Son İletiler
#31
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku / Kullanılmayan Yıllık İzin Ücre...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 06 Kasım 2025, 10:19:02Davacı çalışmakta iken yıllık izin kullanmaksızın sadece yıllık izin ücretini alması anayasal bir hak olan yıllık izin hakkını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, davacı yıllık ücretini almış dahi olsa ücretini aldığı bu yıllık izni "izin" olarak fiilen kullanmamış ise, ödemenin yıllık izin hakkını ortadan kaldırmayacağına, yani fesih sonrası ücreti alınmış dahi olsa kullanılmayan yıllık izinlerin ücretlerinin yine de talep edilebileceğine bilhassa dikkat edilmelidir.
Bu bakımdan, yıllık izin tahakkuku içeren bir kısım bordrolar imzasız olduğundan, banka kayıtlarında bu bordrolar ödenmiş dahi olsa davacı asıldan bu dönemlerde yıllık izin kullanıp kullanmadığı sorularak tespit edilmelidir. Aynı işlem, banka kayıtlarında açıkça "yıllık izin ücreti" adı ile ödeme görülmesi halinde de uygulanacaktır. (Yargıtay 9. HD. T:01.12.2016, E:2015/5956, K:2016/21422)
Bu bakımdan, yıllık izin tahakkuku içeren bir kısım bordrolar imzasız olduğundan, banka kayıtlarında bu bordrolar ödenmiş dahi olsa davacı asıldan bu dönemlerde yıllık izin kullanıp kullanmadığı sorularak tespit edilmelidir. Aynı işlem, banka kayıtlarında açıkça "yıllık izin ücreti" adı ile ödeme görülmesi halinde de uygulanacaktır. (Yargıtay 9. HD. T:01.12.2016, E:2015/5956, K:2016/21422)
#32
Harç & KDV & Vergi Oranları & Tarifeler & Tebliğler & Özelgeler / Avukatlık Asgari Ücret Tarifes...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 05 Kasım 2025, 09:23:024 Kasım 2025 SALI
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Taraflar arasında akdi avukatlık ücreti kararlaştırılmaması veya kararlaştırılan akdi avukatlık ücretinin geçersiz sayılması halinde; mahkemelerce, dava konusu edilen tutar üzerinden bu Tarife gereğince hesaplanacak avukatlık ücretinin altında bir ücrete hükmedilemez. Bu Tarife 1136 sayılı Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda gerçekleştirilecek olan akdi avukatlık ücreti belirlenmesinde sadece asgari değerin hesaplanmasında dikkate alınır. Diğer hususlar 1136 sayılı Kanundaki hükümlere tabidir.
(3) Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz. Bu Tarife hükümleri altında kararlaştırılan akdi avukatlık ücretleri, bu Tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış olarak kabul edilir.
Avukatlık ücretinin kapsadığı işler
MADDE 2- (1) Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti, dava dışındaki işler için hukuki yardım tamamlanıncaya, davada ise kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemler karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez.
(2) Buna karşılık, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir.
(3) Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.
(4) Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18 inci sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur.
Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti
MADDE 3- (1) Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, bu Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.
(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.
Birden çok avukat ile temsil
MADDE 4- (1) Aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez.
Ücretin tümünü hak etme
MADDE 5- (1) Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.
(2) Gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır.
Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret
MADDE 6- (1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.
Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret
MADDE 7- (1) Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.
(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.
(3) Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez.
Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde, ayrılmasında ve tarafta iradi değişiklik halinde ücret
MADDE 8- (1) Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.
(2) Tarafta iradi değişiklik halinde, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi vekille temsil edilmişse, lehine maktu avukatlık ücretine hükmolunur.
Nafaka, kira tespiti ve tahliye davalarında ücret
MADDE 9- (1) Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.
(2) Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez.
Manevi tazminat davalarında ücret
MADDE 10- (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.
İcra ve iflas müdürlükleri ile icra mahkemelerinde ücret
MADDE 11- (1) İcra ve İflas Müdürlüklerindeki hukuki yardımlara ilişkin avukatlık ücreti, takip sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün işlemlerin karşılığıdır. Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Şu kadar ki takip miktarı 56.250,00 TL'ye kadar olan icra takiplerinde avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde, icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu ücrettir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
(2) Aciz belgesi alınması, takibi sonuçlandıran işlemlerden sayılır. Bu durumda avukata tam ücret ödenir.
(3) İcra mahkemelerinde duruşma yapılırsa bu Tarife gereğince ayrıca avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki bu ücret, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün iki ve üç sıra numaralarında gösterilen iş ve davalarla ilgili hukuki yardımlara ilişkin olup, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek avukatlık ücreti bu sıra numaralarında yazılı miktarları geçemez. Ancak icra mahkemelerinde açılan istihkak davalarında, üçüncü kısım gereğince hesaplanacak avukatlık ücretine hükmolunur.
(4) Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse bu Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir. Maktu ücreti gerektiren işlerde de bu hüküm uygulanır.
(5) Tahliyeye ilişkin icra takiplerinde bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen maktu ücrete hükmedilir. Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse bu Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir.
(6) İcra dairelerinde borçlu vekili olarak takip edilen işlerde taraflar arasında akdi avukatlık ücreti kararlaştırılmamış veya kararlaştırılan akdi avukatlık ücretinin geçersiz sayıldığı hallerde; çıkabilecek uyuşmazlıkların 1136 sayılı Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca çözülmesinde avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde icra dairelerinde yapılan takipler için belirlenen maktu ücrettir. Ancak belirlenen ücret asıl alacağı geçemez.
Tüketici mahkemeleri ve tüketici hakem heyetlerinde ücret
MADDE 12- (1) Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda tüketici aleyhine, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre vekâlet ücretine hükmedilir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Ancak, mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez.
(4) Tüketici hakem heyetlerinde avukat aracılığı ile takip edilen işlerde, avukat ile müvekkili arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda bu Tarifenin birinci kısım ikinci bölümünün tüketici hakem heyetlerine ilişkin kuralı uygulanır.
Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret
MADDE 13- (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
Ceza davalarında ücret
MADDE 14- (1) Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Bu hüküm, katılanın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekili bulunması durumunda kovuşturma için ödenen ücret mahsup edilerek uygulanır.
(2) Ceza hükmü taşıyan özel kanun, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda bu Tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.
(3) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün dokuzuncu sırasındaki ücretten az, on üçüncü sırasındaki ücretten fazla olamaz.
(4) Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır.
(5) Sulh ceza hâkimliklerinde görülen tekzip, internet yayın içeriğinden çıkarma, idari para cezalarına itiraz gibi başvuruların reddi, kabulü veya hâkimlik kararına yapılan itiraz üzerine, kararın kaldırılması halinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna göre ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konu idari para cezasının miktarı bu Tarifenin ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin altında ise idari para cezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.
Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret
MADDE 15- (1) Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir.
(2) Şu kadar ki, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmaz.
Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret
MADDE 16- (1) 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesinde uzlaşma sağlama, arabuluculuk, uzlaştırma ve her türlü sulh anlaşmalarından doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında bu Tarifede yer alan hükümler uyarınca hesaplanacak miktarlar, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturur. 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi kapsamında uzlaşma sağlanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir.
