliklerin tamamlanması için süre verebilir.



3. İskan ve Tapu Masraflarını Kim Öder?

Kararda önemli bir başka nokta da budur.

Sözleşmelere göre;

  • Tapu masrafları,
  • Belediye harçları,
  • Kat mülkiyeti giderleri,
  • İskan masrafları

taraflar arasında paylaştırılabilir.

Yargıtay'a göre mahkeme:

  • Arsa sahibinin yaptığı masrafları,
  • Davacının sorumlu olduğu giderleri,
  • Yüklenicinin yerine getirmediği yükümlülükleri

ayrıntılı şekilde araştırmalıdır.



4. Anahtar Teslimi Ne Anlama Gelir?

Yargıtay kararına göre "anahtar teslim" kavramı yalnızca fiziksel teslim anlamına gelmez.

Aynı zamanda:

  • Yapının yasal olması,
  • Oturuma uygun olması,
  • İskan alınabilir durumda bulunması

da gerekir.

Bu nedenle iskansız ve ruhsata aykırı yapılar tam anlamıyla "anahtar teslim" kabul edilmeyebilir. Yargıtay kararında bu konuya açıklık getirilerek "Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede arsa sahibinin bir kısım dairelerinin anahtar teslimi olarak teslim edileceği hüküm altına alınmıştır. Anahtar teslimi olgusu ... kullanma izin belgesi alınmasını da kapsayacaktır." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.



Yargıtay Kararının Önemi

Bu karar özellikle;

  • İskansız binalar,
  • Kaçak yapılar,
  • Tapu tahsis belgeli taşınmazlar,
  • Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri,
  • Müteahhitten daire satın alınması

konularında emsal niteliğindedir.

Yargıtay;

  • Eksik inceleme ile karar verilemeyeceğini,
  • İmar aykırılıklarının araştırılması gerektiğini,
  • İskan alınabilirliğinin değerlendirilmesi gerektiğini,
  • Masraf sorumluluklarının belirlenmesinin zorunlu olduğunu

özellikle vurgulamıştır.



Sonuç

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/3441 Esas, 2024/84 Karar sayılı ilamı; iskansız veya imar sorunu bulunan yapılarda açılan tapu iptal ve tescil davalarında mahkemelerin çok kapsamlı inceleme yapması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Özellikle:

  • Yapının yasal hale getirilebilir olup olmadığı,
  • İskan alınmasının mümkün bulunup bulunmadığı,
  • Eksik işlerin giderim maliyetleri,
  • Tarafların ödeme yükümlülükleri

dikkatle değerlendirilmelidir.



YARGITAY KARARI

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/3441 E. 2024/84 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ile davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Köyünde kain ve tapunun 7343 ada, 2 parsel sayısında kayıtlı taşınmazın davalılardan ...'e ait iken üzerindeki gecekondunun yıkılarak inşaat yapılması amacı ile diğer davalılar ... ... ve ... ile ... 23. Noterliğinin 22/04/1998 tarih ve 24362 yevmiye numarasına kayıtlı olarak Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Yapımı Sözleşmesinin akdedildiğini, ...'nin ... 23. Noterliğinin 07/08/2000 tarih ve 43871 yevmiye numarasına kayıtlı olarak davalılardan ... ve ... ile akdetmiş olduğu ''Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'' ile yapılacak inşaatta zemin katta mevcut 14/270 arsa payına tekabül eden 6 no. lu daireyi satın aldığını ve satış bedelinin tamamını nakden satıcılara ödediğini, müteahhitlerin inşaatı tamamladığını, bağımsız bölümlerin mülk sahibine ve alıcılarına teslim edildiğini, 6 no. lu bağımsız bölümün de davacıya teslim edildiğini, davacı tarafından 2000 yılından bu yana kullanıldığını, ancak tapu devrinin yapılmadığını, bu nedenlerle dava konusu taşınmazda davalılardan ... adına kayıtlı 13/24'lük hissenin, davacıya ait 6 no. lu bağımsız bölümüne isabet eden 1/24 hissesinin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının tapu masraflarını ödemek için yüklenicilere başvurmadığını, noterde düzenleme şeklinde yapılan 07.08.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı ..., davacı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müteahhit olarak verilen 6 no. lu daireyi gayrimenkul satış vaadi ile davacıya sattığını, bedelini aldığını, tapu masrafları ve harçları almadığını, sözleşme gereğince davacının ödeyeceğini, davacının tapu harç ve masrafları ödeyerek tapusunu almasını beyan etmiştir.
3.Davalı ..., davalı ...'ün maliki bulunduğu taşınmaz üzerine
 tapu maliki ..., kendisi ve diğer davalı ...'ın kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müteahhit olarak kendilerine ait dairelerden birini davacıya sattıklarını, satış bedelini aldıklarını, ancak taşınmazın tapu tahsisli olması hazine adına tapudakayıtlı bulunması davalı ... tarafından hazineden tapusu alınınca herkesin hissesini ve tapu masraflarını ödeyip tapusunu alacağını, ancak tapusunu almadığını, ve tapu almak için de müratacatta bulunmadığını beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16/12/2015 tarihli ve 2014/2217 Esas, 2015/2535 Karar sayılı kararıyla; dosyada toplanan delillerden dava konusu gayrımenkulun gecekondu yasası hükümleri çerçevesinde inşaatının başlanıldığı ve ... inşaat tutanaklarının tutulduğu, Sarıyer Belediye Başkanlığının 07/07/2015 tarihli cevabı yazılarında da tasdikli projesinin ve iskan belgesinin bulunmadığı bildirildiğinden bu haliyle tescilin mümkün olmaması nedeniyle tescil talebinden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 07.05.2019 tarihli 2016/10541 Esas 2019/4109 Karar sayılı ilamında: her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı, inşaatın geldiği seviyenin tespit edilmediği, noterde düzenleme şeklinde yapılan 07.08.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesinde iskan şartının bulunmadığı görüldüğü, uzman inşaat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla keşif yapılarak arsa sahibi ile yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesine göre yüklenicinin edimini yerine getirip getirmediğinin saptanması, inşaat eksik bırakılmış ise hangi aşamada bırakıldığının ve eksik işler tespit edilerek inşaat seviyesinin yüzdelik ifade ile belirlenmesi, bilirkişilerden denetime elverişli ve ayrıntılı rapor alınması ve daha sonra sözleşme hükümleri de göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın bulunduğu binanın tamamlanmış olduğu, herhangi bir eksik imalatın olmadığı, dairelerde ikametin yapılmakta olduğu, dava konusu dairenin davacı uhdesinde olduğu tespit edildiği, bu haliyle yüklenicinin inşaatı %100 oranında tamamladığı, sözleşme uyarınca edimini tamamen yerine getirdiği anlaşıldığından temlik alan davacının davalı arsa sahibine gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı şahsi hakkını ileri sürebileceği, davacının tapu iptal tescil talebinde haklı olduğu belirtilerek davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi ... Mahallesi, 7343 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın 6 no. lu bağımsız bölüme denk gelen 14/270 arsa payının tescil kaydının davalı ...'den iptali ile davacı ...'e tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı arsa sahibi ... vekili ve davalı yüklenici ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı arsa sahibi vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davacı ile yükleniciler arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığını, arsa sahibinin sorumlu tutulamayacağını,
2.Tapu devir bedel ve masrafının ödenmediğini,
3.Yüklenicinin edimini tam olarak ifa etmediğini, iskan alınmadığını,
4.Dava konusu gayrımenkulun gecekondu yasası hükümleri çerçevesinde inşaatının başlanıldığı ve ... inşaat tutanaklarının tutulduğu, sarıyer belediye başkanlığının 07/07/2015 tarihli cevabı yazılarında da tasdikli projesinin ve iskan belgesinin bulunmadığı bildirildiğinden bu haliyle tescilin mümkün olmadığını,
5.Yüklenicinin binayı eksik bıraktığını tanık beyanları ile ispatladıklarını, işin eksiksiz teslim edildiğine dair bir tutanak olmadığını, bina iskansız olduğundan yasal olarak tamamlanmadığını,
6.Sözleşmenin yapıldığı dönemde ... bölgesinde taşınmazların bir kısmının belediyeye ait olduğunu, bu nedenle tapulama işlemi yapılamadığını, taşınmazların tapu tahsis belgeli olduğunu, hazine adına tapuda kayıtlı bulunması nedeniyle davalı ... tarafından hazineden tapusu alınınca herkesin hissesini ve tapu masraflarını ödeyip tapusunu alabileceğini, beyan ettiğini, arsa sahibinin belediyeye ödenmesi gereken bedeli de kendine düşen alt kattaki bir yeri satarak karşıladığını, bu masrafların dairelerde oturanlarca karşılanması hususunda sözleşme yapıldığını ancak davacının yapılan masrafları sözleşmeye aykırı şekilde ödemek istemediğini,
7. 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu,
8.Binadaki eksiklikler ile iskan ruhsatı alınması için gereken giderler hesaplanarak depo edilmesi şartıyla ancak tescil kararı verilebileceğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı yüklenici ... temyiz dilekçesinde;
1. Davacının dava konusu 6 no. lu bağımsız bölüm bedelini kendisine ödediğini, ancak davacıya ilgili bağımsız bölümlerin tasdikli projesinin ve iskan belgesinin bulunmadığı sadece tapunun alınabilir hale geldiğinde işbu tapunun masraf ve harçlarını ödeyerek tapuyu alabileceğini belirttiklerini,
2.Bu tapuların dağıtılması işini diğer davalı arsa sahibine devrettiğini, kendisinin ve diğer kat oturanlarının hak kaybı yaşamaması adına ilgili bu tapuları arsa sahibinin dağıttığını, binanın 2/3'ünün tapularına bu şekilde kavuştuğunu, diğerlerinin ise mahkemenin verdiği tedbir kararına istinaden kavuşamadığını,
3.Ödemekle mükellef olduğu harçların bedelini ödemeyerek mahkeme yoluna başvuran ... diğer tapu hak sahiplerinin de tapusuna kavuşmasına engel olduğunu, davacının, tapusunu almanın daha kolay yolu varken kötü niyetli bir şekilde yargı organlarını işgal ederek mahkeme organlarına ... yükü bindirdiğini,
4.Alacaklının bu davayı ikame etmesinde hiçbir hukuki yararı bulunmayıp ... 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/843 Esas ve 2022/368 Karar sayılı kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca temliken tescil istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-370. maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca temliken tescil istemine ilişkin olup davacı yükleniciden bağımsız bölüm satın alan, davalılar ise arsa sahibi ve yüklenicilerdir.

