Kısıtlı Hakkında Başlatılan İcra Takibinde Vasiye Tebligatın Usulü

Başlatan Arb. Özgür Koca, 14 Haziran 2026, 21:26:42

« önceki - sonraki »
avatar_Arb. Özgür Koca
Kısıtlılara (Vesayet Altındakilere) Karşı İcra Takibi: Yargıtay Kararları Işığında Takip Ehliyeti ve Usuli Düzeltmeler



İcra hukukunda, hukuki işlemlerin geçerliliği sıkı şekil şartlarına tabidir. Özellikle taraf ehliyeti ve takip ehliyeti, bir icra takibinin temel taşlarını oluşturur. Dava ve takip ehliyeti, kişinin bizzat veya temsilcisi aracılığıyla usul ve takip işlemlerini yapabilme yetkisidir. Kural olarak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip her gerçek veya tüzel kişi bu ehliyete sahipken, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların (istisnai haller dışında) dava ve takip ehliyeti bulunmamaktadır. Bu kişilerin kanuni temsilcileri (vasileri) aracılığıyla temsil edilmeleri kanuni bir zorunluluktur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve güncel kararları incelendiğinde, kısıtlılara karşı doğrudan başlatılan takiplerde sıklıkla yapılan usul hataları ve bu hataların sonuçları net bir şekilde ortaya konmaktadır.

1. Kısıtlıya Karşı Doğrudan Takip Başlatılamaz
Vesayet altına alınma kararı verildikten sonra kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden, kısıtlı adına itiraz ve şikayet haklarını kullanma yetkisi yalnızca vasiye aittir. Bu nedenle, vasi hasım gösterilmeksizin doğrudan kısıtlı borçlu hakkında icra takibi yapılamaz. Takip ehliyeti olmayan kişilere karşı başlatılan veya devam edilen icra takipleri ve işlemleri geçersizdir.

2. Takip Ehliyeti Kamu Düzenindendir ve Re'sen Gözetilir
Yargıtay kararlarında altı önemle çizilen bir diğer husus, takip ehliyetinin kamu düzenine ilişkin olmasıdır.
  • Bu eksiklik, icra müdürü ve icra mahkemesi tarafından işlemlerin her aşamasında kendiliğinden (re'sen) gözetilmelidir.
  • Kamu düzeninden kaynaklandığı için de süreye tabi olmaksızın (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebilmektedir.

3. Ödeme Emrinin Sonradan Vasiye Tebliği Takibi Geçerli Kılmaz
Uygulamada alacaklıların sıklıkla başvurduğu hatalı bir yöntem, doğrudan kısıtlı adına düzenlenen ödeme emrinin, kısıtlılık durumu anlaşıldıktan sonra "vasisine tebliğ edilerek" sorunun çözülmeye çalışılmasıdır. Oysa Yargıtay kararlarına göre, doğrudan kısıtlı borçlu hakkında başlatılan hatalı takipte, ilk ödeme emrinin sadece vasiye tebliğ edilmesi işlemin geçersizliğini ortadan kaldırmaz ve sonuca etkili değildir.

4. HMK m. 124 Kapsamında Taraf Değişikliği ve Doğru Usul
Alacaklının borçlunun kısıtlı olduğunu bilmeden doğrudan ona karşı takip başlatması, maddi bir hata veya kabul edilebilir bir yanılgı olarak dürüstlük kuralına aykırı görülmeyebilir. Bu durumda HMK m. 124/3-4 uyarınca taraf değişikliği yapılarak yanlışlığın düzeltilmesi mümkündür. Ancak Yargıtay usulün şu şekilde işletilmesini emretmektedir:
  • Kısıtlı borçlunun vasisinin ek takip talebi ile takipte gösterilmesi zorunludur.
  • Sadece eski ödeme emri değil, bu ek takip talebine uygun olarak kısıtlı borçlu ile birlikte vasisine de yer verilerek yeniden düzenlenecek ödeme emrinin tebliğ edilmesi gereklidir.

Sonuç Olarak;
Vesayet altındaki kişilere karşı yürütülecek icra takiplerinde, vasi mutlaka hasım gösterilmeli ve tebligatlar usulüne uygun şekilde vasi adına çıkartılmalıdır. Usulüne uygun başlatılmayan ve doğrudan kısıtlıyı hedef alan takiplerde, icra mahkemesince şikayetin kabulü ile ödeme emirlerinin ve bağlantılı işlemlerin (muhtıraların vb.) iptaline karar verilebilmektedir.

Kaynak:
1. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/12365, K. 2022/4734
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/3448, K. 2024/8968




T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

2021/12365 Esas
2022/4734 Karar


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vasisi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu adına vasinin icra mahkemesine başvurusunda; vasi gösterilmeksizin düzenlenen ödeme emrinin tebliğ işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek ödeme emrinin ve takibin iptaline karar verilmesini istediği, İlk Derece Mahkemesince; doğrudan kısıtlı hakkında takip yapılamayacağı, kısıtlının adı gösterilmek suretiyle vasiye yönlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile ödeme emrinin iptaline karar verildiği, alacaklının istinaf yoluna başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; vasinin takipten haberdar edildiği ve takibe itiraz ettiği, ödeme emri veya takibin iptaline karar verilmesinin usul ekonomisine aykırı olduğu gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırıldığı ve şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dava ve takip ehliyeti, kişinin kendisi veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler, dava ehliyetine de sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, bazı istisnai hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların, dava ve takip ehliyeti yoktur. İstisnai haller dışındaki dava ve takiplerde, kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar.