(2) Ancak, arabuluculuğun dava şartı olması halinde, arabuluculuk aşamasında avukat aracılığı ile takip edilen işlerde aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Şu kadar ki miktarı 50.000,00 TL'ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, bu maddenin (c) bendinde yer alan maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
b) Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir.
c) Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, bu Tarifenin birinci kısım birinci bölüm altıncı sırasında belirlenen ücrete hak kazanır. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
ç) Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret, (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek, bu Tarifeye göre belirlenir.
Tahkimde ve Sigorta Tahkim Komisyonunda ücret
MADDE 17- (1) Hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) 28/1/2012 tarihli ve 28187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Tahkim Kurulu, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmeder.
İş takibinde ücret
MADDE 18- (1) Bu Tarifeye göre iş takibi; yargı yetkisinin kullanılması ile ilgisi bulunmayan iş ve işlemlerin yapılabilmesi için, iş sahibi veya temsilci tarafından yerine getirilmesi kanunlara göre zorunlu olan iş ve işlemlerdir.
(2) Bu Tarifede yazılı iş takibi ücreti bir veya birden çok resmi daire, kurum veya kuruluşça yapılan çeşitli işlemleri içine alsa bile, o işin sonuçlanmasına kadar yapılan bütün hukuki yardımların karşılığıdır.
Dava vekili ve dava takipçileri eliyle takip olunan işlerde ücret
MADDE 19- (1) Dava vekilleri tarafından takip olunan dava ve işlerde de bu Tarife uygulanır.
(2) Dava takipçileri tarafından takip olunan dava ve işlerde bu Tarifede belirtilen ücretin 1/4'ü uygulanır.
Tarifede yazılı olmayan işlerde ücret
MADDE 20- (1) Bu Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak, bu Tarifedeki benzer işlere göre ücret belirlenir.
Uygulanacak tarife
MADDE 21- (1) Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.
Seri davalarda ücret
MADDE 22- (1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50'si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40'ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25'i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.
Kötü niyetli veya haksız dava açılmasında ücret
MADDE 23- (1) Kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece 1136 sayılı Kanun ve bu Tarife esas alınarak takdir olunur.
Yürürlük
MADDE 24- (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Resmî Gazete
Sayı : 33067
TEBLİĞ
Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından:AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ
GENEL HÜKÜMLER
GENEL HÜKÜMLER
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Taraflar arasında akdi avukatlık ücreti kararlaştırılmaması veya kararlaştırılan akdi avukatlık ücretinin geçersiz sayılması halinde; mahkemelerce, dava konusu edilen tutar üzerinden bu Tarife gereğince hesaplanacak avukatlık ücretinin altında bir ücrete hükmedilemez. Bu Tarife 1136 sayılı Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda gerçekleştirilecek olan akdi avukatlık ücreti belirlenmesinde sadece asgari değerin hesaplanmasında dikkate alınır. Diğer hususlar 1136 sayılı Kanundaki hükümlere tabidir.
(3) Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz. Bu Tarife hükümleri altında kararlaştırılan akdi avukatlık ücretleri, bu Tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış olarak kabul edilir.
Avukatlık ücretinin kapsadığı işler
MADDE 2- (1) Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti, dava dışındaki işler için hukuki yardım tamamlanıncaya, davada ise kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemler karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez.
(2) Buna karşılık, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir.
(3) Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.
(4) Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18 inci sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur.
Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti
MADDE 3- (1) Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, bu Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.
(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.
Birden çok avukat ile temsil
MADDE 4- (1) Aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez.
Ücretin tümünü hak etme
MADDE 5- (1) Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.
(2) Gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır.
Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret
MADDE 6- (1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.
Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret
MADDE 7- (1) Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.
(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.
(3) Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez.
Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde, ayrılmasında ve tarafta iradi değişiklik halinde ücret
MADDE 8- (1) Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.
(2) Tarafta iradi değişiklik halinde, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi vekille temsil edilmişse, lehine maktu avukatlık ücretine hükmolunur.
Nafaka, kira tespiti ve tahliye davalarında ücret
MADDE 9- (1) Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.
(2) Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez.
Manevi tazminat davalarında ücret
MADDE 10- (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.
İcra ve iflas müdürlükleri ile icra mahkemelerinde ücret
MADDE 11- (1) İcra ve İflas Müdürlüklerindeki hukuki yardımlara ilişkin avukatlık ücreti, takip sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün işlemlerin karşılığıdır. Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Şu kadar ki takip miktarı 56.250,00 TL'ye kadar olan icra takiplerinde avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde, icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu ücrettir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
(2) Aciz belgesi alınması, takibi sonuçlandıran işlemlerden sayılır. Bu durumda avukata tam ücret ödenir.
(3) İcra mahkemelerinde duruşma yapılırsa bu Tarife gereğince ayrıca avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki bu ücret, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün iki ve üç sıra numaralarında gösterilen iş ve davalarla ilgili hukuki yardımlara ilişkin olup, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek avukatlık ücreti bu sıra numaralarında yazılı miktarları geçemez. Ancak icra mahkemelerinde açılan istihkak davalarında, üçüncü kısım gereğince hesaplanacak avukatlık ücretine hükmolunur.
(4) Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse bu Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir. Maktu ücreti gerektiren işlerde de bu hüküm uygulanır.
(5) Tahliyeye ilişkin icra takiplerinde bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen maktu ücrete hükmedilir. Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse bu Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir.
(6) İcra dairelerinde borçlu vekili olarak takip edilen işlerde taraflar arasında akdi avukatlık ücreti kararlaştırılmamış veya kararlaştırılan akdi avukatlık ücretinin geçersiz sayıldığı hallerde; çıkabilecek uyuşmazlıkların 1136 sayılı Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca çözülmesinde avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde icra dairelerinde yapılan takipler için belirlenen maktu ücrettir. Ancak belirlenen ücret asıl alacağı geçemez.
Tüketici mahkemeleri ve tüketici hakem heyetlerinde ücret
MADDE 12- (1) Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda tüketici aleyhine, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre vekâlet ücretine hükmedilir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Ancak, mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez.
(4) Tüketici hakem heyetlerinde avukat aracılığı ile takip edilen işlerde, avukat ile müvekkili arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda bu Tarifenin birinci kısım ikinci bölümünün tüketici hakem heyetlerine ilişkin kuralı uygulanır.
Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret
MADDE 13- (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
Ceza davalarında ücret
MADDE 14- (1) Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Bu hüküm, katılanın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekili bulunması durumunda kovuşturma için ödenen ücret mahsup edilerek uygulanır.
(2) Ceza hükmü taşıyan özel kanun, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda bu Tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.
(3) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün dokuzuncu sırasındaki ücretten az, on üçüncü sırasındaki ücretten fazla olamaz.
(4) Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır.
(5) Sulh ceza hâkimliklerinde görülen tekzip, internet yayın içeriğinden çıkarma, idari para cezalarına itiraz gibi başvuruların reddi, kabulü veya hâkimlik kararına yapılan itiraz üzerine, kararın kaldırılması halinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna göre ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konu idari para cezasının miktarı bu Tarifenin ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin altında ise idari para cezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.
Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret
MADDE 15- (1) Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir.
(2) Şu kadar ki, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmaz.
Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret
MADDE 16- (1) 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesinde uzlaşma sağlama, arabuluculuk, uzlaştırma ve her türlü sulh anlaşmalarından doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında bu Tarifede yer alan hükümler uyarınca hesaplanacak miktarlar, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturur. 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi kapsamında uzlaşma sağlanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir.
(2) Ancak, arabuluculuğun dava şartı olması halinde, arabuluculuk aşamasında avukat aracılığı ile takip edilen işlerde aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Şu kadar ki miktarı 50.000,00 TL'ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, bu maddenin (c) bendinde yer alan maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
b) Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir.
c) Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, bu Tarifenin birinci kısım birinci bölüm altıncı sırasında belirlenen ücrete hak kazanır. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
ç) Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret, (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek, bu Tarifeye göre belirlenir.
Tahkimde ve Sigorta Tahkim Komisyonunda ücret
MADDE 17- (1) Hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) 28/1/2012 tarihli ve 28187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Tahkim Kurulu, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmeder.
İş takibinde ücret
MADDE 18- (1) Bu Tarifeye göre iş takibi; yargı yetkisinin kullanılması ile ilgisi bulunmayan iş ve işlemlerin yapılabilmesi için, iş sahibi veya temsilci tarafından yerine getirilmesi kanunlara göre zorunlu olan iş ve işlemlerdir.
(2) Bu Tarifede yazılı iş takibi ücreti bir veya birden çok resmi daire, kurum veya kuruluşça yapılan çeşitli işlemleri içine alsa bile, o işin sonuçlanmasına kadar yapılan bütün hukuki yardımların karşılığıdır.
Dava vekili ve dava takipçileri eliyle takip olunan işlerde ücret
MADDE 19- (1) Dava vekilleri tarafından takip olunan dava ve işlerde de bu Tarife uygulanır.
(2) Dava takipçileri tarafından takip olunan dava ve işlerde bu Tarifede belirtilen ücretin 1/4'ü uygulanır.
Tarifede yazılı olmayan işlerde ücret
MADDE 20- (1) Bu Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak, bu Tarifedeki benzer işlere göre ücret belirlenir.
Uygulanacak tarife
MADDE 21- (1) Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.
Seri davalarda ücret
MADDE 22- (1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50'si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40'ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25'i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.
Kötü niyetli veya haksız dava açılmasında ücret
MADDE 23- (1) Kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece 1136 sayılı Kanun ve bu Tarife esas alınarak takdir olunur.
Yürürlük
MADDE 24- (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
#33
Haciz ve Kıymet Takdiri & Hapis Hakkı İşlemleri / Ynt: İhtiyati Haciz Aşamasında...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 31 Ekim 2025, 09:52:13Yerel Mahkeme Kararı: "Tasarrufun iptali davalarında talebin kabulü halinde dava dosyasından uygulanan ihtiyati haczin kesin hacze dönüşeceği, davacı tarafın ilamı icra takip dosyasına sunarak cebri icra işlemlerini devam ettirebileceği, kesin hacze dönüşmeyen ihtiyati haciz kararına dayanılarak satış ve muhafaza işlemlerinin uygulanmasının mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden ve dava tarihi olan 06/09/2022 tarihinden önce verilen yakalama ve muhafaza kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir."
Tasarrufun iptali davasının niteliği gereğince bu dava sırasında verilen ihtiyati haciz, tasarrufun iptali kararı ile kesin hacze dönüşeceğinden, ilk derece mahkemesince bu kural göz önünde bulundurularak, somut dosyada karar tarihine kadar ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmemiş olmasından dolayı karar tarihinden önce icra müdürlüğü tarafından yakalama ve muhafaza işlemi yapılamayacağının takdiri ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin esasa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. (Antalya BAM 13. HD. T:26/09/2025, E:2025/579, K:2025/879)
Tasarrufun iptali davasının niteliği gereğince bu dava sırasında verilen ihtiyati haciz, tasarrufun iptali kararı ile kesin hacze dönüşeceğinden, ilk derece mahkemesince bu kural göz önünde bulundurularak, somut dosyada karar tarihine kadar ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmemiş olmasından dolayı karar tarihinden önce icra müdürlüğü tarafından yakalama ve muhafaza işlemi yapılamayacağının takdiri ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin esasa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. (Antalya BAM 13. HD. T:26/09/2025, E:2025/579, K:2025/879)
#34
Genel İcra Hukuku / Acentelik İlişkisinin Varlığın...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 24 Ekim 2025, 09:30:00T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2024/5168
KARAR NO: 2024/10558
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; 8981*** IMO numaralı C. P. isimli yatın donatanı borçlu E. Ltd.'ye izafeten acentesi D. Rüyası Yat Ltd. Şti. aleyhinde icra takibi başlattıklarını, ancak icra müdürlüğünce D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin acente olduğuna dair belge ibraz edilmediği gerekçesi ile ödeme emrinin tebliğe çıkartılmadığını, buna ilişkin 10.10.2022 tarihli müdürlük kararının iptalinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulüne karar verildiği, D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yine şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına, D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye ödeme emri gönderilmesine, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin alacaklı üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nun 105. maddesinde; "(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu maddede, acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında fiilen aracılık ettiği veya sözleşme akteddiği işler ile ilgili olarak müvekkiline karşı yükümlülüğü olan kanuni aktif ve pasif temsil yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir. Acentenin dava açması durumunda, mahkemelerce öncelikle acentenin temsil yetkisi kapsamında acentelik ilişkisinin varlığının ve uyuşmazlığın acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği ya da etkisiyle kurulan işlemlerden kaynaklandığının re'sen incelenmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. Arslan Kaya, TTK Şerhi – Acentelik, İstanbul 2016, s. 61-62).
Somut olayda, takip dosyası incelendiğinde, alacaklının faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlattığı, Ör 7 numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, asıl borçlu donatana izafeten acentesi olarak D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin gösterildiği, ancak takip dayanağı faturaya D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, aracılık etmediği bir sözleşme veya iş olmadığı için de D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye asıl borçlunun acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu nedenle icra müdürlüğü kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2023/943 E. - 2024/1729 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2024/5168
KARAR NO: 2024/10558
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; 8981*** IMO numaralı C. P. isimli yatın donatanı borçlu E. Ltd.'ye izafeten acentesi D. Rüyası Yat Ltd. Şti. aleyhinde icra takibi başlattıklarını, ancak icra müdürlüğünce D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin acente olduğuna dair belge ibraz edilmediği gerekçesi ile ödeme emrinin tebliğe çıkartılmadığını, buna ilişkin 10.10.2022 tarihli müdürlük kararının iptalinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulüne karar verildiği, D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yine şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına, D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye ödeme emri gönderilmesine, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin alacaklı üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nun 105. maddesinde; "(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu maddede, acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında fiilen aracılık ettiği veya sözleşme akteddiği işler ile ilgili olarak müvekkiline karşı yükümlülüğü olan kanuni aktif ve pasif temsil yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir. Acentenin dava açması durumunda, mahkemelerce öncelikle acentenin temsil yetkisi kapsamında acentelik ilişkisinin varlığının ve uyuşmazlığın acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği ya da etkisiyle kurulan işlemlerden kaynaklandığının re'sen incelenmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. Arslan Kaya, TTK Şerhi – Acentelik, İstanbul 2016, s. 61-62).