2.Davacı, yüklenicilerle imzaladığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre ödemesini yaptığını, yüklenicilerin arsa sahibine karşı edimlerini ifa ettiğini ancak arsa sahibinin tapu devrini yapmaktan kaçındığını, bu nedenle sözleşme konusu dairenin/hissenin adına tescilini talep etmiş, davalı arsa sahibi, sözleşmenin yapıldığı dönemde taşınmazların tapu tahsis belgeli olduğunu, hazine adına tapuda kayıtlı bulunması nedeniyle hazineden ayrıca tapusunun alınması gerektiğini, bunu da sözleşmeye göre kendisine düşen dairelerden birini satarak kendisinin karşıladığını, bina sakinlerine de herkesin tapu masraflarını ödeyip tapusunu alabileceğini beyan ettiğini, bu masrafların dairelerde oturanlarca karşılanması hususunda sözleşme yapıldığını ancak davacının yapılan masrafları sözleşmeye aykırı şekilde ödemek istemediğini, iskan alınmadığını, yüklenicinin edimini eksiksiz ifa etmediğini belirterek davanın reddini istemiş, diğer davalı yükleniciler ise ödemeyi aldıklarını, sözleşmelerinde kararlaştırılmış olmasına rağmen tapu masrafları ödenmediği için devrin yapılmadığını beyan etmişlerdir.

3.Mahkemece davanın reddine dair verilen karar hakkında yüklenicinin edimini tam olarak ifa edip etmediği, inşaatın geldiği seviyenin tespitleri hususunda eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de eksik araştırma neticesinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

4.Arsa sahibi ile yükleniciler arasında yapılan sözleşme; 11. maddesinde "tapu alınması müteahhite aittir. Yasal imkanlar doğduğu zaman kat mülkiyeti tesis edilmesi ve iskan alınmasındaki ödemelere taraflar payları oranında katılacaktır. Arsa sahipleri müteahhide ait olan payları, kendisine veya göstereceği 3.kişilere arsa payı olarak devir ve ferağ vereceklerdir". Teknik şartlar başlığı altındaki ilk maddede "395 m² yüzölçümlü olan arsa karşılığında mal sahibi verilecek 6 daireden 4 daire anahtar teslimi 2. sınıf olarak teslim edilecek kalan 2 daire yalnız sıvaları yapılarak teslim edilecektir". Teknik şartlar başlığı altındaki dördüncü maddede "yerin tapusu alındığında tapu masrafları ve belediyece alınacak her türlü harçlar daire sahiplerince müştereken karşılanacaktır" hükümlerini içermektedir.

