YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 26.06.2018 tarihli ve 1028-307 sayılı

Başlatan İçtihat, 04 Şubat 2021, 20:52:15

« önceki - sonraki »
avatar_İçtihat


362 Kitabın diğer bölümlerindeki kararlarda CMK’nın 264. maddesine ilişkin hukuki açıklamalar bulunduğundan, tekrardan

kaçınmak adına bu kararın yalnızca özetine yer verilmiştir.

Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma

MADDE 264. - (1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde

yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.

(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.

Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı

MADDE 265. - (1) Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine

bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden

verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.

Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi

MADDE 266. - (1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar

verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun

rızası olmaksızın vazgeçilemez.

(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış

olması koşuluna bağlıdır.

(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına

kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile

müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.

KARARLAR

-1

ÖZET: Ceza miktarı yönünden resen temyize tabi olmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına

konu hükmünün, sanık müdafisi tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra sanığın 21.02.2018

tarihli dilekçeyle açıkça yeniden yargılamayı gerektirmeksizin dosyanın ivedi şekilde onaylanıp

gönderilmesini belirtmiş olması karşısında, sanığın bu talebinin temyizden vazgeçme niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır. CMK’nın 266/3. maddesindeki müdafinin iradesine üstünlük tanınması

gerektiğine ilişkin istisna hâli de söz konusu olmadığından sanığın temyizden vazgeçmesi geçerlidir.

Sanık S.Y. hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen beraat kararı temyiz edilmeksizin,

sanık C.Y. hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına ilişkin karar, bu karara yönelik itirazın mercisince reddedilmesi suretiyle, sanık Ş.Y. hakkında

kasten öldürme suçuna yardımdan verilen beraat kararı ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş

olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıklar C.Y. ve S.Y. hakkında kasten öldürme suçundan

kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Suçun sübutuna ve nitelendirilmesine ilişkin bir tartışma, bu kabulde dosya içeriği itibarıyla da

herhangi bir isabetsizlik bulunmamakta olup, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza

Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar,

1- Sanık C.Y.’nin direnme hükmünden sonra göndermiş olduğu dilekçelere göre temyiz isteminden

vazgeçip vazgeçmediğinin,

2-. ..

Belirlenmesine ilişkindir.

Uyuşmazlık konularının sırayla değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.

I- Sanık C.Y.’nin direnme hükmünden sonra göndermiş olduğu dilekçelere göre temyiz isteminden

vazgeçip vazgeçmediği,

İncelenen dosya kapsamından,

Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün sanık C. müdafisi ve katılan vekilince temyiz

edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesinden sonra, sanığın tutuklu

bulunduğu ceza infaz kurumundan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığına hitaben 'İlgili davadan

dolayı 5 yıl 3 ay gibi uzun süredir tutuklu bulunmaktayım. Dosyam hâlen arşivde beklemekte ve mağduriyetim

devam etmektedir. Dosyamın incelemeye alınarak onanması hususunda gereğini arz ve talep ederim'

şeklinde 21.02.2018 tarihli ve '...Almış olduğum cezayı kapalı ve denetim süresi dâhil infaz ettim. Daha fazla

mağdur edilmemem için dosyamın yeniden yargılamayı gerektirmeksizin onaylanmasını istiyorum. Gereğini

bilgilerinize arz ederim' şeklinde 11.05.2018 tarihli dilekçeler gönderdiği anlaşılmaktadır.

Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış

olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi

uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir.

Bunlardan ilki süre şartıdır. CMUK’un 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde

bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden başlamak üzere bir hafta

olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi bahse konu maddenin 3. fıkrasındaki istisnai durum hariç olmak üzere,

hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler

yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlar.

Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel

prensiplerinden olan 'Davasız yargılama olmaz' ilkesine uygun olarak temyiz davası kendiliğinden

açılmaz, bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. CMUK’un 305. maddesinin 1. fıkrası ile bu kuraldan

uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek, temyiz incelemesinin

kendiliğinden yapılması kabul edilmiş ise de, onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin

hükümler dışında kalan kararlarda, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davası açılmamışsa hükmün



Yargıtayca incelenmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan, 5271 sayılı CMK’nın kanun yollarına ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği bölümde

yer alan 'Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi' başlıklı 266. maddesinde,

'(1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar

geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın

vazgeçilemez.

(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış

olması koşuluna bağlıdır.

(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun

yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin

iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır' şeklindeki düzenleme ile kanun yoluna başvurulduktan

sonra başvurunun geri alınabileceği kabul edilmiştir.

Kanun yolu başvurusunda bulunulması veya bu başvurudan vazgeçilmesi kural olarak asilin iradesine

tabidir. Ancak maddenin 3. fıkrasında buna bir istisna getirilmiş ve onsekiz yaşını doldurmamış ya da

sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olan şüpheli veya sanığın, kanun yoluna

başvurulması ya da başvurunun geri alınması konusundaki iradesi ile müdafiinin iradesinin çelişmesi

hâlinde asilin değil, müdafiin iradesine üstünlük tanınmıştır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde,

Ceza miktarı yönünden resen temyize tabi olmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu

hükmünün, sanık müdafisi tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra sanık C. Y.’nin, 21.02.2018

tarihli dilekçeyle 'İlgili davadan dolayı 5 yıl 3 ay gibi uzun süredir tutuklu bulunmaktayım. Dosyam hâlen

arşivde beklemekte ve mağduriyetim devam etmektedir. Dosyamın incelemeye alınarak onanması hususunda

gereğini arz ve talep ederim', 11.05.2018 tarihli dilekçeyle de '...Almış olduğum cezayı kapalı ve denetim

süresi dâhil infaz ettim. Daha fazla mağdur edilmemem için dosyamın yeniden yargılamayı gerektirmeksizin

onaylanmasını istiyorum. Gereğini bilgilerinize arz ederim' şeklinde talepte bulunması ve dilekçesinde

açıkça yeniden yargılamayı gerektirmeksizin dosyanın ivedi şekilde onaylanıp gönderilmesini belirtmiş

olması karşısında, sanığın bu talebinin temyizden vazgeçme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 5271

sayılı CMK’nın 266. maddesinin 3. fıkrasındaki müdafisinin iradesine üstünlük tanınması gerektiğine

ilişkin istisna hâli de söz konusu olmadığından sanığın temyizden vazgeçmesi geçerlidir.

Bu itibarla, sanık Celil hakkındaki mahkûmiyet hükmünün katılan vekilinin temyiz istemiyle sınırlı

olarak incelenmesi gerekmektedir.

363

...

   YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 26.06.2018 tarihli ve 1028-307 sayılı

Benzer Konular (10)