Somut olayda, takip dosyası incelendiğinde, alacaklının faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlattığı, Ör 7 numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, asıl borçlu donatana izafeten acentesi olarak D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin gösterildiği, ancak takip dayanağı faturaya D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, aracılık etmediği bir sözleşme veya iş olmadığı için de D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'ye asıl borçlunun acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu nedenle icra müdürlüğü kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: D. Rüyası Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2023/943 E. - 2024/1729 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
#35
Haciz ve Kıymet Takdiri & Hapis Hakkı İşlemleri / Haciz Yapılan Adreste Evrak Ar...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 23 Ekim 2025, 10:05:46Üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunda; alacaklının haciz işlemi sırasında kapalı yerlerin açılarak evrak araştırılması yapılmasını talep ettiğini ve icra memurunun talebi kabul ettiğini ileri sürerek evrak araştırması isteminin kabulüne dair karar ve evrak araştırma işleminin iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığı, haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı ve 3. kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu, böylece İİK'nın 80. Maddesindeki yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verildiği, alacaklının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmektedir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İİK'nın 80. ve müteakip maddeleri uyarınca; icra müdürü, borçlunun gösterilen adresinde talep üzerine gerektiğinde kilitli yerlerin (ev ya da işyeri kapısı) çilingir vasıtasıyla açtırılması suretiyle haciz işlemini yapmak zorundadır. Bir başka anlatımla, anılan yasal düzenlemelerde, icra müdürüne, alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu durumda, haciz yapılan yerde 3. kişi bulunduğu ve istihkak iddia edildiği takdirde, icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilip, İİK'nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekir.
Somut olayda, icra müdürünün gösterilen adreste haciz işlemini gerçekleştirdiği ve talep üzerine evrak araştırması yaptığı görülmektedir. İİK'nin 80. maddesi borçluyu hedef almakta olup, yapılan işlemler borçlu hakkında gerçekleştirilmiştir. Eğer 3. kişi haciz yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilerek, İİK'nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekmektedir. İcra müdürünce İİK'nin 96. ve 99. maddelerine göre işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşmektedir. Gerek İİK'nin 96. ve 99. maddeleri şikayeti ve gerekse istihkak iddiası ayrı dava konusu olduğundan hali hazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılması usul ve yasaya aykırı değildir ( Yargıtay 12 HD 23/12/2020 2020/4210 esas 2020/11240 karar).
O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayet reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin kabulüne dair karar verilmesi isabetsizdir. (İstanbul BAM 20. HD. T:26.03.2025, E:2023/4292, K:2025/941, Onama Yargıtay 12. HD. T:23.09.2025, E:2025/3606, K:2025/5530)
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İİK'nın 80. ve müteakip maddeleri uyarınca; icra müdürü, borçlunun gösterilen adresinde talep üzerine gerektiğinde kilitli yerlerin (ev ya da işyeri kapısı) çilingir vasıtasıyla açtırılması suretiyle haciz işlemini yapmak zorundadır. Bir başka anlatımla, anılan yasal düzenlemelerde, icra müdürüne, alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu durumda, haciz yapılan yerde 3. kişi bulunduğu ve istihkak iddia edildiği takdirde, icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilip, İİK'nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekir.
Somut olayda, icra müdürünün gösterilen adreste haciz işlemini gerçekleştirdiği ve talep üzerine evrak araştırması yaptığı görülmektedir. İİK'nin 80. maddesi borçluyu hedef almakta olup, yapılan işlemler borçlu hakkında gerçekleştirilmiştir. Eğer 3. kişi haciz yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilerek, İİK'nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekmektedir. İcra müdürünce İİK'nin 96. ve 99. maddelerine göre işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşmektedir. Gerek İİK'nin 96. ve 99. maddeleri şikayeti ve gerekse istihkak iddiası ayrı dava konusu olduğundan hali hazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılması usul ve yasaya aykırı değildir ( Yargıtay 12 HD 23/12/2020 2020/4210 esas 2020/11240 karar).
O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayet reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin kabulüne dair karar verilmesi isabetsizdir. (İstanbul BAM 20. HD. T:26.03.2025, E:2023/4292, K:2025/941, Onama Yargıtay 12. HD. T:23.09.2025, E:2025/3606, K:2025/5530)
#36
Satış (ihale) & Paraların Paylaştırılması / İPÇY ile Takiplerde Satış Tale...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 21 Ekim 2025, 10:21:47İİK'nın 150/e maddesi "Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren 6 ay içinde, taşınmaz rehninin satışını da aynı tarihten itibaren 1 yıl içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmez ise takip düşer. 78 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte de kıyasen uygulanır." şeklinde düzenleme ihtiva etmektedir.
Buna göre, İİK'nın 150/e maddesinde öngörülen süre, tüm borçlulara icra emrinin tebliğinden itibaren başlayacağından, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren taşınmazlar için 1 yıl içinde satış isteme zorunluluğu vardır.
Aynı Kanunun 150/g maddesi hükmüne göre; satılması istenen rehin hakkında 92 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 93, 96, 97, 97/a, 98 ve 99 uncu maddeler ile 112'den 137 nci maddeye kadar olan hükümler kıyas yolu ile uygulanır.
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde kıyas yoluyla uygulanacak olan İİK'nın 115/7. maddesi hükmüne göre de; satış isteme süresi satış talebiyle birlikte durur ve duran bu süre, ihalenin yapılamadığına veya iptal edildiğine ilişkin tutanak tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
--------
--------
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamlı takipte, geçerli olan icra emrinin borçlu vekiline 02/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bu icra emrine karşı başvurulan şikayete ilişkin dosyada takibin durdurulması yönünde herhangi bir tedbir kararının verilmediği, bu şikayet dosyasında verilen nihai kararın istinaf edilmiş olmasının da satış isteme süresini durdurmayacağı, dolayısıyla şikayet yargılaması sırasında satış isteme sürelerinin işlemeye devam ettiği, alacaklı vekilinin 07/12/2021 tarihinde satış talebinde bulunduğu, 02/03/2021 tarihi ile 07/12/2021 tarihine kadar geçen sürenin 9 ay 5 gün kadar olduğu, taşınmazın satışı sonrası ihalenin feshi talebinde bulunulduğu ve ihalenin feshine karar verildiği, ihalenin feshi kararının 22/11/2022 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle İİK'nın 155/7 maddesi gereği kalan 2 ay 25 günlük sürenin 22/11/2022 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, alacaklı vekili tarafından bu süre dolduktan sonra 15/04/2024 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu, süresinden sonra satış talebinde bulunulduğundan icra müdürlüğünce İİK'nın 150/e maddesi gereği satış talebinin reddine ve takibin düşürülmesine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ve Mahkemece şikayetin reddi kararının isabetli olduğu anlaşılmaktadır. (Diyarbakır BAM 11. HD. T:24/04/2025, E:2025/433, K:2025/563)
Buna göre, İİK'nın 150/e maddesinde öngörülen süre, tüm borçlulara icra emrinin tebliğinden itibaren başlayacağından, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren taşınmazlar için 1 yıl içinde satış isteme zorunluluğu vardır.