5.Davacı ile yükleniciler arasında noterde yapılan satış vaadi sözleşmesinin, 1. maddesinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden ve yükleniciye düşen dairelerden bahsedilmiş, 5. maddesinde "Tapu alımı, kat mülkiyeti tesisi ve alıcı lehine ferağ verilmesi sıralarında gerek yürürlükteki ve gerekse bundan böyle yürürlüğü girecek mevzuat gereği yapılacak tüm ödemelere alıcı payı oranında katılacak ve ödeyecektir", 6. maddesinde "Alıcı, yukarıda tarif edilen gayrimenkulde bu sözleşmeye ilişik krokide yeri işaret edilen dairesini bu gayrimenkulün tapu tahsis belgeli olduğu ve satıcının ... bu gayrimenkulü kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşa eden kişi olduğunu ve iskan alınmamış ve kat mülkiyeti kurulmamış olduğunu bilerek ve doğmuş-doğacak her türlü hukuki neticelerini peşinen kabul ederek satın almayı kabul etmiştir" denmektedir.

6.Temliken tescil davalarında mahkemece, öncelikle yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) yerine getirip getirmediğinin, ardından sözleşme hükümlerindeki anahtar teslim gibi diğer borçlarını ifa edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur. Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede arsa sahibinin bir kısım dairelerinin anahtar teslimi olarak teslim edileceği hüküm altına alınmıştır. Anahtar teslimi olgusu ... kullanma izin belgesi alınmasını da kapsayacaktır. Dosya kapsamında bulunan belediye yazışmalarından; ... kullanma izin belgesinin bulunmadığı, ayrıca ... inşaat hakkında ilgili işlemlerin yapılmasına ilişkin tutanakların tutulduğu anlaşılmıştır.

7.Dairemiz yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre 3194 sayılı Kanunun 21., 26. ve 32. madde hükümleri gereğince ruhsat ve eki projelere aykırı olarak meydana getirilen ..., uygulamadaki deyimiyle ... inşaat olup bu tür yapıların yıkımı ve ilgilileri hakkında aynı yasanın 42. maddesine göre cezai yaptırım uygulanması gerekmektedir. Bu tür yapıların ekonomik değerleri bulunmadığından ... yapılan bağımsız bölümü satın alanın tescil talebinin dinlenmesi mümkün değildir.

8.Ayrıca; arsa sahibi tarafından iddia edildiği üzere tapu belgesinin alınması sürecinde ödendiği iddia edilen, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile yüklenicinin ödemesi kararlaştırılan, satış vaadi sözleşmesi uyarınca alıcı-davacının payı oranında sorumlu olduğu belirtilen tapu alım bedelinin tespiti gerekmektedir. Dosya kapsamında binada bir takım eksiklikler olduğu da iddia edilmiştir.

9.Bu durumda mahkemece yapılacak ...; ... olduğu, iskan belgesi bulunmadığı belirtilen inşaattaki aykırılıkların imara ve iskan alımına uygun hale getirilip getirilemeyeceği, aykırılıkların ne şekilde giderileceği konusunda ilgili belediyeden sorulması ve bilirkişi raporu düzenlenmesinin sağlanması, iskan alınabilmesi için yapılması gereken masraflar ile sözleşmede yükleniciye düşen ancak arsa sahibi tarafından karşılandığı iddia edilen tapu alımına ilişkin yapılmış olan masrafların yine bilirkişi marifetiyle belirlenmesi, binanın yasal hale getirilmesi mümkün ise bu konuda davacıya yeterli süre ve yetki verilip, belirlenecek bedelin arsa sahibine ödenmek üzere depo edilmesi ve yasal hale getirilmesi halinde tapu iptal ve tescile karar verilmesi ve bu halde davalı arsa sahibi davaya karşı çıkmakta haklı olacağından harç, vekâlet ücreti, yargılama giderinden sorumlu tutulmaması, yasal hale getirilmesinin mümkün olmaması durumunda ise davacının tapu iptâl ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, davalı arsa sahibi ile yüklenicinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı arsa sahibi vekili ile davalı yüklenici ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'e iadesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
10.01.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
#35
Soru & Cevap Bölümü / Ynt: Anahtar Teslim Daireye İs...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 26 Mayıs 2026, 08:35:28
1. "Anahtar Teslim" ve İskan (Yapı Kullanma İzin Belgesi) Şartı
  • Dairenin fiziki olarak bitirilmesi ve fiilen içine girilip oturulabilir duruma gelmesi, müteahhidin "teslim" yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği anlamına gelmez.

  • Sözleşmenizde açıkça "anahtar teslim" ibaresi bulunuyorsa, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre iskan (yapı kullanma izin belgesi) alınması yükümlülüğü aksi açıkça kararlaştırılmadıkça müteahhide aittir.

  • İskanı alınmamış bir bağımsız bölüm, hukuken "eksik ifa" veya durumuna göre "hukuki ayıp" statüsündedir. Müteahhit iskanı almadığı sürece, sözleşmeden doğan asli edimini tam anlamıyla ifa etmiş sayılmaz.

2. Ödemezlik Def'i ve 8 Aylık Gecikme
  • Müteahhide karşı 300.000 TL'lik bir bakiye borcunuz var ve bunu yeni bir inşaatta işçilik (eser) üreterek ödemek üzere şifahi bir anlaşma yapmışsınız. Ancak karşı taraf, ilk sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirmemiş ve sözleşme tarihini 8 ay geçirerek temerrüde düşmüş durumda.

  • Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 97) bağlamında, kendi edimini tam olarak ifa etmeyen taraftan, karşı tarafın edimini ifa etmesini beklemesi hukuken korunmaz.

  • Bu doğrultuda, "Sen iskanı alana kadar ben yeni işe başlamıyorum" demeniz sözleşmeden doğan meşru bir hakkın (ödemezlik def'i) kullanımıdır.

Özetle; tavrınız yanlış veya haksız değil. Fiziki teslim, hukuki teslimin yerine geçmez. Müteahhidin "ben parayı istemedim, işimi yap" demesi, kendi eksik ifasını örtmez.
#36
Ticaret & Şirketler Hukuku / Kambiyo Senetlerine Dayalı Men...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 25 Mayıs 2026, 23:00:11
Kambiyo Senetlerine (Bonoya) Dayalı Menfi Tespit Davalarında Görevli Mahkeme Neresidir? (Güncel BAM ve Yargıtay Kararları Işığında)

Giriş
İcra ve İflas Hukuku pratiğinde, kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) özgü haciz yoluyla başlatılan icra takiplerinde borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davaları, uygulamada en sık karşılaşılan dava türlerinden biridir. Bu davalarda sıklıkla düşülen en büyük usuli hata, görevli mahkemenin tayininde yaşanmaktadır. Özellikle tarafların tacir olmadığı veya aralarındaki temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmadığı (örneğin adi ortaklık, mesire alanı işletilmesi vb.) durumlarda davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde mi yoksa Asliye Ticaret Mahkemesinde mi görüleceği tartışma konusu olabilmektedir.