HMK'nun 124/3. maddesi uyarınca maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin kabulü için, karşı tarafın rızası aranmaz. Aynı maddenin 4. fıkrasında da; "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir" düzenlemesi yer almaktadır. Anılan hükmün icra takiplerinde de uygulanması gerekir.

Somut olayda, Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20.01.2021 tarih ve 2020/735 E. 2021/103 K. sayılı kararı ile borçlunun TMK.nun 406. maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verilerek annesi ...'ın vesayeti altına alındığı, vesayet kararından sonra 25.03.2021 tarihinde kısıtlı doğrudan taraf gösterilerek icra takibine başlandığı, alacaklı tarafından kısıtlı borçlunun vasisi yerine kıstlı hakkında takip yapılması, maddi hataya ve kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olup, dürüstlük kuralına da aykırı olmadığından alacaklının HMK.nun 124/3-4. maddesi uyarınca taraf değişikliği yapmak suretiyle bu yanlışlığı düzeltmesi mümkün olsa da alacaklı tarafından borçlunun kısıtlandığının takip sırasında öğrenilmesi üzerine vasiye gönderilen ödeme emrinin vasi gösterilmeksizin düzenlenen ilk ödeme emri olduğu görülmektedir.

O halde, HMK.'nun 124. maddesine uygun olarak kısıtlı borçlunun vasisinin ek takip talebi ile takipte gösterilmesi ve buna uygun olarak düzenlenen ödeme emrinin vasiye tebliği zorunlu olduğundan, ilk derece mahkemesince ödeme emrinin iptaline karar verilmiş olması doğru olup, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Borçlu vasisinin temyiz itirazlarının kabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 03/11/2021 tarih ve 2021/2884 E. - 2021/2450 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

2024/3448 ESAS
2024/8968 KARAR



Dava ve takip ehliyeti, kişinin bizzat veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK'nin 453, 462/7, 359, 455. maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyetleri yoktur. Bu nedenle takip ehliyeti olmayanlar tarafından başlatılmış veya takip ehliyeti olmayanlara karşı başlamış veya devam edilmiş icra takipleri ve takip işlemleri geçersizdir. Anılan kişilerin, istisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunmaları zorunludur.

Takip ehliyeti yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebilir. İcra müdürü ve icra mahkemesi bu işlemlerin geçersizliğini kendiliğinden (re'sen) gözetmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, borçlu ... ...'ın takip tarihi olan 8.11.2021 tarihinde önce Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.06.2021 tarih ve 2020/86 Esas 2021/817 Karar sayılı ilamı ile vesayet altına alındığı ve kendisine ...'ın vasi olarak atandığı, takibin ise yasal temsilcisi olarak vasisi hasım gösterilmeksizin doğrudan kısıtlı borçlu hakkında başlatıldığı, bu şekilde hazırlanan ödeme emrinin kısıtlıya ve vasiye ayrı ayrı tebliğ edildiği, kısıtlı borçlu ... ...'ın 29.08.2022 tarihinde öldüğü, alacaklının 19.09.2022 tarihli talebi üzerine mirasçılara örnek 4-5 nolu icra emri tebliğ edildiği, alacaklının 2.11.2022 tarihli talebi ile mirasçılara sehven örnek 4-5 nolu icra emri gönderildiğini ileri sürerek bu defa örnek 7 nolu ödeme emri gönderilmesini istediği, 3.11.2022 tarihli örnek 7 nolu ödeme emri tebliği üzerine mirasçı borçlular tarafından takibe itiraz edildiği, 10.11.2022 tarihli müdürlük kararı ile takibin durdurulduğu, alacaklı vekilinin bu kez de 24.02.2023 ve 27.02.2023 tarihli talepleri ile mirasçılara sehven örnek 7 nolu ödeme emri gönderildiğini ileri sürerek muhtıra gönderilmesini istediği ve mirasçılara borcun ödenmesi ihtarını içerir 27.02.2023 tarihli muhtıranın gönderildiği görülmüştür.

Vesayet altına alınma kararından sonra başlatılan takipte, kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden ve kısıtlı adına itiraz ve şikayet haklarını vasi kullanacağından, doğrudan kısıtlı borçlu hakkında takip yapılamaz. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de re'sen gözetilmesi gerekir. Doğrudan kısıtlı borçlu hakkında başlatılan takipte ödeme emrinin vasiye tebliğ edilmesi de sonuca etkili değildir.

O halde, kısıtlı borçluyu temsilen vasisi hasım gösterilmek suretiyle usulüne uygun olarak başlatılmış ve kesinleşmiş bir takip bulunmadığından şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlulara gönderilen muhtıranın iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :Şikayetçi borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.03.2024 tarih ve 2023/1849 Esas 2024/753 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 20.03.2023 tarih ve 2023/168 Esas 2023/231 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HukukMatik: Bilirkişi Hesap Asistanı
Ödeme ve masraf girişleri ile TL ve Döviz bazlı kademeli borç hesabı...

Benzer Konular (10)