Aynı Kanunun 150/g maddesi hükmüne göre; satılması istenen rehin hakkında 92 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 93, 96, 97, 97/a, 98 ve 99 uncu maddeler ile 112'den 137 nci maddeye kadar olan hükümler kıyas yolu ile uygulanır.
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde kıyas yoluyla uygulanacak olan İİK'nın 115/7. maddesi hükmüne göre de; satış isteme süresi satış talebiyle birlikte durur ve duran bu süre, ihalenin yapılamadığına veya iptal edildiğine ilişkin tutanak tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
--------
--------
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamlı takipte, geçerli olan icra emrinin borçlu vekiline 02/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bu icra emrine karşı başvurulan şikayete ilişkin dosyada takibin durdurulması yönünde herhangi bir tedbir kararının verilmediği, bu şikayet dosyasında verilen nihai kararın istinaf edilmiş olmasının da satış isteme süresini durdurmayacağı, dolayısıyla şikayet yargılaması sırasında satış isteme sürelerinin işlemeye devam ettiği, alacaklı vekilinin 07/12/2021 tarihinde satış talebinde bulunduğu, 02/03/2021 tarihi ile 07/12/2021 tarihine kadar geçen sürenin 9 ay 5 gün kadar olduğu, taşınmazın satışı sonrası ihalenin feshi talebinde bulunulduğu ve ihalenin feshine karar verildiği, ihalenin feshi kararının 22/11/2022 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle İİK'nın 155/7 maddesi gereği kalan 2 ay 25 günlük sürenin 22/11/2022 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, alacaklı vekili tarafından bu süre dolduktan sonra 15/04/2024 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu, süresinden sonra satış talebinde bulunulduğundan icra müdürlüğünce İİK'nın 150/e maddesi gereği satış talebinin reddine ve takibin düşürülmesine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ve Mahkemece şikayetin reddi kararının isabetli olduğu anlaşılmaktadır. (Diyarbakır BAM 11. HD. T:24/04/2025, E:2025/433, K:2025/563)
#37
Satış (ihale) & Paraların Paylaştırılması / Satış Yapan İcra Dosyasına, RP...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 20 Ekim 2025, 15:11:20Şikayetçilerin temyiz dilekçesinde genel bir ifade ile fesih şartlarının oluştuğunu belirtmeleri, özel bir fesih koşulunun temyiz sebebi yapılmamış olması nedeniyle, kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda; şikayete konu taşınmazın tapu kaydında . Bankası A.Ş. lehine 03.8.2011 tarih ve 9790 yevmiye numaralı ipotek kaydının bulunduğu görülmekle, İİK'nın 129. maddesinin atfıyla taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken aynı Kanunun 115/1. maddesi gereğince ihale bedelinin satışa konu taşınmazın muhammen değerinin % 50'si ile o mal ile güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi şart olup bu hususun ihalenin feshi şikayetlerinde mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiği tabi olduğundan Dairemizce resen yapılan incelemede;
İpotek alacaklısı banka tarafından . İcra Müdürlüğü'nün 2019/11** E. sayılı dosyasında ipotekli takip başlatıldığı ve İİK'nın 100. maddesi gereğince söz konusu dosyada verilen cevabi yazı ile bankanın alacağının 35.615,00 TL olarak bildirildiği, buna göre 522.000,00 TL olan ihale bedelinin rüçhanlı alacağı karşıladığının anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının Onanmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 12. HD. T:19.01.2023, E:2022/12919, K:2023/317)
*********
Öte yandan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 115. maddesinde; "Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satışa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse, bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir" hükmü yer almaktadır.
Takip dosyasının yapılan incelemesinde; ihalenin feshini isteyen şikayetçinin, . İcra Müdürlüğü'nün 2014/139** Esas sayılı takip dosyası üzerinden alacağın tahsili amacıyla taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, ihalenin yapıldığı . İcra Müdürlüğü'nün 2015/126** Esas sayılı dosyası üzerinden ise, alacaklı H.Ç.'nın 21.540 TL alacağın tahsili amacıyla 25.06.2015 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, borçlu M.E.'a ait olan .... 9047 plakalı aracın, 07.08.2015 tarihinde alacaklı H.Ç.'ya 13.050 TL bedelle ihale edildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklanan İİK'nun 115. maddesi uyarınca rüçhanlı alacak sahibi olan şikayetçi Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'den, rehin bedeli ile aracın, rehin bedelinin altında satılmasına ilişkin muvafakatinin bulunup bulunmadığının SORULMAMASI da doğru bulunmamıştır. (Yargıtay 12. HD. T:24/05/2016, E:2016/9831, K:2016/14565)
*********
Takip dosyasının incelenmesinde; ihalenin feshini isteyen şikayetçinin, ihalesi yapılan taşınır üzerinde 17.08.2005 tarihli rehninin bulunduğu ve . İcra Müdürlüğü'nün 2013/243** Esas sayılı takip dosyası üzerinden 61.720,02 TL alacağın tahsili amacıyla 23.10.2013 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, ihalenin yapıldığı . İcra Müdürlüğü'nün 2014/204** Esas sayılı dosyası üzerinden ise C. M. tarafından Ö. S. aleyhine 15.055,69 TL yediemin ücreti alacağının tahsili amacıyla 21.05.2014 tarihinde genel haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçlu Ö. S.'ya ait olan **** 8174 plakalı aracın, 29.12.2014 tarihinde E.E.'a 17.800 TL bedelle ihale edildiği görülmektedir.
Yedieminin, ücret alacağı için müstakil bir takip başlatması ve bu dosyadan taşınırın satılması halinde İİK'nun 138/2. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, satışın yapıldığı takip dosyasındaki alacağın, rehin alacağına rüçhanı söz konusu değildir. Bu durumda yukarıda açıklanan İİK'nun 115. maddesi uyarınca, rüçhanlı alacak sahibi olan şikayetçi G. Yönetimi A.Ş.'den, rehin bedelinin ve aracın, rehin bedelinin altında satılmasına ilişkin muvafakatinin bulunup bulunmadığının SORULMAMASI doğru değildir. (Yargıtay 12. HD. T:20.02.2017, E:2017/980, K:2017/2211)
İpotek alacaklısı banka tarafından . İcra Müdürlüğü'nün 2019/11** E. sayılı dosyasında ipotekli takip başlatıldığı ve İİK'nın 100. maddesi gereğince söz konusu dosyada verilen cevabi yazı ile bankanın alacağının 35.615,00 TL olarak bildirildiği, buna göre 522.000,00 TL olan ihale bedelinin rüçhanlı alacağı karşıladığının anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının Onanmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 12. HD. T:19.01.2023, E:2022/12919, K:2023/317)
*********
Öte yandan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 115. maddesinde; "Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satışa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse, bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir" hükmü yer almaktadır.