Bu makalede, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin yakın tarihli (2026) bir merci tayini (yargı yeri belirleme) kararı ışığında, bonoya dayalı menfi tespit davalarında görevli mahkemenin tespiti, mutlak ticari dava ile nispi ticari dava kavramları ekseninde detaylıca incelenmiştir.



1. Mutlak Ticari Dava ve Nispi Ticari Dava Ayrımı
Bir davanın asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girip girmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4. maddesine göre belirlenmektedir. Bu madde uyarınca ticari davalar iki ana kategoriye ayrılır:

  • Mutlak Ticari Davalar: Tarafların tacir olup olmadığına veya uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, sırf kanunda sayıldığı için ticari sayılan davalardır. TTK'da düzenlenen tüm hususlardan (örneğin kambiyo senetleri, şirketler hukuku vb.) doğan hukuk davaları mutlak ticari davadır.
  • Nispi Ticari Davalar: Konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da (davacı ve davalı) ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalardır. Burada davanın ticari sayılabilmesi için her iki tarafın da tacir olması ve işin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi şarttır.



2. Bonoya Dayalı Menfi Tespit Davaları "Mutlak Ticari Dava" Kapsamındadır
Kambiyo senetleri (bono, poliçe, çek), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kıymetli evrak hukuku bölümünde detaylıca düzenlenmiştir. Dolayısıyla, icra takibine konu edilen alacağın bir bonoya (emre muharrer senede) dayanması halinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temel nedeni bir adi ortaklık, tüketici ilişkisi veya şahsi bir borç dahi olsa, dava konusu senedin kambiyo senedi olması durumu mutlak ticari dava haline getirir.

Didim ve Aydın mahkemeleri arasındaki görev uyuşmazlığında Asliye Hukuk Mahkemesi davanın nispi ticari dava olduğunu düşünürken, Asliye Ticaret Mahkemesi temel ilişkinin (adi ortaklık vb.) görevli mahkemeyi tayin edeceğini düşünerek karşı görevsizlik kararı vermiştir. Ancak İzmir BAM bu noktada usul hukukumuzun temel kurallarından birini hatırlatmıştır: Uyuşmazlık kambiyo senedinden (bonodan) kaynaklanıyorsa, TTK m.4 uyarınca asliye ticaret mahkemesi kesin olarak görevlidir.



3. İcra ve Hukuk Pratiği Açısından Önemi
Kambiyo takibi başlatılmış bir dosyada menfi tespit davasının yanlış mahkemede açılması, görevsizlik kararları ve merci tayini süreçleriyle zaman kaybına yol açar. Bilindiği gibi, icra dosyalarındaki kısmi ödemelerde mahsup sıralaması (önce tahsil harcı, masraf, vergi, takip sonrası faiz, vekalet ücreti ve en son asıl alacak) ve peşin harcın tahsil harcından düşülüp düşülmeyeceği gibi hassas hesaplamalar, mahkeme sürecinin uzamasıyla değişen gün sayıları sebebiyle karmaşıklığa neden olmaktadır. İcra süreçlerinde görevli mercilerin doğru tayini, faiz ve harç yükünün büyümemesi açısından hayati önem taşımaktadır.



İncelemeye Konu İzmir BAM Kararı

Alıntı yapılan: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk DairesiT.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/24 Esas
KARAR NO: 2026/130 Karar
KARAR TARİHİ: 22/01/2026

Didim(Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi;

Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu olarak başlatılan Didim İcra Dairesi'nin 2022/1172 Esas sayılı takip dosyasına ilişkin menfi tespit davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Somut olayda, Didim İcra Dairesi'nin 2022/1172 Esas sayılı icra takibinin bonoya (emre muharrer senet) dayalı olarak açıldığı anlaşılmakta olup, bonoya ilişkin hükümler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği açıktır.

KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, oybirliği ile karar verildi.

Emsal Yargıtay Kararı

Alıntı yapılan: Yargıtay 19. Hukuk DairesiT.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2018/3978
Karar No: 2019/291
Karar Tarihi: 21.01.2019

"Davalı, bir bonoda kefil olduğunu iddia ederek alacaklıya başvurulması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, ancak mesele kambiyo senedinden kaynaklanan uyuşmazlık olduğu için Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilmeden Asliye Hukuk Mahkemesince işin esastan incelenmesine karar verildiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Kanuni dayanak ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili (702 vd.) maddeleri ile 4. maddesidir. Kambiyo senedinden (bonodan) kaynaklanan uyuşmazlıklarda temel ilişkiye bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir."

Anahtar Kelimeler: Kambiyo senedi menfi tespit davası görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanı, Mutlak Ticari Dava, Nispi Ticari Dava, Bono menfi tespit, İcra hukuku makaleleri, TTK madde 4, Yargı yeri belirleme BAM kararı.
#37
Gayrimenkul & Kira Hukuku / Noterden Düzenlenen Tahliye Ta...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 25 Mayıs 2026, 22:53:55
Noterden Düzenlenen Tahliye Taahhüdüne İtiraz Edilebilir mi? Yargıtay'dan Emsal Karar

Kiracı tahliye taahhütnamesi imzaladıktan sonra "imza bana ait değil", "taahhüt geçersiz" veya "kiracılık ilişkisi yok" şeklinde itiraz edebilir mi? Özellikle noter huzurunda düzenlenen tahliye taahhütnameleri bakımından bu konu uygulamada sıkça tartışılmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/781 E. ve 2024/3109 K. sayılı kararı, noter düzenlemeli tahliye taahhüdünün icra takibindeki etkisini açık şekilde ortaya koymuştur. Karar, kiraya verenler açısından önemli olduğu kadar kiracılar için de ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

Anahtar Kelimeler: tahliye taahhüdü, noter tahliye taahhütnamesi, örnek 13 takip, kiracının tahliyesi, itirazın kaldırılması, icra hukuk mahkemesi, kiralananın tahliyesi, İİK 275/2, kira tahliye davası, tahliye taahhüdüne itiraz



Tahliye Taahhüdü Nedir?

Tahliye taahhüdü; kiracının, belirli bir tarihte kiralananı boşaltacağını yazılı şekilde kabul ettiği belgedir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesine göre;

Alıntı YapKiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra belirli bir tarihte taşınmazı tahliye edeceğini yazılı olarak üstlenmişse ve buna rağmen taşınmazı boşaltmamışsa, kiraya veren icra veya dava yoluyla tahliye isteyebilir.

Bu belge uygulamada çoğunlukla:

  • Adi yazılı belge,
  • Noter onaylı belge,
  • Noterde düzenleme şeklinde resmi senet

olarak düzenlenmektedir.



Noterde Düzenlenen Tahliye Taahhüdünün Önemi

Yargıtay kararında özellikle vurgulanan husus şudur:

Noterde düzenleme şeklinde yapılan tahliye taahhüdündeki imza inkâr edilemez.

Çünkü İcra ve İflas Kanunu'nun 275/2. maddesi gereğince noter düzenleme şeklindeki resmi belgeler güçlü delil niteliğindedir.

Bu nedenle kiracının;

  • "İmza bana ait değil",
  • "Belgeyi ben düzenlemedim",
  • "Tahliye taahhüdünü kabul etmiyorum"

şeklindeki savunmaları çoğu durumda sonuç doğurmayacaktır.



Yargıtay Kararına Konu Olay Nedir?

Somut olayda:

  • Taraflar arasında 05.03.2020 tarihli yazılı kira sözleşmesi bulunmaktadır.
  • Kiracı şirket daha sonra 04.06.2020 tarihinde noterde düzenleme şeklinde tahliye taahhüdü vermiştir.
  • Kiracı, taşınmazı 05.03.2021 tarihinde tahliye edeceğini kabul etmiştir.
  • Kiracı tahliye etmeyince alacaklı/kiraya veren örnek 13 ilamsız icra takibi başlatmıştır.
  • Kiracı borca ve takibe itiraz etmiştir.
  • Kiraya veren icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunmuştur.

İlk derece mahkemesi kiraya vereni haklı bulmuş, istinaf başvurusu reddedilmiş, ardından dosya Yargıtay'a taşınmıştır.



Yargıtay Ne Karar Verdi?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi;

  • Noterde düzenlenen tahliye taahhüdündeki imzanın inkâr edilemeyeceğini,
  • Tahliye taahhüdünün içeriğinden kira ilişkisinin açıkça anlaşıldığını,
  • Tahliye taahhüdünün kira sözleşmesinden sonra düzenlendiğini,
  • Bu nedenle tahliye takibinin geçerli olduğunu

belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını ONAMIŞTIR.



Kararın Hukuki Önemi

Bu karar özellikle şu noktalar açısından emsal niteliğindedir:

1. Noter Düzenlemeli Belgeler Çok Güçlü Delildir

Noterde düzenleme şeklinde yapılan tahliye taahhütleri, icra hukukunda kiraya veren lehine ciddi avantaj sağlar.

2. İmza İnkarı Savunması Sınırlıdır

İİK 275/2 gereğince resmi şekilde düzenlenen belgelerde imza inkârı kolaylıkla ileri sürülemez.

3. Tahliye Taahhüdünün Sonradan Verilmiş Olması Şarttır

Yargıtay kararında dikkat edilen önemli unsur; tahliye taahhüdünün kira sözleşmesinden sonra verilmiş olmasıdır.

Eğer tahliye taahhüdü kira sözleşmesiyle aynı tarihte alınmışsa geçersizlik tartışmaları gündeme gelebilir.

4. Örnek 13 Takibi Etkili Bir Tahliye Yoludur

Kiraya verenler uygun şartlar oluştuğunda dava açmadan doğrudan icra takibiyle tahliye sağlayabilmektedir.



Kiracı Tahliye Taahhüdünü Nasıl Geçersiz Kılabilir?

Her tahliye taahhüdü otomatik olarak geçerli değildir. Özellikle şu durumlarda geçersizlik iddiası gündeme gelebilir:

  • Boş kağıda imza atılması,
  • Baskı veya tehdit altında düzenlenmesi,
  • Kira sözleşmesiyle aynı anda alınması,
  • Kiralananın tesliminden önce imzalanması,
  • Yetkisiz kişi tarafından imzalanması

Ancak noter düzenlemeli resmi senetlerde bu iddiaların ispatı oldukça zordur.



İİK 275/2 Maddesi Ne Diyor?

İcra ve İflas Kanunu'nun 275/2 maddesi uygulamada büyük önem taşımaktadır.

Bu düzenlemeye göre;

Alıntı YapNoterlikçe re'sen düzenlenen senetlerdeki imza inkâr olunamaz.

Bu nedenle noter düzenleme şeklindeki tahliye taahhütleri icra hukukunda güçlü belge niteliği taşımaktadır.



Sonuç

Yargıtay'ın bu kararı, noter düzenlemeli tahliye taahhütlerinin icra takibinde son derece etkili olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Özellikle:

  • Tahliye taahhüdünün noter düzenlemeli olması,
  • Kira ilişkisinden sonra düzenlenmesi,
  • Tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi

durumlarında kiracının itiraz imkanları oldukça daralmaktadır.

Kiraya verenler açısından bu karar önemli bir güvence niteliğindeyken, kiracılar bakımından ise imzalanan tahliye taahhütnamelerinin sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.



Yargıtay Kararı

Alıntı Yap12. Hukuk Dairesi 2024/781 E. , 2024/3109 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Adi kiraya ve hasılat kiralarına ait örnek 13 ilamsız takipte, borçlunun icra müdürlüğüne sundukları dilekçe ile borca itiraz ettikleri, alacaklının itirazın kaldırılması ve tahliye talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, borçlunun kiralanan mecurdan tahliyesine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.

Somut olayda, takibin taraflar arasındaki 05.03.2020 tarihli yazılı kira sözleşmesi ile 04.06.2020 tarihli ve düzenleme noter senedi şeklindeki tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatıldığı, borçlu şirketin tahliye taahhüdünde, taşınmazda kiracı sıfatı ile bulunduğunu ve taşınmazı 05.03.2021 tarihinde tahliye edeceğini beyan ettiği görülmektedir. Takibe dayanak tahliye taahhüdünün noterde düzenlenmesi nedeniyle İİK'nın 275/2. maddesi gereğince taahhüt altındaki imza inkar edilemeyeceği gibi taahhüdün içeriğinden taraflar arasında yapılmış bir kira sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmeden sonra tahliye taahhüdünün düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
#38
Gayrimenkul & Kira Hukuku / Tahliye Taahhütnamesindeki İmz...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 25 Mayıs 2026, 22:44:13
TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNDEKİ İMZAYA AÇIK İTİRAZ YOKSA TAHLİYE KARARI VERİLİR Mİ? YARGITAY'DAN EMSAL KARAR



Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2693 E. – 2024/5602 K. Kararının Ayrıntılı İncelemesi

Kiraya verenler açısından tahliye taahhütnamesi, kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak kabul ettiği en önemli hukuki belgelerden biridir. Ancak uygulamada kiracılar çoğu zaman;

Alıntı Yap"Boş tahliye taahhütnamesi imzaladım"

veya

Alıntı Yap"Tahliye tarihi sonradan dolduruldu"

şeklinde savunmalar yaparak tahliye sürecini uzatmaya çalışmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarihli bu önemli kararında ise;

Kiracının tahliye taahhüdündeki imza ve tarihe açıkça itiraz etmemesi halinde tahliye şartlarının gerçekleşmiş sayılacağı

açık şekilde ortaya konulmuştur.