Takip dosyasının yapılan incelemesinde; ihalenin feshini isteyen şikayetçinin, . İcra Müdürlüğü'nün 2014/139** Esas sayılı takip dosyası üzerinden alacağın tahsili amacıyla taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, ihalenin yapıldığı . İcra Müdürlüğü'nün 2015/126** Esas sayılı dosyası üzerinden ise, alacaklı H.Ç.'nın 21.540 TL alacağın tahsili amacıyla 25.06.2015 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, borçlu M.E.'a ait olan .... 9047 plakalı aracın, 07.08.2015 tarihinde alacaklı H.Ç.'ya 13.050 TL bedelle ihale edildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklanan İİK'nun 115. maddesi uyarınca rüçhanlı alacak sahibi olan şikayetçi Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'den, rehin bedeli ile aracın, rehin bedelinin altında satılmasına ilişkin muvafakatinin bulunup bulunmadığının SORULMAMASI da doğru bulunmamıştır. (Yargıtay 12. HD. T:24/05/2016, E:2016/9831, K:2016/14565)
*********
Takip dosyasının incelenmesinde; ihalenin feshini isteyen şikayetçinin, ihalesi yapılan taşınır üzerinde 17.08.2005 tarihli rehninin bulunduğu ve . İcra Müdürlüğü'nün 2013/243** Esas sayılı takip dosyası üzerinden 61.720,02 TL alacağın tahsili amacıyla 23.10.2013 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, ihalenin yapıldığı . İcra Müdürlüğü'nün 2014/204** Esas sayılı dosyası üzerinden ise C. M. tarafından Ö. S. aleyhine 15.055,69 TL yediemin ücreti alacağının tahsili amacıyla 21.05.2014 tarihinde genel haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçlu Ö. S.'ya ait olan **** 8174 plakalı aracın, 29.12.2014 tarihinde E.E.'a 17.800 TL bedelle ihale edildiği görülmektedir.
Yedieminin, ücret alacağı için müstakil bir takip başlatması ve bu dosyadan taşınırın satılması halinde İİK'nun 138/2. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, satışın yapıldığı takip dosyasındaki alacağın, rehin alacağına rüçhanı söz konusu değildir. Bu durumda yukarıda açıklanan İİK'nun 115. maddesi uyarınca, rüçhanlı alacak sahibi olan şikayetçi G. Yönetimi A.Ş.'den, rehin bedelinin ve aracın, rehin bedelinin altında satılmasına ilişkin muvafakatinin bulunup bulunmadığının SORULMAMASI doğru değildir. (Yargıtay 12. HD. T:20.02.2017, E:2017/980, K:2017/2211)
#38
Satış (ihale) & Paraların Paylaştırılması / Alacak Muaccel ise Süreli İpot...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 09 Ekim 2025, 10:55:2910.07.2019 tarihli 30827 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7181 sayılı Tapu Kanunun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 19. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 883. maddesine; "İpotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerine 09.06.1932 tarih ve 2004 sayılı İcra İflas Kanununu 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması halinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir." hükmü, aynı Kanunun 3. maddesi ile; "2644 sayılı Tapu Kanununa geçici madde 4 eklenerek; 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 883 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten önce süresi dolmuş olmasına rağmen terkin edilmeyen süreli ipoteklerde anılan fıkrada belirtilen otuz günlük süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten başlar." hükmü eklenmiş olup 28. madde ile de bu Kanunun birinci maddesi, üçüncü maddesi ile on dokuzuncu maddesinin 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen düzenlemeler gereğince özetle, süreli olarak tesis edilen 01.01.2020 tarihinden önce süresi sona eren ipoteklerde 31.01.2020 tarihine kadar, süreli ipoteklerden 01.01.2020 tarihinden sonra süresi sona eren ipoteklerde ise süre bitiminden itibaren 30 gün içinde alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlayıp İİK'nın 150/c maddesinde belirtilen şerhin taşınmaz üzerine konulmamış olması halinde, taşınmaz maliki, ipotek alacağı sona ermemiş olsa bile tapu müdürlüğünde ipoteğin terkin edilmesini sağlayabilir. İpotek alacaklısının süreli olarak kurulmuş ipotekte muaccel alacağı için süre bitiminden önce veya süre bitiminden itibaren 30 gün içinde, 01.01.2020 tarihinden önce süresi dolan ipoteklerde ise bu tarihten itibaren 30 günlük süre içinde takibe geçmesi ve İİK'nın 150/c maddesinde yazılı şerhi ipotekli taşınmazın tapu kaydına işlenmesi gerekmektedir.
Süreli ipotekle ilgili bu açık yasal düzenlemeler karşısında Dairemizin yerleşik kararlarından dönülmüş olup ipotek süresinin, asıl alacağın vadesi olarak nitelendirilmeyeceği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 12.HD. 2023/4123 E, 2024/1027 K, 07.02.2024 tarihli kararı).
İpotek süresi temel hukuka ilişkin ve alacağın niteliğinden bağımsız olarak taşınmazın alacağa sağladığı teminatın süresini göstermektedir. İpoteğin ana para veya üst sınır ipoteği olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Nitekim TMK 883. maddesinin ikinci fıkrası, ipoteğin türü ve alacağın niteliğini dikkate almaksızın ipotek süresinin ve otuz günlük sürenin dolması ile taşınmaz malikine ipoteği terkin etme yetkisi vermek sureti ile bu şekilde bir ayrıma olanak vermemektedir.
İpotek alacağa bağlı bir hak ise de; alacağın varlığı, muaccel olması miktarı ipotekten bağımsız olarak değerlendirilmelidir. İpotek akit tablosu içeriğinden, doğduğu anlaşılan bir alacak; ipotek akit tablosunda açıkça bir vadeye bağlanmışsa bu vadenin dolması ile akit tablosuna göre istendiği anda muaccel olacağı belirtilmişse o tarihte, bunların hiçbiri belirli değilse, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre alacağın istenebilir olduğu tarihte muacceliyet kazanır. Takibin başlatılabilmesinin şartı, alacağın muaccel olması olup, ipoteğin mevcut ve sicilden terkin edilmemiş olması, takibin ipotekli takip olarak yapılabilmesi için yeterlidir.
Buna göre icra takibinin dayanağı 31.12.2021 tarih ve 42536 yevmiye nolu ipotek akit tablosunda; "T. A. Anonim Şirketinden aldığı 6.000.000,00 TL bedel mukabilinde diğer kredi için T. A. Anonim Şirketi lehine 13/12/2021 tarihli bayilik sözleşmesi gereğince 1.derecede % 6 faiz ve F.B.K süre ile tacir ipoteği tesis ettiği"nin belirtildiği, devamında ".....T. A. Anonim Şirketinden almış olduğu ve alacağı petrol ürünlerinin ve LPG ürünlerinin bedelleri, kredi, ariyeten almış olduğu teçhizat ve mevcut sözleşmelerdeki kar mahrumiyeti, şartlı cezailer ve bu alacakların faizleri dâhil her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 6.000.000,00 TL'lik (Altımilyon Türk Lirası) kısmının teminatını teşkil etmek üzere..." açıklaması bulunmaktadır. İpotek belgesinde ipoteğe ilişkin bilgiler "Kayıt Tarihi: 31/12/2021, Süresi: 5 yıl, Bedeli: 6.000.000,00 TL, Faiz: Aylık %6 " şeklinde tesis edilen ipotek limit ipoteği olup feshi bildirilinceye kadar 5 yıl sürelidir. İpotek belgesindeki süre ipoteğin ne kadar süre teminat fonksiyonu göreceği ile alakalı olup temin ettiği alacağın vadesi olarak düşünülemez. Değişen içtihadımız uyarınca ipotek belgesinde yazılı 31.12.2021 kayıt tarihli ve 5 yıl süreli olup 31.12.2026 tarihi ipoteğin süresinin bitim tarihi olup vade tarihi olarak nitelenemeyeceği için bu tarihte alacağın muaccel olacağından söz edilemez.