Karar özellikle;

  • Tahliye taahhütnamesi,
  • İmzaya itiraz,
  • Tahliye taahhüdünün geçerliliği,
  • Kiracının itirazı,
  • İcra yoluyla tahliye,
  • İİK 272 ve devamı maddeleri

bakımından emsal niteliğindedir.



KARARIN KÜNYESİ

Daire: 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/2693
Karar No: 2024/5602
Karar Tarihi: 30.05.2024



OLAYIN ÖZETİ

Somut olayda;

  • 15.10.2019 tarihli kira sözleşmesi bulunmaktadır.
  • 20.10.2019 düzenleme tarihli tahliye taahhütnamesi imzalanmıştır.
  • Tahliye tarihi 15.10.2022 olarak belirlenmiştir.
  • Kiraya veren 17.10.2022 tarihinde tahliye talepli icra takibi başlatmıştır.

Kiracı ise itirazında özetle;

Alıntı Yap"Boş tahliye taahhütnamesi dolduruldu."

ve

Alıntı Yap"Süresinde ihtarname gönderilmediği için kira sözleşmesi uzadı."

şeklinde savunma yapmıştır.



YARGITAY'IN DEĞERLENDİRMESİ

Yargıtay kararında öncelikle İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili maddelerine dikkat çekmiştir.

İİK m.272 gereğince;

Alıntı YapKira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde icra dairesi aracılığıyla tahliye talep edilebilir.

Ayrıca Yargıtay şu önemli ilkeyi vurgulamıştır:

Kiracı tahliye taahhütnamesindeki imza ve tarihe açıkça itiraz etmezse, bunları kabul etmiş sayılır.

Bu nedenle sonradan yapılan genel nitelikli savunmalar yeterli görülmemektedir.



KİRACININ SAVUNMASI NEDEN YETERSİZ BULUNDU?

Kiracı;

  • "Boş belge imzaladım" demiş,
  • Ancak imzaya açıkça itiraz etmemiştir.

Ayrıca;

  • Tahliye tarihine açık itiraz da bulunmamıştır.

Yargıtay'a göre bu durumda;

Tahliye taahhütnamesindeki imza ve tarih ikrar edilmiş sayılır.

Dolayısıyla;

  • İcra mahkemesince itirazın kaldırılması gerekir,
  • Tahliye kararı verilmelidir.



BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ NEDEN HATALI BULUNDU?

Bölge Adliye Mahkemesi;

Alıntı Yap"Uyuşmazlık yargılamayı gerektiriyor."

gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Ancak Yargıtay'a göre;

  • İmzaya açık inkâr yoktur,
  • Tarihe açık inkâr yoktur,
  • Bu nedenle uyuşmazlık yargılamayı gerektirmez.

Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.



TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNDE EN ÖNEMLİ NOKTA NEDİR?

Bu kararın en önemli sonucu şudur:

Kiracı tahliye taahhüdündeki imzayı veya tarihi açık ve net şekilde inkâr etmelidir.

Aksi halde;

  • Belgeyi kabul etmiş sayılır,
  • İcra mahkemesi tahliye kararı verebilir,
  • Kiracı taşınmazdan çıkarılabilir.



UYGULAMADA EN ÇOK YAPILAN HATALAR

Kiracılar çoğu zaman sadece;

Alıntı Yap"Belge sonradan dolduruldu."

veya

Alıntı Yap"Boş imza attım."

şeklinde savunma yapmaktadır.

Ancak aşağıdaki ifadeler açık şekilde kullanılmadığında itiraz yetersiz kalabilir:

  • "İmza bana ait değildir."
  • "Tahliye tarihi sonradan eklenmiştir."
  • "Tarihi kabul etmiyorum."

Bu nedenle tahliye taahhüdüne itiraz edilirken hukuki teknik büyük önem taşımaktadır.



TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ HANGİ ŞARTLARDA GEÇERLİDİR?

Tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için genel olarak;

  • Yazılı olması,
  • Kiralananın tesliminden sonra düzenlenmesi,
  • Tahliye tarihinin belirli olması,
  • Kiracı tarafından imzalanması

gerekmektedir.



KARARDAN ÇIKAN SONUÇLAR

  • Tahliye taahhütnamesi icra yoluyla tahliyede güçlü delildir.
  • Kiracı imza ve tarihe açıkça itiraz etmelidir.
  • Genel nitelikli savunmalar yeterli değildir.
  • İmzaya açık itiraz yoksa belge kabul edilmiş sayılır.
  • İcra mahkemesi tahliye kararı verebilir.



SONUÇ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı ile birlikte;

Tahliye taahhütnamesindeki imza ve tarihe açıkça itiraz etmeyen kiracının, belgeyi kabul etmiş sayılacağı açık şekilde ortaya konulmuştur.

Bu karar özellikle kiraya verenler açısından tahliye süreçlerinde önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.




Alıntı YapYargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2693 E. 2024/5602 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Konut ve çatılı iş yeri kiralarında, kiracı kiralananın teslim edilmesinden sonra kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde, boşaltmamışsa, kiraya veren, bu tarihten başlayarak bir ay içinde icra dairesine başvurarak tahliye isteyebilir. (YİBK352/1) Yani İİK 272 ve sonraki maddelerine göre ilamsız tahliye talebi yapabilir.

İİK 272. maddesinde "Mukavelename ile kiralanan bir taşınmazın müddeti bittikten bir ay içinde mukavelenamenin icra dairesine ibrazı ile tahliyesi istenebilir.

Kiracı adi yazılı tahliye taahhüdündeki imzayı ve tarihi açıkça ikrar etmiş veya imzayı ve tarihi ayrıca ve açıkça inkar etmemiş (ve bu nedenle imzayı ve tarihi ikrar etmiş sayılır) ise, kiraya veren, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (m. 275, II). Bu halde kiracı icra mahkemesinde adi yazılı tahliye taahhüdündeki imzayı ve tarihi inkar edemez (m. 274. III; m.63)(Prof.Dr.Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı Sayfa 877).

Somut olayda 15.10.2019 tarihli kiraz sözleşmesi, 20.10.2019 tanzim 15.10.2022 tahliye tarihli adli tahliye taahhütnamesine dayanılarak 17.10.2022 tarihinde tahliye talepli takip başlatılmış, kiracı(borçlu) itirazında "... boş olarak tanzim edilmiş tahliye taahhütnamesini doldurarak tahliyesini istemektedir...Tarafıma taşınmazın tahliyesi için süresinde bir ihtarname gönderilmediği için kira kontratı 1 yıl süreyle uzamıştır...." şeklinde beyanda bulunmuştur. Borçlunun bu beyanları, tahliye taahhüdündeki tarih ve imzaya açıkça itiraz niteliği taşımamaktadır.

Bu durumda alacaklının icra mahkemesine yaptığı itirazın kaldırılması başvurusunun kabulü gerekir.(m.275)

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı nedenlerle tahliye taahhüdüne dayalı tahliye şartlarının gerçekleştiği dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü ile itirazın kaldırılması ve borçlunun kiralanan mecurdan tahliyesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle borçlunun istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 26.01.2024 tarih ve 2023/333 E. 2024/176 K. sayılı kararının yukarıda ESAS NO : 2024/2693 yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



ANAHTAR SEO KELİMELERİ

tahliye taahhütnamesi, tahliye taahhüdüne itiraz, imzaya itiraz edilmezse ne olur, kiracı tahliye davası, icra yoluyla tahliye, tahliye taahhütnamesi geçerlilik şartları, kiracı tahliye taahhüdü, tahliye taahhüdü Yargıtay kararı, İİK 272 tahliye, kiracının tahliyesi, tahliye taahhüdü nasıl geçersiz olur, boş tahliye taahhütnamesi, tahliye tarihi sonradan dolduruldu, itirazın kaldırılması tahliye, kiracı tahliye emsal karar
#39
İcra Takip İşlemleri / Ynt: İcra Takibinde Yabancı Pa...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 25 Mayıs 2026, 22:24:12
YABANCI PARA ALACAĞINDA HARCA ESAS DEĞER GÖSTERİLMEZSE TAKİP İPTAL EDİLİR Mİ?



Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/8239 E. – 2026/840 K. Kararının Ayrıntılı İncelemesi

İlamlı icra takiplerinde özellikle yabancı para alacaklarına ilişkin yapılan takiplerde "harca esas değer" büyük önem taşımaktadır. Uygulamada birçok icra dosyasında döviz alacağı doğrudan yabancı para üzerinden takip konusu yapılmakta; ancak Türk Lirası karşılığının takip talebinde ve ödeme emrinde açıkça belirtilmediği görülmektedir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2026 tarihli bu önemli kararında, yabancı para alacağının TL karşılığının takip talebi ve ödeme emrinde gösterilmemesinin kamu düzenine aykırılık oluşturduğu ve bu nedenle takibin iptal edilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Bu karar özellikle;

  • Döviz alacakları,
  • İlamlı icra takipleri,
  • Harca esas değer,
  • İİK 58 ve 60. madde uygulamaları,
  • Takibin iptali,
  • Kamu düzenine ilişkin şikayetler

bakımından emsal niteliğindedir.



KARARIN KÜNYESİ

Daire: 12. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/8239
Karar No: 2026/840
Karar Tarihi: 11.02.2026



OLAYIN ÖZETİ

Alacaklı tarafından yabancı para alacağına ilişkin ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Borçlu vekili ise aynı alacak için mükerrer takip yapıldığı iddiasıyla icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi;

  • Şikayeti kabul etmiş,
  • Takibin iptaline karar vermiştir.

Ancak alacaklı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi;

  • İlk derece kararını kaldırmış,
  • Şikayetin reddine karar vermiştir.

Dosya daha sonra temyiz incelemesi için Yargıtay'a gitmiştir.



YARGITAY'IN DEĞERLENDİRMESİ

İİK m.58/3 gereğince takip talebinde;

  • Alacağın miktarı,
  • Faizin başlangıç tarihi,
  • Yabancı para alacağı varsa hangi kur üzerinden talep edildiği,
  • Türk Lirası karşılığı

açık şekilde gösterilmelidir.

Ayrıca İİK m.60 uyarınca ödeme emrinde de bu bilgilerin yer alması zorunludur.

Yargıtay'a göre;

Alıntı YapYabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı takip talebi ve ödeme emrinde gösterilmemişse bu eksiklik kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır.



TAKİP NEDEN İPTAL EDİLDİ?

Somut olayda;

  • Takip yabancı para alacağına ilişkin olmasına rağmen,
  • Harca esas TL değeri belirtilmemiş,
  • Ödeme emrinde de TL karşılığı yazılmamıştır.

Bu nedenle Yargıtay;

  • Takibin usulsüz olduğunu,
  • Eksikliğin kamu düzenine ilişkin bulunduğunu,
  • Takibin iptal edilmesi gerektiğini

belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.



KARARIN UYGULAMADAKİ ÖNEMİ

Bu karar ile birlikte açık şekilde ortaya konulmuştur ki;

Döviz alacaklarında TL karşılığı belirtilmeden icra takibi yapılamaz.

Özellikle;

  • USD,
  • Euro,
  • Sterlin,
  • Altın alacağı,
  • Dövize endeksli alacaklar

için başlatılan takiplerde mutlaka harca esas Türk Lirası karşılığı gösterilmelidir.

Aksi halde;

  • Takip iptal edilebilir,
  • Şikayet her aşamada ileri sürülebilir,
  • Mahkeme eksikliği kendiliğinden dikkate alabilir.



YARGITAY'IN DAYANDIĞI HUKUKİ İLKE

Kararda ayrıca şu önemli Hukuk Genel Kurulu kararına da atıf yapılmıştır:

Alıntı YapHGK 12.05.1999 tarih, 1999/12-271 E. – 99/301 K.

Bu kararda da yabancı para alacağının TL karşılığının belirtilmesinin zorunlu olduğu ve bunun kamu düzenine ilişkin bulunduğu kabul edilmiştir.



UYGULAMADA EN SIK YAPILAN HATA

Uygulamada sıklıkla;

Alıntı Yap"50.000 USD alacağı"

veya

Alıntı Yap"20.000 Euro alacağı"

şeklinde doğrudan takip başlatıldığı görülmektedir.

Ancak aşağıdaki hususlar belirtilmediğinde takip ciddi sakatlık taşımaktadır:

  • Hangi tarihli kur esas alınmıştır?
  • TL karşılığı kaç liradır?
  • Harca esas değer nedir?



SONUÇ

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, yabancı para alacaklarında başlatılan icra takiplerinde harca esas Türk Lirası değerinin belirtilmesinin zorunlu olduğunu net şekilde ortaya koymuştur.

Takip talebi ve ödeme emrinde TL karşılığının bulunmaması halinde;

takip kamu düzeni nedeniyle iptal edilebilecektir.