İİK'nın ödeme emri başlıklı 149/b maddesinde 149 uncu madde de yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için "İcra müdürünün borçluya ve varsa taşınmaz sahibi olan üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60 ıncı maddeye göre ödeme emri gönderir." hükmünün lafzından takip talebini alan icra müdürünün ödeme emri göndermeden önce alacağın muaccel olup olmadığının incelemesi ve alacak muaccel ise ödeme emri göndermesi değilse göndermemesi gerektiği sonucu çıkarılabilir ise de Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre icra memurunun bu şekilde bir yetkisi bulunmamaktadır.
Zira alacağın muaccel olup olmadığının tespiti, alacağın esasına ilişkin bir araştırma gerekir. İpotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir borç ikrarına havi olmadığından alacağın muaccel olup olmadığı ancak alacaklının dayandığı diğer belgelerin incelenmesi ile anlaşılabilir. Taraflar icra dosyasına sunmadıkça icra müdürünün böyle bir araştırma yetkisi yoktur(Postacıoğlu, E.İlhan; İcra Hukuk Esasları, İstanbul 1982 s.373; Yücel, Tunç Müjgan; Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takibi, İstanbul 2010 s.209).
Şu hale göre somut olayda, üst sınır (limit) ipoteğine dayalı olarak takip talebi verilmesi üzerine icra müdürünce borçluya ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ödeme emri göndermesi gerekirken, ipoteğe konu alacağın henüz muaccel hale gelmeden takip yapıldığından bahisle takip talebinin reddine karar vermesi isabetsiz olup şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 12. HD. T:07.04.2025, E:2025/1054, K:2025/2822)
Süreli ipotekle ilgili bu açık yasal düzenlemeler karşısında Dairemizin yerleşik kararlarından dönülmüş olup ipotek süresinin, asıl alacağın vadesi olarak nitelendirilmeyeceği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 12.HD. 2023/4123 E, 2024/1027 K, 07.02.2024 tarihli kararı).
İpotek süresi temel hukuka ilişkin ve alacağın niteliğinden bağımsız olarak taşınmazın alacağa sağladığı teminatın süresini göstermektedir. İpoteğin ana para veya üst sınır ipoteği olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Nitekim TMK 883. maddesinin ikinci fıkrası, ipoteğin türü ve alacağın niteliğini dikkate almaksızın ipotek süresinin ve otuz günlük sürenin dolması ile taşınmaz malikine ipoteği terkin etme yetkisi vermek sureti ile bu şekilde bir ayrıma olanak vermemektedir.
İpotek alacağa bağlı bir hak ise de; alacağın varlığı, muaccel olması miktarı ipotekten bağımsız olarak değerlendirilmelidir. İpotek akit tablosu içeriğinden, doğduğu anlaşılan bir alacak; ipotek akit tablosunda açıkça bir vadeye bağlanmışsa bu vadenin dolması ile akit tablosuna göre istendiği anda muaccel olacağı belirtilmişse o tarihte, bunların hiçbiri belirli değilse, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre alacağın istenebilir olduğu tarihte muacceliyet kazanır. Takibin başlatılabilmesinin şartı, alacağın muaccel olması olup, ipoteğin mevcut ve sicilden terkin edilmemiş olması, takibin ipotekli takip olarak yapılabilmesi için yeterlidir.
Buna göre icra takibinin dayanağı 31.12.2021 tarih ve 42536 yevmiye nolu ipotek akit tablosunda; "T. A. Anonim Şirketinden aldığı 6.000.000,00 TL bedel mukabilinde diğer kredi için T. A. Anonim Şirketi lehine 13/12/2021 tarihli bayilik sözleşmesi gereğince 1.derecede % 6 faiz ve F.B.K süre ile tacir ipoteği tesis ettiği"nin belirtildiği, devamında ".....T. A. Anonim Şirketinden almış olduğu ve alacağı petrol ürünlerinin ve LPG ürünlerinin bedelleri, kredi, ariyeten almış olduğu teçhizat ve mevcut sözleşmelerdeki kar mahrumiyeti, şartlı cezailer ve bu alacakların faizleri dâhil her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 6.000.000,00 TL'lik (Altımilyon Türk Lirası) kısmının teminatını teşkil etmek üzere..." açıklaması bulunmaktadır. İpotek belgesinde ipoteğe ilişkin bilgiler "Kayıt Tarihi: 31/12/2021, Süresi: 5 yıl, Bedeli: 6.000.000,00 TL, Faiz: Aylık %6 " şeklinde tesis edilen ipotek limit ipoteği olup feshi bildirilinceye kadar 5 yıl sürelidir. İpotek belgesindeki süre ipoteğin ne kadar süre teminat fonksiyonu göreceği ile alakalı olup temin ettiği alacağın vadesi olarak düşünülemez. Değişen içtihadımız uyarınca ipotek belgesinde yazılı 31.12.2021 kayıt tarihli ve 5 yıl süreli olup 31.12.2026 tarihi ipoteğin süresinin bitim tarihi olup vade tarihi olarak nitelenemeyeceği için bu tarihte alacağın muaccel olacağından söz edilemez.
İİK'nın ödeme emri başlıklı 149/b maddesinde 149 uncu madde de yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için "İcra müdürünün borçluya ve varsa taşınmaz sahibi olan üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60 ıncı maddeye göre ödeme emri gönderir." hükmünün lafzından takip talebini alan icra müdürünün ödeme emri göndermeden önce alacağın muaccel olup olmadığının incelemesi ve alacak muaccel ise ödeme emri göndermesi değilse göndermemesi gerektiği sonucu çıkarılabilir ise de Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre icra memurunun bu şekilde bir yetkisi bulunmamaktadır.
Zira alacağın muaccel olup olmadığının tespiti, alacağın esasına ilişkin bir araştırma gerekir. İpotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir borç ikrarına havi olmadığından alacağın muaccel olup olmadığı ancak alacaklının dayandığı diğer belgelerin incelenmesi ile anlaşılabilir. Taraflar icra dosyasına sunmadıkça icra müdürünün böyle bir araştırma yetkisi yoktur(Postacıoğlu, E.İlhan; İcra Hukuk Esasları, İstanbul 1982 s.373; Yücel, Tunç Müjgan; Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takibi, İstanbul 2010 s.209).