ANAHTAR SEO KELİMELERİ

yabancı para alacağı icra takibi, döviz alacağı takip iptali, harca esas değer gösterilmezse ne olur, icra takibinde TL karşılığı zorunlu mu, yabancı para alacağı Yargıtay kararı, ilamlı icra takibi iptali, İİK 58 yabancı para alacağı, ödeme emrinde TL karşılığı, kamu düzeni nedeniyle takip iptali, icra hukukunda döviz alacağı, döviz alacağı emsal karar, harca esas değer eksikliği, yabancı para alacağı takip şartları
#40
İcra Takip İşlemleri / İcra Takibinde Yabancı Para Al...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 25 Mayıs 2026, 22:23:21
Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının (Harca Esas Değer) Gösterilmemesi ve Takibin İptali (İİK m. 58/3)

İcra dairelerinde başlatılan ilamlı veya ilamsız icra takiplerinde, alacağın döviz (yabancı para) cinsinden talep edilmesi durumunda uygulamada sıklıkla yapılan usul hatalarından biri, takip talebinde ve buna bağlı olarak ödeme veya icra emrinde harca esas Türk Lirası (TL) karşılığının gösterilmemesidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2026 tarihli, 2025/8239 E. ve 2026/840 K. sayılı güncel kararı, bu noksanlığın basit bir şekil eksikliği olmadığını, doğrudan devletin mali haklarını ve kamu düzenini ilgilendiren ağır bir ihlal olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu makalede, ilgili kararın ışığında yabancı para alacaklarının icraya konulmasında dikkat edilmesi gereken usuli kuralları, harç hesaplamasına etkilerini ve Yargıtay'ın iptal gerekçelerini detaylıca inceleyeceğiz.



1. İİK m. 58/3 ve İİK m. 60 Kapsamında Yasal Zorunluluk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrası emredici bir hüküm içermektedir:
"Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi" takip talebinde mutlaka belirtilmelidir.

Aynı Kanunun 60. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi gereğince, takip talebinde yer alması zorunlu olan bu unsurların ödeme veya icra emrine de aynen geçirilmesi gerekmektedir. Takip talebinde TL karşılığı belirtilmemişse, UYAP sistemi üzerinden veya manuel hazırlanan ödeme emrinde de bu eksiklik silsile halinde devam edecektir.

2. Harca Esas Değer Kavramı ve İcra Dairesindeki İşlemlere Etkisi

Bu zorunluluğun temelinde salt bir bilgilendirme amacı değil, harçlandırma (Harçlar Kanunu) ilkeleri yatmaktadır. İcra takiplerinde harçlandırma işlemi devletin mali haklarını doğrudan ilgilendirir.

İcra müdürlüğünde dosya hesabı yapılırken bilindiği üzere, peşin harç tahsil harcının bir kısmını oluşturur ve tahsil harcı hesaplaması, peşin harcı da kendi içinde kapsar. Yani dosya infaz olurken yapılan mahsup işleminde, toplam tahsil harcından peşin harcı düşmemek esastır. Ancak icra müdürlüğünün bu mahsubu ve harç hesaplamalarını yasal mevzuata uygun şekilde yapabilmesi, peşin harcı tahsil edebilmesi için takibin açılışında mutlak suretle harca esas bir TL değerine ihtiyacı vardır.

Yabancı para alacağının TL karşılığının yazılmaması, harcın hangi miktar üzerinden alınacağını belirsiz hale getirir. Bu durum devletin harç kaybına uğrama riskini doğurduğu için mesele doğrudan kamu düzenine ilişkindir.

3. Kamu Düzeni, Süresiz Şikayet ve Re'sen İnceleme

Yargıtay kararlarında (örneğin HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı) istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; harca esas değerin gösterilmemesi kamu düzenine aykırıdır. Bunun uygulamadaki iki devasa sonucu şudur:

  • Süresiz Şikayet Yolu: Borçlu, İİK m. 16'da öngörülen 7 günlük şikayet süresi geçmiş olsa dahi, takibin her safhasında icra mahkemesine başvurarak bu eksikliği şikayet konusu yapabilir.
  • Re'sen İptal (Kendiliğinden İnceleme): Borçlu şikayet dilekçesinde tamamen farklı bir nedene (örneğin Yargıtay kararındaki gibi mükerrer takip iddiasına) dayanmış olsa dahi, İcra Mahkemesi, İstinaf veya Yargıtay dosyayı incelerken TL karşılığının olmadığını fark ettiği an re'sen (kendiliğinden) takibin iptaline karar vermek zorundadır.

4. Sonuç ve Pratik Öneriler

İlgili Yargıtay kararında görüleceği üzere, sırf takip talebinde harca esas TL değerinin eksik bırakılması, başlatılan koskoca bir ilamlı icra takibinin külliyen iptaline sebep olmuştur. Bu durum alacaklı taraf için ciddi bir zaman ve masraf kaybı, borçlu taraf için ise haklı bir def'i imkanı yaratmaktadır. Takip hazırlanırken döviz alacağının yanına parantez içinde harca esas TL değerinin (tercih edilen kur tarihi üzerinden hesaplanarak) mutlaka yazılması, UYAP ekranlarında ilgili sekmenin boş bırakılmaması elzemdir.



📜 İlgili Yargıtay İçtihat Metni

Alıntı YapT.C. YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

Esas No: 2025/8239
Karar No: 2026/840
Karar Tarihi: 11.02.2026

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlu vekili mükerrer takip başlatıldığı iddiası ile takibin iptali talepli İlk Derece Mahkemesi'ne başvurduğu, Mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği, kararın karşı taraf alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verildiği, anılan kararın şikayet eden borçlu vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. 

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. 

Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı). 

Somut olayda, alacaklı tarafından yabancı para alacağının tahsili için şikayet eden borçlu aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün 2021/12280 Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, takip talebi ve ödeme emrinde harca esas değerin gösterilmediği UYAP'a taralı takip talebi ve ödeme emri ile 03.02.2026 tarihli icra müdürlüğü müzekkere cevabından anlaşılmaktadır. 

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden, takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :
Yukarıda yazılı nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 31.10.2024 tarihli ve 2022/3941 E.-2024/1827 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca kamu düzenine hasren BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



Forum Etiketleri (Keywords):
İcra Hukuku, Yabancı Para Alacağı, İlamlı İcra, Harca Esas Değer, İİK 58/3, Takip Talebi, Takibin İptali, Kamu Düzeni, Süresiz Şikayet, İcra Harçları, Tahsil Harcı, Peşin Harç, 12. Hukuk Dairesi Kararları, 2026 Yargıtay İçtihatları.