Şu hale göre somut olayda, üst sınır (limit) ipoteğine dayalı olarak takip talebi verilmesi üzerine icra müdürünce borçluya ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ödeme emri göndermesi gerekirken, ipoteğe konu alacağın henüz muaccel hale gelmeden takip yapıldığından bahisle takip talebinin reddine karar vermesi isabetsiz olup şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 12. HD. T:07.04.2025, E:2025/1054, K:2025/2822)
#39
Satış (ihale) & Paraların Paylaştırılması / Teminatsız İhaleye Katılım Tal...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 07 Ekim 2025, 14:03:13Şikayetçi vekili ihaleye teminat göstermeksizin katılımının sağlanmadığını ileri sürmekte ise de; 2004 sayılı İİK'nun 114.maddesinin 7.fıkrası 6.bendi ile 08/03/2022 tarihli İcra ve İflas Kanunu Uyarınca Elektronik Ortamda yapılacak Satışların Usulü Hakkında Yönetmeliğin 13/3 maddesinde yer alan; "satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmeleri halinde alacağın veya ortaklık payının teminatı karşıladığı miktar kadar kendilerinden teminat alınmayacağı" hükmü uyarınca, satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı tarafından ihale gününden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapacak olan icra müdürlüğünden talepte bulunulması gerektiği, somut olayda; ihale tarihinin 08/12/2022 olduğu, şikayet eden alacaklı tarafından satışın yapılacağı 2017/145 talimat sayılı dosyaya her hangi bir talepte bulunulmadığı, talebin, satış yapılacak icra dosyası numarası bildirilmeden, alacaklı olunan 2017/1881 Esas sayılı dosyaya 07/12/2022 tarihinde saat 10.33'de yapıldığı, bu dosyada müdürlüğün aynı tarihli (saat 16:49) tensip kararı ile; "dosyamızdan hazırlanan bir satış işlemi bulunmadığından talebin reddine" şeklinde karar verildiği, bu karar üzerine şikayetçi tarafından yine 2017/1881 esas sayılı dosyaya 07/12/2022 tarihinde mesai saatinden sonra olmak üzere saat 23:45'te yeniden bir talep gönderildiği ve bu talepte bu kez satışın yapılacağı icra dosyası olarak 2017/145 talimat sayılı dosyanın bildirildiği, dolayısıyla İİK'nun 114.maddesinin 7.fıkrası 6.bendi ile 08/03/2022 tarihli İcra ve İflas Kanunu Uyarınca Elektronik Ortamda yapılacak Satışların Usulü Hakkında Yönetmeliğin 13/3 maddesinde öngörülen şekilde yapılmış bir talebin bulunmadığı, kaldı ki usulünce yapılmış bir talep bulunmasa dahi Ç. İcra Müdürlüğü'nün 23/12/2022 tarihli yazı cevabı ve ekleri incelendiğinde; 450 parsel sayılı taşınmaz satışı için 08/12/2022 günü saat 08:06'da, 452 parsel sayılı taşınmaz satışı için 08/12/2022 günü saat 08:07'de, 451 parsel sayılı taşınmaz satışı için 08/12/2022 günü saat 08:07'de, ihale saatinden önce (ihale saati 10:00) şikayetçi vekili Av. E. Ö. Özdemir'e ihaleye teminatsız giriş için yetki verildiği anlaşıldığından bu husus ihalenin feshi nedeni olarak görülmemiş, mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. (Samsun BAM 4. HD. T:26/01/2024, E:2024/154, K:2024/267).
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2024/2950
KARAR NO: 2024/4827
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 26/01/2024
NUMARASI : 2024/154-2024/267
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu ile davacı/haciz alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçlu K.A.'un temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurup, ihalenin feshini istemeyen borçlu K.A.'un şikayetçi haciz alacaklısı M.A. tarafından ileri sürülen ihalenin feshi talebinin reddine dair kararı temyiz hakkı bulunmadığından davalı K.A.un temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacı haciz alacaklısı M.A.'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 15.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2024/2950
KARAR NO: 2024/4827
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 26/01/2024
NUMARASI : 2024/154-2024/267
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu ile davacı/haciz alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçlu K.A.'un temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurup, ihalenin feshini istemeyen borçlu K.A.'un şikayetçi haciz alacaklısı M.A. tarafından ileri sürülen ihalenin feshi talebinin reddine dair kararı temyiz hakkı bulunmadığından davalı K.A.un temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacı haciz alacaklısı M.A.'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 15.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
#40
Satış (ihale) & Paraların Paylaştırılması / Geçerli Bir Satış Talebi Olmad...
Son İleti Gönderen Arb. Özgür Koca - 26 Eylül 2025, 14:33:09İcra İflas Kanunu 121. maddesi; "Bir intifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesi gibi yukarki maddelerde gösterilmeyen başka nevi malların satılması lazımgelirse icra memuru satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden sorar. İcra mahkemesi, yerleşim yerleri malüm olan alakadarları davet ve gelenlerini dinledikten sonra açık artırma yaptırabileceği gibi satış için bir memur da tayin edebilir, yahut iktiza eden diğer bir tedbiri alabilir." hükmündedir. Bu doğrultuda anılan madde hükmünün, İİK. 121.maddesinde iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesinin satışının lazım gelmesi halinde satışın ne şekilde yapılacağı hususunun icra mahkemesinden sorulması gerektiği hususunda düzenlendiği; somut olayda istem konusu taşınmazlar ile ilgili olarak alacaklı tarafça yapılmış usulüne uygun bir satış talebinin bulunmadığı, bu hali ile İİK. 121.maddesi uyarınca işlem yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla şikayete konu icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. (Adana BAM 10. HD. T:13/02/2025, E:2025/300, K:2025/323).
İcra İflas Kanunu 121. maddesi; "Bir intifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesi gibi yukarki maddelerde gösterilmeyen başka nevi malların satılması lazımgelirse icra memuru satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden sorar.
İcra mahkemesi, yerleşim yerleri malüm olan alakadarları davet ve gelenlerini dinledikten sonra açık artırma yaptırabileceği gibi satış için bir memur da tayin edebilir, yahut iktiza eden diğer bir tedbiri alabilir.
" hükmündedir.
Bu doğrultuda, İİK 121. maddesinde iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesinin satışının lazım gelmesi halinde satışın ne şekilde yapılacağı hususunun icra mahkemesinden sorulması gerektiği hususunun düzenlendiği, somut olayda mahcuz iştirak halinde mülkiyet hissesi bulunan taşınmazlar ile ilgili olarak alacaklı tarafça yapılmış usulüne uygun bir satış talebi bulunmadığı, bu hali ile İİK 121. maddesi uyarınca işlem yapılmasının mümkün olmadığı, şikayete konu icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu değerlendirilmekle, şikayetin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Samsun BAM 4. HD. T:23/01/2025, E:2024/2377, K:2025/53).
**********
İcra İflas Kanunu 121. maddesi; "Bir intifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesi gibi yukarki maddelerde gösterilmeyen başka nevi malların satılması lazımgelirse icra memuru satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden sorar.
İcra mahkemesi, yerleşim yerleri malüm olan alakadarları davet ve gelenlerini dinledikten sonra açık artırma yaptırabileceği gibi satış için bir memur da tayin edebilir, yahut iktiza eden diğer bir tedbiri alabilir.
" hükmündedir.
Bu doğrultuda, İİK 121. maddesinde iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesinin satışının lazım gelmesi halinde satışın ne şekilde yapılacağı hususunun icra mahkemesinden sorulması gerektiği hususunun düzenlendiği, somut olayda mahcuz iştirak halinde mülkiyet hissesi bulunan taşınmazlar ile ilgili olarak alacaklı tarafça yapılmış usulüne uygun bir satış talebi bulunmadığı, bu hali ile İİK 121. maddesi uyarınca işlem yapılmasının mümkün olmadığı, şikayete konu icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu değerlendirilmekle, şikayetin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Samsun BAM 4. HD. T:23/01/2025, E:2024/2377, K:2025/53).